Showing posts with label bisiklet. Show all posts
Showing posts with label bisiklet. Show all posts

İklim krizine dikkat çekmek için Paris'ten Bakü'ye pedal çeviren aktivistler İstanbul’a ulaştı

No comments

27 August 2024

İklim krizine dikkat çekmek için bisikletleriyle yola Paris’ten yola çıkan üç  aktivist dün İstanbul’a ulaştı. Barbaros Bulvarı'nda bisiklet severlerle buluşan aktivistler, Türkiye'den sonra Gürcistan'a geçecek ve ardından Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye ulaşacaklar.

 


İklim aktivistlerinin Paris'ten Bakü'ye gerçekleştirdiği bisiklet turu, iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Grup adına konuşan Önder Algedik, Türkiye'nin son 20 yılda 814 milyar dolarlık fosil yakıt ithalatı yaptığını ve bunun en önemli kaleminin akaryakıt olduğunu belirtti. Ayrıca, Türkiye'de sadece 2019-2023 yılları arasında 2 milyon 800 bin yeni arabanın piyasaya çıktığını vurgulayan Algedik, bu durumun karbon emisyonlarını artırdığına dikkat çekti.

Fransız iklim aktivisti Guillaume Outrage ise bisikletin doğayla barışık ve enerjinin en verimli kullanıldığı araçların başında geldiğini hatırlatarak ulaşımda karbon ayak izinin ortadan kalkması için bisiklet kullanımının önemine dikkat çekti. Bisiklet kullanımının yüzde 20 artması durumunda karbon emisyonlarının yüzde 8 gibi önemli bir oranda azalacağını söyleyen Outrage, bu sebeple bisiklet kullanımının teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.

COP29 tarafından sunulan 10 öneri ise iklim koruma için bisiklet kullanımını artırmayı hedeflemekte. Öneriler, özel bisiklet altyapısının artırılması, okul ve iş yolculuklarında bisikletin teşvik edilmesi, bisiklet parkı/ depolama alanlarının artırılması gibi karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik adımları içeriyor. Bu önerilerin hayata geçirilmesiyle, arabalardan bisikletlere geçişin sağlanması ve ulaşım emisyonlarının azaltılması hedefleniyor.

Bisiklet kullanımını teşvik ederek, enerji verimliliğini artırmayı ve karbon emisyonlarını azaltmayı hedefleyen aktivistlere biz de bisikletli gazete olarak yolunuz açık olsun! diyoruz. 





https://cop29bikeride.org/cop29-tenproposals

https://www.instagram.com/cop29bikeride/?hl=tr

Londra Bisiklet Kulübü’nden ücretsiz bisiklet bakımı

No comments

23 August 2024

Londra Bisiklet Kulübü, “Dr Bike Session” programı altında 26 Ağustos, Pazartesi günü Oakwood Park Kafe’de Enfield Belediyesi’ne bağlı Journeys and Places sponsorluğunda ücretsiz bisiklet bakımı etkinliği gerçekleştirecek.

 






Londra’da toplum üyelerinin bisikletle buluşmasına ve uyguladığı “well-being” programlarıyla sağlıklı yaşamasına ön ayak olan Londra Bisiklet Kulübü, 21 Temmuz, Pazar günü 10:00 -14:00 tarihleri arasında geçtiğimiz aylarda hizmete giren Oakwood Park Kafe’nin yanında Dr Bike Session kapsamında ücretsiz bisiklet tamiri etkinliği düzenleyecek.  

Etkinlik kapsamında fren, vites gibi bisiklet güvenliği kontrolleri ve küçük onarım işlemleri gerçekleştirilecek. Etkinlikte bakım ve onarım işleri etkinliğe geliş sırasına göre yapılacak.

Londra Bisiklet Kulübü’nün bu etkinliği Enfield Belediyesi’ne bağlı Journeys and Places sponsorluğunda gerçekleştirilmektedir.  

 

Tarih: 26 Ağustos, Pazartesi

Saat: 10am- 2pm

Adres: Oakwood Park Cafe

Lakenheath, London N14 4RY

Ayrıntılı bilgi için: https://journeysandplaces.enfield.gov.uk

 

  Free Dr Bike Session at Oakwood Park Cafe

Get your bike ready for summer. Experience bike mechanics will be outside of Oakwood Park Cafe on this Sunday, offering free bike safety checks and minor repairs.

M-Check: Safety check to ensure your bike is safe to ride

Adjustments: Brakes, gears, and more

Free parts: Replacements for small items like cables and brake pads

This event is on a first come first served basis - to be sure of a slot arrive earlier.

Dr Bike is provided by Journeys and Places ( Enfield Council ) with partnership with London Cycling Club ( LBK )

Date: 21st July, Sunday

Time: 10am- 2pm

Adress : Oakwood Park Cafe

Lakenheath, London N14 4RY

More info: https://journeysandplaces.enfield.gov.uk

 


Neden bisiklet kullanmalıyız?

No comments

29 April 2024

Dünyanın salgın hastalık, iklim ve ekonomi gibi krizlerle boğuştuğu şu dönemde çevreci, hesaplı ve sağlıklı bir ulaşım aracı olan bisiklete duyulan ihtiyaç da artıyor. Eğer bisikletiniz yoksa heves ettiniz ama bir türlü alıp sürmeye başlayamadıysanız bu yazı sizi bu konuda cesaretlendirecektir.

 


                                                                                          Tuncay Bilecen

 

Bisiklet, 1700’lü yılların sonunda icat edilmiş olsa da bir ulaşım aracı olarak 19. ve 20. yüzyılda yaygın biçimde kullanılmaya başlanıyor. Günümüzde yüzlerce çeşidi bulunan bisiklet en çevreci ve en sağlıklı ulaşım aracı konumunda.

Biz de bu yazıda “Neden bisiklet kullanmalıyız?” sorusuna kısaca yanıt vermeye çalışalım.

TASARRUF ETMEK İÇİN

Londra, dünyada ulaşım ücretinin en yüksek olduğu kentlerden biri… Metro ile bir duraktan diğerine gitmek için bile yaklaşık 3 pound ödemek gerekiyor. Oysa bisikletle her yere bedava gidebilirsiniz. Ayrıca bisiklet sürmek için benzin almanıza, sigorta, park ve “congestion charge” ücreti ödemenize gerek yok. Tek yapmanız gereken iyi bir bisiklet ve onu hırsızlardan koruyacak iyi bir kilit almak. Birkaç aylık toplu taşıma ücretiyle veya aracınızın yakıtı için yapacağınız harcamayla böyle bir bisiklet edinmeniz mümkün. Üstelik bisiklet kullanırsanız demiryolu, tube, toplu taşıma vs. hiçbir grevden etkilenmez, emekçi dostu olursunuz.

ÇEVREYİ KORUMAK İÇİN

Bisiklet en çevreci ulaşım aracıdır. Bisiklet sürerek doğaya zararlı gaz salınımını azaltmış olursunuz. Bilim insanları fosil yakıtlı araçların sera gazı salınımı nedeniyle küresel ısınma ve iklim değişikliğinden en az % 20 oranında sorumlu olduklarını söylüyor. Kentlerdeki sera gazı salınımının ise yaklaşık olarak % 40'ı fosil yakıtlı araçlardan kaynaklanıyor. Bu araçlar çevreye zarar vermekle kalmıyor, insan sağlığını da olumsuz yönde etkiliyor.

SAĞLIKLI OLMAK İÇİN

Öncelikle zinde ve sağlıklı olmamız için fiziksel olarak aktif olmamız gerekir. Düzenli fiziksel aktivite ise; obezite, kalp hastalığı, kanser, akıl hastalığı, diyabet gibi birçok ciddi hastalıktan korunmamıza yardımcı olur. Bisiklet sürmek kalp kaslarını güçlendirir, kandaki yağ seviyelerini azaltır ve dolaşım sistemini düzenler. Araştırmalar düzenli bisiklet kullanmanın kanser ve diyabet riskini de azalttığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bisiklete binmek, sağlıklı bir bedene sahip olmanın en iyi yollarından biridir.

KENDİMİZLE BAŞ BAŞA KALMAK İÇİN

Bisikletin en güzel yanlarından biri de kişinin bisiklet sürerken kendisiyle baş başa kalmasıdır. Bu bakımdan bisiklet sürmek meditasyon yapmak gibidir. Einstein’ın izafiyet teorisini bisiklet üzerindeyken düşündüğü söylenir. Çünkü düşüncelerimizin en berrak haliyle bisiklet sürerken buluşabiliriz.

Günümüzün en büyük sorunlarından biri de odaklanmak. Çoğu kişinin ekran bağımlısı olduğu, yerli yersiz telefonunu kurcaladığı bu dönemde, bisiklet üzerinde olmak düşüncemizi bir konu üzerine odaklamamıza yardımcı olacaktır. Bu yüzden bisiklet sürmek kendi içimizde de bir yolculuk yapmaktır.

BAHANELERİMİZDEN KURTULMAK İÇİN

Dünyada bisiklet kültürünün en çok geliştiği kentlerden biri olan Londra’da Türkiye’den göç eden toplumun bisikletle barışık bir hayatının olduğunu söylemek maalesef pek mümkün değil. Elbette herkes bisiklet sürecek diye bir kaide yok ama bu konudaki bahaneler de muhtelif. “Ben de çok istiyorum ama trafiğe çıkılmaz burada, çok tehlikeli.” “İlk geldiğim yıllarda heves etmiş almıştım ama çalındı. Şimdi alsam yine çalınır. O yüzden gerek yok.”  “İsterim tabii ama bisiklet sürünce insan terliyor, terleyince de hasta oluyorsun.” “Bizden geçti artık bu yaştan sonra bisiklete biniyor dedirtmem kendime.”

Karamsar olmaya lüzum yok. Ne olursa olsun bisiklet yavaş yavaş bizim toplumun da gündelik hayatında yer etmeye başladı. Kısa sürede; çocuklara yönelik eğitimlerden, tamir bakım hizmetlerine kadar bisikletle ilgili birçok önemli çalışmaya imza atan Londra Bisiklet Kulübü bu işin öncülerinden biri. Eğer bisikletle ilgili temel bir eğitime ihtiyacınız varsa hiç düşünmeden Londra Bisiklet Kulübü’nün kapısını çalabilirsiniz.

Öyleyse artık bahaneleri bir kenara bırakıp vakit kaybetmeden bisikletle tanışma zamanı…

Londra Bisiklet Kulübü

07917343007

 

* Bu yazı ilk defa 5 Temmuz 2022 tarihinde Olay gazetesinde yayınlanmıştır. 



kaynak: https://www.betterhealth.vic.gov.au/health/healthyliving/cycling-health-benefits

Bisikletten toplum sağlığına: Londra Bisiklet Kulübü'nün kurucularından Özgür Korkmaz'la söyleşi

No comments

03 March 2024

Londra Bisiklet Kulübü (LBK), düzenlediği etkinlikler ve gerçekleştirdiği projelerle Londra’da yaşayan Türkiyeli toplumun bisikletle buluşmasına önemli katkılar sağlıyor. LBK’nin kurucularından Özgür Korkmaz ile yürüttükleri projeler ve çalışmaları hakkında sohbet ettik.

 

                                                                                                    Tuncay Bilecen

 

 


Yaklaşık dört yıl önce kurulan ve yürüttüğü projelerle başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere toplumun bisikletle buluşmasında önemli katkılar sağlayan LBK, yeni dönem bisiklet eğitimlerine başladı.

LBK, toplumdan gelen yoğun talep üzerine pazar sabahları da Edmonton’da bulunan Pymmes Park’ta yeni sınıflar açarak bisiklet eğitimlerine devam edecek. Ücretsiz olarak verilen bisiklet eğitimlerinde LBK ayrıca derslerde kullanılan bisikletleri ve kaskları da ücretsiz olarak sağlıyor.

LBK’nin kurucularından Özgür Korkmaz ile kulübün çalışmaları hakkında sohbet ettik.

Londra Bisiklet Kulübü ne zaman kuruldu?

LBK, 2019 Mayıs'ta kuruldu. İlk 3 ay sosyal sürüşler yaptık. Bu üç ayın sonunda toplumumuzda başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere bisiklet kullanımının yaygın olmadığını fark ettik. Ondan sonra da hiçbir yerden destek almadan bisiklet eğitimi projesini başlattık. Britanya Alevi Federasyonu (BAF) sağ olsun bize yerleşkesini açtı. Burada eğitimlere başladık. Ardından bisikletle ilgili projelere başvurduk.

Aslında önce sosyalleşmek için kurulan Kulüp, amacını aşarak çocuklara, kadınlara, bizim toplum üyelerine ve diğer toplum üyelerine yönelik bisiklet eğitimlerinin verildiği bir platforma dönüşmüş gibi.

Evet, aynen öyle oldu. Önce sosyal sürüşler yaparız diye başladık. Ama bir baktık ki toplumda böyle bir ihtiyaç var. O ihtiyaca göre kendimizi şekillendirmek, yeniden dizayn etmek zorunda kaldık. Kadınlara ve çocuklara yönelik ayrı projeler yazdık, TFL’le, Enfield Belediyesi ile iletişime geçtik ve şunu anladık ki biz bunu kendi başımıza yapamayacağız. Bunu yapabilmemiz için yerel belediyelerle, yerel toplum merkezleriyle işbirliği yapmamız gerekiyor. Bu işbirliklerini gerçekleştirdiğimizde de yaptığımız iş bir anlam kazandı.

 


Bunun yanı sıra bisiklet workshopları ve tamir atölyeleri de düzenlediniz diye hatırlıyorum.

Evet, tamir kursları vermeye başlamıştık. İlk 6-7 aylık dönemden sonra 2020'nin başında pandemi başladı. Biz de Alevi Federasyonu bünyesinde bisikletlerimizle acil gıda yardımlarının taşınmasına katkı sağladık. Bunların tabi ki çoğu arabalarla yapıldı. Bizim de 10 kişilik bir bisikletli ekibimiz vardı. Dönüşümlü olarak gıda paketi teslimatı yaptık.

 

Peki, genel olarak Londra'da yaşayan bizim toplumun bisikletle olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsun ve Londra Bisiklet Kulübü bu noktada nerede duruyor, nasıl bir katkı sağlıyor?

Aslında buradaki toplumu ikiye ayırıyorum. Birincisi, son 7-8 yılda başta Ankara Anlaşması'yla Türkiye'nin daha çok şehirlerinden gelen eğitimli arkadaşlarımız var. Onların zaten bir kısmı bisiklet kullanmayı biliyor, bir kısmının ise özgüveni yok. Ama buraya 20-30 yıl önce gelmiş göçmen toplumu düşünürsen bu toplumun büyük çoğunluğu kırsaldan gelmiş. Ondan dolayı özellikle kadınların bisiklet kullanmak gibi bir fırsatları hiçbir zaman olmamış. Bir kısım erkek arkadaşlar ise biraz utandıkları için uzak duruyorlar. Aslında bilmiyorlar. Bilmiyorum dememek için uzak duruyorlar. O yaştan sonra öğrenmekten utanıyorlar falan.

Tabii bir de şu da var; göçmen olarak buraya geldiğimiz için bisiklet sürmek sanki daha gelir düzeyi düşük insanların yaptığı bir şey gibi algılanıyor. Genelde göçmen toplumlar statülerini belli etmek için pahalı lüks arabalara binmeyi tercih ediyorlar.

 


Sanki bisiklete binerse statüsünü kaybedecek gibi bir izlenim oluyor değil mi?

Tabii, tabii. Bir Mercedes'le gezmek varken bisiklete binerse etrafında sanki böyle parası yokmuş gibi algılanacağını düşünüyor.

 

Peki çocukları?

Burada doğan, büyüyen çocuklar anne babaları gibi düşünmüyorlar. Ama şunu fark ettik. Özellikle babalar burada çoğunlukla işte mini kamp yapıyorlar. Ne bileyim, restoranlarda çalışıyorlar. Daha çok uzun süreli çalışıyorlar. Şunu anladık, birçok baba çocuğuyla zaman geçirmeyi bilmiyor. Belki kimisinin ekonomik şartları uygun olmadığı için bunu sağlayamıyor. O açığı da gördük.

 

Bu çalışma koşullarıyla çok ilintili, güzel yakalamışsınız onu.

Evet, haftada günde 12 saat, haftada 6 gün minikap yapan biri izin gününde kendi işlerini mi halletsin, çocuklarıyla mı ilgilensin, bu biraz da şartlarla ilgili bir durum.

 

Özgür Korkmaz

Şimdi burada biraz önce bir eğitim vardı ve onlarca çocuğun katıldığını gördük. Veliler de, anneleri, babaları da kenarda bekliyorlar çocuklarının eğitimleri sırasında. Bisiklet Kulübü bu anlamda yıllar içerisinde nasıl bir değişim dönüşüm yarattı? Neler gözlemlediniz? Velilerden nasıl geri dönüşler aldınız?

Çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Biz tam dört yıl oldu bu çalışmalara başlayalı… Bir defa ailelerle ilişkilerimiz çok iyi. Onları anlıyoruz. Onlar da bizim bu işi gönülden yaptığımızı görüyorlar zaten. Bisiklet Kulübü kâr amacı gütmeyen bir yapılanma. Ondan dolayı da zaten yaptığımız çalışmalardan elimizden geldiğince ya ücret almamaya çalışıyoruz ya da çok cüzi bir ücret alıyoruz. Çünkü istiyoruz ki herkes gelebilsin. Yani ekonomik durumu ne olursa olsun, şartlar ne olursa olsun eğitimlere gelebilsinler.

Ailelerle kurduğumuz iletişimde annelerin de mesela birçoğunun bisiklete binmeyi bilmediğini görüyoruz. Onları da yavaştan teşvik etmeye çalışıyoruz. Sadece bisiklet  de değil, çünkü herkes illa ki bisikletle ilgilenecek diye bir kaide yok. Örneğin dokuz aydır yaptığımız kadınlara yönelik wellbeing programımız var. İçerisinde yoga, plates, step aerobik, fitness ve bir de bir walking grubumuz var. Londra'nın 5-6 bölgesinde aynı anda bu şekilde gruplar oluşturmak istiyoruz.

 

Aslında amaç biraz bisikleti aşıp toplum sağlığına ve farklı alanlara doğru kaymış.

Kesinlikle, insanları aktivite yapmaya teşvik ediyoruz. İstiyoruz ki bisiklet sadece spor olarak değil aynı zamanda bir ulaşım aracı olarak da kullanılsın. Tabii ki gönlümüzden geçen daha çok insanın en azından kısa yolculuklarını bisikletle yapmaları… Annelerin, babaların çocuklarını okula bisikletle götürüp getirmeleri. Bizim en büyük hedefimiz bu zaten, yani idealimiz bu. Onun dışında da bir babanın, bir annenin kendi çocuğuyla beraber parkta ya da herhangi bir yerde bisikletle gezmesi ve kaliteli zaman geçirmesi. Bizim hedeflediğimiz aslında bu açıkçası.

 

Sohbetin başında projelerden bahsetmiştin, birtakım desteklerden bahsetmiştin ve partnerlerden bahsetmiştin. Tabi belediye burada önemli bir partner, Enfield Belediyesi… Britanya Alevi Federasyonu zaten buraya bir imkân sağlayarak büyük bir destek sağlıyor. Kesinlikle. Biraz bu desteklerden, projelerden bahsedebilir miyiz?

Biz bu işe 7-8 arkadaş başladık. Bize ilk desteği BAF verdi, buranın kullanılmasını, bisikletler için depo yapabileceğimiz yerin kullanılmasını hiçbir ücret talep etmeden sağladılar. Bu çok kıymetliydi. Ondan sonra Enfield Belediyesi'nde dedik ki bakın biz bunları yapmak istiyoruz, bir grup gönüllüyüz ama imkanlarımız yok. Onlar da bize bir konteyner desteği sağladılar ilk etapta. Ondan sonra destekler oluşmaya başladı. Ve zaman içerisinde biz yerel kampanya grupları ile ilişkiye geçtik. Sonrasında London Cycling Campaign gibi dünyanın sayılı büyük bisiklet organizasyonundan birisiyle community partnership olduk.

 

Hatta yanılmıyorsam bir de ödül aldınız.

Evet, 2021’de bisikleti geliştirenler ödülünü aldık. Kurulduğumuzdan daha bir buçuk yıl sonra böyle bir ödül almak bizim için sevindiriciydi. Ondan sonra da diğer işbirlikleri için proje yazmaya başladık.

Son dönemde iki tane çok heyecanlı projemiz var. Birincisi, BAF dışında Edmonton'da bulunan Pimms Park'ta da bir yerimiz olacak çok kısa bir zaman içinde. Ve orada da çok yeni bir uygulama yapacağız; bisiklet kütüphanesi.

 

Nasıl? Biraz açar mısın?

Adını Family Bike Library koyduk. Buradaki özel hedef kitlemiz aileler, düşük gelirli aileler. Ailelerin bisiklete ulaşımını ve özgüveni geliştirmeyi hedefliyoruz. Bir kütüphaneye nasıl gidip orada kayıt oluşturup bir kitabı ödünç alıyorsan, burada da kütüphaneden ücretsiz kitap alır gibi bizden 3-4 saatliğine, 1 günlüğüne, 2 haftalığına, maksimum 4 haftalığına bisiklet alabilecekler. Burada amaç düşük gelirli aileleri desteklemek. Düşünün, bir babanın çocuğuna ve kendisine bisiklet alması, kask alması, malzeme alması, gidip bir parkta onu denemesi bir maliyeti gerektiriyor. Bunu yapabilen de olabilir ama çocuğunun bundan hoşlanıp hoşlanmayacağını da bilmiyor. Bir denemek istiyor, kendini görmek istiyor, çocuğunu görmek istiyor. O yüzden biz o bisiklete ulaşımı sağlıyoruz.

Bisikletle tanışma sürecinde kolaylaştırıcı bir rol oynuyorsunuz.

Yani çünkü biz yaptığımız araştırmalarda, okuduğumuz raporlarda en büyük iki engel gördük bisiklete erişimde; bir bisiklete ulaşımın o anda olmayışı, ikincisi de özgüven eksikliği, yani yolda sürememe. Şimdi biz birinci bariyeri ortadan kaldırıyoruz. Diyoruz ki buyurun arkadaşlar bizim bisikletimizi kullanabilirsiniz. İkinci bariyer de eğer özgüven eksikliği varsa bu ailelerde ya da çocuklarında. Gelin diyoruz, biz size eğitim vereceğiz. Her yaş grubuna uygun programlar yaparak o çocuklara temel bisiklet eğitimlerini vereceğiz. Ondan sonra da çocuklar özgüven sağlayacaklar.

Aslında temel hedef, ailelerin çocuklarıyla beraber okula bisikletle gidip gelmelerini, kısa yolculuklarını bisikletle yapmalarını sağlayabilmek. Bu 10 yıl önce, hatta 5 yıl önce bile Enfield'ta mümkün çok değildi çünkü bisiklet yolu yoktu.

 

Ama Enfield Belediyesi bu konuda en hızlı gelişme kaydeden belediyelerden biri oldu.

Kesinlikle. Özellikle son 5 yılda diyebilirim çok fazla bisiklet yolu yaptılar, altyapıyı kurdular, şu ana kadar yapılması gereken birçok şeyi yaptılar. O anlamda sıkıntı yok. Ama bakıyoruz bisiklet süren yeterince insan hâlâ yok. Londra'nın belli bölgelerinde işte Walton Forest gibi bölgelerde bisiklet kullanımı yaygınlaştı. Ama burada yaygınlaşamadı yeterince. Şimdi burada da bize rol düşüyor. Bizim ciddi bir misyonumuz var, çünkü biliyoruz ki Enfield'taki en aktif grup biziz. O nedenle biz de öyle bir misyon kendimize edindik. Dedik ki biz çocukları ve aileleri eğitelim. Ondan sonra onlar okula gitmeye başlasınlar. Yani değişim dönüşüm biraz zaman alıyor. Belediye işini yaptı, altyapıyı kurdu. Bizim gibi organizasyonlar işin içerisine girip insanların özgüvenini geliştirip, belediyenin desteğiyle insanları teşvik etmeli. Eğitim başında geliyor.

 

Eğitimler demişken son olarak Britanya Alevi Federasyonu’nun yerleşkesindeki eğitimlerden biraz bahsedelim. Ne zaman oluyor? Katılmak isteyenler nasıl size ulaşabilirler? Verilen eğitim seviyesi ve niteliği nedir?

Evet, şimdilik cumartesi günlerini belirledik. Her cumartesi sabah 10.00-12.00 arasında eğitimler yapıyoruz. Dediğim gibi önce temel eğitimler veriyoruz. Öğrencilere sıfırdan başlayarak aşama aşama bisiklet öğretiyoruz. ve zaman içerisinde özgüvenleri geliştiği zaman da yakınlardaki bisiklet yollarında ve arka sokaklarda trafikte sürüş eğitimi vermeye devam ediyoruz. Buradaki hedef kitle çocuklar. Zaten bu proje sadece çocukları kapsıyor. Önümüzdeki cumadan itibaren de kadınlar için eğitimlerimiz başlayacak. Bu eğitimi, cuma günleri 10-12 arasında yapmayı planlıyoruz.

Bunun dışında bir de Wellbeing programımız var. O da haftada ortalama iki defa oluyor. Bir gün yürüyüş yapılıyor, bir gün yoga, fitness ya da diğer sportif aktiviteler yapılıyor.

 


Son olarak bundan sonrası için neler düşünüyorsunuz?

Şu anda Family Bike Library bizim için en önemli proje. Daha önce benzeri projeler yapılmış ama çok küçük çapta yapılmış. Bizim şu andaki hedefimiz ilk defa bunu büyük çapta yapmak. Hatta istiyoruz ki Londra Bisiklet Kulübü bu projeyle hatırlansın. Sadece Türkiyeli kamuoyu değil, İngiltere toplumu da bizi böyle tanısın istiyoruz.

Geçtiğimiz sene biz 100'den fazla bisiklet bağışı yaptık. Birçok toplum merkezine, ilkokula, sanat merkezlerine bisiklet bağışlarımız oldu. Hatta 10 tane de NHS hastanesine verdik. Orada da istedik ki insanların bisiklete ulaşımları kolay olsun. Bu da aslında onun bir parça devamı niteliğinde.

Bir plan daha var. Fonları sağladık başlangıç anlamında ama bunu ilerletebilmemiz için daha büyük fonlara başvurmak istiyoruz ve özellikle de toplumu da işin içine katmak istiyoruz. Örneğin, insanlardan bize bisiklet bağışı yapmasını isteyeceğiz. Evinde kullanmadıkları bisikletleri. Ama bunun için öncelikle bir hazırlık yapmamız gerekiyor. Storage sorununu halletmemiz lazım. Tamircilerimizi bulmamız lazım. Ve bunun için de bir para gerekiyor. Hatta Metropolitan Polis’iyle de iletişim içine gireceğiz. Daha önce de girmiştik zaten. Onların topladığı çalıntı bisikletler için talepte bulunacağız. Sonra da bu bisikletleri gidip başka yerlere bağışlayacağız. Bisiklet geri dönüşüm kampanyası gibi bir şey. Biz bu yaptığımız işin ne kadar çevreci, sağlıklı ve toplumu birleştiren bir iş olduğunu biliyoruz.

 

Aşağıdaki formu online olarak doldurarak çocuğunuz için ücretsiz bisiklet eğitimi kaydı yaptırabilirsiniz.

https://forms.gle/7eVpqmNhDzJE3RRo8

Tel: 07917343007

E-posta: londoncyclingclubcic@gmail.com


🎧Söyleşiyi Spotify'dan dinlemek için tıklayın!

“Bisikleti gezmek için değil düşünmek için kullanıyorum”

No comments

11 December 2023

Daniel Koronakis bisikletçi bir gezgin. Zorlu parkurlarda ve doğa koşullarında günlerce yolculuk yapmayı ve bu sırada düşünmeyi seviyor. Bu yazıda, İzmitten İrana ve oradan da Ermenistana bisikletiyle giden felsefe mezunu bir bisikletçinin hikâyesini okuyacaksınız.

 

Röportaj Tuncay Bilecen

Dünyaca ünlü fizikçi Albert Einstein görecelilik kuramından söz ederken “bisiklet sürerken düşünmüştüm bunu demiş. Gerçekten de bisiklet bir ulaşım aracı olmasının dışında zihni açan, insanı rahatlatan bir araç. Daniel Koronakis küçük yaşlarda başladığı bisiklet turlarını bir yaşam biçim haline getirmiş. Daniel ile en son çıktığı dört bin kilometrelik İran, Ermenistan turu ve bisiklet tutkusu hakkında konuştuk.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1989 doğumluyum. Annem Makedonyalı Gostivarlı, babam Giritli. Tam bir zıtlık var, biri köy, biri biraz daha sosyete. Ben iki taraflı büyüdüm fakat anne tarafı daha baskın geldi.  Bu yüzden dağda tepede büyüdüm. Üniversiteye kadar Makedonya’da okudum. Benim sayısal yanım biraz zayıf, kendimi felsefeye daha yatkın buldum. Girit Üniversitesi gibi bir imkânım olunca oraya başvurdum. Sınavlarda puanım düşüktü ama mülakatlarda iyiydim. Makedonya çıkışlı olmam benim için avantaj oldu. Severek okudum bölümümü. Sonra da anneannemden dolayı tesadüf eseri İzmite geldim.

Bisiklet sevgisi sende nasıl başladı?

Yine Makedonya’da başladı.  Küçük ölçekli gidiyordum en başta. Bir süre sonra bu günbirlik turlara dönüştü. Sonra haftalık ve aylık turlar peşinden geldi. Bizim orada çok fazla göl vardır; Ohrid gibi. Bu göllerden biri bize 30 kilometre uzaklıkta idi, diğeri 100 kilometre. İlk başta uzak olana gidemezdim, çünkü dönüş mümkün değildi. Bir gün kalman gerekirdi. Bunun için de aile izni gerekirdi. Buna bir süre cesaret edemedim. Daha sonra deli cesaretiyle gittim. Kendimi zorladım. O zaman daha 14 yaşındaydım. Bir buçuk gün kaldım. Zorlu bir yoldu, ekipmanım zayıftı. Öyle başladım. Ondan sonra baktım oluyor, iki günlük turlar yaptım, üç günlük turlar yaptım. Annem de destekledi. Bazı zamanlar annemle birlikte gittim. Zaman zaman onunla da kamp yaptık. Bu üç yıl falan sürdü. Ben bayağı açılmıştım. Arnavutluk tarafları olsun, Sırbistan tarafları olsun, Bosna Hersek’e kadar uzanmıştım. Balkanları üç kez komple gezdim. Orası avucumun içi gibiydi. Makedonya oranın çekirdiği, ortası. O yüzden bütün Balkanları gezdim. O dönemde annem kanser oldu. Vefat etti. Bir süre durdum.



Ailede bisiklet seven başka kişiler var mı?

Başka yoktur. Babam balıkçıdır. Pazarda balık satan değil de, balık getirenlerdir teknelerle. Ailede bisiklet tutkusu yok. Annemde vardı bir tek. Ablam veterinedir. Tenis dışında spor yapmaz.

Yolculuk süresince nerelerde konaklıyorsun?

Çoğu kez dışarıda, çadır da veyahut sadece uyku tulumunda kalmam yetiyor. Bazen benzin istasyonlarında sabahlıyorum, bazen bankta, sahilde. Bazı zamanlar gittiğim ülkedeki şehirlerde bisiklet dernekleri beni misafir ediyor, birlikte seyahat anılarımızı paylaşıyoruz. Ama en iyisi kamp kurmaktır tabi.

Temel ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorsun?

Banyo sorununu mümkün olduğu kadar karşıma çıkan derelerde çözüyorum. Benzin istasyonlarının çeşmelerine hortum takıyorum. Yemek zaten kolay. Günde üç öğün makarna yediğin zaman yetiyor. Yemek olarak makarna, pirinç, çorba gibi şeyler tüketiyorum. Çok fazla su tüketimi oluyor. Normalde günde ortalama iki litre su içersin, bu tur sırasında 4-5 litreyi buluyor.

Yolda bir arıza yaşadığında ne yapıyorsun?

Tamir etmeye çalışıyorum ama onu da bir yere kadar yapabiliyorsun. Kadro problemi yaşadığında örneğin mecburen turun bitiyor. Jantın yamulur onu yaparsın, tekerin patlar onu yaparsın ama çok ekstra durumlar olursa onu yapamazsın. Ben bu işi tur yaparken öğrendim. Sıcağın altında lastik tamir etmeyi öğrendim. Şimdi iki buçuk üç dakikada yaparım mesela. Onlar en basiti, onları yapmadan olmaz. Zamanla daha iyi lastiklere sahip oluyorsun. Benim bu son turum yaklaşık 4 bin kilometre sürdü. Hiç lastiğim patlamadı. Eskiden gün içinde bazen üç kere patlıyordu.

Hastalandığında ne yapıyorsun peki?

Bu turda 14. günde göğüslerimi üşüttüm. Yine de sürmeye devam ettim. Bir yere kadar zor oluyor ama ben kar kıyamette sürmeyi daha çok seviyorum. Kardan dolayı çadırı açamadığın yerler oluyor.

Büyük tehlikeler atlattın mı?

Ufak tefek kaza tehlikeleri atlattım ama öyle ekstra bir şey olmadı. Yolda çok cahil insan denk geliyor. Beni en çok korkutan budur. Cahil insandan korkarım yoksa doğa şartlarından korkmam. Çünkü doğa ile mücadele etmenin bir yolu yordamı var. Bir şekilde altından kalkılır.

Turlara hep yalnız mı çıkıyorsun?

Amacım yalnız çıkmak. Hiç grup adamı olmadım ama yine bazen teklif ediyorlar öyle birkaç gün birbirimize refaket ediyoruz. Bir de yolda tanıştığın insanlar oluyor. Yolda seyir halindeyken tanışıyoruz. Bir yere kadar gidiyoruz. Tek başına gitmek daha güzel oluyor benim için. Çünkü insanlar bisikleti genelde gezmek için kullanıyor, ben düşünmek için kullanıyorum. Grup halinde giderken haliyle düşünemiyorsun. Bisikletçinin en sevmediği şey trafiktir. Araç trafiğini sevmiyorsun ama kırk kişilik grup da bir trafik yaratıyor sonuçta. Ben ondan yana değilimdir. Ben izoleyimdir, tek başıma gezerim, o sırada da düşünürüm. Eskiden psikiyatra giderdim, artık gitmiyorum. Bisiklet beni sakinleştiriyor. Şu ana kadar onlarca yere gittim, gezmek için gittiğim hiçbir yer olmadı açıkçası. Benim gezilerim daha kişisel oluyor o yüzden yazdığım şeyler de kişisel oluyor.

Bisikletle alakalı bir şey yazıyor musun?

Yazıyorum. Bir kitap yazıyorum Küçük Siyah Bisikletim isminde. Birkaç yıl öncesinde yazmaya başladım. Ondan birkaç yıl önce de fikir geldi. Şimdi biraz daha toparladım. Yaklaşık 60 sayfa oldu. Belki 110-120 sayfalık bir şey yaparım. Ama pek fazla insana ulaşsın da istemiyorum. Fotoğraf da çok fazla paylaşmam, yazı da paylaşmam. Blog falan tutmam, her gezdiği yerleri yazan tiplerden değilim.

Uzun yola çıkmak için nasıl bir ekipmana ihtiyaç var?

Genelde insanlar mükemmelliyetçiliği arıyor. Şuna sahip olayım, buna sahip olayım diyorlar. Ben ilk başladığımda beni yarı yolda bırakan berbat ekipmanlar kullandım. Genelde gözardı edilen ilk yardım çantasıdır. Aydınlatma, tamir gereçleri mutlaka gerekir. Bazı şeyler lükse kaçabiliyor. Mesela çantaların su geçirmez olması çok önemli. Kışın da sürdüğüm için dört mevsimlik uyku tulumu ve çadır kullanıyorum. Bir defasında Gürcistan üzerinden Rusya ve Romanya yaptım. Hava sıcaklığı eksi 30’un altındaydı. Bu yüzden kıyafetlerini de öyle seçmen gerekiyor. Bisiklet harici yüküm 54-55 kilo oluyor. Bisikletim 19 kilogram.

Bir günde ne kadar mesafe kat ediyorsun?

Rotaya göre değişiyor. Ortalama 90 ile 120 kilometre arasında. Bazen 30 kilometre sürdüğün de oluyor. Çok güzel bir rotada gidiyorsundur.

Her bisikletçi başta bunu dener. Acaba bir günde ne kadar gidebilirim diye. Ben de bunu denedim. İki günde hiç uyumadan 170 kilometre yol yaptım.  

Gelelim son gezine, İzmitten yola çıkarak İrana oradan da Ermenistana gittin. Bu geziye nasıl karar verdin? Yolda neler yaşadın?

Zaten hep aklımda vardı İran ve Pakistan gibi yerler. Bu seferlik İrana kadar gidebildim. İran, gitmek istediğim ülkeler arasında üçüncü sıradaydı aslında. Geçen sene Yunanistana adalar üzerinden giderken İranlı biriyle tanıştım. O sırada lastik sorunu yaşıyordum. Bana iç lastiğini verdi. Bu onun da son lastiğiydi. Beni İrana davet etti. Batı ülkelerini gezmeyi çok fazla sevmiyorum. Hani Paris’e gidip Eyfel Kulesi’nin önünde fotoğraf çektireyim gibi bir hayalim olmadı. Daha çok toz toprak içinde gezmeyi seviyorum. İrana doğudan gittim. Doğuda tek turcuydum. Kimse yoktu. İnsanlar korkuyor çünkü. Diyarbakır, Mardin, Hasankeyf, Batman, Van oradan Ağrı, İrana Doğubeyazıt üzerinden Gürbulak sınır kapısından girdim. Ağrı dağının zirvesini görmek için bir gün daha kaldım. İlk gün gittiğimde buluttan görünmüyordu. İyi ki de gitmişim doğuya. Ne yalan söyleyeyim İrandan daha fazla keyif aldım. Çünkü zor bir rota. İran kolay, güvenli bir yer. Yirmi gün kaldım, hiçbir güvenlik açığı görmedim orada. İran’ın ilk 300 kilometresi serbest bölge. Orası sanayi bölgesi. Sürekli sanayi içinden geçmekten sıkıldım. Sonra yavaş yavaş İran’ın güzellikleri ortaya çıkmaya başladı. Tebrize geldiğimde İranda olduğumu anladım. İlk bir hafta toz toprak içinde pek İran’ı göremedim.

Çevrendeki insanlardan nasıl tepkiler alıyorsun?

İlk başta gitme diyorlar, sonra da tebrik ediyorlar. Anlamıyorum. Mesela doğuya gitme dediler, İrana bile gitme dediler. Aslında bilmiyorum yani, onlar mı çok büyütüyor, ben mi küçümsüyorum. Bana çok bir şey başardım gibi gelmiyor. Hayatıma devam ediyorum.

Gelecekte nerelere gitmek istiyorsun?

Hindistan, Pakistan gibi yerlere gitmek istiyorum. Irak var. Oraları da düşünüyorum açıkçası


*Bu röportaj 2016'da Özgür Kocaeli gazetesinde yayınlanmıştır. 

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan