Showing posts with label kadın. Show all posts
Showing posts with label kadın. Show all posts

“İthal gelin olmak göçmenlikten de zor"

No comments

09 November 2024

İthal Gelinler kitabının yazarı Pelin Markirt, kitabın yazım sürüveni yazdı. 





Pelin Markirt

Öğrenci iken tarih kitaplarında öğrendiğimiz ilk konulardan biri göçmen bir toplumdan geldiğimizdi. Türlü türlü nedenlerle insanoğlu göçmüştü farklı diyarlara. İstilalardan korunmak için yüksek yerlere ve dağlara hatta yeraltı kentlerine, daha zengin yiyecek bulabilmek için sulak bölgelere, nehir kenarlarına, sanayi devriminden sonra köylerden kentlere fabrikalarda çalışmak üzere…

İTHAL GELİNLERLE İLK TANIŞMA

Benim ilk göçmenlik yolculuğum ise Erasmus eğitimim nedeniyle Hollanda’ya taşınmakla başlamıştı. İş bulabilmek için yıllar önce göç dalgası ile Türkiye’den göç eden insanları tanıdım önce. Göçmenlerle ilgili gözlemler yapıyordum. Türkiye'den göç edenler çoğunlukla aynı mahallede yaşıyordu, yıllardır orada olup da bir kelime Hollandaca öğrenememiş olmalarına şaşırıyordum. Beni genç kadınlarla tanıştırıyorlardı, birçoğu çok genç, birkaç yıl veya ay önce Türkiye’den gelin olarak gelmişti. Sivas’tan, Antep’ten, Maraş’tan… Buradan anladım ki bu genç kadınlar “ithal gelin”di. Yakın arkadaşım aracılığıyla evini ziyaret ettiğim bir kadının göç hikayesi beni derinden etkilemişti. Daha iyi koşullarda Avrupa’da yaşayabilmek için aynı köyde doğup büyüdüğü uzaktan bir akrabası ile evlenerek yurt dışına taşınmıştı. Bu kadının, eşinden şiddet gördüğünü, ayrıldığını, devletten nasıl destek aldığını kendi ağzından dinledim. Bu konuyu biraz araştırınca, bu kadınların birçoğunun ‘yalnız anne’ olarak hayatlarına devam ettiğini gördüm. Eşlere uzaklaştırma kararları, çocukların velayetleri, mahkemeler gibi çetrefilli konular hayatıma bu noktada girmiş oldu. Kayınvalide baskısından paranoyalar geliştirenler mi dersiniz? İntihara kalkışanlar mı dersiniz? Bu durum, bende bir farkındalık oluşturdu ve aklımın bir köşesinde hep durdu. 



KİTABIN YAZILMA HİKÂYESİ 

Londra’da pandemiyi yalnız geçirirken kadın ve göçmenlik odaklı bir kitap yazmak istiyordum, İthal Gelinler’i kaleme aldım. Avrupa’ya, hatta Amerika’ya ithal gelin olarak giden kadınların göç hikayelerini ve gittikleri ülkede yaşadıklarını kitabımla aktarmaya çalıştım. Göçmenliğin zor olduğunu bilmekle birlikte, ithal gelin olarak göçmenliğin daha da zor olduğunu görüşmecilerimin aktardıklarından öğrenmiş oldum. Kitabımdan bunlara dair bazı çarpıcı noktaları göçmen kadın gözünden sizlere ulaştırayım.

Almanya’ya gelin giden ilk kahramanım Yağmur, eşiyle anlaşamadığı ve eşinden hamileyken bile şiddet gördüğü için iki çocuğunu alıp kadın sığınma evinde yaşamak zorunda kalıyor. Çalışma izni yok, yaşadığı ülkenin dilini hiç öğrenememiş, kursa gitmemiş. Tamamen eşinin ekseninde bir hayat kurduğu için kendi sosyal çevresini kuramamış, yalnızlık ve çaresizlik en temel sorunları arasında. Göçmenlere has birtakım hastalıklardan temizlik hastalığı geliştirmiş zaman içerisinde.

KİTABIN KAHRAMANLARI

Diğer kahramanım Zana, çok mutlu bir evlilik yapmasına rağmen, çok sevdiği mesleği olan tekstil mühendisliğini İspanya’da devam ettirememiş, kariyerinden feragat etmenin üzüntüsünü yaşıyor zaman zaman. Güzel Türk kahvaltılarına ve ailesine hasret…Eşi bir İspanyol ve yemek saatlerine uyum göstermekte epey zorlanıyor.

İthal gelin Burcu, toplumsal baskılar nedeniyle iki kere başarısız nişanlılık yaşadıktan sonra evlenerek İsviçre’ye göç ediyor. İtalyan kantonunda yaşamasına rağmen, dili çok az öğreniyor. İkiz bebeklerinin doğumunda ebeyi tam anlayamadığı için kontrollere zamanında gitmiyor ve kaptığı enfeksiyon nedeniyle ölümden dönüyor. Evi terk etmek istese, gidebileceği bir kapının olmadığını, hatta nereden ve nasıl bilet alınabileceğini bile bilmediğini ifade ediyor. Dil bariyerinden dolayı, komşularıyla sosyalleşememekten mustarip…

Diğer kahramanım Lorin, Belçika’nın sakin kasabasında mutlu ve huzurlu bir hayat sürüyor ancak on yıl önce buraya gelin geldiğinde Türk usulü kuaför dahi bulamamış. Türkiye’ye dair her şeyde hemen duygusallaşıyor, yakınlarının özel günlerini kaçırdığı için ya da sevdiklerinin zorlu dönemlerinde fiziksel olarak yanında olamamaktan dolayı kendisini eksik hissediyor. Ne Belçika’ya ne de Türkiye’ye ait hissediyor kendisini, kısacası arafta.

Başka bir kahramanım Öykü, İngiltere’de, yaşadığı bölgenin halkını soğuk buluyor, gerçek dostluklar kurmakta zorlanıyor çünkü çok az sosyalleşebiliyor. Londra’da kullanılan Cockney İngilizcesini duyunca, kitaplarda öğrenilen dil ile yasayan dilin ne denli farklı olduğunu görüyor. Eşi İtalyan olduğu için, vizesi tamamen eşine bağlı. Bu ülkede ailesinden kimse olmadığı için anne olma konusuna mesafeli çünkü anne olunca desteğe ihtiyaç duyacağını biliyor.

Altıncı kahramanım Alev, Montreal’e taşınınca bir barda çalışıyor, bir süre sonra Fransızca eğitim veren üniversitede doktora yaparak akademisyen oluyor. Alev aynı Alev ancak barda çalışan Alev ile doktoralı Alev’e Quebec halkın bakış açısı bir değil. Gurbette sarma sararken bile hüzünleniyor ve ailesine, sevdiklerine özlemi hiç bitmiyor.

Son kahramanım İpek, toplumsal nedenlerle görücü usulü evleniyor, hiç tanımayarak evlendiği eşinin eşya biriktirme hastalığı olduğunu fark ediyor, eşinden şiddet görmesi nedeniyle Amerika’yı terk ederek ayrılıyor ve Türkiye’de sıfırdan bir yaşam kurmak zorunda kalıyor.



YEDİ KADIN, YEDİ COĞRAFYA

Sonuç olarak, karantina sürecinde göçü farklı bir perspektiften ele almak istedim. Göçmenlik, yeni kültüre, yeni dile adaptasyon derken, kadının eş zamanlı olarak evliliğin sorumluluklarına da hızlıca alışması gerekiyor. Her bireyin alışma süresi de farklı oluyor. Zaman geçtikçe yaşadığı ülkenin dilini öğrenemeyen, çevresini tanıyamayan, kültüre adapte olamayan kadınlarda öğrenme süreci düzgün işlemiyor. Bu noktada, eşlerin ve ailelerinin hatta arkadaş çevresinin yardım ve desteği ön plana çıkıyor. Yeterli desteği göremeyenler ve engellenmiş hissedenler ise travmalar yaşıyor. Hepsinin ortak duygusu ise kaçınılmaz olarak “özlem”.

Yazmış olduğum kitapla yedi kadının, yedi ithal gelinin dünyasına girdim, göç psikolojilerini derinlemesine hissettim. Kim bilir dünyanın dört bir yanında yaşayan ithal gelinler nasıl zorluklar yaşıyor? Göç, insanlığın soyu tükeninceye kadar devam edeceğe benzediği gibi her biri ayrı bir kitap konusu olacak ithal gelin öyküleri de devam edecek.

Keyifli okumalar.

İthal Gelinler kitabını Türkiye'den temin etmek için

👇

https://tinyurl.com/4ufs58x2

İthal Gelinler kitabını İngiltere, ABD, Almanya ve İtalya'dan temin etmek için

👇

İthal Gelinler – Press Dionysus


Kaynak: Talentra Recruitment Agency

Kitap Hakkında

“Evlilik kumar gibidir” derler, öyleyse yurtdışına gelin gitmek “Rus ruleti oynamak” değildir de nedir?

İthal Gelinler’de, 2000’li yılların başlarında Adıyaman’ın Kara Dantel Sokağı’ndan mutlu bir gelecek umuduyla evlenip yurtdışına giden genç kızların başından geçenler kahramanlarının ağzından aktarılıyor.

Yedi kadın, yedi dünya, yedi coğrafya…

Yeni başlangıçlar!

Göçmen yazar Pelin Markirt tarafından, tek başına geçirdiği üç aylık karantina sürecinde kaleme alınan bu kitap, kadınlığın ve göçmenliğin temel sorunlarını iç içe geçmiş akıcı hikâyelerle sunuyor okuyucuya.

Markirt, evlilik nedeniyle başka ülkelere göç eden kadınlarda öne çıkan çaresizlik, öfke, umut, özlem gibi duygu durumlarını sinematografik bir dille anlatıyor İthal Gelinler’de.

Yazar Hakkında

Güneş’in dünyada en güzel doğup en güzel battığı dediği topraklarda, Mezopotamya’nın parçası Adıyaman’da doğan Pelin Markirt, yazı yazmaya küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Ortaokul ve lise yıllarında okumakta olduğu Adıyaman Anadolu Lisesi’nde tiyatro ve müzik çalışmalarında yer aldı. Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde burslu olarak okuduğu sırada Radyo Bilkent’te halkla ilişkiler alanında gönüllü öğrenci olarak çalıştı. Erasmus değişim programı bursu kazanarak bir dönem Hollanda’da Groningen Üniversitesi’nde işletme ve yönetim eğitimi gördü. Bankacılık ve finans alanında uzun yıllar çeşitli rollerde görev aldı ve Boğaziçi Üniversitesi’nde Finans Mühendisliği alanında yüksek lisansını tamamladı.  Bilgi Üniversitesi tarafından düzenlenen Fenomen Romancılarımız Sertifika Programı’na katılarak yaratıcı yazarlık konusunda çalışmalarda bulundu.

Kendisini sanatın her dalına âşık biri olarak tanımlayan yazarın; çizgi film karakterleri çizmek, resim yapmak, dans etmek ve şarkılar söylemek hobileri arasındadır. Bunun yanı sıra seyahat etmekten çok hoşlandığı için seyahat yazıları da yazmaktadır. Türkçe, Kürtçe, İngilizce, İtalyanca ve Almanca bilmektedir.

Araştırma yapmaktan oldukça keyif alan yazar, 2019’dan bu yana Londra’da kurduğu yönetim danışmanlığı şirketi ile yaşamını İngiltere’de bir göçmen kadın olarak sürdürmektedir.



Pelin Markit'le “İthal Gelinler" kitabı üzerine söyleşi

No comments

23 August 2024

 Göçmen yazar Pelin Markirt'le yeni yayımlanan kitabı "İthal Gelinler" üzerine sohbet ettik.






- Yurtdışına gelin gidenlerin hikâyeleri...

- İthal gelinler yurtdışında ne umuyor ne buluyorlar?

- İthal gelinlerin uyum süreçleri nasıl geçiyor?

- Kitapta mutlu sonla biten hikâyeler var mı?

KİTAP HAKKINDA 

“Evlilik kumar gibidir” derler, öyleyse yurtdışına gelin gitmek “Rus ruleti oynamak” değildir de nedir?

İthal Gelinler’de, 2000’li yılların başlarında Adıyaman’ın Kara Dantel Sokağı’ndan mutlu bir gelecek umuduyla evlenip yurtdışına giden genç kızların başından geçenler kahramanlarının ağzından aktarılıyor.

Yedi kadın, yedi dünya, yedi coğrafya…

Yeni başlangıçlar!

Göçmen yazar Pelin Markirt tarafından, tek başına geçirdiği üç aylık karantina sürecinde kaleme alınan bu kitap, kadınlığın ve göçmenliğin temel sorunlarını iç içe geçmiş akıcı hikâyelerle sunuyor okuyucuya.

Markirt, evlilik nedeniyle başka ülkelere göç eden kadınlarda öne çıkan çaresizlik, öfke, umut, özlem gibi duygu durumlarını sinematografik bir dille anlatıyor İthal Gelinler’de.

Yazar Hakkında

Güneş’in dünyada en güzel doğup en güzel battığı dediği topraklarda, Mezopotamya’nın parçası Adıyaman’da doğan Pelin Markirt, yazı yazmaya küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Ortaokul ve lise yıllarında okumakta olduğu Adıyaman Anadolu Lisesi’nde tiyatro ve müzik çalışmalarında yer aldı. Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde burslu olarak okuduğu sırada Radyo Bilkent’te halkla ilişkiler alanında gönüllü öğrenci olarak çalıştı. Erasmus değişim programı bursu kazanarak bir dönem Hollanda’da Groningen Üniversitesi’nde işletme ve yönetim eğitimi gördü. Bankacılık ve finans alanında uzun yıllar çeşitli rollerde görev aldı ve Boğaziçi Üniversitesi’nde Finans Mühendisliği alanında yüksek lisansını tamamladı.  Bilgi Üniversitesi tarafından düzenlenen Fenomen Romancılarımız Sertifika Programı’na katılarak yaratıcı yazarlık konusunda çalışmalarda bulundu.

Kendisini sanatın her dalına âşık biri olarak tanımlayan yazarın; çizgi film karakterleri çizmek, resim yapmak, dans etmek ve şarkılar söylemek hobileri arasındadır. Bunun yanı sıra seyahat etmekten çok hoşlandığı için seyahat yazıları da yazmaktadır. Türkçe, Kürtçe, İngilizce, İtalyanca ve Almanca bilmektedir.

Araştırma yapmaktan oldukça keyif alan yazar, 2019’dan bu yana Londra’da kurduğu yönetim danışmanlığı şirketi ile yaşamını İngiltere’de bir göçmen kadın olarak sürdürmektedir.

Rengin Kadın Korosu’nun düzenlediği öykü yarışmasına katılım tarihi uzatıldı

No comments

24 July 2024

Rengin Kadın Korosu, bu yıl ikincisini düzenlediği öykü yarışmasına hem katılım süresini uzattı hem de öykü gönderilebilecek ülkelerin sayısını artırdı.

 


Geçtiğimiz yıl Rengin Göçmen Kadın Öyküleri Yarışması’yla kadınların heybelerinde biriktirdikleri öyküleri okurlarıyla buluşturan Rengin Kadın Korosu, gösterilen ilgi ve açığa çıkan birbirinden güzel öyküler nedeniyle bu yıl yarışmanın ikincisini düzenlemeye karar verdiğini geçtiğimiz ay duyurmuştu. Anlatacak hikâyesi olan tüm göçmen kadınları yarışmaya katılmaya çağıran Rengin Kadın Korosu Basın sorumlusu Aynur Çimen yarışmanın katılım süresinin de gelen talepler doğrultusunda uzatıldığının müjdesini verdi.

Hikâye son gönderim tarihi 9 Eylül oldu

Aynur Çimen, “Koro olarak ikinci kez öykü yarışması düzenliyor olmanın heyecanını yaşıyoruz. Geçtiğimiz yıl yaptığımız çağrıya çok sayıda göçmen kadının yanıt vermesi, ‘Rengin Göçmen Kadın Öyküleri’ seçkisi kitabımızın yoğun ilgiyle karşılanması bizi ikinci kitap için yüreklendirdi. Çağrımız sonrasında çok sayıda kadın, hikâyesini bizimle paylaştı. Hikâye son gönderim tarihinin tatil dönemine denk gelmesi nedeniyle çok sayıda ‘erteleme’ talebi de aldık. Bu nedenle yarışmamızın son hikâye gönderim tarihini Eylül ayına erteledik” dedi.

 “Acaba altından kalkabilir miyiz diye endişelerimiz olsa da dostlarımızın yüreklendirmesi ve kadınlardan gelen talepler doğrultusunda yarışmamızı daha büyük bir alana taşımaya karar verdik“ diyen Çimen, Türkiye dışında yaşayan bütün göçmen kadınlardan öykü beklediklerini duyurdu.

Çimen, “Koro olarak tüm göçmen kadınları yazdıkları hikâyeleri bizimle paylaşmaya davet ediyoruz. Anlatacak hikâyesi olan, yüreğindeki satırları karalamaya cesaret eden tüm göçmen kadınlara çağrımız; öykünüz başka göçmen kadınlara ilham olsun, öykünüz göçmen hayatlarımıza ışık tutsun, iz bıraksın” dedi.

 

2. Rengin Göçmen Kadın Öyküleri

Öykülerin son gönderilme tarihi : 9 Eylül 2024

Öykü gönderme adresi: renginkadin@gmail.com

 

Yarışma Şartları

• Yarışmamız Türkiye dışında yaşamını sürdüren bütün göçmen kadınlara açıktır.
• Yarışmaya sadece bir öyküyle başvurulur.
• Öyküler herhangi bir temada yazılabilir.
• Öyküler elektronik ortamda renginkadin@gmail.com adresine 9 Eylül 2024 tarihine kadar gönderilecektir.  Öykü ile birlikte yazarın kısa özgeçmişini de göndermesi gereklidir.

• Yarışmacılar mahlas kullanabilir.
• Öykülerin hukukî sorumluluğu yazarına aittir. İntihal veya üçüncü kişilerin telif hakkı gibi durumlarda, sorumluluk yazara aittir.
• Yarışmaya Düzenleme Kurulu Üyeleri ve Seçici Kurul Üyeleri ile birinci derece yakınları katılamaz.
• Seçilen öyküler, Rengin Göçmen Kadın Öyküleri 2 kitabında yayımlanacaktır.
• Yayımlanan öyküler için yazarlarına telif bedeli ödenmeyecektir.
• Derece alan ve kitaba girecek öykülerde yayınevi editörünün önerileri doğrultusunda, yazarın onayıyla, düzeltme veya kısaltma yapılabilir.

 

Yarışma Jürisi: Dursaliye Şahan, Fergül Yücel, Gülsen Gülbeyaz, İlden Dirini, Serpil Arslan, Şükran Bağcık, Vicdan Özerdem

Home Office mağduru Ankara Anlaşmalı: Başına gelmeyen kalmadı

No comments

10 July 2024

Vize uzatma başvurularının sonucunu aylarca beklemeleri ve Home Office memurlarının objektif kriterlere uymayan kararları birçok Ankara Anlaşmalının mağduriyet yaşamasına yol açıyor. Bu mağduriyeti birçok bakımdan yaşayanlardan biri olan Neslihan Yiğit ile başından geçenleri konuştuk.

 


Tuncay Bilecen

 

 

Ankara Anlaşmalıların vize uzatma başvurularının sonucunu aylarca bazen yıllarca beklemeleri ve Home Office memurlarının keyfi kararları uzun zamandır kamuoyunun gündemini meşgul ediyordu. Milletvekili Feryal Demirci Clark’ın bu konuda Home Office’e çeşitli sorular yöneltmesine ve konuyu gündemde tutmasına rağmen yaşanan mağduriyetler tam anlamıyla ortadan kalkmış değil. Neslihan Yiğit de Home Office mağdurlarından biri. Ciddi sağlık sorunları yaşamasına ve aile bireylerini kaybetmesine rağmen hızlandırma taleplerine cevap alamayan ve bu süreçte mağduriyetleri katlanan Neslihan Yiğit’le başından geçenleri konuştuk.

Ankara Anlaşmasına ne zaman başvurmuştunuz?

Ankara Anlaşmasına Türkiye’den başvurdum. Dosyam birkaç ay içinde kabul aldı ve 9 Ocak 2020’de Londra’ya geldim.

Anlaşmaya hangi alandan başvurmuştunuz?

Sanat üzerine başvurdum. Hem resim öğretmenliği hem fotoğrafçılık gibi alanları içeren zengin bir dosyam vardı.

Sizin Home Office ile halihazırda devam eden bir davanız var? Birçok mağduriyet yaşadığınızı biliyorum. Bu süreçten biraz söz eder misiniz?

Buraya geldiğimde pandemi süreciydi, epey zorlu bir dönemdi ama online derslerimle bir şekilde götürüyordum. Sonra senemi doldurmak üzereyken Aralık ayında tekrar uzatmaya başvurdum.

Başvurumdan birkaç ay önce sağlık sorunlarım nedeniyle Eylülde Türkiye’ye gittim. Sol kalçamda kalça protezi var. Bununla ilgili olarak altı defa ameliyat olmuştum. Türkiye’deki doktor acilen ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Ancak öyle bir vaktim olmadığı için hemen Londra’ya dönüp uzatmaya başvurdum. Bu sırada şöyle düşünüyordum; uzatmaya başvuracağım, üç – dört ay sürecek, ardından da Türkiye’ye gidip ameliyat olabileceğim. Maalesef öyle olmadı. Aralıkta başvurdum, bekleme sürecine girdim. Ancak bir türlü netice alamadım.

Hızlandırma talebinde bulundunuz mu?

Uzatma sürecinde, kalçamdaki kalça protezi ciddi ağrılar yaratmaya başladı. Kendi başıma ayakta duramaz hale geldim. Kullandığım ağrı kesiciler ağrıyı sadece hafifletiyordu. Bu arada, benden 6 yaş büyük olan ağabeyimi Covid nedeniyle kaybettim. Onun öncesinde anneannemi kaybetmiştim. Burada beklerken, ayrıca iki defa Covid geçirdim. Ağabeyimin cenazesine gidebilmek ve Türkiye’de acilen ameliyat olabilmek için Home Office’e defalarca email gönderdim.

Bu maillerde sağlık durumuma ilişkin raporlar da yer alıyordu. Türkiye ve İngiltere’deki doktorlardan resmi yazılar ve raporlar aldım. Dört – beş defa hızlandırma talebinde bulundum, herhangi bir yanıt alamadım.

Hızlandırma taleplerinize hiç mi yanıt almadınız?

2020 yılının Aralık ayında vize uzatma başvurusunu yapmıştım. Rahatsızlığım nedeniyle ilk hızlandırma talebimi 2021 yılı Şubat ayı başında yaptım. Bu ilk başvuruma yanıt verdiler, ancak dosyamı hemen incelemeye almayıp beni bir ay sonra 2021 yılının Mart ayında mülakata çağırdılar.

Benim o mülakata hangi psikolojiyle katıldığımı tahmin ederseniz. Otuz altı yaşındaki abimi kaybetmişim. Sağlık sorunları yaşıyorum. Kalça protezimden dolayı dayanılmaz ağrılar içinde zar zor yürüyebiliyorum. Psikolojim darmadağın. Bana orada kırktan fazla soru soruldu. Elimden geldiğince sorulara yanıtlar vermeye çalıştım. Söz verilmesine rağmen bana mülakat tutanağını göndermediler. Böylece mülakat sırasında heyecandan yanlış bir şeyler söylemişsem de bunu düzeltme hakkım elimden alınmış oldu. Bununla ilgili yalvarmalarıma yakarmalarıma ve defalarca gönderdiğim maillerime de cevap vermediler. Bu süreçte anlaşmayı yakıp Türkiye’ye dönmeyi çok düşündüm. Ama bu kadar mağdur olmuşken Home Office’e teslim olmak istemedim.

Sonucu beklerken sağlığınız ne durumdaydı?

Mülakattan sonra, sağlık durumum ve ağabeyimin kaybını dikkate alarak, dosyamı hızlandırmaları gerekirken, hiçbir şey yapmadan beni 6 ay kadar daha beklettiler. Durumum çok ağırlaşmıştı. Ağrı kesiciler dahi artık işe yaramaz hale geldi. Doktorlar beni ameliyata almak zorunda kaldılar. Devlet hastaneleri tamamen dolu olduğu için İngiliz Sağlık Bakanlığı acilen beni özel hastaneye aktardı. Tek başıma ameliyat olmak zorunda kaldım. Çok ağır bir ameliyat geçirdim. Hastanede 4 gün yattım, etrafımda bana bakacak hiçbir aile bireyim yoktu.

Başvuru ve mülakat sonucu ne zaman geldi?

Daha önce de söylediğim gibi 12 Aralık 2020’de uzatma başvurumu yaptım. Sağlık sorunlarından dolayı 26 Aralık 2021’de ilk hızlandırma talebinde bulundum. Bu ilk talebimi kabul ettiler, ama dosyama bakan memur, dosyamı hızlandırmak ve en kötü ihtimalle, bana 1 yıl uzatma verip, tedavimi olmama olanak sağlamak yerine, beni 1 ay sonra mülakata çağırmayı tercih etti. Bu mülakata 12 Martta gittim. Mülakatı yapan bayan, durumuma çok üzüldü, geçmiş olsun dedi ve mülakat notunda benim durumumu dosyama bakan memura ileteceğini söyledi. 10 gün içinde bana mülakat tutanağımın bir kopyasını da göndereceklerini söylediler.

Mülakat tutanağım bana gelmeyince, hem durumumu açıklayan hem de mülakat tutanağının gönderilmesini talep eden 2 ayrı email daha gönderdim. 5 Nisan ve 6 Mayıs 2021 de gönderdiğim bu 2 ayrı emaile de yanıt verilmedi. Çaresiz ve yalnız bırakıldım. Tüm insani ve merhamet talep eden çabalarım yanıtsız kaldı.

Ağrılarım artık dayanılmaz hale geldiği için, 26 Temmuz 2021 de İngiltere’deki doktorlar beni acilen ameliyata aldılar. Devlet hastaneleri dolu olduğu için ameliyatım zorunlu olarak özel bir hastanede yapıldı.

Bu arada acil inceleme taleplerim de devam etti. En son olarak 2 Ekim 2021 de adeta yalvaran bir email gönderdim. Nihayet, dosyama bakan memur, beni 10 ay kadar beklettikten sonra 13 Ekim 2021 de ret kararını verdi.

Bu ret kararına itiraz ettiniz mi?

Evet, avukatlarım 25 Ekimde itiraz dilekçemi verdiler. Ama bu sefer de itiraz için 9 ay daha beklemek zorunda kaldım. Bu itirazım da reddedildi. Şu anda mahkeme sürecindeyim.

Anlayacağınız, bunca sağlık sorunlarıma, ağabeyimin vefatına yani en insani taleplerime rağmen toplamda 2 yıla yakın bir suredir, başvurumun adil bir şekilde incelenip sonuçlanması için bekliyorum.

Avukata başvurdunuz mu?

Garth Coates Avukatlık firmasında 3 farklı avukat dosyamla ilgileniyor. Konuyu takip eden ekipte Tamer Ulay Bey beni çok iyi anladı ve dosyamdan umutlu olduğunu söyledi. Artık bu davanın takipçisi olacaklarını söyledi.

Son olarak bundan sonrası için beklentiniz nedir?

Bundan sonraki süreç için beklediğim tek şey adalet. Adaletin hepimize eşit işlemesini istiyorum. Haksızlığa uğrayan herkesin sonucu olumluya dönsün. Aynı olgular karşısında neden memurların biri başka öbürü başka karar veriyor? Bu kadar çaba vermişken, zor koşullarda işimi yapmışken benim işimi yaptığıma bile inanmadılar. Üstüne üstlük dosyamda zaten bulunan konuları mülakatta soru olarak sordular.

Ret kararına yaptığım itirazı inceleyen bir başka memur, dosyamın sonuçlanması için bu kadar süre beklemek zorunda kalmamın ve dosyamdaki gecikmelerin olmaması gereken talihsiz şeyler olduğunu itiraf ediyor. Yani, Home Office’teki bir memur dahi, olmaması gereken prosedürün bende olduğunu kabul etti. Ben, kişisel olarak, dosyama bakan ilk memurun ırkçı ve taraflı bir karar verdiğini düşünüyorum. Bu memurla yüzleşmeyi ve aynı şeyleri kendisi yaşasaydı neler hissedeceğini bilmek isterim. Bu haksız ve merhametten uzak ret kararının iptali için var gücümle çalışacağım, çünkü İngiltere’de merhametli ve adalet sahibi insanların daha fazla olduğuna inanıyorum.

Sonucum olumluya dönerse geç de olsa abimin, anneannemin mezarını ziyaret edebileceğim, ailemi görebileceğim ve sağlık sorunlarımı Türkiye’de daha hızlı ve iyi bir şekilde çözebileceğim.

Bu süreçte iyi olmaya çalışıyorum. Bütün bu çabamın karşılığında her şey olumluya dönecek diye umuyorum. Biliyorum, benim yaşadıklarıma benzer şeyler yaşayan çok Ankara Anlaşmalı var ama benim kendi deneyimim gerçekten üst üste gelen birçok acı olaydan oluşuyor. Benim gibi mağdur edilen herkes için bir an önce adaletin tecelli etmesini istiyorum.

 


 👉Söyleşiyi Spotify'dan dinlemek için tıklayın

 

19. Zilan Kadın Festivali 30 Haziran’da

No comments

25 June 2024

 Jiyan Kadın Meclisi tarafından her yıl geleneksel olarak Londra’da düzenlenen Zilan Kadın Festivali’nin 19ncusu bu yıl 30 Haziran, Pazar günü gerçekleştirilecek. Festivalin bu yılki sloganı, ''Jin Jiyan Azadî ile kadın devrimine yürüyoruz!''

 


Jiyan Kadın Meclisi tarafından düzenlenen vec30 Haziran tarihinde gerçekleştirilecek olan 19. Zilan Kürt Kadın Festivali’nin hazırlıklarında son aşamaya gelindi.  

 Her yıl olduğu gibi bu yıl da birçok etkinliğin yer alacağı, Kurdish Community Centre’da (11 Portland Gardens, Harringay Ladder, London N4 1HU) saat 15:00'de başlayacak festivalde Kewê, Jala ve sürpriz sanatçılar sahne alacaklar. Farklı halkların feminist kadın gruplarından konuşmacıların katılacağı festivalde müziğin yanısıra, folklor, davul ve zurna, sinevizyon gösterimi gerçekleştirilecek. Ayrıca yemek ve kıyafet standlarının çeşitliliği ile çocuklar için de kreş ve etkinlikler olacak.

 Jiyan Kadın Meclisi tarafından yapılan açıklamada festivale her kesimden kadının davetli olduğu ifade edilirken, Ortadoğu’da Kürt kadının öncülük ettiği devrim ile özgür bir toplumun inşa edildiğine vurgu yapıldı. Jiyan Kadın Meclisi yaptığı açıklamanın devamında ''Bu yıl 'Jin Jiyan Azadî ile kadın devrimine yürüyoruz!' diyerek buluşacağız ve direniş ezgilerimizle, halaylarımızla mücadeleye devam diyeceğiz. Sözlerimiz, ezgilerimiz, sloganlarımız direnişe odaklanacak. Sadece bir etkinlik değil bizimkisi, daha fazla güçlenmek için bir arada olacağız'' dendi.

 

 

Rengin Kadın Korosu, Göçmen Kadın Öyküleri Yarışması'nın ikincisini düzenliyor

No comments

20 May 2024

 Rengin Kadın Korosu, “Göçmen Kadın Öyküleri Yarışması”nın ikincisini  düzenliyor. Yarışmada seçici kurulun belirleyeceği öyküler kitap halinde yayımlanacak. Konuya ilişkin yapılan açıklama şöyle: 




"Göçmen kadınlar yazmaya devam ediyor!
Rengin Göçmen Kadın Öyküleri yarışmamız geçtiğimiz sene çok ilgi gördü, harika öyküler geldi ve değerli juri üyelerimizin de desteğiyle ilk defa deneyimlediğimiz bu yarışma ve kitap basım sürecini başarıyla tamamladık. Burdan aldığımız enerji ve öykü yazarlarının da isteğiyle yarışmamızın şimdi 2.sini düzenliyoruz. 31 Temmuz'a kadar siz göçmen kadınlardan herhangi bir temada yazılmış öykülerinizi bekliyoruz. Katılım koşullarını görselde veya aşağıda bulabilirsiniz. Öykülerinizi renginkadin@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz."

Yarışmaya katılım koşulları:
-Yarışmamız Birleşik Krallık ve Avrupa’da yaşayan bütün göçmen kadınlara açıktır.

-Yarışmacılar sadece bir öyküyle katılabilir.

-Konu sınırlaması yoktur. Göçmen kadınlar tarafından kaleme alınan herhangi bir tema kabul edilecektir.

-Yarışmaya Seçici Kurul Üyeleri ile birinci derece yakınları katılamaz.

-Yarışmacılar mahlas kullanabilir.

-İlk üçe giren öyküler ödüllendirilecektir.

-Ödül alan öyküler ile kurulun seçtiği diğer öyküler Rengin Göçmen Kadın Öyküleri 2 kitabında yayımlanacaktır.


Yarışmanın Jürisi ise şu isimlerden oluşuyor; Dursaliye Şahan, Fergül Yücel, Gülsen Gülbeyaz, İlden Dirini, Serpil Arslan, Şükran Laplan, Vildan Özerdem.



Rengin Kadın Korusu’ndan yeni klip: “Dünyayı Ben Oynatırım”

No comments

24 November 2023

Yaklaşık üç yıldır Londra`da faaliyetlerini sürdüren Rengin Kadın Korosu`nun heyecanla beklenen ve 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününe” adanan “Dünyayı Ben Oynatırım” isimli klibi Youtube kanalında yayınlandı.

 



 


Rengin Kadın Korusu’nun “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” vesilesiyle yayınladığı şarkının sözleri, Rengin Kadın Korosu Sanatsal Üretim Komisyonu`nda yer alan Yeliz Uğur ile Dilek Dağdelen`e, müziği ise yine Yeliz Uğur`a ait.

70 kişilik kadının katılımıyla; Göçmen İşçileri Derneği (GİK-DER), Britanya Alevi Federasyonu Yerleşkesi, Londra Bisiklet Kulübü parkuru ve Enfield ilçesi meydanında yoğun bir tempoda çekimi gerçekleştirilen klibin yönetmenliğini müzisyen ve yönetmen Levent Canen üstlendi.





“Kadınlar Vardır” ve “Mahsa`nın Çığlığı” klipleriyle de bilinen koronun kolektif çalışmalarının devam edeceğini belirten Rengin Kadın Korosu Basın Komisyonu “Dünyayı ben oynatırım” şarkısının yaratım sürecini şöyle açıklıyor:

“Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa... 

Sınırlar, tabular, kalıplarla her geçen gün soluksuz bırakıldığımız, baskılandığımız, ikincil konuma atıldığımız, boynumuzu büküp dizimizi kırıp bir köşede sessizce oturmamızın beklendiği bu düzende kadın olarak var olmaya çalışmak, kendimiz olmak, sesimizi çoğaltmak ne zor... Hâlâ bu yüzyılda... ve hâlâ bunlar üzerine konuşmak, yazmak, çizmek ne acı... Nasıl konuşacağımızdan, ne giyeceğimize, ne kadar gülmemiz gerektiğinden, gece saat kaça kadar sokakta olabileceğimize, doğurup tamamlanıp doğurmayıp ‘eksik’ olacağımıza, evlenip başımızın göğe ermesinden, evde kalıp ‘kız kurusu’ kalacağımıza kadar her şey, her detay bizim için özenle düşünülmüş, tanımlanmışken, bu mutsuzluk, huysuzluk, bu şımarıklık da neyin nesi ama değil mi? Fazla mı oluyoruz acaba ‘karı kısmı’ olarak? Kararlar, ince düşünceli (!) eril zihniyet tarafından belirlenirken... ‘Kadın’ başımıza mı desem, ‘kız’ başımıza mı desem...  ‘Bayan’ mı daha uygun ‘hanım’ mı bilemedim... Neyse aklımızın ermediği işlere ‘elimizin hamuruyla’ karışmayalım, fazla ‘dır dır etmeden’, ‘çiçek olup’, ‘adam gibi’ ‘erkek sözü’ dinleyelim. Dilin gücünü, toplumun düşünce dünyasında yarattığı yansımalarını çok iyi biliyoruz. Şarkımız da şiddeti doğuran, tacizi, hakareti olumlayan bu düşünce yapısını ortaya çıkarmak, farkındalık oluşturmak, eni konu düşünülmesini sağlamak için yazıldı. Bir ışık olmak, bir değişim yaratmak umuduyla... Şarkılarımızı, kadın olmanın, kız kardeşliğin verdiği güçle ve inançla söylerken, bu cinsiyetçi dile yaklaşıma, eril zihniyete ‘illallah’  artık diyor, dudaklarımızda,  hayata yenik düşmeyen , inadına  gülümsememizle, ‘Dünya yerinden oynar,  kadınlar özgür olsa...’ diye haykırıyoruz.

 

Rengin Kadın Korosu Youtube kanalı ve sosyal medya hesapları şöyle:

Abone olmak için: https://youtube.com/@renginkadinkorosu

Instagram: https://www.instagram.com/renginkadinkorosu

Facebook: https://www.facebook.com/rengin.kadin.korosu

 

 

 

Göçmen Kadınlar Öykü Yarışması’nda son katılım tarihi 30 Nisan’a uzatıldı

No comments

11 March 2023

Rengin Kadın Korosu, Türkiye ve Suriye’de yaşanan deprem nedeniyle, göçmen kadınlar öykü yarışmasına son katılım tarihini 30 Nisan’a kadar uzattığını duyurdu.  

                                                 

                                                        


                                 

 

Türkiye ve Suriye’de meydana gelen yıkıcı depremin ardından birçok kurum önceliği yardım çalışmalarına verdi. Deprem sonrası sokaklara çıkarak şarkılarıyla, depremzedeler için bağış kampanyası yürüten Rengin Kadın Korosu, düzenlediği öykü yarışmasına son katılım tarihini uzattığını açıkladı. Hafta başında bir araya gelen koro ve edebiyatçılardan oluşan jüri üyelerinin ortak talebiyle yarışmaya katılım tarihinin ertelenmesine karar verildi.

Kadın yazarlara ve yazar adaylarına yarışmaya katılım çağrısında bulunan Rengin Basın Sorumlusu Gülseren Daş, “Deprem yaralarını hep beraber saracağız, yazmak da müzik gibi, iyileşmenin bir aracı olacak” dedi.

Londra’da Sosyalist Kadınlar Birliği tarafından oluşturulan ve Göçmen İşçiler Kültür Derneği’nde 2020 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Rengin Kadın Korosu’nun düzenlediği yarışmaya Birleşik Krallık ve Avrupa’da yaşayan göçmen kadınlar katılabilecek. Yarışma için herhangi bir tema sınırlaması yok.

Kadın yazarlardan oluşan seçici kurulun kararlaştırdığı ilk üç öykü ödüllendirilirken, öykülerden yapılacak seçki kitap halinde yayımlanacak.

Katılımcılar öykülerini en geç 30 Nisan 2023 tarihine kadar Rengin Kadın Korosu e-mail adresine (renginkadin@gmail.com) gönderebilir. Yarışma sonuçları ise 31 Mayıs 2023 tarihinde açıklanacak.

 



Yarışmaya katılma koşulları ve Rengin Kadın Korosu’nun yarışma çağrısı şu şekilde:

‘’Evrende küçücük bir noktayım.

Ama bütün evren göğüs kafesimde.

Bazen deli bir rüzgâr kırar körpe dallarımı;

bazen şiddetli fırtınalara direnirim.

Bazen bir deniz kıyısında suya değer çıplak ayaklarım;

üşür bileklerim.

Bazen yakar kızgın çöller;

yeniden iyileşirim.

Bazen ürpertir tenimi rüzgar;

bazen güneş ısıtır tüm bedenimi.

Bir kuş kanatlanır göğsümde;

yeniden dirilirim.

Bazen gözyaşlarımla yıkanır evren;

bazen kahkaham çınlar dört bir yanda değer arşa…

ve biz bütün noktalar duyarız birbirimizin feryadını, kahkahasını.

Koskoca evrende bahçesinde bir sandalyede oturmuş elinde mavi kalemiyle yazı yazan bir kadın görüyorum. Koskoca evrende küçücük bir nokta… Görünmeyecek kadar küçük… Ama kalbi aşkla dolu. Tıpkı küçük diğer noktalar gibi…’’

Rengin kadınları olarak yazma serüvenimiz bir üyemizin yıllardır yazıp kimseye okutmadığı metinlerden biri olan bu şiir ile başladı. Yazdıklarını yüreğinde saklayan, bin bir çeşit endişe ve gönül kırgınlığıyla kimseye okumadan zulaya kaldıran kız kardeşlerimizin dertlerini ve hayallerini dinleyerek başladı herşey. Yargılamadan anlamaya, dostça eleştirilerle geliştirmeye çalışarak…

Şimdi istiyoruz ki o gizli sandıklardan çıkartalım tüm hikayelerimizi. Fısıldayalım kız kardeşlerimizin yüreklerine ki güç olsun, ışık olsun, umut olsun en karanlık zamanlarda. Sen de sesini sesimize kat. Al eline kalemi, harf harf, hece hece, öykü öykü özgürce savur rüzgarlara. ‘Adı kadın’ olanın kadim dayanışmasına bir soluk da sen kat. 

 

Yarışmaya Katılım Koşulları

•         Yarışmamız Birleşik Britanya ve Avrupa’da yaşayan bütün göçmen kadınlara açıktır.

•         Yarışmaya sadece bir öyküyle başvurulur.

•         Öyküler göçmen kadınlar tarafından kaleme alınan herhangi bir temadan oluşabilir.

•         Öyküler elektronik ortamda renginkadin@gmail.com adresine 30 Nisan 2023 tarihine kadar gönderilecektir.

•         Başvuru için gönderilen e-postada; öykünün altında yazarın kısa özgeçmişi yer almalıdır. 

•         Yarışmacılar mahlas -takma isim- kullanabilirler.

•         Öykülerin hukukî sorumluluğu yazarına aittir. İntihal veya üçüncü kişilerin telif hakkı gibi durumlarda, sorumluluk yazara aittir.

•         Yarışmaya Düzenleme Kurulu Üyeleri ve Seçici Kurul Üyeleri ile birinci derece yakınları katılamaz.

•         Seçilen öyküler, Rengin Kadın Korosu Göçmen Hikayeler Öykü Seçkisi kitabında yayımlanacaktır.

•         Yayımlanan öyküler için yazarlarına telif bedeli ödenmeyecektir.

•         Seçkiye katılan eserler üzerinde yayınevi editörü dil bilgisine ilişkin düzenleme yapabilir.

 


Yarışma Jürisi

Gazeteci -Yazar Dursaliye Şahan

Yazar-Heykeltraş Fergül Yücel

Yazar Gülderen Arık

Öykü’nün Kitaplığı Kurucusu Derya Tuncel

Eğitimci-Yazar Aydın Mehmet Ali

Çevirmen-Yazar Sultan Karataş

Gazeteci- Fotoğrafçı Gülseren Daş

 

Son Başvuru Tarihi: 30 Nisan 2023 Saat: 18.00

Sonuç Açıklanma Tarihi: 31 Mayıs 2023 Saat: 18.00 

 


© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan