Bisikletli Gazete söyleşilerinin bu bölümünde, bu Pazar düzenlenecek "Süslü Kadınlar Bisiklet Turu"nu, bu etkinliğin Londra etabını organize eden Esra Kanat'la konuştuk.
Esra Kanat ile Süslü Kadınlar Bisiklet Turu'nu konuştuk...
No comments06 September 2024
9/06/2024Pelin Markit'le “İthal Gelinler" kitabı üzerine söyleşi
No comments23 August 2024
8/23/2024Göçmen yazar Pelin Markirt'le yeni yayımlanan kitabı "İthal Gelinler" üzerine sohbet ettik.
“Evlilik kumar gibidir” derler, öyleyse yurtdışına gelin gitmek “Rus ruleti oynamak” değildir de nedir?
İthal Gelinler’de, 2000’li yılların başlarında Adıyaman’ın Kara Dantel Sokağı’ndan mutlu bir gelecek umuduyla evlenip yurtdışına giden genç kızların başından geçenler kahramanlarının ağzından aktarılıyor.
Yedi kadın, yedi dünya, yedi coğrafya…
Yeni başlangıçlar!
Göçmen yazar Pelin Markirt tarafından, tek başına geçirdiği üç aylık karantina sürecinde kaleme alınan bu kitap, kadınlığın ve göçmenliğin temel sorunlarını iç içe geçmiş akıcı hikâyelerle sunuyor okuyucuya.
Markirt, evlilik nedeniyle başka ülkelere göç eden kadınlarda öne çıkan çaresizlik, öfke, umut, özlem gibi duygu durumlarını sinematografik bir dille anlatıyor İthal Gelinler’de.
Güneş’in dünyada en güzel doğup en güzel battığı dediği topraklarda, Mezopotamya’nın parçası Adıyaman’da doğan Pelin Markirt, yazı yazmaya küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Ortaokul ve lise yıllarında okumakta olduğu Adıyaman Anadolu Lisesi’nde tiyatro ve müzik çalışmalarında yer aldı. Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde burslu olarak okuduğu sırada Radyo Bilkent’te halkla ilişkiler alanında gönüllü öğrenci olarak çalıştı. Erasmus değişim programı bursu kazanarak bir dönem Hollanda’da Groningen Üniversitesi’nde işletme ve yönetim eğitimi gördü. Bankacılık ve finans alanında uzun yıllar çeşitli rollerde görev aldı ve Boğaziçi Üniversitesi’nde Finans Mühendisliği alanında yüksek lisansını tamamladı. Bilgi Üniversitesi tarafından düzenlenen Fenomen Romancılarımız Sertifika Programı’na katılarak yaratıcı yazarlık konusunda çalışmalarda bulundu.
Kendisini sanatın her dalına âşık biri olarak tanımlayan yazarın; çizgi film karakterleri çizmek, resim yapmak, dans etmek ve şarkılar söylemek hobileri arasındadır. Bunun yanı sıra seyahat etmekten çok hoşlandığı için seyahat yazıları da yazmaktadır. Türkçe, Kürtçe, İngilizce, İtalyanca ve Almanca bilmektedir.
Araştırma yapmaktan oldukça keyif alan yazar, 2019’dan bu yana Londra’da kurduğu yönetim danışmanlığı şirketi ile yaşamını İngiltere’de bir göçmen kadın olarak sürdürmektedir.
Home Office mağduru Ankara Anlaşmalı: Başına gelmeyen kalmadı
No comments10 July 2024
7/10/2024Vize uzatma başvurularının sonucunu aylarca beklemeleri ve Home Office memurlarının objektif kriterlere uymayan kararları birçok Ankara Anlaşmalının mağduriyet yaşamasına yol açıyor. Bu mağduriyeti birçok bakımdan yaşayanlardan biri olan Neslihan Yiğit ile başından geçenleri konuştuk.
Tuncay
Bilecen
Ankara
Anlaşmalıların vize uzatma başvurularının sonucunu aylarca bazen yıllarca
beklemeleri ve Home Office memurlarının keyfi kararları uzun zamandır
kamuoyunun gündemini meşgul ediyordu. Milletvekili Feryal Demirci Clark’ın bu
konuda Home Office’e çeşitli sorular yöneltmesine ve konuyu gündemde tutmasına rağmen
yaşanan mağduriyetler tam anlamıyla ortadan kalkmış değil. Neslihan Yiğit de Home
Office mağdurlarından biri. Ciddi sağlık sorunları yaşamasına ve aile
bireylerini kaybetmesine rağmen hızlandırma taleplerine cevap alamayan ve bu
süreçte mağduriyetleri katlanan Neslihan Yiğit’le başından geçenleri konuştuk.
Ankara
Anlaşmasına ne zaman başvurmuştunuz?
Ankara
Anlaşmasına Türkiye’den başvurdum. Dosyam birkaç ay içinde kabul aldı ve 9 Ocak
2020’de Londra’ya geldim.
Anlaşmaya
hangi alandan başvurmuştunuz?
Sanat
üzerine başvurdum. Hem resim öğretmenliği hem fotoğrafçılık gibi alanları
içeren zengin bir dosyam vardı.
Sizin
Home Office ile halihazırda devam eden bir davanız var? Birçok mağduriyet
yaşadığınızı biliyorum. Bu süreçten biraz söz eder misiniz?
Buraya
geldiğimde pandemi süreciydi, epey zorlu bir dönemdi ama online derslerimle bir
şekilde götürüyordum. Sonra senemi doldurmak üzereyken Aralık ayında tekrar
uzatmaya başvurdum.
Başvurumdan
birkaç ay önce sağlık sorunlarım nedeniyle Eylülde Türkiye’ye gittim. Sol kalçamda
kalça protezi var. Bununla ilgili olarak altı defa ameliyat olmuştum.
Türkiye’deki doktor acilen ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Ancak öyle bir
vaktim olmadığı için hemen Londra’ya dönüp uzatmaya başvurdum. Bu sırada şöyle
düşünüyordum; uzatmaya başvuracağım, üç – dört ay sürecek, ardından da
Türkiye’ye gidip ameliyat olabileceğim. Maalesef öyle olmadı. Aralıkta
başvurdum, bekleme sürecine girdim. Ancak bir türlü netice alamadım.
Hızlandırma
talebinde bulundunuz mu?
Uzatma
sürecinde, kalçamdaki kalça protezi ciddi ağrılar yaratmaya başladı. Kendi başıma
ayakta duramaz hale geldim. Kullandığım ağrı kesiciler ağrıyı sadece
hafifletiyordu. Bu arada, benden 6 yaş büyük olan ağabeyimi Covid nedeniyle
kaybettim. Onun öncesinde anneannemi kaybetmiştim. Burada beklerken, ayrıca iki
defa Covid geçirdim. Ağabeyimin cenazesine gidebilmek ve Türkiye’de acilen
ameliyat olabilmek için Home Office’e defalarca email gönderdim.
Bu
maillerde sağlık durumuma ilişkin raporlar da yer alıyordu. Türkiye ve İngiltere’deki
doktorlardan resmi yazılar ve raporlar aldım. Dört – beş defa hızlandırma
talebinde bulundum, herhangi bir yanıt alamadım.
Hızlandırma
taleplerinize hiç mi yanıt almadınız?
2020
yılının Aralık ayında vize uzatma başvurusunu yapmıştım. Rahatsızlığım
nedeniyle ilk hızlandırma talebimi 2021 yılı Şubat ayı başında yaptım. Bu ilk
başvuruma yanıt verdiler, ancak dosyamı hemen incelemeye almayıp beni bir ay
sonra 2021 yılının Mart ayında mülakata çağırdılar.
Benim
o mülakata hangi psikolojiyle katıldığımı tahmin ederseniz. Otuz altı yaşındaki
abimi kaybetmişim. Sağlık sorunları yaşıyorum. Kalça protezimden dolayı dayanılmaz
ağrılar içinde zar zor yürüyebiliyorum. Psikolojim darmadağın. Bana orada
kırktan fazla soru soruldu. Elimden geldiğince sorulara yanıtlar vermeye çalıştım.
Söz verilmesine rağmen bana mülakat tutanağını göndermediler. Böylece mülakat
sırasında heyecandan yanlış bir şeyler söylemişsem de bunu düzeltme hakkım
elimden alınmış oldu. Bununla ilgili yalvarmalarıma yakarmalarıma ve defalarca
gönderdiğim maillerime de cevap vermediler. Bu süreçte anlaşmayı yakıp
Türkiye’ye dönmeyi çok düşündüm. Ama bu kadar mağdur olmuşken Home Office’e
teslim olmak istemedim.
Sonucu
beklerken sağlığınız ne durumdaydı?
Mülakattan
sonra, sağlık durumum ve ağabeyimin kaybını dikkate alarak, dosyamı hızlandırmaları
gerekirken, hiçbir şey yapmadan beni 6 ay kadar daha beklettiler. Durumum çok
ağırlaşmıştı. Ağrı kesiciler dahi artık işe yaramaz hale geldi. Doktorlar beni
ameliyata almak zorunda kaldılar. Devlet hastaneleri tamamen dolu olduğu için İngiliz
Sağlık Bakanlığı acilen beni özel hastaneye aktardı. Tek başıma ameliyat olmak
zorunda kaldım. Çok ağır bir ameliyat geçirdim. Hastanede 4 gün yattım,
etrafımda bana bakacak hiçbir aile bireyim yoktu.
Başvuru ve mülakat sonucu ne zaman geldi?
Daha önce de söylediğim gibi 12 Aralık
2020’de uzatma başvurumu yaptım. Sağlık sorunlarından dolayı 26 Aralık 2021’de
ilk hızlandırma talebinde bulundum. Bu ilk talebimi kabul ettiler, ama dosyama
bakan memur, dosyamı hızlandırmak ve en kötü ihtimalle, bana 1 yıl uzatma
verip, tedavimi olmama olanak sağlamak yerine, beni 1 ay sonra mülakata çağırmayı
tercih etti. Bu mülakata 12 Martta gittim. Mülakatı yapan bayan, durumuma çok üzüldü,
geçmiş olsun dedi ve mülakat notunda benim durumumu dosyama bakan memura
ileteceğini söyledi. 10 gün içinde bana mülakat tutanağımın bir kopyasını da
göndereceklerini söylediler.
Mülakat tutanağım bana gelmeyince, hem
durumumu açıklayan hem de mülakat tutanağının gönderilmesini talep eden 2 ayrı
email daha gönderdim. 5 Nisan ve 6 Mayıs 2021 de gönderdiğim bu 2 ayrı emaile
de yanıt verilmedi. Çaresiz ve yalnız bırakıldım. Tüm insani ve merhamet talep
eden çabalarım yanıtsız kaldı.
Ağrılarım artık dayanılmaz hale geldiği
için, 26 Temmuz 2021 de İngiltere’deki doktorlar beni acilen ameliyata aldılar.
Devlet hastaneleri dolu olduğu için ameliyatım zorunlu olarak özel bir
hastanede yapıldı.
Bu arada acil inceleme taleplerim de devam
etti. En son olarak 2 Ekim 2021 de adeta yalvaran bir email gönderdim. Nihayet,
dosyama bakan memur, beni 10 ay kadar beklettikten sonra 13 Ekim 2021 de ret kararını
verdi.
Bu
ret kararına itiraz ettiniz mi?
Evet,
avukatlarım 25 Ekimde itiraz dilekçemi verdiler. Ama bu sefer de itiraz için 9
ay daha beklemek zorunda kaldım. Bu itirazım da reddedildi. Şu anda mahkeme sürecindeyim.
Anlayacağınız, bunca sağlık sorunlarıma,
ağabeyimin vefatına yani en insani taleplerime rağmen toplamda 2 yıla yakın bir
suredir, başvurumun adil bir şekilde incelenip sonuçlanması için bekliyorum.
Avukata
başvurdunuz mu?
Garth
Coates Avukatlık firmasında 3 farklı avukat dosyamla ilgileniyor. Konuyu takip
eden ekipte Tamer Ulay Bey beni çok iyi anladı ve dosyamdan umutlu olduğunu
söyledi. Artık bu davanın takipçisi olacaklarını söyledi.
Son
olarak bundan sonrası için beklentiniz nedir?
Bundan
sonraki süreç için beklediğim tek şey adalet. Adaletin hepimize eşit işlemesini
istiyorum. Haksızlığa uğrayan herkesin sonucu olumluya dönsün. Aynı olgular
karşısında neden memurların biri başka öbürü başka karar veriyor? Bu kadar çaba
vermişken, zor koşullarda işimi yapmışken benim işimi yaptığıma bile inanmadılar.
Üstüne üstlük dosyamda zaten
bulunan konuları mülakatta soru olarak sordular.
Ret kararına yaptığım itirazı inceleyen bir
başka memur, dosyamın sonuçlanması için bu kadar süre beklemek zorunda kalmamın
ve dosyamdaki gecikmelerin olmaması gereken talihsiz şeyler olduğunu itiraf
ediyor. Yani, Home Office’teki bir memur dahi, olmaması gereken prosedürün
bende olduğunu kabul etti. Ben, kişisel olarak, dosyama bakan ilk memurun ırkçı
ve taraflı bir karar verdiğini düşünüyorum. Bu memurla yüzleşmeyi ve aynı şeyleri
kendisi yaşasaydı neler hissedeceğini bilmek isterim. Bu haksız ve merhametten
uzak ret kararının iptali için var gücümle çalışacağım, çünkü İngiltere’de
merhametli ve adalet sahibi insanların daha fazla olduğuna inanıyorum.
Sonucum
olumluya dönerse geç de olsa abimin, anneannemin mezarını ziyaret edebileceğim,
ailemi görebileceğim ve sağlık sorunlarımı Türkiye’de daha hızlı ve iyi bir
şekilde çözebileceğim.
Bu
süreçte iyi olmaya çalışıyorum. Bütün bu çabamın karşılığında her şey olumluya
dönecek diye umuyorum. Biliyorum, benim yaşadıklarıma benzer şeyler yaşayan çok
Ankara Anlaşmalı var ama benim kendi deneyimim gerçekten üst üste gelen birçok
acı olaydan oluşuyor. Benim gibi mağdur edilen herkes için bir an önce adaletin
tecelli etmesini istiyorum.
👉Söyleşiyi Spotify'dan dinlemek için tıklayın
Depremzedelere psikolojik ilk yardım nasıl yapılır?
No comments18 February 2023
2/18/2023Travma
psikoterapisti İlknur Şahin, afet bölgesinde gönüllü çalışanlar için “Psikolojik İlk Yardım” ilkelerini esas alan
bir rehber hazırladı.
Ben
travma odaklı psikoterapist İlknur Şahin. Aşağıdaki yazıda, afet bölgesine
gidecek veya gitmiş olan, gönüllü çalışanlar için psikolojik ilk yardım nasıl
verilir konusunda bir bilgilendirme yapacağım. Bu bilgiler, Dünya Sağlık
Örgütü (WHO) tarafından bizlere sunulmuştur.
PSİKOLOJİK
İLK YARDIM (PİY) NEDİR?
Psikolojik
İlk Yardım (PİY), afet bölgesinde acı çeken ve yardıma ihtiyacı olan
insanlarımıza insani destek ve müdahale etme durumudur.
PİY,
psikolojik danışmanlık yapmak olmadığı için herkes PİY müdahalesinde
bulunabilir.
PİY’in
temel amacı; afetten etkilenen insanlarımızın en temel ihtiyaçlarının
giderilmesi, kendilerini güvende hissetmelerinin ve sevdikleriyle bağ
kurmalarının sağlanması, sakinleştirilmeleri, işe yaradıklarının
hatırlatılması, toplum ruhunu ve birlikteliğini görerek umutlandırılmalarıdır.
Peki,
bunu nasıl başaracağız?
AFET
BÖLGESİNE GİTMEYE GERÇEKTEN HAZIR MISIN?
Öncelikle
afet bölgesine gitme konusunda hızlı ve duygusal karar almayın. Kendi ruhsal ve
fiziksel sağlığın yerinde mi? Maddi ve manevi durumunuz sizin oraya gitmenizi
destekliyor mu? Çünkü afet bölgesine gittiğinde felaketi görecek ve
hissedeceksiniz. Bu olağanüstü ve stresli ortama dayanacak psikolojik ve
fiziksel alt yapın var mı? Bunların ciddi ve objektif bir şekilde hesaplanması
gerekiyor. Çünkü bunları düşünmeden gidersen orada yardıma muhtaç olan sen
olursun.
Alana
gitme kararı aldıysan, ihtiyacın olacak en temel ihtiyaçlarını yanında götürmeyi
ihmal etme. Depremzedelerin yanına ulaştığında ilk başta kendini tanıt, nereden
geldiğini, seni nerede bulabileceklerini, görevini bilsinler. Alandan ayrılma
vaktin geldiğinde senden sonra kime danışabilecekleri konusunda onları bilgilendir.
NASIL
İLETİŞİM KURMALIYIZ?
Alanda
insanlarla iletişim kurarken yumuşak bir ses tonuyla konuşmaya, anlaşılabilir, sakin
ve empatik olmaya dikkat etmeliyiz. Burada
yaşayan insanların dilinin, dininin, örf ve adetlerinin, kültürünün farkında
olup onların yaşam normlarına saygılı bir şekilde davranmalıyız. Mesela,
makyajsız, ojesiz, parfüm kokusuz, takısız, en basit halimizle onlardan biri
gibi orada olmalıyız. Böylelikle onları önemsediğimizi, acılarını paylaştığımızı
hissettirebiliriz.
ÖNCELİKLİ
HEDEF TEMEL İHTİYAÇLARIN KARŞILANMASIDIR
Psikolojik
ilk yardımın öncelikli hedefi depremzedelerin en temel ihtiyaçlarının
karşılanmasıdır. Temel ihtiyaçları ise; yeme - içme, fiziksel emniyet, hijyenik
koşullarının sağlanması, barınma (çadır, konteynır vs.), hava şartlarına uygun
giysiler, tıbbi müdahale veya ilaç ihtiyaçlarının giderilmesi şeklinde
özetleyebiliriz. Bu insanlar hâlâ şok etkisinde oldukları ve acı çektikleri
için, en temel ihtiyaçlarına karşılamaya olanakları olsa da bunlardan
faydalanmayı unutabilir ya da ihmal edebilirler. Örneğin su içmeyi, sıkı
giyinmeyi unutabilir veya gerek görmeyebilirler. Böyle bir durumda siz de
yapıcı bir üslupla onların ihtiyaçlarını gidermelerini hatırlatabilir hatta buna
önayak olabilirsiniz.
AFETZEDELERİ
AKTİF TUTMALIYIZ
PİY’in
bir başka önemli noktası da afetzedelere işe yaradıklarını hatırlatmaktır. Bunu
da onları aktif bir şekilde yardım faaliyetlerine dahil ederek yapabiliriz. Örneğin
beraber çay veya yemek dağıtabilirsiniz. Bu kişiler ne kadar aktif olurlarsa, o
kadar işe yaradıklarını hissedip zamanı geldiğinde rutin hayata daha rahat ve çabuk adapte olabilirler. Diğer türlü, “yorulmasınlar” şeklinde iyi niyetli bir tavır
onları pasifleştirebilir ve daha fazla bakıma muhtaçlık hissi verebilir. Bunu
yapmamaya özen gösterelim. Unutma ki uzun vadede sen onların kendi kendilerine
bakmalarına bir temel oluşturmak için orada bulunuyorsun.
DAVRANIŞLARIMIZI
KONTROL ETMELİYİZ
Oradaki
insanlar kendilerini güvende hissetmediklerini ve çok uzun bir süre de
hissetmeyeceklerini unutmayalım. Bu yüzden sinirli, üzgün kaygılı olacaklardır.
Büyük bir hayal kırıklığı içerisinde oldukları için size de beklenmedik bir
şekilde davranabilirler, yardımlarınızı kabul etmeyebilirler. Böyle bir durumda
lütfen sakinliğinizi koruyun. Unutmayın ki onlar, kriz içerisindeler,
ailelerini, arkadaşlarını, yaşam alanlarını, anıları olan sokaklarını
kaybettiler. Sizin oradaki asıl göreviniz onlara yardımcı olmak, sakinleştirmek
ve umut aşılamak. Dolayısıyla hiçbir şeyi kişisel algılamadan onlara zaman
verip ve her imkânda kendinizi hatırlatarak güvenlerini kazanmaya çalışmalısın.
Size yaklaşmasalar bile sizin çabanızı görerek kendilerini önemsenmiş
hissedeceklerdir.
İNSANLARI
DERTLERİNİ ANLATMAK İÇİN ZORLAMAYIN
PİY’in
başka bir önemli unsuru ise mağdur insanları dertlerini anlatmak için
zorlamamak gerektiğidir. Onlar buna hazır değillerse konuşmak iyi
gelmeyecektir. Ancak konuşmak, dertleşmek isteyenler de olacak o zaman da senin
görevin bütün kalbinle onları dinlemek olsun. Böyle bir durumda meraklı sorular
sormadan, uzun cümle kurmadan, kendi deneyimlerinizi, acılarınızı paylaşmadan
sadece dinlemeye odaklanmak önemlidir.
İNANMADIĞIN
ŞEYLERİ SÖYLEME, TUTMAYACAĞIN SÖZLERİ VERME
Unutmamalıyız
ki insanlara tavsiyeler vermek veya pozitif bir tavır sergilemek için daha çok
erken. Mesela “her şey geçecek”, “iyi olacaksın”, “eminim sevdiklerin iyidir” gibi
senin bile öngöremediğin hatta inanmadığın şeyleri söyleme. Tutamayacağın söz
verme, soru sorulduğunda cevabı bilmiyorsun onlara “bilmiyorum ama senin için bunu
öğrenmeye çalışırım” diyebilirsin.
Cevabı bulamasan bile onlara gidip “kusura bakma cevabı bulamadım” demen
de ayrıca önemli, çünkü o kişi senin onun için araştırdığını, çabaladığını
görüp önemsediğini hissedecek bu da onun güven ve umut duygularını
pekiştirecektir.
BAZEN
KONUŞMAKTANSA SESSİZ KALMAK DAHA İYİDİR
Onlara
tavsiye vermek yerine “senin acını görüyorum ve senin kadar olamasa da acını
paylaşıyorum, senin için ne yapabilirim” demen çok değerli olacaktır. Bunları
söylemekte zorlanıyorsan, o zaman en güçlü kartlarından birini koy ortaya ve
sessiz kal. Ona konuşması, ağlaması, öfkesini kimseye zarar vermeden çıkartması
için alan ver. Sessizlik doğru anda ve zamanlarda çok güçlü psikolojik bir
merhemdir. Bazen birisinin acısına ortak olurken 2-3 dakikalık sessizlik 10
saatlik konuşmadan daha etkili olur.
Bunun dışında onların mahremiyetlerine saygı göstermeli, onların izni
olmadan hiçbir yerde konuşulanları paylaşmamanız gerekir. (Yetkili kişiler
hariç, onlara da bilmeleri gerektiği kadar bilgi vermen yeterlidir.)
DUYGULARINI
KONTROLLÜ VE ONLARDAN UZAKTA YAŞA
Bu
arada onların yanında olmaya çalışırken, duyduğun ve gördüklerin karşısında
etkilenip duygu patlaması yaşayacaksındır. Duygularını daha kontrollü ve
onlardan uzakta yaşamaya dikkat ve özen göster. Yani bir anne orada feryat
figan ederken, kriz geçirirken sen de tabii ki ağlayabilirsin ama senin onu
sakinleştirme dengeleme gibi önemli bir görevin olduğunu unutma ki onlar
yıkıldığında sana yaslanabilsinler.
SÜREKLİ
KAPASİTENİ KONTROL ET
Son
olarak, bu kadar ağır bir ortamda öz bakımını ve güvenini sakın erteleme.
Kendini bilmediğin güvenmediğin alanlara veya durumlar sokma. Kiminle
çalışıyorsan sürekli irtibatta ol. Dönüşümlü çalışmayı ihmal etme. Sık sık
kendini denetle, nasılım, iyi miyim, uykuya, yemeğe ihtiyacım var mı? İlacımı
aldım mı? Mola vermek veya afet bölgesinden ayrılmak için fiziksel ve
psikolojik şarjının sıfıra inmesine bekleme. Baktın enerjin azaldı, afet
bölgesini terk et, birkaç hafta dinlen sonra tekrar durum analizi yap. Bu
süreçte ne yapsan da kendini yeterli hissetmeyebilirsin, facianın büyüklüğünü
ve kendi insani limitlerinin farkında ol.
Sen
orada bulanarak zaten yapabileceğin en yüce yardımı desteği veriyorsun.
İyi
ki varsın!
https://www.instagram.com/ilknursahintherapy/
🎧👉Depremzedelere psikolojik ilk yardım nasıl yapılır? Podcast olarak dinlemek için tıklayın
Kit@pEvi'nden Fieldseat'e: Londra'nın kitapçısı İrfan Şahin
No comments11 November 2022
11/11/2022Bisikletli Gazete söyleşilerinin bu bölümünün konuğu Londra'nın nevi şahsına münhasır kişiliği İrfan Şahin. İrfan Şahin'le Kit@pEvi'nden Fieldseat Kafe'ye uzanan kitapçılık serüvenini konuştuk.
Bu videoda; 👉 İrfan Şahin'in kitapçılık macerasını... 👉 Kitap şenliği, söyleşiler, imza günleri gibi düzenlediği etkinlikleri... 👉 Türkiyeli toplumun kitapla ilişkisini... 👉 Son yıllarda Ankara Anlaşmalı göçmenlerin İngiltere'de yaşayan Türkiyeli toplumu nasıl değiştirip dönüştürdüğünü... konuştuk...
Göçmenler aynı “ÇATI” altında toplanıyor
No comments07 October 2022
10/07/2022ÇATI grubu, başta Ankara Anlaşmalılar olmak üzere Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiyeli göçmenlerin iş konusunda tecrübe paylaşımında bulunmalarına ve ortaklıklar geliştirmelerine olanak sağlıyor.
Röportaj: Tuncay Bilecen
ÇATI grubu, başta Ankara Anlaşmalılar olmak üzere Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiyeli göçmenlerin iş konusunda tecrübe paylaşımında bulunmalarına ve ortaklıklar geliştirmelerine olanak sağlıyor. ÇATI grubunun kurucularından Mete Metin’le grubun çalışmaları hakkında sohbet ettik.
ÇATI grubu nasıl kuruldu?
2018 Mayıs’ında bir toplantı yaptık. Londra’ya yeni gelmiş arkadaşlarla yerleşik arkadaşları bir araya getirip bir networking etkinliği düzenledik. Katılım beklentinin çok üzerinde oldu. İlk toplantıya 50 kişinin üzerine kişi katıldı. Bir ay sonra tekrarını yaptığımızda 100’ün üzerinde katılım oldu. Sonra bu sayı katlanarak arttı. Bu kadar katılım olunca bir yönetim oluşturma ihtiyacı doğdu.
Londra’da uzun süredir yaşayan eski iş insanlarını da bu etkinliklere davet ettik. Bu şekilde insanların iş kurmaları kolaylaştı. İş kurmuş insanların işlerini büyütmeleri, müşteri bulmaları kolaylaştı. Bazı arkadaşlar sponsor arıyordu, bazıları işverendi, bazılarıysa işçi. Bütün bu arkadaşları bir araya getirerek özellikle son dönemde gelenlere yardımcı olmaya çalıştık.
Grupta daha çok Ankara Anlaşmalılar mı var?
Genelde Ankara Anlaşmalılar ama daha önce gelenler de var. Mesela teknik bir kadroda bir eleman arıyorsunuz, ÇATI’ya geldiğinizde bunu çok daha rahat bulabiliyorsunuz. Burada uzun süredir bulunan ama dar çevreleri bulunan insanların yeni bir network kurmalarına yardımcı oluyoruz. Örneğin iki üç aydır İngiltere’de olan biri ÇATI sayesinde tanıştıkları kişileri arkadaşına anlatınca, arkadaşı “ben beş senedir buradayım, bu kadar insanla tanışamadım, sen nasıl iki ayda bunları buldun?” diye sormuş. O da ÇATI etkinliklerine katıldığını söylemiş.
ÇATI’nın işleyişi nasıl oluyor? Nasıl bir yapısı var?
ÇATI community-interest company olma yolunda ilerliyor. İsim hakları ve web sitesi alındı. Din ve siyasetten uzak, business odaklı bir kurum oluşturmaya çalışıyoruz. 40’a yakın farklı grubumuz var. Bu gruplar kendi aralarında projeler yapıyorlar. Telegram grupları kurduk ki insanlar kendi alanındaki insanlarla iletişim kursun, sorunları çözülsün, iş fırsatları paylaşılsın. Şu anda aktif olarak 15 kaptanız var. Kaptanlar aynı zamanda yönetimi oluşturuyor. Bir karar alırken bütün bu arkadaşlarla birlikte hareket ediyoruz.
ÇATI’nın diğer derneklerden farkı ne?
Burada otuz sene önce kurulmuş dernekler var kimisi siyasî dernekler kimisi dini dernekler… Biz bu derneklerden tamamen farklı şekilde çalışıyoruz. Örneğin buraya iki ay önce gelen kişi ilk başkanımız oldu. Hiyerarşi yok.
Başkan nasıl seçiliyor? Nasıl görev yapıyor?
Bizde eşbaşkanlık sistemi var. Her ay farklı biri başkan oluyor. Eğer o kişi eğitimden sorumluysa o ay eğitime yöneliyoruz. O kişi sanatçıysa, o ay sanat konuları işleniyor. Böylece bu başkan topluma tanıtılmış oluyor. Her gelen kişinin bir mesleği var. Kimi emlak işiyle uğraşıyor, kimi turizm, kimi web tasarımı yapıyor, ÇATI’ya girdiklerinde işlerini büyütmelerinin önü açılmış oluyor.
Siyasi ajandanız nedir diye eleştiriler alıyor musunuz?
Bunu ilk başlarda soruyorlardı, ama artık kimse sormuyor. Gelenler şunu görüyor, Karadenizli de kaptanımız var, Ege’den de var, Doğu Anadolu’dan var, inşaatçısı da var, mühendisi de var, doktoru da var sanatçısı da var. Dolayısıyla amacımızda bunu belirttik ÇATI’nın din ve siyasetten uzak kalması gerekiyor. Sizin dini bir inancınız ya da siyasi bir görüşünüz olabilir ama ÇATI’da bunlar konuşulmuyor ve bunu hiçbir şekilde öne çıkarmıyoruz. Bu bizim ilk kuralımız. Böyle olunca da her kesimden insan ÇATI’ya girebiliyor.
Sadece Londra’da mı örgütlüsünüz?
Aslında başlangıçta kafamızda çok büyük projeler yoktu. Ama gösterilen ilgi sayesinde Edinburgh, Manchester, Liverpool grupları kuruldu. ÇATI büyüyünce bunu Avrupa’ya yayma fikri ortaya çıktı. Bunların aktif hale gelmesi için salgının sona ermesi gerekiyor. Bu arada ÇATI bütün bu faaliyetler için bugüne kadar kimseden beş kuruş para almadı, bütün etkinliklerimiz hep bedava oldu.
COVID-19 salgını etkinliklerinizi nasıl etkiledi?
Mart 2020’den bu yana hiç etkinlik yapamamıştık. Şimdi hükümetin aldığı önlemlere uyarak daha az kişinin katılımıyla Waterloo’da Ev Kafe’de bir etkinlik gerçekleştirdik. Sorun çıkmazsa, her ay Waterloo’da toplantıları düzenlemeye devam edeceğiz. Korona virüs tamamen bittiğinde, Royal Festival Hall’da 1500 kişilik yer var, orada 500 kişilik bir festival de düzenleyebiliriz. ÇATI’nın böyle bir kapasitesi var.
Dilara Ceren Duran: "Tırmanmak bana sınırlarımı zorlamayı öğretti"
No comments23 August 2022
8/23/2022Bisikletli Gazete Söyleşileri'nin bu bölümünde, Zincir Kıran Kadınlar Bisiklet Topluluğu tarafından 5-6 Mart 2022 tarihlerinde, İstanbul'da gerçekleştirilen 4. Bisiklet Kadınları Çalıştayı'na konuk oluyor ve Dilara Ceren Duran'ın yaptığı sunumu dinliyoruz. Dilara Ceren Duran', bu sunuşta maceralarla dolu geçen Kilimanjaro, Kosciusko, Aconcagua tırmanışlarından söz ediyor.















