Showing posts with label söyleşi. Show all posts
Showing posts with label söyleşi. Show all posts

“Edebiyatın Gerçeği ve Hayatın İçindeki Edebiyat” söyleşi Queen Mary Üniversitesi’nde gerçektirildi

No comments

13 December 2024

8 Aralık, Pazar günü Queen Mary Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Edebiyatın Gerçeği ve Hayatın İçindeki Edebiyat” başlıklı söyleşide Dursaliye Şahan, Burhan Sönmez ve Akın Olgun edebiyat yolculuklarını ve yazma deneyimlerini paylaştı.



Kaynak: Edebiyat Haber


Gazeteci ve yazar Akın Olgun, göçmen kadınların yaşadıklarını konu alan "El âlem" öykü kitabındaki deneyimlerini anlattığı konuşmasında, bir yazar olarak yaşadıklarını, gördüklerini, toplumsal sorunları edebiyata aktarmayı vazife edindiğini belirtti.
Olgun, Yunanistan'daki Türk mahkumlar hakkında yazdığı gazete yazılarının yakında bir yayına dönüşeceğini belirtti.


Burhan Sönmez, yazmanın insana iyi geldiğini vurgulayarak, "Yazdıklarınızın okunma sayısı önemli değil, iyi yazı kendi okurunu bulur" dedi ve yazarların kaygılardan uzaklaşarak yazmaya odaklanmaları gerektiğini ifade etti.

Dursaliye Şahan ise, eserlerinde göçmenler, kadınlar ve çocuklar gibi toplumsal grupları konu aldığını ve okuma eyleminin sömürü ve faşizme karşı direnç oluşturduğuna inandığını dile getirdi. Şahan, ideal okuyucusunun eleştirel bir bakış açısına sahip, kendi seçimlerinde kararlı bir okuyucu olduğunu söyledi.

Etkinlik, panele katılanların sorularıyla devam etti.



PARÇALANMA romanın yazarı Gül Özen'le Söyleşi

No comments

12 December 2024

 F. Gül Özen, Parçalanma adlı romanında Türkiye’den Almanya’ya, Naime’den Naomi’ye uzanan yolculukta geçmişiyle bugünü arasında gidip gelen göçmen bir kadının yaşadığı ruhsal parçalanmayı ele alıyor. Danimarka’da yaşayan F.Gül Özen’le İngiltere’nin ardından geçtiğimiz günlerde Türkiye’de de yayımlanan PARÇALANMA hakkında sohbet ettik.




👉 Söyleşiyi Spotify'dan dinlemek için tıklayın!


👉Gül Özen'le Edebiyat Haber sitesinde yapılan söyleşiyi okumak için tıklayın!




Bisikletten toplum sağlığına: Londra Bisiklet Kulübü'nün kurucularından Özgür Korkmaz'la söyleşi

No comments

03 March 2024

Londra Bisiklet Kulübü (LBK), düzenlediği etkinlikler ve gerçekleştirdiği projelerle Londra’da yaşayan Türkiyeli toplumun bisikletle buluşmasına önemli katkılar sağlıyor. LBK’nin kurucularından Özgür Korkmaz ile yürüttükleri projeler ve çalışmaları hakkında sohbet ettik.

 

                                                                                                    Tuncay Bilecen

 

 


Yaklaşık dört yıl önce kurulan ve yürüttüğü projelerle başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere toplumun bisikletle buluşmasında önemli katkılar sağlayan LBK, yeni dönem bisiklet eğitimlerine başladı.

LBK, toplumdan gelen yoğun talep üzerine pazar sabahları da Edmonton’da bulunan Pymmes Park’ta yeni sınıflar açarak bisiklet eğitimlerine devam edecek. Ücretsiz olarak verilen bisiklet eğitimlerinde LBK ayrıca derslerde kullanılan bisikletleri ve kaskları da ücretsiz olarak sağlıyor.

LBK’nin kurucularından Özgür Korkmaz ile kulübün çalışmaları hakkında sohbet ettik.

Londra Bisiklet Kulübü ne zaman kuruldu?

LBK, 2019 Mayıs'ta kuruldu. İlk 3 ay sosyal sürüşler yaptık. Bu üç ayın sonunda toplumumuzda başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere bisiklet kullanımının yaygın olmadığını fark ettik. Ondan sonra da hiçbir yerden destek almadan bisiklet eğitimi projesini başlattık. Britanya Alevi Federasyonu (BAF) sağ olsun bize yerleşkesini açtı. Burada eğitimlere başladık. Ardından bisikletle ilgili projelere başvurduk.

Aslında önce sosyalleşmek için kurulan Kulüp, amacını aşarak çocuklara, kadınlara, bizim toplum üyelerine ve diğer toplum üyelerine yönelik bisiklet eğitimlerinin verildiği bir platforma dönüşmüş gibi.

Evet, aynen öyle oldu. Önce sosyal sürüşler yaparız diye başladık. Ama bir baktık ki toplumda böyle bir ihtiyaç var. O ihtiyaca göre kendimizi şekillendirmek, yeniden dizayn etmek zorunda kaldık. Kadınlara ve çocuklara yönelik ayrı projeler yazdık, TFL’le, Enfield Belediyesi ile iletişime geçtik ve şunu anladık ki biz bunu kendi başımıza yapamayacağız. Bunu yapabilmemiz için yerel belediyelerle, yerel toplum merkezleriyle işbirliği yapmamız gerekiyor. Bu işbirliklerini gerçekleştirdiğimizde de yaptığımız iş bir anlam kazandı.

 


Bunun yanı sıra bisiklet workshopları ve tamir atölyeleri de düzenlediniz diye hatırlıyorum.

Evet, tamir kursları vermeye başlamıştık. İlk 6-7 aylık dönemden sonra 2020'nin başında pandemi başladı. Biz de Alevi Federasyonu bünyesinde bisikletlerimizle acil gıda yardımlarının taşınmasına katkı sağladık. Bunların tabi ki çoğu arabalarla yapıldı. Bizim de 10 kişilik bir bisikletli ekibimiz vardı. Dönüşümlü olarak gıda paketi teslimatı yaptık.

 

Peki, genel olarak Londra'da yaşayan bizim toplumun bisikletle olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsun ve Londra Bisiklet Kulübü bu noktada nerede duruyor, nasıl bir katkı sağlıyor?

Aslında buradaki toplumu ikiye ayırıyorum. Birincisi, son 7-8 yılda başta Ankara Anlaşması'yla Türkiye'nin daha çok şehirlerinden gelen eğitimli arkadaşlarımız var. Onların zaten bir kısmı bisiklet kullanmayı biliyor, bir kısmının ise özgüveni yok. Ama buraya 20-30 yıl önce gelmiş göçmen toplumu düşünürsen bu toplumun büyük çoğunluğu kırsaldan gelmiş. Ondan dolayı özellikle kadınların bisiklet kullanmak gibi bir fırsatları hiçbir zaman olmamış. Bir kısım erkek arkadaşlar ise biraz utandıkları için uzak duruyorlar. Aslında bilmiyorlar. Bilmiyorum dememek için uzak duruyorlar. O yaştan sonra öğrenmekten utanıyorlar falan.

Tabii bir de şu da var; göçmen olarak buraya geldiğimiz için bisiklet sürmek sanki daha gelir düzeyi düşük insanların yaptığı bir şey gibi algılanıyor. Genelde göçmen toplumlar statülerini belli etmek için pahalı lüks arabalara binmeyi tercih ediyorlar.

 


Sanki bisiklete binerse statüsünü kaybedecek gibi bir izlenim oluyor değil mi?

Tabii, tabii. Bir Mercedes'le gezmek varken bisiklete binerse etrafında sanki böyle parası yokmuş gibi algılanacağını düşünüyor.

 

Peki çocukları?

Burada doğan, büyüyen çocuklar anne babaları gibi düşünmüyorlar. Ama şunu fark ettik. Özellikle babalar burada çoğunlukla işte mini kamp yapıyorlar. Ne bileyim, restoranlarda çalışıyorlar. Daha çok uzun süreli çalışıyorlar. Şunu anladık, birçok baba çocuğuyla zaman geçirmeyi bilmiyor. Belki kimisinin ekonomik şartları uygun olmadığı için bunu sağlayamıyor. O açığı da gördük.

 

Bu çalışma koşullarıyla çok ilintili, güzel yakalamışsınız onu.

Evet, haftada günde 12 saat, haftada 6 gün minikap yapan biri izin gününde kendi işlerini mi halletsin, çocuklarıyla mı ilgilensin, bu biraz da şartlarla ilgili bir durum.

 

Özgür Korkmaz

Şimdi burada biraz önce bir eğitim vardı ve onlarca çocuğun katıldığını gördük. Veliler de, anneleri, babaları da kenarda bekliyorlar çocuklarının eğitimleri sırasında. Bisiklet Kulübü bu anlamda yıllar içerisinde nasıl bir değişim dönüşüm yarattı? Neler gözlemlediniz? Velilerden nasıl geri dönüşler aldınız?

Çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Biz tam dört yıl oldu bu çalışmalara başlayalı… Bir defa ailelerle ilişkilerimiz çok iyi. Onları anlıyoruz. Onlar da bizim bu işi gönülden yaptığımızı görüyorlar zaten. Bisiklet Kulübü kâr amacı gütmeyen bir yapılanma. Ondan dolayı da zaten yaptığımız çalışmalardan elimizden geldiğince ya ücret almamaya çalışıyoruz ya da çok cüzi bir ücret alıyoruz. Çünkü istiyoruz ki herkes gelebilsin. Yani ekonomik durumu ne olursa olsun, şartlar ne olursa olsun eğitimlere gelebilsinler.

Ailelerle kurduğumuz iletişimde annelerin de mesela birçoğunun bisiklete binmeyi bilmediğini görüyoruz. Onları da yavaştan teşvik etmeye çalışıyoruz. Sadece bisiklet  de değil, çünkü herkes illa ki bisikletle ilgilenecek diye bir kaide yok. Örneğin dokuz aydır yaptığımız kadınlara yönelik wellbeing programımız var. İçerisinde yoga, plates, step aerobik, fitness ve bir de bir walking grubumuz var. Londra'nın 5-6 bölgesinde aynı anda bu şekilde gruplar oluşturmak istiyoruz.

 

Aslında amaç biraz bisikleti aşıp toplum sağlığına ve farklı alanlara doğru kaymış.

Kesinlikle, insanları aktivite yapmaya teşvik ediyoruz. İstiyoruz ki bisiklet sadece spor olarak değil aynı zamanda bir ulaşım aracı olarak da kullanılsın. Tabii ki gönlümüzden geçen daha çok insanın en azından kısa yolculuklarını bisikletle yapmaları… Annelerin, babaların çocuklarını okula bisikletle götürüp getirmeleri. Bizim en büyük hedefimiz bu zaten, yani idealimiz bu. Onun dışında da bir babanın, bir annenin kendi çocuğuyla beraber parkta ya da herhangi bir yerde bisikletle gezmesi ve kaliteli zaman geçirmesi. Bizim hedeflediğimiz aslında bu açıkçası.

 

Sohbetin başında projelerden bahsetmiştin, birtakım desteklerden bahsetmiştin ve partnerlerden bahsetmiştin. Tabi belediye burada önemli bir partner, Enfield Belediyesi… Britanya Alevi Federasyonu zaten buraya bir imkân sağlayarak büyük bir destek sağlıyor. Kesinlikle. Biraz bu desteklerden, projelerden bahsedebilir miyiz?

Biz bu işe 7-8 arkadaş başladık. Bize ilk desteği BAF verdi, buranın kullanılmasını, bisikletler için depo yapabileceğimiz yerin kullanılmasını hiçbir ücret talep etmeden sağladılar. Bu çok kıymetliydi. Ondan sonra Enfield Belediyesi'nde dedik ki bakın biz bunları yapmak istiyoruz, bir grup gönüllüyüz ama imkanlarımız yok. Onlar da bize bir konteyner desteği sağladılar ilk etapta. Ondan sonra destekler oluşmaya başladı. Ve zaman içerisinde biz yerel kampanya grupları ile ilişkiye geçtik. Sonrasında London Cycling Campaign gibi dünyanın sayılı büyük bisiklet organizasyonundan birisiyle community partnership olduk.

 

Hatta yanılmıyorsam bir de ödül aldınız.

Evet, 2021’de bisikleti geliştirenler ödülünü aldık. Kurulduğumuzdan daha bir buçuk yıl sonra böyle bir ödül almak bizim için sevindiriciydi. Ondan sonra da diğer işbirlikleri için proje yazmaya başladık.

Son dönemde iki tane çok heyecanlı projemiz var. Birincisi, BAF dışında Edmonton'da bulunan Pimms Park'ta da bir yerimiz olacak çok kısa bir zaman içinde. Ve orada da çok yeni bir uygulama yapacağız; bisiklet kütüphanesi.

 

Nasıl? Biraz açar mısın?

Adını Family Bike Library koyduk. Buradaki özel hedef kitlemiz aileler, düşük gelirli aileler. Ailelerin bisiklete ulaşımını ve özgüveni geliştirmeyi hedefliyoruz. Bir kütüphaneye nasıl gidip orada kayıt oluşturup bir kitabı ödünç alıyorsan, burada da kütüphaneden ücretsiz kitap alır gibi bizden 3-4 saatliğine, 1 günlüğüne, 2 haftalığına, maksimum 4 haftalığına bisiklet alabilecekler. Burada amaç düşük gelirli aileleri desteklemek. Düşünün, bir babanın çocuğuna ve kendisine bisiklet alması, kask alması, malzeme alması, gidip bir parkta onu denemesi bir maliyeti gerektiriyor. Bunu yapabilen de olabilir ama çocuğunun bundan hoşlanıp hoşlanmayacağını da bilmiyor. Bir denemek istiyor, kendini görmek istiyor, çocuğunu görmek istiyor. O yüzden biz o bisiklete ulaşımı sağlıyoruz.

Bisikletle tanışma sürecinde kolaylaştırıcı bir rol oynuyorsunuz.

Yani çünkü biz yaptığımız araştırmalarda, okuduğumuz raporlarda en büyük iki engel gördük bisiklete erişimde; bir bisiklete ulaşımın o anda olmayışı, ikincisi de özgüven eksikliği, yani yolda sürememe. Şimdi biz birinci bariyeri ortadan kaldırıyoruz. Diyoruz ki buyurun arkadaşlar bizim bisikletimizi kullanabilirsiniz. İkinci bariyer de eğer özgüven eksikliği varsa bu ailelerde ya da çocuklarında. Gelin diyoruz, biz size eğitim vereceğiz. Her yaş grubuna uygun programlar yaparak o çocuklara temel bisiklet eğitimlerini vereceğiz. Ondan sonra da çocuklar özgüven sağlayacaklar.

Aslında temel hedef, ailelerin çocuklarıyla beraber okula bisikletle gidip gelmelerini, kısa yolculuklarını bisikletle yapmalarını sağlayabilmek. Bu 10 yıl önce, hatta 5 yıl önce bile Enfield'ta mümkün çok değildi çünkü bisiklet yolu yoktu.

 

Ama Enfield Belediyesi bu konuda en hızlı gelişme kaydeden belediyelerden biri oldu.

Kesinlikle. Özellikle son 5 yılda diyebilirim çok fazla bisiklet yolu yaptılar, altyapıyı kurdular, şu ana kadar yapılması gereken birçok şeyi yaptılar. O anlamda sıkıntı yok. Ama bakıyoruz bisiklet süren yeterince insan hâlâ yok. Londra'nın belli bölgelerinde işte Walton Forest gibi bölgelerde bisiklet kullanımı yaygınlaştı. Ama burada yaygınlaşamadı yeterince. Şimdi burada da bize rol düşüyor. Bizim ciddi bir misyonumuz var, çünkü biliyoruz ki Enfield'taki en aktif grup biziz. O nedenle biz de öyle bir misyon kendimize edindik. Dedik ki biz çocukları ve aileleri eğitelim. Ondan sonra onlar okula gitmeye başlasınlar. Yani değişim dönüşüm biraz zaman alıyor. Belediye işini yaptı, altyapıyı kurdu. Bizim gibi organizasyonlar işin içerisine girip insanların özgüvenini geliştirip, belediyenin desteğiyle insanları teşvik etmeli. Eğitim başında geliyor.

 

Eğitimler demişken son olarak Britanya Alevi Federasyonu’nun yerleşkesindeki eğitimlerden biraz bahsedelim. Ne zaman oluyor? Katılmak isteyenler nasıl size ulaşabilirler? Verilen eğitim seviyesi ve niteliği nedir?

Evet, şimdilik cumartesi günlerini belirledik. Her cumartesi sabah 10.00-12.00 arasında eğitimler yapıyoruz. Dediğim gibi önce temel eğitimler veriyoruz. Öğrencilere sıfırdan başlayarak aşama aşama bisiklet öğretiyoruz. ve zaman içerisinde özgüvenleri geliştiği zaman da yakınlardaki bisiklet yollarında ve arka sokaklarda trafikte sürüş eğitimi vermeye devam ediyoruz. Buradaki hedef kitle çocuklar. Zaten bu proje sadece çocukları kapsıyor. Önümüzdeki cumadan itibaren de kadınlar için eğitimlerimiz başlayacak. Bu eğitimi, cuma günleri 10-12 arasında yapmayı planlıyoruz.

Bunun dışında bir de Wellbeing programımız var. O da haftada ortalama iki defa oluyor. Bir gün yürüyüş yapılıyor, bir gün yoga, fitness ya da diğer sportif aktiviteler yapılıyor.

 


Son olarak bundan sonrası için neler düşünüyorsunuz?

Şu anda Family Bike Library bizim için en önemli proje. Daha önce benzeri projeler yapılmış ama çok küçük çapta yapılmış. Bizim şu andaki hedefimiz ilk defa bunu büyük çapta yapmak. Hatta istiyoruz ki Londra Bisiklet Kulübü bu projeyle hatırlansın. Sadece Türkiyeli kamuoyu değil, İngiltere toplumu da bizi böyle tanısın istiyoruz.

Geçtiğimiz sene biz 100'den fazla bisiklet bağışı yaptık. Birçok toplum merkezine, ilkokula, sanat merkezlerine bisiklet bağışlarımız oldu. Hatta 10 tane de NHS hastanesine verdik. Orada da istedik ki insanların bisiklete ulaşımları kolay olsun. Bu da aslında onun bir parça devamı niteliğinde.

Bir plan daha var. Fonları sağladık başlangıç anlamında ama bunu ilerletebilmemiz için daha büyük fonlara başvurmak istiyoruz ve özellikle de toplumu da işin içine katmak istiyoruz. Örneğin, insanlardan bize bisiklet bağışı yapmasını isteyeceğiz. Evinde kullanmadıkları bisikletleri. Ama bunun için öncelikle bir hazırlık yapmamız gerekiyor. Storage sorununu halletmemiz lazım. Tamircilerimizi bulmamız lazım. Ve bunun için de bir para gerekiyor. Hatta Metropolitan Polis’iyle de iletişim içine gireceğiz. Daha önce de girmiştik zaten. Onların topladığı çalıntı bisikletler için talepte bulunacağız. Sonra da bu bisikletleri gidip başka yerlere bağışlayacağız. Bisiklet geri dönüşüm kampanyası gibi bir şey. Biz bu yaptığımız işin ne kadar çevreci, sağlıklı ve toplumu birleştiren bir iş olduğunu biliyoruz.

 

Aşağıdaki formu online olarak doldurarak çocuğunuz için ücretsiz bisiklet eğitimi kaydı yaptırabilirsiniz.

https://forms.gle/7eVpqmNhDzJE3RRo8

Tel: 07917343007

E-posta: londoncyclingclubcic@gmail.com


🎧Söyleşiyi Spotify'dan dinlemek için tıklayın!

“Göçmenseniz hayata 'en alttan’ başlıyorsunuz" (YOUTUBE SÖYLEŞİSİ)

No comments

06 April 2023

 Ramazan Yaylalı, birkaç yıl önce Viyana'ya göç eden Tunceli Belediyesi eski Eşbaşkan Yardımcısı Hüseyin Tunç ile göç deneyimi üzerine konuştu.



Tunceli Belediye Eş Başkan Yardımcısı Hüseyin Tunç, Tunceli Belediye Eş Başkanları Mehmet Ali Bul ve Nurhayat Altun’un tutuklanmasının ardından 17 Kasım 2016 günü belediyeye kayyım olarak atanan Vali Yardımcısı Olgun Öner’in  ‘olur’ yazısıyla görevinden alındı. 

Hakkındaki davalar nedeniyle Avusturya'ya göç eden Hüseyin Tunç, yaşadığı göçmenlik deneyimini Ramazan Yaylalı'ya anlattı. 


👉Avusturya’da göçmenlerin yaşadıkları zorluklar nelerdir?
👉Avusturya’da göçmenler ırkçılığa ve ayrımcılığa uğruyor mu?
👉Avrupa’da her şey güllük gülistanlık mı?
👉Sosyalistler göç meselesine nasıl bakmalılar?
👉Son yıllarda Türkiye’den gelen göçmenler ne umuyor ne buluyorlar?
👉Türkiye’ye geri dönmeyi düşünüyor mu?




👉 Yaşadığı deneyimin Günter Wallraff'ın En Alttakiler kitabıyla ilişkisi ne?







Kit@pEvi'nden Fieldseat'e: Londra'nın kitapçısı İrfan Şahin

No comments

11 November 2022

Bisikletli Gazete söyleşilerinin bu bölümünün konuğu Londra'nın nevi şahsına münhasır kişiliği İrfan Şahin. İrfan Şahin'le Kit@pEvi'nden Fieldseat Kafe'ye uzanan kitapçılık serüvenini konuştuk.




Bu videoda; 👉 İrfan Şahin'in kitapçılık macerasını... 👉 Kitap şenliği, söyleşiler, imza günleri gibi düzenlediği etkinlikleri... 👉 Türkiyeli toplumun kitapla ilişkisini... 👉 Son yıllarda Ankara Anlaşmalı göçmenlerin İngiltere'de yaşayan Türkiyeli toplumu nasıl değiştirip dönüştürdüğünü... konuştuk...

Göçmenler aynı “ÇATI” altında toplanıyor

No comments

07 October 2022

ÇATI grubu, başta Ankara Anlaşmalılar olmak üzere Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiyeli göçmenlerin iş konusunda tecrübe paylaşımında bulunmalarına ve ortaklıklar geliştirmelerine olanak sağlıyor.




Röportaj: Tuncay Bilecen

bisikletligazete@gmail.com


ÇATI grubu, başta Ankara Anlaşmalılar olmak üzere Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiyeli göçmenlerin iş konusunda tecrübe paylaşımında bulunmalarına ve ortaklıklar geliştirmelerine olanak sağlıyor. ÇATI grubunun kurucularından Mete Metin’le grubun çalışmaları hakkında sohbet ettik. 


ÇATI grubu nasıl kuruldu?


2018 Mayıs’ında bir toplantı yaptık. Londra’ya yeni gelmiş arkadaşlarla yerleşik arkadaşları bir araya getirip bir networking etkinliği düzenledik. Katılım beklentinin çok üzerinde oldu. İlk toplantıya 50 kişinin üzerine kişi katıldı. Bir ay sonra tekrarını yaptığımızda 100’ün üzerinde katılım oldu. Sonra bu sayı katlanarak arttı. Bu kadar katılım olunca bir yönetim oluşturma ihtiyacı doğdu. 


Londra’da uzun süredir yaşayan eski iş insanlarını da bu etkinliklere davet ettik. Bu şekilde insanların iş kurmaları kolaylaştı. İş kurmuş insanların işlerini büyütmeleri, müşteri bulmaları kolaylaştı. Bazı arkadaşlar sponsor arıyordu, bazıları işverendi, bazılarıysa işçi. Bütün bu arkadaşları bir araya getirerek özellikle son dönemde gelenlere yardımcı olmaya çalıştık. 

Grupta daha çok Ankara Anlaşmalılar mı var?

Genelde Ankara Anlaşmalılar ama daha önce gelenler de var. Mesela teknik bir kadroda bir eleman arıyorsunuz, ÇATI’ya geldiğinizde bunu çok daha rahat bulabiliyorsunuz. Burada uzun süredir bulunan ama dar çevreleri bulunan insanların yeni bir network kurmalarına yardımcı oluyoruz. Örneğin iki üç aydır İngiltere’de olan biri ÇATI sayesinde tanıştıkları kişileri arkadaşına anlatınca, arkadaşı “ben beş senedir buradayım, bu kadar insanla tanışamadım, sen nasıl iki ayda bunları buldun?” diye sormuş. O da ÇATI etkinliklerine katıldığını söylemiş. 

ÇATI’nın işleyişi nasıl oluyor? Nasıl bir yapısı var? 

ÇATI community-interest company olma yolunda ilerliyor. İsim hakları ve web sitesi alındı. Din ve siyasetten uzak, business odaklı bir kurum oluşturmaya çalışıyoruz. 40’a yakın farklı grubumuz var. Bu gruplar kendi aralarında projeler yapıyorlar. Telegram grupları kurduk ki insanlar kendi alanındaki insanlarla iletişim kursun, sorunları çözülsün, iş fırsatları paylaşılsın. Şu anda aktif olarak 15 kaptanız var. Kaptanlar aynı zamanda yönetimi oluşturuyor. Bir karar alırken bütün bu arkadaşlarla birlikte hareket ediyoruz. 


ÇATI’nın diğer derneklerden farkı ne?

Burada otuz sene önce kurulmuş dernekler var kimisi siyasî dernekler kimisi dini dernekler… Biz bu derneklerden tamamen farklı şekilde çalışıyoruz. Örneğin buraya iki ay önce gelen kişi ilk başkanımız oldu. Hiyerarşi yok.

Başkan nasıl seçiliyor? Nasıl görev yapıyor?


Bizde eşbaşkanlık sistemi var. Her ay farklı biri başkan oluyor. Eğer o kişi eğitimden sorumluysa o ay eğitime yöneliyoruz. O kişi sanatçıysa, o ay sanat konuları işleniyor. Böylece bu başkan topluma tanıtılmış oluyor. Her gelen kişinin bir mesleği var. Kimi emlak işiyle uğraşıyor, kimi turizm, kimi web tasarımı yapıyor, ÇATI’ya girdiklerinde işlerini büyütmelerinin önü açılmış oluyor. 

Siyasi ajandanız nedir diye eleştiriler alıyor musunuz?

Bunu ilk başlarda soruyorlardı, ama artık kimse sormuyor. Gelenler şunu görüyor, Karadenizli de kaptanımız var, Ege’den de var, Doğu Anadolu’dan var, inşaatçısı da var, mühendisi de var, doktoru da var sanatçısı da var. Dolayısıyla amacımızda bunu belirttik ÇATI’nın din ve siyasetten uzak kalması gerekiyor. Sizin dini bir inancınız ya da siyasi bir görüşünüz olabilir ama ÇATI’da bunlar konuşulmuyor ve bunu hiçbir şekilde öne çıkarmıyoruz. Bu bizim ilk kuralımız. Böyle olunca da her kesimden insan ÇATI’ya girebiliyor.

Sadece Londra’da mı örgütlüsünüz?

Aslında başlangıçta kafamızda çok büyük projeler yoktu. Ama gösterilen ilgi sayesinde Edinburgh, Manchester, Liverpool grupları kuruldu. ÇATI büyüyünce bunu Avrupa’ya yayma fikri ortaya çıktı. Bunların aktif hale gelmesi için salgının sona ermesi gerekiyor. Bu arada ÇATI bütün bu faaliyetler için bugüne kadar kimseden beş kuruş para almadı, bütün etkinliklerimiz hep bedava oldu. 

COVID-19 salgını etkinliklerinizi nasıl etkiledi?

Mart 2020’den bu yana hiç etkinlik yapamamıştık. Şimdi hükümetin aldığı önlemlere uyarak daha az kişinin katılımıyla Waterloo’da Ev Kafe’de bir etkinlik gerçekleştirdik. Sorun çıkmazsa, her ay Waterloo’da toplantıları düzenlemeye devam edeceğiz. Korona virüs tamamen bittiğinde, Royal Festival Hall’da 1500 kişilik yer var, orada 500 kişilik bir festival de düzenleyebiliriz. ÇATI’nın böyle bir kapasitesi var.







Dilara Ceren Duran: "Tırmanmak bana sınırlarımı zorlamayı öğretti"

No comments

23 August 2022

 Bisikletli Gazete Söyleşileri'nin bu bölümünde, Zincir Kıran Kadınlar Bisiklet Topluluğu tarafından 5-6 Mart 2022 tarihlerinde, İstanbul'da gerçekleştirilen 4. Bisiklet Kadınları Çalıştayı'na konuk oluyor ve Dilara Ceren Duran'ın yaptığı sunumu dinliyoruz. Dilara Ceren Duran', bu sunuşta maceralarla dolu geçen Kilimanjaro, Kosciusko, Aconcagua tırmanışlarından söz ediyor.






Fieldseat Cafe'de imza günü ve şiir dinletisi

No comments

24 May 2022

 Gazeteci yazar Tony Howson, yeni kitabı Walking with Camels’ı, 26 Mayıs, Perşembe günü Fieldseat Kit@pEvi’nde düzenlenecek imza günü ve söyleşide tanıtacak. Etkinlikte oyuncu Mehmet Ali Alabora da Howson’un şiirlerinden pasajlar okuyacak.





Gazeteci, yazar Tony Howson, Londra merkezli yayınevi Press Dionysus tarafından basılan kitabı Walking withCamels’ı 26 Mayıs Perşembe günü, saat 19:00’da Tottenham’da bulunan Fieldseat Cafe Kit@pEvi’nde düzenlenecek imza günü ve söyleşide okuyucularıyla buluşturacak. Oyuncu Mehmet Ali Alabora’nın kitaptan şiirler seslendireceği etkinlikte; Howson, Ukrayna’da çalıştığı döneme ilişkin anılarına da yer verecek. İmza gününden elde edilen gelir Ukrayna’daki savaş mağdurlarına bağışlanacak.

Tony Howson, Walking with Camels’ta dünyada gezip gördüğü onlarca ülkeye ilişkin izlenimlerini şiirsel ve ironik bir dille resmediyor. Kitap bu bakımdan bir şiir, nesir ve resim kitabı olarak tanımlanabilir. Resim kitabı da diyebiliriz çünkü kitaptaki metinlere birçok fotoğraf ve çizim de eşlik ediyor. Howson, hayatını Türkiye’de sürdürdüğü için kitapta Nâzım Hikmet’ten, İstanbul’un kedilerine kadar Türkiye’ye ilişkin birçok izlenimi de yer alıyor.



Tony Howson kimdir?

Tony Howson, 14 Kasım 1956'da İngiltere'nin Slough kentinde doğdu. O zamandan beri bir hikâye anlatıcısı olarak dünyada 30 farklı ülkede yaşadı.  Şu anda eşi ve kızıyla birlikte Türkiye'de yaşıyor. Tony'nin de üç oğlu ve iki torunu var. Televizyoncu ve gazeteci olarak 25 yıl boyunca aktif olarak Afrika, Orta Doğu, eski Sovyetler Birliği ve Asya'da çalıştı. Buralarda, gazetecilere medya gelişimini destekleyen programlar yapmaları konusunda eğitimler verdi. Kendisine Ukrayna'daki Uzhgorod Üniversitesi gazeteciliğe yaptığı hizmetlerden dolayı “fahri doktora” unvanı verdi. Gazeteciliğin dışında, şiir okuma ve hikâye anlatımı kursları verdi. Walking with Camels’tan önce yayınlanmış bir şiir ve deneme kitapları bulunmaktadır. Ayrıca antolojilerde yer alan birçok şiiri vardır. Tony Howson, resimle ve fotoğrafçılıkla da uğraşmaktadır. İngiltere ve Ukrayna'da daha önce üç fotoğraf sergisi açan yazar, sanat üretimlerini sürdürmektedir. Sheffield'de “mağdur-fail arabuluculuk projesinin” yapılmasına öncülük eden Howson, ruh sağlığı kuruluşlarının desteklenmesi konusunda da çalışmalar yürütmektedir. 


Tarih: 26 Mayıs 2022

Saat: 19:00

Yer: Fieldseat Organic Cafe

Adres: 665 High Road - Tottenham N17 8AD London

+44 20 8808 2525

http://www.fieldseat.co.uk/




Türkiye'den İngiltere ve Almanya'ya "beyaz yakalı" göçü

No comments

18 May 2022

 Kocaeli Üniversitesi'nden Doç. Dr.Tuncay Bilecen ve Albert Ludwigs Freiburg Universitesi'nden Çağdaş Torbacıoğlu Türkiye'den İngiltere ve Almanya'ya yönelik beyaz yakalı göçünü tartışıyorlar.





Son yıllarda Türkiye'den yurtdışına göçler neden arttı?

Göç edenler ne umuyorlar, ne buluyorlar?
Uyum süreçleri nasıl geçiyor?

Uyum süreçleri bakımından İngiltere ve Almanya arasında bir fark var mı?

İlk yıllarda hangi zorlukları yaşıyorlar?

Ayrımcılık ve ırkçılıkla karşılaşıyorlar mı?









Day-Mer'de müzik söyleşileri devam ediyor: “Platon'dan Venom'a Müziğin İşlevi"

No comments

16 May 2022

Day-Mer Kültür Sanat Topluluğu’nun Salı günleri düzenlediği müzik söyleşilerinin bu haftaki konuğu Alkan Karaçam.





Müzik her zaman iyi ve güzel şeylerden mi bahseder? İnsanların yaşadığı kötü deneyimler müziğe nasıl yansır? Müzik, insanlığın yaşadığı ekonomik, politik, sosyal gelişmelerden nasıl etkilenir? Müzik, çağına nasıl tanıklık eder? Örneğin İngiltere Thatcher döneminde madenci grevleriyle sarsılırken bu olaylar dönemin müziğini nasıl etkiledi?

Day-Mer Kültür Sanat Topluluğunun düzenlediği müzik söyleşilerinde bu hafta yukarıdaki soruların ışığında bir söyleşi düzenleniyor. Alkan Karaçam'ın katılımcı olarak yer alacağı "Platon'dan Venom'a Müziğin İşlevi" başlıklı söyleşi 17 Mayıs, Salı günü, saat: 19:30'da Day-Mer'de gerçekleştirilecek.

Day-Mer’in Kuzey Londra Toplum Merkezi’nde düzenlediği rengârenk söyleşiler devam edecek, okuyuculara hayatlarında yeni bir pencere açmaları için bu etkinliklere katılmalarını salık veririz.



Ankara Anlaşması vizesini aldım, peki ya şimdi?

No comments

06 January 2022

Bisikletli Gazete Söyleşileri'nin bu bölümünde, Gamma Tax'den Beyhan Koşar, Ankara Anlaşması yapanları neler beklediğini anlatıyor.



👉Ankara Anlaşması yaparak Birleşik Krallık'a ayak basanlar ilk olarak neler yapmalı?

👉 Ankara Anlaşmalıların güvenilir bilgi alacağı internet siteleri hangileridir?

👉 Birleşik Krallık'ta iş/ ticaret yapan Ankara Anlaşmalılar nelere dikkat etmeliler?

👉 Birleşik Krallık'a geldikten sonra başvurulması gereken kurumlar hangileridir?

👉 Sosyal medyada Ankara Anlaşmalılarla ilgili paylaşılan her bilgiye inanmalı mıyız?

👉 Ankara Anlaşmalılar yardım alabilirler mi?

👉 Üç yıllık vize başvurusu yaparken nelere dikkat edilmeli?

👉 Türkiye'deki mal varlığımızı İngiltere'de beyan etmek zorunda mıyız?



👉 Söyleşiyi YouTube'tan izlemek için tıklayın...




© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan