Showing posts with label türkiye. Show all posts
Showing posts with label türkiye. Show all posts

Gik-Der Yeşil Sol Parti gönüllüleri seçim çalışmalarını planladı

No comments

17 April 2023


Londra’da faaliyetlerini yürüten GIK-DER, 14 Mayıs seçimleri için gönüllü ekibi oluşturdu.  Gik-Der Yeşil Sol Parti gönüllüleri dün bir araya gelerek seçim sürecini planladı.

 


Göçmen İşçiler Kültür Derneği, 14 Mayıs seçimleri için yürüttüğü çalışmalarını gönüllü ekibiyle büyütüyor. Gik-Der Yeşil Sol Parti Gönüllüleri yaklaşan seçimlerde yürütülecek çalışmaları planladı. Yapılan toplantıda İngiltere’de oy verme sürecinin 29 Nisan – 7 Mayıs arasında olduğu anımsatılarak hızla çalışmalara başlanması kararı alındı. 14 Mayıs seçimleri için mümkün olduğunca çok kişinin sandıklara taşınması ve Yeşil Sol Parti’ye oy vermesinin sağlanmasının öneminin altı çizildi.

Gik-Der lokalinde yapılan toplantıda 22 Nisan’da sokak müziği desteği ile Yeşil Sol Parti’ye oy verme çağrısının yapılması, 26 Nisan’da ise bisiklet konvoyu oluşturarak seçimlere olan ilginin artırılması kararı alındı. Okul önlerinde bildiri dağıtılması, radyo programlarına katılım sağlanması gibi bir dizi çalışma kararının alındığı toplantıda sandık güvenliğinin sağlanması için müşahit ve sandık görevlisi kayıtlarının devam ettirilmesi gerektiğinin önemi vurgulandı.

Gik-Der Yeşil Sol Parti Gönüllüleri seçim sürecince toplantı ve çalışmalarını sürdürecek. 




TİP Milletvekili Barış Atay Londra’ya geliyor

1 comment

14 April 2023

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Barış Atay, 14 Mayıs 2023 seçimleri öncesinde Türkiyeli seçmenlerle buluşmak ve TİP’in Londra şubesinin açılışına katılmak üzere 18 Nisan, Salı günü Londra’ya geliyor.

 


TİP Milletvekili Barış Atay, Londra’da yaşayan Türkiyeli seçmenlerle buluşmak üzere Londra’ya geliyor. 18 Nisan, Salı günü, saat 18.00’de 173B Stoke Newington Road’da bulunan TİP Londra Seçim İrtibat Merkezi’nin açılışına katılacak olan Barış Atay, saat 19.30’da Round Chapel’de (Glenarm Road 1D) seçmenlerle bir araya gelecek ve seçmenlerin sorularını yanıtlayacak.

Londra’dan sonra Paris’e gidecek olan Atay, seçim turu kapsamında Avrupa’da altı şehirde daha seçmenlere buluşarak onların sorularını yanıtlayacak. TİP’in Hatay milletvekili olan Atay, 14 Mayıs seçimlerinde Antalya ikinci sıradan TİP milletvekili adayı olarak seçime girecek. 

 

Britanya Seçim Koordinasyonu kuruldu

No comments

28 March 2023


Britanya’da faaliyet gösteren demokratik kitle örgütleri, inanç örgütleri ile köy ve yöre dernekleri Britanya Seçim Koordinasyonu’nu kurdu. Koordinasyon, 14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri’ne ilişkin bilgilendirme çalışmaları yürütecek.

 

                                                        


                                  

 

Türkiye’de 14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilecek olan 14 Mayıs 2023 seçimlerinde yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları da oy kullanabiliyorlar. Britanya’daki demokratik kitle örgütleri, inanç örgütleri ve köy ve yöre derneklerinin bir araya gelerek oluşturdukları “Britanya Seçim Koordinasyonu” seçime kısa bir süre kala İngiltere’de yaşayan Türk vatandaşlarına rehberlik yapmayı planlıyor.




Çalışmalarına hızla başlayan Britanya Seçim Koordinasyonu öncelikle Britanya’da yaşayan ancak seçmen kütüklerini Britanya’ya aldırmayan yurttaşların kayıt olması için çalışma yürütüyor. Koordinasyon bu kapsamda öncelikle son dört yıl içerisinde 18 yaşını doldurmuş gençlerin ilk seçmen kayıtlarının yapılması, Britanya’da oy kullanacak seçmenlerin ise adres taşıma işlemlerini gerçekleştirmesi yönünde bilgilendirme çalışmalarına başladı.

Koordinasyon bileşeni kurumların ofislerinde 2 Nisan’a kadar hem seçim kaydı kontrolü hem de adres beyan formlarının doldurulması hizmeti verilecek. Bu tarihten sonra ise halkın seçimlere katılması için çalışmalar yürütülmeye devam edilecek.

Britanya’da yaşayan seçmenlerin sayısının toplumun gerçek temsiliyetini yansıtacak seviyeye çekmek isteyen koordinasyon tüm halkı 14 Mayıs seçimlerinde oy kullanabilmek için kayıtlarını yaptırmaya çağırdı. 

Koordinasyonu oluşturan kurumlar; Britanya Alevi Federasyonu (BAF), Göçmen İşçiler Kültür Derneği (Gik-Der), Kürt Halk Meclisi, Alxas-Kom, Türk Eğitim Birliği(TEB), Dersim-Der, El-Com, Tilkililer, Demircilikliler, Nurhaklılar Kültür Evi, Bozca-Der, Day-Mer, Tohum Kültür Merkezi, Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi (YÇKM), Kırkısraklılar, Paz-Der, Kürecikliler, Tavlalılar Dernegi, Koçgirililer, Essex Anadolu Merkezi, Türkiye İşçi Partisi (TİP)

Britanya Seçim Koordinasyonu iletişim E-maili: britanyasecim@gmail.com

Britanya Seçim Koordinasyonu’nun duyuru ve çalışmalarını Instagram, Facebook Twitter ve TikTok üzerinden takip edebilirsiniz.

Twitter: https://twitter.com/BritanyaSecim

Instagram: https://www.instagram.com/britanyasecimkoordinasyonu/

Facebook: https://www.facebook.com/profile.php?id=100090501613758

TikTok: https://www.tiktok.com/@britanyasecim?_t=8auCihE7Dld&_r=1

 


Bu haber ilk defa 27 Mart 2023 tarihinde Olay gazetesinde yayınlanmıştır.

https://olaygazete.co.uk/turk-toplumu/britanya-secim-koordinasyonu-kuruldu.html

Zincir Kıran Kadınlar Çalıştayı 4-5 Mart’ta Müze Gazhane’de

No comments

01 March 2023

Zincir Kıran Kadınlar Derneği’nin düzenlediği “Bisiklet Kadınları Çalıştayı”nın beşincisi bu yıl 4-5 Mart tarihlerinde Kadıköy Müze Gazhane’de gerçekleştirilecek.

 


Kadıköy merkezli kadın bisiklet dayanışma grubu olan “Zincir Kıran Kadınlar Derneği” bu yıl “Bisiklet Kadınları Çalıştayı”nın beşincisini gerçekleştiriyor. 4-5 Mart 2023’te, yani Cumartesi ve Pazar günleri 12:00-16:00 saatleri arasında düzenlenecek çalıştayın bu yılki teması “öğretirken öğrenmek.” 

Daha fazla kadının mikrofon başına geçerek toplumda sadece pasif birer dinleyici değil kanaat önderi haline gelmesini amaçlayan derneğin bu yılki etkinliğinde 10 kadın konuşmacısı yer alacak.

Bu seneki çalıştayın temasına uygun olacak şekilde öğretme ve öğrenme eyleminden beslenen İstanbul’dan, Ankara’dan, Eskişehir’den ve Mersin’den gelecek kadın konuşmacıların isimleri ise konuşma sırasıyla şu şekilde: Gamze Güngör, Merve Gül, Ela Gök, Nimet Göktepe, Emine Tusavul,  Burçin Tarhan, Linda Nihan, Aslı Azman, Rahime Çelen ve Ebru Petek Budur.

 

👉Katılım formunu doldurmak için tıklayın!

İletişim tel: 0537 9844186 / zincirkirankadinlar@gmail.com

 Bisiklet Kadınları Çalıştayı nedir?

Mart 2019’dan bu yana 5 senedir gerçekleştirdiğimiz Bisiklet Kadınları Çalıştayı” kısa adıyla BKÇ etkinliği, Zincir Kıran Kadınlar tarafından her sene Kadıköy’de, kadınların bisikletli şehiriçi ve şehirler arası ulaşım konusunda uzmanlıklarını paylaşmaları, dinleyen değil konuşan ve çözüm üreten tarafta yer almaları amacıyla yapılmaktadır.

Nasıl gerçekleşir?

Kendi konusunda uzman, bisiklet kadınları kabul ettiğimiz konuşmacılarımız çalıştay öncesinde kendilerine verilen bir anahtar cümle ile davet edilirler. Katılımcılar katılım formunu doldurarak onay maili alır ve etkinlik için "kesin katılımcılar" olarak davet edilirler. Her yaştan, her dilden, her cinsel yönelimden kişi katılımcı olabilir.

Çalıştay başlayınca konuşmacımız bu cümle ile hazırladığı 15-20 dk sürecek bir monolog/ sunum paylaşır.  Sonrasında 15dk sürecek diyalog/ soru-cevap kısmında da konuşmacılar dinleyicilerin sorularını cevaplar. En sonunda ise 5dk’lık bir “kıssadan hisse” oluşturularak oturum sona erdirilir. Etkinlik 4’er saatlik oturumlar şeklinde toplam 2 gün sürer.
























DIŞ MİHRAKLAR SÖYLEMİ ENKAZ ALTINDA KALDI

No comments

24 February 2023

Son 20 yıldır politikacılar halkı kendi taraflarına çekmek için her seferinde dış düşman klişesine sığındılar. Ancak deprem felaketi bu klişeyi yerle bir etti.

 


                                                                                                Hüseyin Mirza Karagöz

Önce o klasik slogan ile başlayalım:

 “TÜRK’ÜN TÜRK’TEN BAŞKA DOSTU YOKTUR”

Deprem felaketi sonrası 100 ülke Türkiye’ye yardım etti ve 10 binden fazla kişi arama-kurtarma faaliyetlerine katılıp depremzedeleri kurtarmaya çalıştı. Bu yalnızca devletlerin yaptıkları yardımlardı.

Peki ya yardım kuruluşları, yerel dernekler ve bireysel olarak uzatılan eller?

Maddi destek vermek için evlerde kek, baklava ve kurabiye yapıp caddelerde satanlar…

Türkiye sınırları dışında bütün bunlar yaşanırken, bu sloganı diyenlerin ülküsü de o deprem enkazın altında kaldı.

Huylu huyundan vazgeçmez misali, uzatılan eller için ne yapıldı?

"AYIP EDİYORUZ"

Enkazlardan yüzlerce canı kurtarmak için koşup gelen o ekiplerin bir kısmı bir süre sonra güvenlik riski olduğunu belirterek ülkeden erken ayrıldılar. Bazı fanatik sosyal medya hesapları, oturdukları konforlu koltuklarından bu ekiplere yönelik “ajan” suçlaması yaptılar.

Konuyla ilgili konuşan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ithamlar için “iftira” dedi. Çavuşoğlu "Bunların dönüşü ile ilgili dezenformasyon yapılıyor. Ayıp ediyoruz" dedi. Bu açıklama çok önemli, çünkü Cumhur ittifakın sürekli bu dilde besleniyordu.

Bu ırkçı-milliyetçi-şoven fanatikler yardımların “insani” yönünü görüp uzatılan ellere daha kibar yaklaşsalardı belki de enkaz altında çok daha insan hayatı kurtarılırdı.

Eee ne dedik; huylu huyundan vazgeçmez, çünkü bu sloganı kullanan dil, kendileri dışında herkesi düşman gözüyle görüyor. Dışişleri Bakanı dahil, fabrika ayarlarına dönmeleri uzun sürmez.

DEĞİL KARDEŞİM DEĞİL!

Tasada, kederde uzatılan eller düşman değiller!

“ANCAK MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR”

Deprem felaketinden sonra hükûmet çağrı yapınca, maddi ve manevi yardım elini uzatan ve ekipman gönderenler yine “gavurlar” oldu.

Hepimiz biliyoruz ki zengin Körfez Ülkeleri, çıkarları olmayan bir şey için parmaklarını oynatmazlar, ki öyle de oldu. Bunu bir kez daha ispatladılar.

DEĞİL KARDEŞİM DEĞİL!

Tasada, kederde uzatılan eller, gavur değil, insanlık elleridir!

 "BİR GECE ANSIZIN GELİRİZ”

Her sıkıştığında taraftarların gazını almak için Yunanistan'a karşı “Bir gece ansızın geliriz” diye haykıran zehirli dile karşılık depremde yardıma İLK koşan ülke Yunanistan oldu. Hem de ekibin başında bizzat yetkili bakan ile Adana'ya indiler ve hemen olay yerlerine koştular. Yunan gazeteleri acıyı o kadar içlerinde hissettiler ki, Ta Nea gazetesi "Acı çekerken hepimiz Türk’üz" manşeti ile çıktı ve televizyonlar programlarına deprem görüntülerine eşlik eden yanık Karadeniz türküleri ile başladılar.

 "Bir gece ansızın geliriz" tehditleri yapanlar, bir baktılar ki ansızın o "düşman eli” enkaz altında can kurtarıyor.

Bu slogan sahipleri bundan sonra bu sloganı kullanmaktan vazgeçerler mi?

Tahmin etmiyorum

Eee ne de olsa bu da para (oy ediyor). Taraftarı bol bir slogan daha. Oy demek mevki-makam demektir.

DİŞ BİLEYEN İSVEÇ’TEN YARDIM ELİ ÇABUK GELDİ

İsveç’in NATO üyeliğiyle ilgili olarak sürekli yeni taleplerde bulunarak Stockholm’e diş gösteren, diğer taraftan Helsinki’ye göz kırpan Erdoğan bu ülkelerde elindeki NATO kartı nedeniyle muhatap alınıyordu.

Ama depremden hemen sonra İsveç hükümeti, önce 7 milyon SEK (2'si Suriye için), sonra yapılan ihtiyaç değerlendirmelerinde ayrıca 30 milyon SEK daha yardımda bulundu. Depremden sonra 45 kişilik arama-kurtarma ekibi bölgeye gönderildi. İsveç AB dönem başkanı olarak AB kurumlarını hemen harekete geçirip mart ayı içinde Brüksel’de bir bağış konferansı planlanıyor.

Teşekkürler Killian

İSVEÇ'İN KÖPEĞİ KİLLIAN BİLE DOSTMUŞ BE….

Depremden sonra 45 kişilik arama-kurtarma ekibi ile Türkiye’ye giden köpeklerden biri de “Killian”dı. “Hassas burunlu” Golden Retriever cinsi Killian göçük altında 18 Anteplinin canlı çıkarılmasını sağladı ve Killian İsveç’e yorgun, ama memnun olarak döndü.

Kimi fanatikler yabancı arama-kurtarma ekiplerine ajan suçlamalarında bulundu, ama sağ olsunlar Killian’a ödül verenler dahi oldu. Hatta, Killian ve sahibi itfaiye eri Kiril Hristov Stokholm büyükelçiliğini ziyaret etti. Büyükelçi Can Tezel Killian’i kapıda bizzat karşıladı. 



Özet olarak, tasada, kederde ve acıda uzatılan eller, gavur elleri değil, insanlık elleridir!

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” diyenler ve “Ancak Müslümanlar kardeştir” diyenler enkaz altında kaldı.

Bizi parçalamaya çalışan “dış mihraklar ve dış düşmanlar” sloganları da çöktü ve o enkazlara gömüldü.

Diş bilediğimiz İsveç, tasada, kederde meğer dostumuzmuş

İsveç’in köpeği Killian bile dostmuş be… 

Selam, sevgi ve saygı ile

Bir sonraki yazıda buluşmak üzere

Hoşça kalın, dostça kalın

Deprem felaketi unutulmamalı

1 comment

20 February 2023

Yazı dizisinin ilkinde Hüseyin Mirza Karagöz, deprem coğrafyasında yer alan Türkiye'de bu konuda yapılan ihmalleri, deprem eğitiminin önemini ve depremin önümüzdeki dönemde sanat, edebiyat ürünlerinde de anlatılmasının gerekliliğine değiniyor. 

  

Yazı dizisi: I

                                                       


                                         

 

Değerli Bisikletli Gazete okuyucuları;

Sizlerle yazı paylaşmadığım süre boyunca İsveç’te, ülkemiz Türkiye’de ve dünyada çok önemli gelişmeler oldu. Ama en son yaşanan tarihin en yıkıcı ve can alıcı deprem felaketi doğum yerim olan Elbistan ve Maraş merkez olmak üzere 10 şehri neredeyse yerle bir etti.

“DEPREM ÖLDÜRMEZ, BİNA ÖLDÜRÜR”

Bugüne kadar depremle ilgili çok şey söylendi ve yayınlandı. Söylenenlerin hepsini ve bıraktığı ağır sonuçları, jeologların ve sismologların söylemi ile özetlersem, “Deprem öldürmez, bina öldürür.” Hatta “yanlış yer seçimi ve çürük zeminler üzerine inşa edilen binalar öldürür” dersek en doğru tanımı yapmış oluruz. Çünkü fay hattı üzerine kurulan çürük binalar (eski – yeni ayrım yapmadan) patır patır yıkıldılar. Hazırlıksız, tedbirsiz, beceriksiz ve en önemlisi de liyakatsiz görevlilerin iş başında olması nedeniyle maalesef 40 binden fazla insanımız hayatlarını kaybetti ve depremden yaklaşık 20 milyon insan etkilendi.

 


 FAY HATTI MI? ANADOLU TABAKASI MI?

Türkiye, kuzeyden ve güneyden geçen fay hattı üzerinde olduğu için deprem bölgesinde olan bir ülkedir.  

Ben ne sismolog ne de jeologum. Ülkemizin jeologların ve sismologların sık sık kullandıkları bu tanıma şerh düşüyorum ve yanlış bir tanımlama olduğu kanaatindeyim. Çünkü Uppsala Üniversitesi Sismoloji Enstitüsü uzmanların çizdikleri bu haritada da görüldüğü gibi Anadolu Tabakası, çevresindeki tabakalardan tamamen ayrı ve o “fay hattı” denilen kısımlar, Anadolu Tabakasını ortada boşlukta bırakıyor. Etrafındaki tabakalar ile bir bağlantısı olmadığı için, yer sarsıntısında etrafındaki tabakaların hareket etmesi ile gelen baskı sonucu sallanıyor ve sıkışan gazlar patlak veriyor. Yani deprem oluyor. Yani demem o ki, Anadolu Tabakası bağımsız olduğu için deprem bölgesidir.

Uppsala Üniversitesi Sismoloji Enstitüsü’nün, bilimsel çalışmalarıyla dünyada çok saygın bire yere sahip olduğunu, Türkiye’deki depremler konusunda da çok doğru tespit ve tahminler yaptıklarını hatırlatmakta yarar vardır.

RANT UĞRUNA SÖNEN OCAKLAR

Yıllardır (özellikle de 1950’den sonra) sürekli bu fay hatları üzerine verilen imar izinleriyle birileri sürekli korundu ve zenginleştirildi. Mesela devletin birçok kurumunun binası neden sırf iktidarı destekleyen arazi sahiplerinin arsalarının üzerine dikildi? Üstelik bu alanların “fay hattının” tam da üzerinde olduğu biliniyordu.

Bir diğer husus da iktidarların “imar affı” adı altında yönetmeliklere uygun olmayan yapılara kullanım ruhsatları vermesiydi. Bu durum birilerine rant sağlarken, bu konutlarda kalanlar veya satın alanlar da göz göre göre ölüme gönderildi.  

Ne demiştik:

“Deprem öldürmez, bina öldürür.”

“Yanlış yer seçimi ve çürük zeminler üzerine inşa edilen binalar öldürür.”

Maalesef ...

DEPREM EĞİTİMİ

Bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalar gösterdi ki Türkiye bir deprem ülkesidir. Yani Anadolu Tabakası ayrık olduğu için bu coğrafyada her zaman depreme hazırlıklı olmak gerekir.

1999 depreminden sonra “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu deprem bir milattır” mealinde konuşuldu, yazıldı ve çizildi. Böyle bir gerçek ortada iken, üniversitelerde ilgili programlarda (sismoloji ve jeoloji dışında) yetişen mühendislere deprem eğitimi dersi verilmiyor. Mesela inşaat mühendisliği bölümünde, yani inşaattan sorumlu en önemli mühendislik dalında okuyan bir öğrenci deprem dersi almıyor!

Neden?

Yine ilk-orta ve lise sınıflarında deprem diye bir ders yok, verilmiyor. Halbuki müfredatta deprem dersi olmalıydı, olmalı. Hatta bir deprem coğrafyasında yer alan Türkiye'de her konuda bir bakanlık varken muhakkak bir "Deprem ve Afet Bakanlığı" kurulmalı. 

Mesela ben ortaokulda okurken tarım diye bir dersimiz vardı. Madem ülkemiz bir “tarım” ülkesi idi, okullarda tarım dersin olması gayet normaldi. Maalesef o da kaldırılmış. Bu dersi kaldıranlar, Türkiye’nin artık bir tarım ülkesi değil de ağır sanayi üreten bir ülke olduğunu düşünerek kaldırmış olabilirler.

DEPREM FELAKETİNİ UNUTMAYALIM

Depremle ilgili yazı dizimin ilki olduğu için asıl anlatmak istediğim konu en sona kaldı.

Evet, deprem unutulmamalı, bundan sonra (Japonya ve ABD’deki gibi) tedbirler alınarak can kaybı en aza indirilmeli. Ama biz kalem tutanlar olarak bu acıların, bu kayıpların, bu sönen ocakların dramı edebiyat eserlerine de aktarmalıyız. Yani depremin dramı, hikâyesi, romanı mutlaka yazılmalı. Tiyatrosu ve sineması yapılmalı.

Mesela ben o enkaz altında kalan kızının kolunu bırakmayan baba ile bir gün geçirmek ve o an yaşadıklarını hikâyeleştirmek isterim. Bütün ailesini kaybetmiş ve enkazda kendisi ve köpeğiyle kurtulan, sokakta yanan sobanın kenarında köpeği ile diz dize oturan adamla konuşmayı çok isterim. O an neler hissettiğini yazıya dökmek isterim.

Ya enkaz altında günlerce kalanlar, 200-300 saat sonra hayata tekrar merhaba diyenler…

Günlerce enkaz altında iken onların nasıl bir ruh hali yaşadıklarını, neler hissettiklerini, günlerce içinde kaldıkları o daracık alanlarda neler yaptıklarını, neler düşündüklerini, dışarıdan gelen sesleri nasıl algıladıklarını, neler yiyip içtiklerini tek tek dinlemek ve kaleme almak isterim.

Buna benzer binlerce dram yaşandı. Bütün bu yaşananlar mutlaka kaleme alınmalı.

Şu ana kadar herkes görevini yaptı.

Bugünden itibaren de biz kalem tutanlara (edebiyatçılara) görev düşüyor

Bu hikâyeler yazılmalı.

Bu romanlar basılmalı.

Depremin ağıtı, destanı ve şiiri yazılmalı.

Bu trajedinin tiyatrosu ve filmleri çekilmeli.

ÇÜNKÜ BU FELAKET UNUTULMAMALI.

Selam, sevgi ve saygı ile,  

Bir sonraki yazıda buluşmak üzere,

Hoşça kalın, dostça kalın.

 

 

 Hüseyin Mirza Karagöz

 

 

Depremzede ailelere özel vize programı çıkarılması için imza kampanyası başlatıldı

No comments

10 February 2023

 

Türkiye’de yaşanan depremde evsiz kalanlara yönelik özel vize programı düzenlenmesi amacıyla İngiltere’de Petition.parliament.uk üzerinden imza kampanyası başlatıldı.

 

                                                   

                                  
 

 

İngiltere hükümeti, Ukrayna’da yaşanan savaş nedeniyle zor durumda kalan aileler için Ukrayna Aile Vize Programı çıkarmıştı. Bu vize türü emsal alınarak İngiltere’de yakını bulunan ve Türkiye’de depremde evsiz kalan aileler için yeni bir imza kampanyası düzenleniyor. Petition UK Government üzerinden yapılan imza kampanyasında 100 bin imzaya ulaşılması hedefleniyor. Bu sayıya ulaşıldığında ise konu İngiltere Parlamentosu’nun gündemine gelecek.

İmza kampanyasının metni şu şekilde: “Deprem nedeniyle evsiz kalanlar için Türk Aile Programı vizesi oluşturulmalı. Hükümetin, -Ukrayna Aile Programı vizesinde olduğu gibi- Türkiye’deki depremde evsiz kalan ve İngiltere'de ailesi olan kişilerin İngiltere'ye gelmelerini desteklemesini istiyorum. İngiltere'de ailesi deprem nedeniyle evsiz kalan ve onlar için endişelenen birçok Türk var. Hükümet, Birleşik Krallık'ta yaşayan Türklerin aile üyelerini İngiltere'ye getirmelerine izin vermelidir.”

 

Kampanyaya katılmak için aşağıdaki linke tıklayıp imza atabilirsiniz.

https://petition.parliament.uk/petitions/632772

 

 

“Süslü Kadınlar Bisiklet Turu”na Birleşmiş Milletler ödülü

No comments

24 March 2022

2013’te İzmir'de başlayan ardından tüm dünyaya yayılan “Süslü Kadınlar Bisiklet Turu”nu başlatan Sema Gür ve Pınar Pinzuti'ye BM tarafından 2022 Dünya Bisiklet Günü Özel Ödülü’ne layık görüldü.



Muhtemelen Sema Gür ve Pınr Pinzuti, 2013’te “Süslü Kadınlar Bisiklet Turu”nu başlattıklarında bunun dünya çapında bir akıma dönüşeceğini tahmin etmiyorlardı.  Fakat İzmir Saat Kulesi’nin önünde başlayan Süslü Kadınlar Bisiklet turu çok geçmeden dünyadaki birçok kentte de düzenlenmeye başlandı.

2018’de 3 Haziran’ı Dünya Bisiklet Günü ilan eden BM, "Bisiklet sürmeyi teşvik etmek konusundaki liderlikleri ve mükemmellikleri" dolayısıyla Gür ve Pinzuti'ye “2022 Dünya Bisiklet Günü Özel Ödülü”nü verdi.

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu, 2013’te, “Otomobilsiz Kentler Günü”nde bisikletin gündelik hayatta acil bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekmek ve kadınların daha fazla bisiklet kullanmalarını teşvik etmek amacıyla İzmir’de düzenlenen bir bisiklet turuyla ortaya çıkmıştı. Güne “süslü kadınlar” deniyor, çünkü kadınların bisiklete bindiğini hem de süslenerek bindiğini göstermek bu organizasyonun gayelerinin başında geliyor.


Süslü Kadınlar Bisiklet Turu'nun Londra ayağını organize eden Esra Kanat'la yaptığmıız röportajı okumak için tıklayın: 

Greenpeace’ten Türkiye’deki İngiltere çöpüne karşı imza kampanyası

No comments

İngiltere son yıllarda Türkiye’ye rekor seviyede plastik atık gönderdi. Adana’da yaptığı bilimsel ölçümlerle atıkların doğaya ve sağlığa verdiği zararı ortaya koyan Greenpeace, bu konuda bir imza kampanyası başlattı.



Greenpeace 2021 Nisan ayındaki saha araştırmasında, çoğunluğu İngiltere ve Avrupa Birliği ülkelerinden ithal edilen plastik atıkların Adana’da yasa dışı olarak çevreye döküldüğünü ve açıkta yakıldığı tespit etti. Yasa dışı plastik döküm alanlarından toplanan toprak, kül, su ve tortu örnekleri, hem Greenpeace araştırma laboratuvarlarından hem de bağımsız bir laboratuvardan bilim insanları tarafından incelendi. Analizlerin sonucunda,  bilim insanları, Adana’da tespit edilen dioksin ve furan seviyesinin Türkiye'de şimdiye kadar bildirilen en yüksek seviye olduğunu buldular (kontrol bölgesinin 400.000 katı). Dioksin-furanların bilinen en önemli özelliği ise kanserojen olması. Bu kimyasal; anne karnındaki bebekler için toksik olabilir, tümörleri tetikleyebilir, hormon ve bağışıklık sistemlerini etkileyebilir.


Analizi gerçekleştiren bilim insanlarından Dr Kevin Brigden şunları söyledi:

“Kül ve alttaki toprak örneklerinde bulunan kimyasal kirleticilerin çoğu, çevrede parçalanmaya karşı oldukça dirençlidir ve besin zinciri yoluyla  hayvan ve insanlara geçebilir. İngiltere başta olmak üzere Avrupa’dan gelen plastik atıkların yoğun olarak tespit edildiği alanların bazılarında bu kirleticilerin seviyeleri çok yüksekti.

Geri Dönüşümsüz Hayatlar.

Greenpeace Akdeniz araştırmasında incelenen 5 farklı çöp döküm alanı, Adana’nın verimli tarım, hayvancılık ve sulama arazileri içinde yer alıyor. Plastik atıkların yasa dışı yakılması sonucu ortaya çıkan ağır metal, dioksin ve furan ve kalıcı organik kirleticilerin toprağa, suya, havaya ve besin zincirine karışarak kansere neden olabileceği gerçeği, insan sağlığı için de geri dönüşümü olmayan zararlar içeriyor. Adana’lı narenciye yetiştiricisi İzzeddin Akman’ın konuyla ilgili ifadesi ise oldukça çarpıcı: “Ben Avrupa’ya vitamin gönderiyorum, onlar bize zehir gönderiyor” 

Greenpeace başlattığı imza kampanyasıyla İngiltere’ye hesap soran Greenpeace Akdeniz, özellikle Adana’da tespit edilen yasa dışı plastik atıkların yarattığı çevre sorunlarına karşı sorumlu bulduğu devletlerin, İngiltere başta olmak üzere, kirleten öder ve önleme ilkeleri gereğince çevre maliyetine dahil olmasını istiyor.  

İmza kampanyasına katılmak için tıklayın:

https://bukimincopu.org/

 

 

kaynak: https://www.greenpeace.org/turkey/

Türkiye’ye geri dönmek zorunda kalan Ankara Anlaşmalılar konuşuyor

No comments

19 March 2022

Covid – 19 salgını ve yarattığı ekonomik tahribat en çok Birleşik Krallık’a son zamanlarda gelen Ankara Anlaşmalıları vurdu.







Röportaj: Tuncay Bilecen

tuncaybilecen@gmail.com


Covid – 19 salgını ve yarattığı ekonomik tahribat en çok Birleşik Krallık’a son zamanlarda gelen Ankara Anlaşmalıları vurdu. Yakın zamanda Türkiye’ye geri dönen Ankara Anlaşmalı Gamze ve Erdoğan çiftiyle İngiltere’deki uyum süreçlerini, Türkiye dönme nedenlerini ve döndükten sonra neler yaşadıklarını konuştuk. 

Gamze ve Erdoğan, binlerce Ankara Anlaşmalı çiftten sadece biri. 2018’de Türkiye’nin içinde bulunduğu durum nedeniyle özellikle kızlarına daha iyi bir gelecek hazırlamak amacıyla Ankara Anlaşması yapıp Londra’ya gelmişler. Erdoğan, anlaşmaya “dependant” olarak başvurmuş ve Türkiye’deki işlerini yapmaya devam etmiş. Bu yüzden Türkiye’deki kurulu düzenlerini de bozmamışlar. Ancak Covid – 19 salgınının yarattığı belirsizlik ve ekonomik zorluklar ailenin geri dönme kararı almasına yol açmış. Gamze ve Erdoğan çiftiyle İngiltere’deki uyum süreçlerini, Türkiye dönme nedenlerini ve döndükten sonra neler yaşadıklarını konuştuk. 



Neden İngiltere’ye göç etme kararı aldınız? 


Aslında yurtdışı düşüncesi aklımıza ara sıra geliyordu. Türkiye’deki belirsizlikten dolayı ciddi olarak gündemimize oturdu. Önümüzü net olarak göremiyorduk, bir de çocuğumuza daha güzel bir gelecek oluşturmak için böyle bir karar aldık. Eylül 2018’de Türkiye’den Ankara Anlaşması yaparak Londra’ya geldik. 


Göç öncesinde umduklarınızla göç sonrasında bulduklarınız nelerdi? 


Sabretmeyi öğrendim en başta. Kızımın okulu için kırk gün bekledik mesela. Şirket adına banka hesabı açmak için ortalama iki ay uğraştım. Bunlar Türkiye’de çok hızlı olan işlemler. Hatta cep telefonunuzdan bile yapabilirsiniz. Ev konusunda şanslıydık. Bir arkadaşımız garantör oldu ve altı aylık peşin verdik. Bu yüzden dördüncü gün evin anahtarını almıştık. 

Kadın olarak orada iliklerime kadar özgürlüğü hissettim. Oranın eğitimini çok beğenmiyorum. Tabii ki çocuğun çocukluğunu yaşaması önemli, bunu istiyorum. Türkiye’deki eğitim de çok ağır çocuklar için ama İngiltere’deki eğitim de çok hafif kalıyor. 


Çocuğunuz nasıl karşıladı bu süreci? İngiltere’ye çabuk alıştı mı? 


Kızım burada devlet okulu mezunuydu, sadece adını soyadını söylemeyi biliyordu. Çok kısa sürede İngilizceyi öğrendi. Bir de Türkiye’nin eğitimi oraya göre çok önde olduğu için matematik, fen gibi ana derslerde çok başarılı oldu.


Londra’daki insan ilişkilerini, sosyal ilişkileri nasıl buldunuz? 


Bencillik olduğunu düşünüyorum. Türkiye’deki dostlukların onda birini orada bulursan şanslısın. Londra’nın şartlarından dolayı mı böyle ben de bilmiyorum sebebini.


İnsanlar çok mekanik yaşıyorlar. Özellikle bizim Türkiye çevresi sadece haftada bir gün yaşamaya çalışıyorlar. Eve sadece uyumak için gidiyorlar. Makine gibiler. Oturup bir dost meclisinde iki kadehi bile hızlı hızlı içip kaçmak istiyorlar. Bana çok sıcak gelmedi. Belki biz Akdeniz ve Ege kültürüne daha yatkın olduğumuz için yaşamı biraz yavaşlatmışız. Onların ise koştur koştur yaşamları var. 


Bir de bizim gurbetçilerin bitmek bilmeyen bir mal edinme dertleri var. Kefenin cebi yok tabirini görmezden gelerek yaşıyorlar. Para kazanıyorlar ama yaşamıyorlar, yaşamayı bilmiyorlar. 


Aile kavramı benim için önemli, çocuğumun anne babasıyla bir arada vakit geçirmesi önemli. Oradayken eşim geç geldiği için benim kızım babasının elini uyurken tutabiliyordu. Bu da benim zoruma giden şeylerden biriydi. Zaten eşimin haftada bir gün izni var. O gün de dinlenecek mi, bize mi vakit ayıracak, market alışverişi mi yapacağız?  Orada çocuklar ebeveynlerinden uzakta büyüyorlar, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. 


Türkiyeli etnik ekonomi içinde sömürüye maruz kaldınız mı? 


Türkiye çevresiyle çalıştığınızda beş – altı pound civarında bir rakama çalıştırılıyorsunuz. Üstelik kaçak değilim, çalışma iznim var, sigortam var. Maalesef orada ciddi bir emek sömürüsü var. 


Londra’da yaşamanın olumlu yanları neydi? 


Oturduğum bölgede eve yürüme mesafesinde üç tane büyük orman vardı. İstanbul’da yaşayan biri için bu büyük bir artı. 

Kuralların, kaidelerin herkes için işlediği bir ülke. Bu insanı güvende hissettiriyor. En olumlu tarafı bu. Yaptırım var. Kimse “sen benim kim olduğumu biliyor musun?” demiyor. Kurallar herkes için geçerli. İnsanlar da buna genelde riayet ediyorlar. 


Dönme kararını nasıl aldınız? 


Dönme kararını Gamze’den ziyade ben aldım. 43 yaşındayım. İnsanlar hayatlarının belirli dönemlerinde belirli kavgalar verirler. Ben bu kavgayı bir azınlık olarak bu ülkede verdiğime inanıyorum. İşimi, gücümü, eğitimi bir yerlere getirmek için kendimi bu anlamda yıprattım. 43 yaşında kalkıp yeni bir kavgaya girmeyi açıkçası bedenen ve zihnen göze alamadım. Belki kızım için daha iyi olacaktı ama bir gün dışarıda okumak isterse, yine gidebilir. Bunu sağlayacak olanaklarımız var. 

Ben (Gamze) oraya ağlayarak gittim, ağlayarak da döndüm. Orada kendi çapımda düzenimi kurmuştum. Belki oradaki dinginliği sevdim. İki yıldır oradaydım, dostların eksik de olsa anlam veremediğim bir huzurum vardı. Bir şey olduğunda yaptırımın bile olması insanı rahatlatan bir şey. Ama Türkiye’de hâlâ görüyoruz ki kadınlar öldürülüyor, tecavüze uğruyor. Bu psikolojiden Londra’da çıkmıştım. 


Döndükten sonra bir uyum süreci yaşadınız mı?


Hâlâ yaşıyorum. Gece uykum kaçıyor, hâlâ Londra’da ev bakıyor buluyorum kendimi. Oradaki sessizliği sevmişim. Bakalım hayırlısı, daha karar aşamasındayım. Ankara Anlaşması olduğum için gel-git yapacağım. 


Spotify: https://open.spotify.com/episode/551M56ABsRgpw4tWfNeVSo


© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan