Showing posts with label Göç. Show all posts
Showing posts with label Göç. Show all posts

İngiltere’de sığınma sisteminde köklü değişiklikler

No comments

06 March 2026

 İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, Birleşik Krallık’ın sığınma sisteminde kapsamlı değişiklikler açıkladı. Yeni düzenlemeler arasında mülteci statüsünün geçici hale getirilmesi, bazı ülkelere vize kısıtlamaları ve başvurusu reddedilen ailelere gönüllü dönüş için mali teşvik verilmesi yer alıyor.



Birleşik Krallık hükümeti, sığınma sisteminde önemli değişiklikler içeren yeni bir plan açıkladı. İçişleri Bakanı Shabana Mahmood tarafından duyurulan düzenlemeler, hükümetin “bozuk” olarak nitelendirdiği sistemi yeniden kontrol altına almayı amaçlıyor. Reformların en dikkat çekici yönlerinden biri, mülteci statüsünün artık kalıcı değil geçici hale getirilmesi. Buna göre sığınma başvurusu kabul edilen kişiler için beş yıllık oturum yerine 30 ayda bir gözden geçirilecek bir koruma statüsü uygulanacak.

Yeni sistem kapsamında mültecilerin statüsü belirli aralıklarla yeniden değerlendirilecek. Eğer kişinin geldiği ülkedeki koşulların güvenli olduğu düşünülürse, sığınma hakkı geri çekilerek geri gönderme süreci başlatılabilecek. Bu değişiklik, hükümetin sığınma sistemini daha esnek ve geri dönüşlere açık hale getirmeyi amaçladığını gösteriyor.

Planın bir diğer unsuru ise bazı ülkelere yönelik vize kısıtlamaları. Hükümet, Kamerun, Sudan, Myanmar ve Afganistan vatandaşlarına verilen yeni öğrenci vizelerini geçici olarak durdurdu. Afganistan için ayrıca nitelikli işçi vizeleri de askıya alındı. Yetkililer bu kararın, söz konusu ülkelerden gelen yüksek sığınma başvuruları ve geri kabul konusunda yaşanan işbirliği sorunlarıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor. 

Yeni düzenlemeler arasında, sığınma başvurusu reddedilen bazı ailelere yönelik bir pilot program da bulunuyor. Bu program kapsamında yaklaşık 150 aileye, ülkeden gönüllü olarak ayrılmaları halinde 40 bin sterline kadar ödeme yapılması planlanıyor. Programı kabul etmeyen kişiler için ise zorla sınır dışı edilme ihtimali bulunuyor.

Hükümet ayrıca sığınmacılara sağlanan bazı mali destekleri sınırlamayı planlıyor. Buna göre yasa dışı çalıştığı tespit edilen, suç işleyen veya kendi geçimini sağlayabilecek durumda olan kişilere verilen destek kesilebilecek. Bununla birlikte bazı sığınmacıların çalışmasına izin verilmesi de gündeme geldi; ancak bu sürecin karmaşık onay prosedürlerine bağlı olacağı belirtiliyor.  

2026, Akdeniz’de göçmen geçişlerinde “en ölümcül yıl” olabilir

No comments

15 February 2026

2026’nın ilk haftalarında Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmenler arasında yüzlerce kişi hayatını kaybetti veya kayboldu; uzmanlar durumun son yılların en kötü başlangıcı olduğunu belirtiyor.

 




2026 yılının ilk 40 günü, Akdeniz’i geçmeye çalışan göçmenler için şimdiye kadar kaydedilen en ölümcül dönem olarak kayıtlara geçebilir. 1 Ocak–10 Şubat tarihleri arasında en az 524 göçmen denizde yaşamını yitirdi veya kayboldu. Bu sayı, Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre, aynı döneme ait önceki yılların rakamlarını çoktan geride bıraktı.

Bu trajik artışta en dikkat çekici olay, 6 Şubat’ta Libya açıklarında 55 kişiyi taşıyan bir teknenin alabora olmasıydı. Bu kazada 53 kişinin öldüğü veya kaybolduğu tahmin ediliyor. IOM yetkilileri, bu rakamların kötü hava koşulları ve tehlikeli deniz geçişlerinin sonucu olduğunu vurguladı.

Uzmanlar, özellikle Ocak ayında etkili olan Harry Kasırgası gibi sert hava olaylarının göç yollarını daha da tehlikeli hâle getirdiğini söylüyor. Kötü deniz şartlarına rağmen çok sayıda göçmen, Kuzey Afrika kıyılarından İtalya ve diğer Avrupa ülkelerine ulaşmak için yola çıkıyor.

IOM ve insani yardım örgütleri, bu trajedilerin gerçek boyutunun resmi verilere yansımamış olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Bazı kazaların kayıtlara geçmemesi veya göçmenlerin iz bırakmadan denizde kaybolması, toplam can kaybının çok daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.

  

BM’den İngiltere–Fransa iltica anlaşmasına uyarı

No comments

10 February 2026

Birleşmiş Milletler, Birleşik Krallık ile Fransa arasında yapılan yeni iltica anlaşmasının uluslararası insan hakları hukukunu ihlal edebileceğini açıkladı.



Birleşmiş Milletler, Birleşik Krallık ve Fransa arasında düzensiz göçü azaltmayı hedefleyen yeni iltica anlaşmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, anlaşmanın sığınma hakkına erişimi kısıtlayabileceği ve mültecilerin korunmasına dair temel ilkelerle çelişebileceği belirtildi.

BM yetkilileri, özellikle “geri gönderme” uygulamalarının bireysel değerlendirme yapılmadan hayata geçirilmesinin ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti. Söz konusu uygulamaların, sığınmacıların zulüm veya kötü muamele riskiyle karşı karşıya oldukları ülkelere gönderilmesine yol açabileceği vurgulandı.

Anlaşma kapsamında, Manş Denizi üzerinden düzensiz yollarla İngiltere’ye geçen sığınmacıların bir bölümünün Fransa’ya geri gönderilmesi öngörülüyor. Buna karşılık İngiltere’nin, Fransa’dan sınırlı sayıda sığınmacıyı yasal yollarla kabul etmesi planlanıyor.

BM, iki ülkeye de uluslararası mülteci hukukuna ve insan hakları yükümlülüklerine tam uyum çağrısında bulundu. Açıklamada, göç yönetimi politikalarının güvenlik kaygılarının yanı sıra insan onurunu ve sığınma hakkını esas alması gerektiği ifade edildi.


Kaynak: The Guardian

Süresiz oturumu 10 yıla çıkaracak tasarı Parlamentoda tartışıldı: Geriye dönük uygulama adil mi?

No comments

03 February 2026

 Birleşik Krallık Parlamentosu’nda 2 Şubat 2026 tarihinde yapılan oturumda, süresiz oturum izni (Indefinite Leave to Remain – ILR) için gereken sürenin 5 yıldan 10 yıla çıkarılması yönündeki plan, kamuoyunda toplanan 330 bini aşkın imza üzerine Westminster Hall’da tartışıldı.

 






Tartışmada, önerinin özellikle halihazırda Birleşik Krallık’ta yaşayan ve mevcut kurallara göre başvuru sürecine girmiş göçmenler açısından adil olup olmadığı öne çıktı.

Tartışmayı açan İşçi Partisi milletvekili Tony Vaughan, hükümetin bu değişiklikle göçmenlere verilen açık bir vaadi bozduğunu savundu. Vaughan, “Bu ülkeye gelen insanlara, beş yıl sonunda kalıcı statüye geçebilecekleri söylendi. Kurallara uyan, çalışan ve vergisini ödeyen insanlar için bu sözleşmenin tek taraflı olarak değiştirilmesi güven sarsıcıdır,” dedi.

İşçi Partisi milletvekili Tanmanjeet Singh Dhesi ise değişikliğin geriye dönük uygulanmasının ciddi bir adaletsizlik yaratacağını vurguladı. Dhesi, “İnsanlar hayatlarını, ailelerini ve geleceklerini mevcut kurallara göre planladı. Oyunun ortasında kuralları değiştirmek, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz,” ifadelerini kullandı.

Tartışmada söz alan Bağımsız milletvekili Iqbal Mohamed, ILR süresinin uzatılmasının göçmenler üzerinde uzun süreli bir belirsizlik baskısı yarattığını söyledi. Mohamed, “On yıl hatta bazı durumlarda on beş yıla uzayan bir bekleme süresi, insanları kalıcı bir güvenceden mahrum bırakıyor. Bu durum, topluma aidiyet duygusunu zedeliyor,” değerlendirmesinde bulundu.

İşçi ve Kooperatif Partisi milletvekili Gareth Thomas, özellikle sağlık ve sosyal bakım sektörünün bu değişiklikten olumsuz etkileneceğini dile getirdi. Thomas, “Hemşireler, bakım çalışanları ve sağlık personeli zaten ağır koşullar altında çalışıyor. Kalıcı oturum için sürenin uzatılması, bu insanların başka ülkelere yönelmesine neden olabilir,” dedi.

İşçi Partisi milletvekili Patricia Ferguson da katkının yalnızca maaş veya gelir üzerinden değerlendirilmesine karşı çıktı. Ferguson, “Topluma katkı sadece kazançla ölçülemez. NHS ve bakım sektörü, göçmen emeği olmadan ayakta kalamaz,” ifadelerini kullandı.

Muhafazakâr Parti milletvekili Matt Vickers ise önerilen değişikliği savundu. Vickers, “Kalıcı oturum ciddi bir statüdür ve uzun vadeli bağlılık gerektirir. Daha uzun bir süre, bu bağlılığın daha sağlıklı değerlendirilmesini sağlar,” dedi. Bu yaklaşım, oturumda söz alan birçok milletvekili tarafından eleştirildi.

Tartışmanın sonunda İçişleri Bakanlığı’nı temsilen söz alan İşçi Partisi milletvekili Mike Tapp, ILR süresine ilişkin değişikliklerin henüz kesinleşmediğini ve kamuoyu danışma sürecinin devam ettiğini belirtti. Tapp, parlamentoya sunulan görüşlerin politika oluşturma sürecinde dikkate alınacağını ifade etti.

 

Watch the debate: https://www.youtube.com/live/yRZnXiYnZ1Q?si=nzQy_-BAtn0r9S3b&t=254

Read the transcript: https://hansard.parliament.uk/commons/2026-02-02/debates/A0693D73-AD95-418E-86A6-FAB882454522/IndefiniteLeaveToRemain

Read the research: https://commonslibrary.parliament.uk/research-briefings/cdp-2026-0006/

The petition: https://petition.parliament.uk/petitions/727372

İspanya yarım milyon düzensiz göçmene yasal statü vermeye hazırlanıyor

No comments

02 February 2026

İspanya’da iktidardaki sol koalisyon hükümeti, göçmenlere yönelik daha kapsayıcı politikaları doğrultusunda, ülkede yaşayan yaklaşık yarım milyon düzensiz göçmeni yasal statüye kavuşturmayı hedefleyen bir kararnameyi onayladı. Bu karar, Avrupa’daki birçok ülkenin göç politikalarını sıkılaştırdığı bir dönemde, İspanya’yı daha esnek bir yaklaşım benimseyen ülke konumuna getiriyor. 



İspanya’nın sosyalist koalisyon hükümeti, 27 Ocak’ta kabul ettiği bu  kararnamenin Nisan 2026 itibarıyla yürürlüğe gireceğini duyurdu. Buna göre, 31 Aralık 2025’ten önce İspanya’da yaşayan ve en az beş ay ikamet ettiklerini kanıtlayabilen düzensiz göçmenler ile uluslararası koruma talebinde bulunanlar başvuruda bulunabilecek. Başvuracak kişilerin sabıka kaydının temiz olması da şart koşuluyor. 

İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum örgütleri bu kararı olumlu karşılarken, bunun insanların temel haklara erişimini kolaylaştıracağını ve sosyal uyumu güçlendireceğini belirtti. Kararname, parlamentonun onayına gerek kalmadan yürürlüğe alındı; hükümet temsilcileri, bunun bürokratik engelleri kaldırarak süreci hızlandıracağını ifade etti.

Ancak karar siyasi alanda tartışmalara yol açtı. Göçmen karşıtı muhafazakâr ve sağ partiler, hükümeti bu adımı eleştirerek kamu hizmetleri üzerinde baskı yaratabileceği ve yasadışı göçü teşvik edebileceği endişesini dile getirdi. Buna karşın hükümet yetkilileri, göçmenlerin yasal statüye kavuşmasının hem demografik hem de ekonomik açıdan ülkeye fayda sağlayacağını savunuyor. 

Kaynak: The Guardian

Göçmenler olmazsa Avrupa’yı büyük bir nüfus krizi bekliyor

No comments

01 February 2026

Avrupa Birliği (AB) genelinde aşırı sağ partilerin yükselişi ve göçmen karşıtı politikalar, kıtanın demografik geleceğini tehdit ediyor. 2024 seçimlerinde aşırı sağ partilerin kazandığı başarılar, göçmen karşıtı söylemlerin siyasi gündemi şekillendirdiğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, göçmenleri dışlayan politikaların Avrupa'nın nüfus krizini daha da derinleştireceği konusunda uyarıyor. 

 


AB'nin resmî istatistik kurumu Eurostat'ın tahminlerine göre, mevcut eğilimler devam ederse AB nüfusu 2100 yılına kadar %6 azalarak 447 milyondan 419 milyona düşecek. Ancak göçmenlerin tamamen dışlandığı bir senaryoda bu düşüş çok daha sert olacak. Eurostat, göçmenlerin olmadığı bir durumda AB nüfusunun 295 milyona kadar gerileyebileceğini öngörüyor. Bu, kıtanın nüfusunun üçte birinden fazlasının kaybedilmesi anlamına geliyor. 

Göçmenler Olmadan İş Gücü ve Ekonomi Tehlikeye Giriyor 

Göçmen karşıtı politikaların yükseldiği İtalya, Fransa ve Almanya gibi ülkeler, göçmenlerin tamamen dışlandığı bir senaryoda ciddi nüfus kayıpları yaşayacak. Örneğin yapılan nüfus projeksiyonlarına göre; İtalya'nın nüfusu 2100 yılına kadar yarıya inebilirken, Almanya'nın nüfusu 83 milyondan 53 milyona düşebilir. Fransa'da ise nüfus 68 milyondan 59 milyona gerileyebilir. Bu durum, iş gücünün azalması ve yaşlı nüfusun artması nedeniyle ekonomik büyümeyi yavaşlatacak ve emeklilik ile sağlık harcamalarını artıracak. 

Avrupa'nın yaşlanan nüfusu, özellikle sağlık ve sosyal hizmetler sektöründe göçmenlere olan ihtiyacı artırıyor. Birçok AB ülkesinde doktor ve hemşire açığının göçmenler tarafından kapatıldığı biliniyor. Uzmanlar, göçmenlerin iş gücüne katılımının artırılmasının, yaşlanan toplumun ihtiyaçlarını karşılamada kritik bir rol oynayacağını vurguluyor. 

Göçmenlerin Katkısı: Camini Köyü Örneği 

İtalya'nın güneyindeki Camini köyü, göçmenlerin nüfus azalmasına karşı bir çözüm olabileceğini gösteren umut verici bir örnek sunuyor. 20. yüzyılın sonlarında genç nüfusun göç etmesiyle neredeyse terk edilme noktasına gelen köy, mültecilerin yeniden yerleştirilmesi projesi sayesinde yeniden hayat buldu. Bugün, 50 mültecinin kalıcı olarak yerleştiği Camini'nin nüfusu 350'ye ulaştı. Köydeki okulun yeniden açılması da projenin sembolik başarılarından biri oldu. 

Camini projesinin kooperatif başkanı Rosario Zurzolo, "Köy yavaş yavaş ölüyordu. Evler, içinde yaşayan olmadığı için yıkılıyordu" diyerek projenin önemini vurguluyor. Köydeki mülteciler, yalnızca nüfusu artırmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni iş alanları ve ekonomik faaliyetlerin gelişmesine de katkı sağlıyor. 

Göçmenlerin Ekonomiye Entegrasyonu Kritik Öneme Sahip 

Uzmanlar, göçmenlerin Avrupa'nın demografik sorunlarını tek başına çözemeyeceğini, ancak bu sorunların hafifletilmesinde önemli bir rol oynayabileceğini belirtiyor. Göçmenlerin iş gücüne etkin bir şekilde entegre edilmesi, emeklilik yaşının yükseltilmesi ve vergi reformları gibi diğer önlemlerle birlikte, göçmenlerin katkısı daha anlamlı hale gelebilir. 

LSE’den Profesör Alan Manning, "Göçmenlerin iş bulması ve çalışması kritik öneme sahip. Aksi takdirde, göçmenlerin sosyal yardıma ihtiyaç duyması durumunda bu, sorunu daha da kötüleştirebilir" diyor. 

Göçmenler Avrupa'nın Geleceği İçin Hayati Öneme Sahip 

Avrupa'nın nüfus krizi, göçmenlerin katkısı olmadan çözülemeyecek kadar derin. Göçmen karşıtı politikaların kısa vadeli siyasi kazanımlar sağlasa da, uzun vadede ekonomik ve sosyal maliyetleri ağır olacak. Camini örneği, göçmenlerin yalnızca nüfusu artırmakla kalmayıp, toplumları yeniden canlandırabileceğini gösteriyor. Avrupa'nın geleceği, göçmenlerin entegrasyonunu sağlayacak akılcı politikaların hayata geçirilmesine bağlı.

 

Kaynak: The Guardian

Liverpool'da maskeli bir grubun saldırısına uğrayan Egemen Özdemir'le söyleşi

No comments

29 January 2026

Kings College'de Bankacılık ve Finans alanında yüksek lisansını tamamlayıp mezun vizesiyle Londra'da yaşamını sürdüren Egemen Özdemir geçtiğimiz hafta Liverpool'da maskeli bir grubun saldırısına uğradı.

Bisikletli Gazete söyleşilerinin bu bölümünde Egemen Özdemir ile yaşadığı bu tatsız olaya ilşkin yaptığımız söyleşi yer alıyor.







© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan