Birleşik Krallık’ta süresiz oturum izni (Indefinite Leave to Remain – ILR) başvurusu yapan binlerce göçmen, başvuru süreçleri devam ederken ülke dışına çıkamama kuralı nedeniyle ciddi mağduriyet yaşadıklarını belirterek petition.parliament.uk üzerinden bir imza kampanyası başlattı. Kampanyada, mevcut uygulamanın hem insan haklarına aykırı olduğu hem de seyahat özgürlüğünü ihlal ettiği vurgulanıyor.
Mevcut düzenlemelere göre, ILR başvurusu sonuçlanmadan Birleşik Krallık ve Ortak Seyahat Alanı dışına çıkan kişilerin başvuruları otomatik olarak geri çekilmiş sayılıyor. Bu durum, başvuru sahiplerini aylarca ülke içinde kalmaya zorunlu kılıyor. Özellikle standart başvuru süreçlerinin altı aya kadar uzayabildiği ve bazı vize kategorilerinde hızlandırılmış hizmetlerin bulunmadığı düşünüldüğünde, kısıtlamanın etkisi daha da ağırlaşıyor.
Başvuru sahipleri, bu sürecin yalnızca bürokratik bir engel olmadığını, aynı zamanda hayatlarını doğrudan etkileyen ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade ediyor. Sevdiklerinin hastalanması ya da hayatını kaybetmesi durumunda ülkelerine gidemeyen göçmenler, ailelerinden uzak kalmanın yarattığı psikolojik yükle karşı karşıya kalıyor. Bunun yanı sıra, yurt dışındaki acil iş görüşmelerine katılamamak veya profesyonel fırsatları değerlendirememek de ekonomik kayıplara yol açıyor.
Özellikle Ankara Anlaşması olarak bilinen düzenleme kapsamında “Turkish Business Person” vizesiyle Birleşik Krallık’a gelen binlerce Türkiye vatandaşı, uzun süredir oturum başvurularının sonucunu bekliyor. Bu grup, hem işlerini sürdürmeye çalışırken hem de seyahat edememenin yarattığı kısıtlamalarla mücadele ediyor.
İmza kampanyasında dile getirilen temel talep ise oldukça net: ILR başvurusu devam eden kişilerin, başvuruları geri çekilmiş sayılmadan uluslararası seyahat edebilmesine izin verilmesi. Kampanya metninde, dijital vize sistemleri (eVisa) sayesinde kişilerin göçmenlik statüsünün kolayca doğrulanabileceği ve bu nedenle mevcut yasağın gereksiz olduğu savunuluyor.
Göçmen hakları savunucuları, bu düzenlemenin güncellenmemesi halinde hem bireysel mağduriyetlerin artacağını hem de Birleşik Krallık’ın uluslararası insan hakları standartları açısından eleştirilere açık hale geleceğini belirtiyor.
Kampanyayı imzalamak için tıklayın!

















