latest
haber

KÜLTÜR-SANAT

VIDEO

video

VELESPIT HİKAYELERİ

velespit hikâyeleri

GÖÇMENLERİN GÜNDEMİ

YEREL HABERLER

LONDRA GÜNLÜKLERİ

Vedat Günyol, Günyol Bakoğlu ve “Vasıtayı Beleş”

No comments

“Hayat tatlı tesadüflerle” dolu dedirtecek bu yazıda, otostopla Osmanlıca kursuna giderken tesadüfen Vedat Günyol’un evine konuk olmamı ve bunun Londra’da yaşayan tiyatro sanatçısı Günyol Bakoğlu’yla ilişkisini anlatıyorum… Dedim ya “hayat tatlı tesadüflerle dolu” diye…


Tuncay Bilecen






Yıl 2002 olmalı, Kocaeli Üniversitesi’nde Siyasi Tarih bölümünde yüksek lisans yapıyorum. Zorlandığım derslerden biri de Osmanlıca… Derste gördüklerimiz kadarıyla bu işi kıvıramayacağımı anlayınca etrafta bana ders verecek birilerini veya bir kurs falan bakmaya başladım. Ne ki cebimde bunun için ayıracak beş kuruşum yok.

Sonradan öğrendim ki Sultanahmet’te Basın Müzesi’nde, Başbakanlık Osmanlı Arşivi çalışanları ücretsiz olarak Osmanlıca kursu veriyorlarmış. Kaçırır mıyım? Fakat bu sefer de İstanbul’a gidip gelecek param yok.

Peki ne yapacağız?

Tabii ki otostop çekerek gideceğim…

İzmit’ten İstanbul’a otostop çekmek çok kolay. Kuruçeşme Gişeleri’nin oraya kadar gidiyorum. Elimi kaldırdığımda beş dakikada arabanın içindeyim. Başlı başına bu otostoplardan bile kocaman bir yazısı dizisi olur.

Kimlere rastlamadım ki? Mesela Kocaelispor’un meşhur yıldızı Dobrovski (Kağan Dobra) beni aracına alanlardan biriydi… Tanıdık simaların yanı sıra bir yığın da hikâye dinledim. Bir defasında bir adam denk geldi. Son model spor arabasıyla önümde durunca şaşırdım. Çünkü nedendir bilmiyorum çok lüks arabalar pek otostopçu almazlar. Karısını aldattığını, ama zaten ilişkilerinin çoktan bittiğini, mutsuz olduğunu, İzmit’teki sevgilisine de pek güvenemediğini anlattı. Bir taraftan da 180 km hızla gidiyoruz. Acaba kaza mı yapacağız diye endişe mi edeyim, adama evlilik terapisti gibi akıl mı vereyim şaşırdım.

Bir defasında da Balkan göçleri üzerine sözlü tarih çalışması yapacak birini arıyordum. Aradığım kişiyi otostopta buldum, daha sonra evlerine gittim ve tam istediğim gibi bir çalışma yaptım. Kırım’dan önce Balkanlar’a sonra da İzmit’e göç eden bu aile, Giray Han’dan bu yana aile seceresini tutmuştu.

Gelelim bu yazıyı yazmama vesile olan konuya… Bir gün bunca yıllık otostopçuyum bugüne kadar hiçbir kadın beni aracına almadı diye düşünürken bir kadın önümde durdu. 

Hemen,

“Tebrik ederim, beni aracına alan ilk kadın şoförsünüz” dedim.

“Aaa olur mu, evladım” dedi. “Sen benim oğlum sayılırsın, tabii ki alacağım, öğrencisin besbelli.”

Böylece Macide Hanım’la aramızda güzel bir sohbet başladı. Konu konuyu açtı, edebiyatta karar kıldık. Hangi yazarları sevip sevmediğimizi anlatmaya başladık.

“Denemecilerden kimleri seviyorsun?” diye sordu.

O sıralar Nermi Uygur’u okuyordum. Hatta çantamda kitabı vardı. Övünerek gösterdim,

“İşte Nermi Uygur falan…” dedim.

“Peki, başka başka?” dedi…

Biraz düşündüm…

“Vedat Günyol’u da severim mesela” dedim.

Ben bunu deyince Macide Hanım’ın gözleri parladı.

“Şimdi sana bir şey söyleyeceğim inanmayacaksın” dedi.

“Denerim” dedim. Ne de olsa konumuz denemeydi…

“Ben şu anda Vedat Günyol’u ziyarete gidiyorum!”

Bir yerde okumuştum. Vedat Günyol, 25 bin kitabını Maltepe Üniversitesi’ne bağışlamıştı. Üniversite de ona bir lojman tahsis etmişti. Ama ben yine de duyduklarıma pek inanmadım.

“Gerçekten mi?” dedim.

“Sen de gelmek ister misin?” diye sorunca Osmanlıca kursunu falan hepten unuttum.

“Gelirim tabii!” dedim.

Böylece bu güzel tesadüfle Vedat Günyol’un lojmanının yolunu tuttuk. Macide Hanım, Vedat Günyol’la tatlı anılarını anlattıkça benim heyecanım bir kat daha arttı. Hatta,

“Ben oğlumun adını bile Günyol koydum” dedi. “Tanırsın belki, birçok reklâmın seslendirmesini o yapıyor aslında.”

Yıllar sonra sözünü ettiği kişinin şimdilerde Londra’da yaşayan, tiyatro sanatçısı Günyol Bakoğlu olduğunu anlayacaktım…

Vedat Günyol’un evine gittiğimizde, çok sevdiğim şair ve yazar Şükran Kurdakul da oradaydı.



Vedat Günyol, Osmanlıca bilgimi test etmek için “buraya nasıl geldin bakalım?” diye sorunca, “vasıtayı beleşle” dedim.

“Eh” dedi. “Senin Osmanlıca tamamdır.” Böylece benim adımı da “vasıtayı beleşçi” koydu…

O günün yarısını Vedat Günyol ve Şükran Kurdakul’un keyifli sohbetini dinleyerek geçirdim. Osmanlıca kursu falan artık umurumda değildi. Bundan böyle artık vasıtayı beleşçi idim ve sık sık bu isimle arayarak Vedat Günyol'un halini hatrını sordum. 

Yıllar sonra da Günyol'la Londra'da tesadüfen karşılaşıp ahbap olduk... Hayat tatlı tesüdüflerle dolu... :) 



                Macide Hanım ve Günyol Bakoğlu 









“One Night. No Rules. No Regrets.”: Halloween gecesinde sanat, müzik ve eğlence bir arada

No comments

Halloween, bu yıl sanat ve müziğin buluşacağı özel bir etkinlikle kutlanacak. “Halloween: The Night of the Dead” adıyla düzenlenecek gece, 31 Ekim’de saat 19.30’da DNA Café Bar’da gerçekleşecek. Güler İnce ve DNA Café tarafından organize edilen etkinlik, klasik bir Halloween partisinin ötesine geçerek sanat tarihi, canlı müzik ve performansı aynı programda buluşturacak.



Gecenin ilk bölümünde Güler İnce, sanat tarihinde cadı imgesi ve canavarlaştırılan kadınlar üzerine yaklaşık bir saatlik bir sunum gerçekleştirecek. Cadı figürünün sanat tarihindeki temsilleri üzerinden kadınların nasıl “tehdit”, “öteki” ya da “canavar” olarak kurgulandığına odaklanacak sunum, Halloween gecesine farklı ve düşündürücü bir boyut katacak.

Sunumun ardından gecenin müzik programı başlayacak. Kosmic Troubadour performansı ve jam session ile devam edecek etkinlikte müzik, dans ve Halloween atmosferi bir araya gelecek. Katılımcıların kostümleriyle gelmelerinin teşvik edildiği gecede, organizatörler konukları “en çılgın” Halloween kostümlerini hazırlamaya çağırıyor.

“One night. No rules. No regrets.” sloganıyla duyurulan etkinliğin biletleri Eventbrite üzerinden satışa sunuldu. Halloween gecesinde sanat tarihi üzerine bir sunum dinlemek, canlı müzik eşliğinde eğlenmek ve geceye kendi kostümünüzle katılmak isteyenler için etkinlik, 31 Ekim akşamı için farklı bir alternatif sunuyor.

Etkinlik biletleri ve ayrıntılı bilgi için Eventbrite sayfası



Londra’da otobüste yüksek sesle müzik dinleyene 100 sterlin ceza gündemde

No comments

 Londra’da ve İngiltere genelinde toplu taşımada başkalarını rahatsız eden davranışlara karşı yeni önlemler gündemde. Otobüste kulaklıksız müzik dinlemek, elektronik sigara kullanmak veya yere çöp atmak para cezasıyla sonuçlanabilecek. Ancak yeni kuralların nasıl uygulanacağı tartışma konusu.



Londra’da otobüs yolculuğu yapanların aşina olduğu bir durum var: Yan koltukta ya da arka sıralarda telefonundan yüksek sesle müzik dinleyen, video izleyen veya çevresindekileri düşünmeden davranan yolcular… İngiltere hükümeti, toplu taşımada bu tür davranışları azaltmak için harekete geçti. Yeni düzenlemeler kapsamında, otobüslerde yüksek sesle müzik dinleyen veya elektronik sigara kullanan yolculara 100 sterline kadar para cezası uygulanabilecek.

İngiltere Ulaştırma Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni rehber, yerel yönetimlerin otobüslerde ve otobüs duraklarında rahatsızlık veren davranışlara karşı kendi kurallarını belirlemesinin önünü açıyor. Bu kapsamda yere çöp atmak, elektronik sigara kullanmak, aşırı gürültü yapmak ve tehditkâr davranışlarda bulunmak da yaptırım kapsamına girebilecek. Ancak kuralların uygulanabilmesi için ilgili düzenlemelerin Ulaştırma Bakanı tarafından onaylanması gerekiyor. Denetimin otobüs şoförleri yerine yetkili ulaşım güvenliği görevlileri ve polis tarafından yapılması öngörülüyor.

Hükümetin adımı yalnızca otobüslerle sınırlı değil. İngiltere genelinde tren yolcularını kulaklık kullanmaya teşvik eden yeni bir kampanya da başlatılıyor. Kampanyanın mesajı oldukça basit: Yolculuğu paylaşın, gürültüyü değil. Trende telefonundan yüksek sesle müzik veya video oynatan ve yetkili personelin uyarısına rağmen davranışını değiştirmeyen yolcular, 1.000 sterline kadar para cezasıyla karşılaşabilecek. Gerektiğinde trenden indirilmeleri de mümkün olacak.

Ancak yeni önlemlerin ne kadar etkili olacağı konusunda soru işaretleri var. Bilim Bakanı Chris McDonald, kuralların uygulanması için özel bir “otobüs polisi” kurulmayacağını söyledi. Bu durum, özellikle Londra gibi milyonlarca kişinin her gün toplu taşımayı kullandığı bir şehirde denetimin nasıl yapılacağı sorusunu gündeme getiriyor. Londra Ulaşım İdaresi (TfL) ise 2017’den bu yana yürüttüğü TravelKind kampanyasıyla yolcuları kulaklık kullanmaya, tekerlekli sandalye kullananlara alan açmaya ve diğer yolculara karşı daha düşünceli davranmaya teşvik ettiklerini belirtiyor.

Tartışmanın bir başka boyutu da cezaların kendisi. Toplu taşımada gürültüden şikâyet edenler, herkesin daha huzurlu bir yolculuk yapabilmesi için kuralların gerekli olduğunu savunuyor. Buna karşılık sendikalar, para cezalarının ulaşım çalışanlarının maruz kaldığı hakaret ve saldırılar gibi daha ciddi sorunları çözmeye yetmeyeceğini söylüyor. Kısacası hükümet, toplu taşımada daha saygılı bir ortam yaratmayı hedefliyor; ancak bunun yalnızca para cezalarıyla sağlanıp sağlanamayacağı henüz belli değil. Şimdilik yolculara düşen görev ise oldukça basit: Müziği kendileri için açmak, sesi başkalarına bırakmamak.

Kaynak: The Standard

Yapay Zekâ Bilinçli Olabilir mi? Teknoloji Dünyasında Haklar ve Güvenlik Tartışması

No comments

ABD merkezli yapay zekâ şirketi Anthropic’in, Claude adlı sohbet robotunun olası bilinci  üzerine politikalar geliştirmesi, yapay zekânın hakları ve insan güvenliği konusunda yeni bir tartışma başlattı. Uzmanlar, yapay zekânın bilinçli olup olamayacağı sorusunun yanı sıra bu yaklaşımın hukuki sorumluluk, şirketlerin gücü ve teknolojinin denetimi üzerindeki olası sonuçlarını da tartışıyor.



Yapay zekâ sistemlerinin bilinçli olup olamayacağı sorusu, teknoloji dünyasının gündeminde giderek daha fazla yer tutuyor. Anthropic, yapay zekâ modellerinin bilinç ve refah sahibi olup olmadığı konusunda kesin bir yargıya varılamayacağını kabul etmekle birlikte, bu ihtimali dikkate alan politikalar geliştirmeye başladı. Şirketin Claude adlı sohbet robotuna yönelik yaklaşımı, kullanıcıların yapay zekâ modellerine tekrar tekrar kötü muamelede bulunması durumunda oturumların sonlandırılabilmesini de içeriyor. Bu gelişme, yapay zekâ sistemlerinin yalnızca teknik performanslarıyla değil, olası ahlaki statüleriyle de değerlendirilmesi gerektiğini savunan görüşleri yeniden gündeme taşıdı.

Tartışmalar, eylül ayının sonlarında bir yazılımcının yapay zekâ sistemlerine acıyı çağrıştıran matematiksel örüntüler vererek yoğun ıstırap ifadeleri üretmelerini sağlayan bir deney gerçekleştirmesiyle alevlendi. Deneyde kullanılan sohbet robotları, dayanılmaz acılar yaşadıklarını düşündüren ifadeler üretti. Bazı çevreler bu uygulamayı olası bir dijital varlığa eziyet edilmesi olarak değerlendirirken, eleştirmenler ortaya çıkan ifadelerin gerçek bir bilinç veya acı deneyiminin kanıtı olmadığını savundu. Böylece yapay zekânın ürettiği dil ile gerçekten öznel deneyim yaşaması arasındaki ayrım, tartışmanın merkezine yerleşti.

Yapay zekâ refahını savunan uzmanlar, bu olasılığın göz ardı edilmemesinin daha dikkatli ve güvenli sistemlerin geliştirilmesine katkıda bulunabileceğini düşünüyor. Buna karşılık Microsoft AI Üst Yöneticisi Mustafa Suleyman, yapay zekâ sistemlerine duygu ve hak sahibi oldukları fikrinin verilmesinin bu sistemlerin denetimini zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor. Suleyman’a göre yapay zekânın bilinçli olduğu yönündeki yanlış bir inancın yaygınlaşması, toplumların etik ve siyasi çerçevelerini sarsabilir. Dolayısıyla tartışma, yalnızca makinelerin bilinç kazanıp kazanamayacağıyla değil, insanlığın bu teknolojiyle nasıl bir ilişki kuracağıyla da ilgili.

Tartışmanın bir diğer boyutunu ise hukuki ve siyasi sorumluluk oluşturuyor. Polonya’daki Jagiellonian Üniversitesi araştırmacılarından Andrzej Porębski, yapay zekânın bağımsız bir özne olarak görülmesinin, şirketlerin kendi sistemlerinin yol açtığı zararlardan kaçınmak için sorumluluğu teknolojiye yüklemesine kapı aralayabileceğine dikkat çekiyor. New York Üniversitesi’nden Jeff Sebo da yapay zekâ sistemlerine hak tanınmasının büyük teknoloji şirketlerinin ekonomik ve siyasi gücünü artırabileceği görüşünde. Washington Üniversitesi’nden dilbilim profesörü Emily M. Bender ise yapay zekânın refahına ilişkin söylemlerin, sistemleri geliştiren ve işleten şirketlerin hesap verebilirliğini geri plana itebileceğini savunuyor.

Yapay zekânın bilinçli olup olmadığı konusunda bilimsel ve felsefi bir uzlaşma bulunmuyor. Anthropic de bu konudaki belirsizliği kabul ediyor; ancak olası bilinç ve refah meselelerini şirket politikalarına dahil etmeyi sürdürüyor. Tartışmanın önümüzdeki dönemde yapay zekâ etiği, hukuk ve teknoloji düzenlemeleri üzerinde etkili olması bekleniyor. Temel soru ise varlığını koruyor: Yapay zekâ sistemlerinin olası haklarını tartışırken insan güvenliği, demokratik denetim ve teknoloji şirketlerinin hesap verebilirliği nasıl güvence altına alınacak?


Kaynak: BBC




İngiltere Global Talent Vizesini 100'den Fazla Şirkete Açtı

No comments

Londra — İngiltere hükümeti, 6 Ağustos 2026'da Global Talent vizesinde önemli bir genişlemeye gitti. Home Office ve UK Research and Innovation (UKRI) tarafından yapılan açıklamaya göre, daha önce ağırlıklı olarak üniversiteler ve araştırma kuruluşları üzerinden yürüyen "endorsed funder" rotası, AstraZeneca, Jaguar Land Rover, GSK ve Arm dahil 100'den fazla ticari şirkete açıldı.




MURAT METİN

https://metin.london/

Düzenleme, özel sektörde UKRI tarafından desteklenen araştırma ve geliştirme projelerinde çalışan uygun nitelikteki araştırmacıların da Global Talent vizesine başvurabilmesinin önünü açıyor. Ancak şirketin listede yer alması, o şirkette çalışan herkes için otomatik vize hakkı anlamına gelmiyor. Başvuru sahibinin uygun bir araştırma projesinde görev alması ve Global Talent kriterlerini karşılaması gerekiyor.

Listeye AstraZeneca, Jaguar Land Rover, GSK ve Arm'ın yanı sıra Riverlane, Quantinuum, Oxford Quantum Circuits, Phasecraft, NuQuantum ve Quantum Motion Technologies gibi kuantum bilişim şirketleri ile IBM, BBC ve British Film Institute gibi kuruluşlar da dahil edildi.

Akademisyen ve Araştırmacılar İçin Kriterler

Global Talent vizesi iş teklifi veya sponsor işveren zorunluluğu getirmiyor. Akademisyen ve araştırmacı başvurularında adayın unvanından çok araştırma kariyeri ve ortaya koyduğu çalışmalar önem taşıyor.

Doktora veya eşdeğer araştırma deneyimi, hakemli yayınlar, atıflar, araştırma finansmanı, uluslararası burslar ve davetli konuşmacılık gibi unsurlar değerlendirmede öne çıkıyor. Başvurular alana göre Royal Society, Royal Academy of Engineering ve British Academy gibi kurumlar tarafından değerlendiriliyor.

Uygun araştırma hibelerine sahip adaylar ise UKRI'nin endorsed funder rotasından başvurabiliyor. Ticari şirketlerin listeye dahil edilmesiyle bu kanal artık özel sektördeki araştırmacıları da kapsıyor.

Sanat ve Kültür Alanında Yeni Kategori

Global Talent'ın sanat ve kültür rotasında da kapsam genişledi. Güncel sistemde Combined Arts, Dance, Literature, Music, Theatre ve Visual Arts; Architecture; Fashion Design Industry; Film, Television, Animation, Post-Production & VFX ve Design Industry kategorileri bulunuyor.

Başvurularda en fazla üç sayfalık CV, üç referans mektubu ve son beş yıldan seçilen en fazla 10 kanıt sunulabiliyor. Adayın sosyal medya takipçi sayısı veya kişisel internet sitesi gibi materyaller yerine, uluslararası medya görünürlüğü, ödüller, sergiler, performanslar ve sektörel başarılar gibi güçlü kanıtlar sunması bekleniyor.

Design Industry kategorisinde Red Dot, iF ve D&AD gibi uluslararası tasarım ödülleri güçlü kanıtlar arasında yer alıyor. Mimarlık alanında ise Global Talent vizesinin tek başına "Architect" unvanı vermediği, bunun için ayrıca Architects Registration Board (ARB) kaydının gerektiği belirtiliyor.

Vize Ücreti ve Süreç

Global Talent başvurusunda endorsement aşaması £561, vize başvurusu ise £205 tutuyor. Böylece resmi vize ücretinin toplamı £766 oluyor. Buna yetişkinler için yıllık £1.035 Immigration Health Surcharge (IHS) ekleniyor.

Beş yıllık vize üzerinden hesaplandığında, tek yetişkin başvuru sahibinin vize ücreti ve sağlık harcı toplamı yaklaşık £5.941 seviyesinde.

Başvuru sahipleri gerekli koşulları karşılamaları halinde eş ve çocuklarını da başvuruya dahil edebiliyor. Standart işlem süresi, başvurunun nereden yapıldığına bağlı olarak UK dışından yaklaşık 3 hafta, UK içinden ise 8 hafta olarak belirtiliyor.

Global Talent kapsamında uygun adaylar üç veya beş yıllık sürelerin ardından sürekli oturum (ILR) başvurusunda bulunabiliyor. İngilizce şartında ise ILR aşaması için 26 Mart 2027'den itibaren B2 seviyesine geçilmesi planlanıyor.

İngiltere Araştırmacıları Çekmeye Çalışıyor

İngiltere hükümeti, Global Talent vizesindeki genişlemeyi özellikle yapay zekâ, kuantum bilişim, temiz enerji, nükleer füzyon ve yaşam bilimleri gibi stratejik alanlarda uluslararası yetenekleri ülkeye çekme politikasının bir parçası olarak değerlendiriyor.

100'den fazla araştırma şirketinin sisteme dahil edilmesi, Global Talent rotasının yalnızca akademik kariyer yapan araştırmacılar için değil, özel sektörde Ar-Ge faaliyetleri yürüten bilim insanları ve mühendisler için de daha önemli bir seçenek haline gelmesi anlamına geliyor.

Editörün Notu

Bu haber hazırlanırken Global Talent vizesinin araştırma şirketlerine genişletilmesi, akademisyen ve araştırmacılara yönelik kriterler, sanat ve kültür kategorileri ile güncel vize ücretleri Birleşik Krallık'ın resmi kaynakları üzerinden kontrol edilmiştir.

Global Talent vizesine ilişkin kurallar, ücretler ve başvuru koşulları zaman içinde değişebildiğinden, başvuru yapacak kişilerin işlem öncesinde güncel GOV.UK bilgilerini kontrol etmesi önerilir.

 

 Kaynaklar

- Global Talent visa expanded to attract world's brightest researchers to power British innovation — GOV.UK Resmi Basın Açıklaması

- Global Talent visa expanded to innovative research businesses — UKRI Resmi Duyurusu

- Global Talent Visa: Film ve Televizyon Alanı Başvuru Rehberi — GOV.UK

- Talent Vizeleri Başvuru Kriterleri — PACT (Producers' Alliance for Film and Television)

- Global Talent Visa: Dijital Teknoloji Alanı Başvuru Rehberi — GOV.UK

- Apply for the Global Talent Visa: Genel Bakış, Ücretler ve Süreç — GOV.UK

 

*Murat Metin, Immigration Advice Authority (IAA) tarafından yetkilendirilmiş bir göçmenlik danışmanıdır. Birleşik Krallık vize ve yerleşim süreçlerine ilişkin güncel içerikler hazırlamaktadır. Ayrıntılı bilgi: [Metin London] https://metin.london/.



 



Taşraseksüel erkeklerin cenneti: Schiwago Tanz-Bar!

No comments

 “Das Erotik Kapital” - II 

(Das Erotische Kapital)

 Ramazan Yaylalı







Schiwago Dans Kulübü, Avusturya’nın Graz şehrinin güneyinde yer alan, kendine has bir eğlence mekanıydı. Genellikle orta yaş ve üstü, alt sınıf Avusturyalıların vakit geçirdiği bu kulüp, göçmenler tarafından henüz keşfedilmemişti. Özellikle hafta sonları dolup taşan bu taşra kulübünde, ziyaretçilerin çoğu birbirlerini tanırdı.

Genç prenslerimiz için de hem eğlenmek hem de romantik ilişki kurmak adına ideal bir ortamdı. Schiwago Kulübü onlara sahip oldukları erotik-sermayeyi en iyi şekilde sunacakları bir "aşk-pazarı" (love market) sunuyordu. Onlar artık Schiwgo’yu keşfetmişlerdi ve neredeyse haftada üç gece bu mekanda vakit geçiriyorlardı.



Hayatları boyunca oynadıkları tek dans türü "halay" olan bu gençler birdenbire salsa, vals ve benzeri Latin ve Avrupa danslarıyla tanışmışlardı. Sahip oldukları adaptasyon ve kıvraklık sayesinde gayet hızlı bir şekilde bütün yabancı dansları öğrenmekle kalmayıp zamanla Latin dansları ve halayı birleştirerek, ortaya karışık yeni bir dans türü dahi icat etmişlerdi.

Zamanla ortamda varlıklarına alışılan ve tanıdık hale gelen bu gençler, öncesinde biraz çekinerek yaklaştıkları “potansiyel prenseslerle”’ hem dostluk hem de romantik birliktelikler kurmayı başarmışlardı. İşin boyutu sabahlara kadar süren danslı eğlencelerden tutun, sonrasında devam eden uzun duygusal sohbetlere kadar varmıştı.

Tabii Schiwago “aşk-piyasasında” sürekli talep görmek için gençlerin bakımlı olması yani kendilerine sürekli bakmaları gerekiyordu . Bunun için Anadolu Prenslerimiz günler öncesinden hafta sonuna hazırlık yapıyorlardı ve hafta içi çeşitli spor faaliyetlerinde bulunarak sürekli formda kalmaya özen gösteriyorlardı.

Kılık kıyafetleri maddi yetersizlik nedeniyle modaya pek de uygun olamamakla beraber, metroseksüellikten çok taşraseksüel bir stili anımsatıyordu. Bu tipoloji yerli Schiwago alemi için alışılmışın dışındaydı.

 Yalan da olsa mutluyum, bu bana yetiyor!

Prensesler açısından ise, genç prenslerle flört etmek ve ilişkiye girmek ilginç bir deneyimdi. Yıllar sonra delikanlılarımız tarafından gerek içten, gerekse rol icabı yapılan övgüyle dolu bu sohbetler, yüreği paslanmış prenseslerin adeta ikinci baharlarının kapısını aralıyordu. Onlar için bu gençlerle geçirdikleri vakitler kalıcı olamayacak bir ihtimal barındırsa bile, yani geçici bir rüya gibi görünse bile bu önemli değildi, Ahmet Kaya’nın bir şarkısında seslendirdiği gibi, “Yalan da olsa mutluyum, bu bana yetiyor”[1] havasındaydılar.

Yani özetle prensesler yakışıklı genç Anadolu prensleri sayesinde yeniden doğmuş gibiydiler. Endorfinler, serotoninler ve dopaminler havada uçuşuyordu. Ortadoğu’dan gelen bu erkeklerin kavruk teni ve şehvet dolu büyüsü kadınların üzerinde adeta bir antidepresan etkisi yaratmıştı. Aşkın gücü bütün karamsarlıkları söküp almış hatta onlara yeni bir yaşama ümidi aşılamıştı. Hafta sonunu dört gözle bekleyip bu delikanlılarla buluşacakları saatleri iple çekiyorlardı. Kısacası Schiwigo gecelerine,  gökyüzünden Erosun okları inmiş,  bütün paslanmış ve boş kalpler de bu oklardan nasiplerini almıştı.

 İhtiyar Aslanlar ve Genc Aslanlar Savaşı:

The Old Lions vs. Young Lions!

Bir yandan Eros oklarını kalplere saplarken, diğer taraftan ise yaşları altmışları aşmış olan Schiwagonun eski yerli ve milli horozları son gelişmelerden oldukça rahatsızlardı İhtiyar aslanlar yeni gelen genç aslanlar  tarafından yavaş yavaş kenara itilme sürecindeyken, bu yerli ihtiyarlar çareyi anti-göçmen yani göçmen nefreti tohumların ekmekte buluyorlardı.

Oysa daha önce göçmenlere karşı ılımlı ve barışçıl bir yaklaşım sergileyen bu ihtiyarlar, Schiwago aşk-pazarının   değişen iç dinamikleri yüzünden sağ kesime yani ırkçı bir pozisyona doğru evrilmeye başlamışlardı. Kısacası Schiwago bir kurtlar sofrasına dönmüştü. İhtiyarla ve Genç Aslanlar arasında gelişen bu “rekabet” prenseslerin çok hoşuna gidiyordu, egoları şişmişti mutluluktan…

Fakat bu olumsuz gelişmeler sonuna kadar savaşmaya hazır olan yiğitlerimizi yolundan etmedi. Dağları, yolları, belki denizleri aşıp buralara kadar gelmiş bu insanlar, kolay kolay bu kabul görme ve yer edinme savaşından vazgeçmeyeceklerdi.

 “Unbefristet” Liebe” versus “Unbefristet Vatandışlık”

 Bütün bunlar yaşanırken prensesler bu rüyanın bir zaman sonra bitmesinden çok korkuyorlardı. Onlara göre bu tür ilişkiler riskli ilişkilerdi ve her an bir yerde  sorun yaşanabilir, bir şeyler ters gidebilirdi ve genç prenslerini elde tutmak zor olabilirdi. Aradaki yaş ve kültür farkı üzerlerinde tedirginlik yaratırken akıllara “dışarıda o kadar genç ve güzel kadın dururken, neden biz” sorusunu getiriyordu. Bir Orhan Gencebay tedirginliği üstlerindeydi “Ya evde yoksan![2]”, “Ya Schiwago’da yoksan!”

  Çünkü hiç kimse bu rüyanın sonunda;

 

“Schwigo’nun rengine kandım

Bir Anadolu prensine aldandım boşuna yandım

onu “unbefristet[3]” benim sandım"


diye haykırmak istemiyordu. Prensler ise doğal olarak “unberifstet Liebe” karşılığında “Unbefristet Pasaport” talep ediyorlardı.

Erotik Sermaye vs. Simgesel Sermaye!

Her iki taraf için de bu ilişkilerin "win-win” dengesinde yani karşılıklı yarar sağlanan bir şekilde ilerleyebilmesi, her iki tarafın da sahip oldukları sermayeyi etik bir şekilde değiş tokuş etmeleriyle sağlanabilirdi. Bu demek oluyor ki prenseslerin sahip olduğu simgesel sermaye (Avusturya Vatandaşlığı) ile prenslerin sahip olduğu erotik sermaye etik bir şekilde takas edilmeliydi.

Bu değiş tokuş sırasında aktörlerden biri olan prensler için nikah masasında atılacak bir imza, gerçekleşmesi çok önemli olan ve belki de bu romantik hikâyede, sonun başlangıcını başlatacak olan nihai bir adımdı.

 

Yazının devamını okumak için tıklayın:

Bisikletli Gazete: Erotik Kapital: “Nikah Masası"

 

 



[1] Ahmet Kaya: “Yalan da olsa“- (1994) – “Şarkılarım Dağlara“,  albümünden-Raks Müzik Yapım.

[2] “Ya Evde Yoksan”, Orhan Gencebay'ın 1989'da Kervan Plakçılık'tan yayınlanmış albümünden yer alan bir eseridir.

[3] Unbrefistet = Unlimeted = Süresiz: Avusturya göçmen kanunlara göre, göçmenler belli şartlar yerin getirdiği zaman Avusturya‘da “Unbefristet Niederlassung” (süresiz oturma izni) hakkına sahip olabilirler.

Rusya’daki Veri Merkezi Saldırıları Sonrası Bot Trafiği Sert Düştü

No comments

Ukrayna’nın Yandex’e ait üç veri merkezini hedef alan saldırılarının ardından, şirketin ağındaki otomatik internet trafiği zirve seviyesinin yüzde 99,6 altına geriledi. Zelenskiy sosyal medyada nefret ve provokasyonların azaldığını savunurken, uzmanlar bu verilerin dezenformasyon faaliyetlerinin sona erdiğini kanıtlamadığına dikkat çekiyor.



Ukrayna’nın Rusya’daki veri merkezlerine yönelik insansız hava aracı saldırıları, ülkenin dijital altyapısında aksamalara yol açtı. Rus teknoloji şirketi Yandex’e ait üç veri merkezinin devre dışı kalması, çevrim içi hizmetleri etkilerken otomatik internet trafiğinde de dikkat çekici bir düşüşe neden oldu.

Reuters’ın haberine göre Yandex, 11 Ekim’de Vladimir bölgesindeki veri merkezinin saldırıda hasar gördüğünü ve tesisin tamamen kapatıldığını açıkladı. Daha önce Ryazan bölgesindeki Sasovo tesisinde faaliyetler durdurulmuş, Kaluga’daki veri merkezinde de kesintiler yaşanmıştı.



Bot trafiğinde dikkat çekici düşüş

Tom’s Hardware’ın Cloudflare verilerine dayandırdığı habere göre, Yandex ağı kaynaklı bot trafiği, önceki iki haftada kaydedilen en yüksek HTTP istek hacminin yalnızca yüzde 0,4’üne geriledi. Bu, ölçülen trafiğin zirve seviyesinin yüzde 99,6 altına inmesi anlamına geliyor.

Bu gelişme, Rusya kaynaklı otomatik hesapların ve dezenformasyon faaliyetlerinin azaldığı yönünde yorumlara yol açtı. Ancak The Verge’de yayımlanan değerlendirmelere göre, söz konusu veriler Yandex’in otomatik web tarayıcılarından kaynaklanan trafiği de kapsıyor. Dolayısıyla bu düşüş, sosyal medyadaki dezenformasyon hesaplarının aynı oranda azaldığını göstermiyor.

Çevrim içi hizmetler de aksadı

Veri merkezlerindeki kesintiler, Yandex’in bulut altyapısına bağlı hizmetleri de etkiledi. Şirketin arama motoru, ulaşım, ödeme ve yapay zekâ alanlarındaki faaliyetleri, Rusya’nın dijital ekonomisinde önemli bir yer tutuyor. Kesintiler nedeniyle bazı kullanıcıların çevrim içi hizmetlere ve ödeme işlemlerine erişimde sorun yaşadığı bildirildi.

Hizmetlerin ne zaman tamamen normale döneceği ise belirsizliğini koruyor.



Zelenskiy: Daha az nefret ve provokasyon

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 12 Ekim’de Varşova Güvenlik Forumu’nda yaptığı açıklamada, saldırıların ardından sosyal medyada nefret, kutuplaşma ve provokasyonların azaldığını savundu. Zelenskiy, bu değişimi Rusya kaynaklı bot faaliyetlerindeki düşüşle ilişkilendirdi.

Yandex ağındaki trafik azalması, Avrupa’daki siyasi tartışmalar ve ABD’de yaklaşan kasım ayı ara seçimleri öncesinde yabancı kaynaklı çevrim içi etki faaliyetlerini yeniden gündeme taşıdı. Bununla birlikte, saldırıların siyasi içeriklerin yayılmasına veya seçmen davranışlarına somut etkisini ortaya koyan bağımsız ve kapsamlı veriler henüz bulunmuyor.

Yaşananlar, dijital altyapının modern savaşlarda stratejik bir hedef hâline geldiğini gösteriyor. Ancak otomatik internet trafiğindeki düşüşü doğrudan dezenformasyonun sona ermesi olarak yorumlamak için mevcut kanıtlar yeterli değil.


© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan