Gazeteci-yazar Akın Olgun’un yeni kitabı, Ege’nin iki yakasında sıkışan hayatları ve cezaevi deneyimleri üzerinden göç, sürgün ve “ötekilik” meselelerine güçlü bir tanıklık sunuyor.
Londra’da yaşayan gazeteci-yazar Akın Olgun, yeni kitabı Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi Tekin Yayınevi etiketiyle okurla buluştu. Yazarın altıncı kitabı olan eser, anı ile öykü türlerini bir araya getirirken, bireysel bir deneyimden yola çıkarak daha geniş bir toplumsal hikâyeye uzanıyor.
Kitap, Olgun’un İngiltere’den tatil için
gittiği Rodos’ta kendisini beklenmedik biçimde gözaltı ve cezaevi sürecinin
içinde bulmasıyla başlıyor. Bu kişisel deneyim, zamanla Ege’nin iki yakasında
sıkışıp kalan göçmenlerin, mültecilerin ve “öteki” olarak görülen insanların
hikâyelerine açılıyor. Yazar, hem geçmişte Türkiye cezaevlerinde yaşadığı
travmalarla hem de Yunanistan’daki hapishane koşullarıyla yüzleşerek çok
katmanlı bir anlatı kuruyor.
Eserde yalnızca bir tutukluluk hikâyesi
değil, aynı zamanda sınır politikalarının, göç rejimlerinin ve adalet
mekanizmalarının yarattığı yapısal sorunlar da ele alınıyor. “Kaptanlar” olarak
anılan ve göçmen kaçakçılığı suçlamasıyla yargılanan kişilerin hikâyeleri
üzerinden, sistemin ürettiği mağduriyetler görünür kılınıyor. Bu yönüyle kitap,
bireysel bir anlatının ötesine geçerek politik ve etik bir yüzleşme metni
niteliği taşıyor.
Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi, cezaevi atmosferini, dayanışmayı ve
insan onurunu merkeze alan diliyle dikkat çekerken, okuru rakamların ve haber
başlıklarının ötesindeki gerçek insan hikâyeleriyle karşı karşıya bırakıyor.
Olgun’un anlatısı, karanlık koşullar içinde bile var olabilen umut ve dayanışma
anlarını görünür kılarak çağdaş edebiyat içinde güçlü bir tanıklık örneği
sunuyor.




















