Showing posts with label sığınmacı. Show all posts
Showing posts with label sığınmacı. Show all posts

İngiltere'ye gelen sığınmacıların telefonlarına el konulacak

No comments

05 January 2026

 İngiliz hükümetinin Manş Denizi’ni geçen göçmenlerin cep telefonlarına ve SIM kartlarına varış anında el koyma planı, insan hakları örgütleri ve hukukçular tarafından "mahremiyet ihlali" gerekçesiyle kınandı.



Keir Starmer hükümeti, Manş Denizi üzerinden küçük teknelerle İngiltere'ye ulaşan sığınmacılara yönelik sert bir dijital denetim mekanizmasını uygulamaya sokuyor. Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme kapsamında, Kent bölgesindeki Manston İşleme Merkezi’ne getirilen göçmenlerin cep telefonlarına ve SIM kartlarına, herhangi bir tutuklama kararı olmaksızın derhal el konulabilecek. Hükümet, merkezdeki teknolojik altyapı sayesinde cihazlardaki verileri kopyalayarak insan kaçakçılığı şebekelerine dair istihbarat toplamayı hedefliyor.

Yeni yetkiler, sınır görevlilerine sığınmacıların üzerindeki dış giysileri çıkarma ve hatta gizli SIM kart araması için ağız içlerini kontrol etme izni veriyor. İnsan hakları örgütleri, denizin ortasında hayatta kalma mücadelesi vermiş ve travma altındaki bireylerin bu denli "istilacı" aramalara maruz bırakılmasını insanlık dışı olarak nitelendirdi. "Freedom from Torture" gibi kuruluşlar, uygulamanın sığınmacıları birer güvenlik tehdidi gibi gördüğünü ve temel mahremiyet haklarını hiçe saydığını savunuyor.

Hukukçular ise hükümetin bu hamlesinin yasal dayanağını sorguluyor. 2022 yılında İngiliz Yüksek Mahkemesi'nin benzer bir "toptan el koyma" uygulamasını hukuka aykırı bulduğunu hatırlatan uzmanlar, bağımsız bir denetim mekanizması olmaksızın verilerin kopyalanmasının ciddi bir hukuk ihlali riski taşıdığını belirtiyor. İçişleri Bakanlığı yetkilileri ise Aralık ayında yürürlüğe giren Sınır Güvenliği ve Göç Yasası'nın, suç çetelerinin iletişim ağlarını deşifre etmek için bu tür radikal adımları operasyonel bir zorunluluk haline getirdiğini iddia ediyor.

İngiltere'ye 2025 yılında 41 binden fazla göçmenin ulaşmasıyla artan siyasi baskılar, hükümeti sığınma sisteminde modern tarihin en köklü değişikliklerinden birini yapmaya zorladı. Telefon aramalarının yanı sıra, sığınmacıların otellerden çıkarılarak askeri tesislere yerleştirilmesi ve sığınma statülerinin her 30 ayda bir periyodik olarak incelenmesi gibi yeni kısıtlamaların da önümüzdeki aylarda hayata geçirilmesi bekleniyor.


Kaynak: The Guardian

Reform Partisi’nden “kalıcı oturumu” kaldırma vaadi

No comments

22 September 2025

İngiltere’de göçmen karşıtlığı ile bilinen ve şu anda anketlerde birinci sırada yer alan Reform UK partisi, göçmenlerin beş yılın sonunda elde ettiği süresiz oturum hakkını kaldırmayı vaat etti. Parti, planlarının kamu maliyesinde yüz milyarlarca sterlin tasarruf sağlayacağını savunsa da bu iddianın hiçbir bilimsel temeli bulunmuyor.

Reform UK, iktidara gelmesi halinde göçmenlerin Süresiz Oturum İzni (ILR) hakkını kaldıracağını açıkladı. Mevcut sistemde göçmenler beş yılın ardından süresiz oturum ve vatandaşlığa geçiş hakkı kazanabiliyor. Yeni planda ise göçmenler her beş yılda bir vize yenilemek zorunda kalacak.

Parti ayrıca İngiliz vatandaşları dışında kimsenin refah yardımlarına erişemeyeceğini belirtiyor. Reform UK, bu düzenlemelerin kamuya maliyetinin önümüzdeki yıllarda 234 milyar sterlin azalacağını öne sürdü. Ancak Reform Partisi’nin bu hesaplamalarının hiçbir bilimsel dayanağı bulunmuyor.

Reform UK’in politika şefi Zia Yusuf, Telegraph gazetesine yazdığı makalede “Ucuz yabancı işgücü dönemi sona eriyor” ifadesini kullandı. Yusuf, bu düzenlemeyle yüz binlerce göçmenin oturum hakkını kaybedeceğini, sosyal yardımlara bağımlı olanların büyük kısmının gönüllü olarak ülkeyi terk edeceğini söyledi. Ayrılmayanların ise “kitlesel sınır dışı programı” çerçevesinde gönderileceğini belirtti.

Hükümet cephesinden ise planlara sert tepki geldi. Bir hükümet sözcüsü, Reform’un önerilerini “ucuz bir siyasi manevra” olarak nitelendirerek, mevcut sistemde yabancı uyrukluların sosyal yardımlara erişiminin zaten ciddi kısıtlamalara tabi olduğunu ve bunun daha da daraltılması için çalışmaların sürdüğünü vurguladı.

 



İngiltere - Fransa arasındaki göçmen anlaşmasında hukuksal kriz

No comments

17 September 2025

İngiltere ile Fransa arasında imzalanan göçmen iade anlaşması, daha başlamadan ciddi engellerle karşılaştı. Londra’daki Yüksek Mahkeme, 25 yaşındaki Eritreli bir gencin Fransa’ya gönderilmesini geçici olarak durdurdu. Sığınmacı genç, Libya’da modern kölelik ve kötü muameleye maruz kaldığını öne sürerek koruma talep etti. Mahkeme en az 14 günlük bir durdurma kararı vererek, iddiaların araştırılmasına fırsat tanıdı.



Hükümet açısından bu karar, planlanan "bir giren, bir çıkan" iade uçuşlarının başlamasını geciktirdi. Aslında yetkililer, bu hafta boyunca Fransa’ya düzenli uçuşlar yapılmasını bekliyordu. Ancak modern kölelik ve insan ticareti yasalarının devreye girmesi, sürecin düşündüklerinden çok daha karmaşık olduğunu gösterdi.

Home Office’in kendi insan ticareti biriminin, Eritreli gencin iddialarını zayıf bulmasına rağmen, kararın kesinleşmemiş olması büyük bir açmaz yarattı. Mahkeme sürecinde bakanlığın kendi uzmanlarının da bu gencin Fransa’dan başvurusunu sürdürmesinin beklenmeyeceğini belirtmesi, hükümetin pozisyonunu daha da zayıflattı. Bu nedenle sabah uçağıyla gönderilmesi planlanan yolcu, son anda listeden çıkarıldı.

Siyasi açıdan risk büyük. Zira hükümetin kendi avukatları bile, bu tür engellemelerin caydırıcılık etkisini ortadan kaldırabileceğini mahkemede dile getirdi. Nitekim benzer iddiaları olan pek çok göçmenin, süreci aylarca hatta yıllarca uzatabileceği endişesi var. Muhalefetteki Muhafazakârlar, gelişmeyi hükümetin yetersizliğinin kanıtı olarak gösterirken; iktidar ise anlaşmanın tamamen çökmediğini, ama sürecin kolay olmayacağını kabul ediyor.

Yeni İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, göreve başlar başlamaz yasa dışı göçle mücadelede "ne gerekiyorsa yapılacak" demişti. Ancak ilk büyük sınavında karşılaştığı bu hukuki engel, hem bakanın hem de hükümetin göç politikasındaki kararlılığını test ediyor. Önümüzdeki haftalarda Fransa’ya iadelerin başlayıp başlamayacağı, bu sürecin en kritik sorusu olacak.

Kaynak: BBC

Göçmen karşıtı gösteriler Avustralya’nın gündeminde

No comments

31 August 2025

Avustralya’da hafta sonu Sydney, Melbourne ve Adelaide başta olmak üzere birçok şehirde binlerce kişi göçmen karşıtı sloganlarla sokaklara çıktı.





Yetkililer, “March for Australia” adı verilen eylemleri “nefret yaymak” ve “toplumsal birlikteliği tehdit etmek” olarak nitelendirirken, hükümetten sert tepkiler geldi. Sydney’de yaklaşık 8 bin kişinin toplandığı mitinglerde geniş güvenlik önlemleri alınmasına rağmen ciddi bir olay yaşanmadığı belirtildi.

Melbourne’de ise durum daha gergindi. Göçmen karşıtı eylemciler, aynı gün yapılan Filistin yanlısı mitingle karşı karşıya geldi ve bazı noktalarda arbede yaşandı. Parlamentonun merdivenlerinde konuşanlar arasında, neo-Nazi kimliğiyle bilinen Thomas Sewell’in bulunması ise tartışmaları alevlendirdi. Adelaide’de de yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı yürüyüş ve karşı gösteriler büyük ilgi gördü.

Yürüyüşlere aşırı sağ görüşlü isimlerin yanı sıra bazı muhalefet politikacıları da destek verdi. One Nation senatörü Pauline Hanson ve federal milletvekili Bob Katter mitinglerde yer aldı. Gösterilerde taşınan bazı pankartlar ise endişe yarattı. Bunlardan biri, geçtiğimiz günlerde iki polisi öldürmekle suçlanan “egemen yurttaş” hareketinden Dezi Freeman’a destek mesajı içeriyordu.

Hükümet kanadından gelen açıklamalarda, bu tür eylemlerin Avustralya’nın modern değerlerine aykırı olduğu vurgulandı. İçişleri Bakanı Tony Burke, “Toplumsal uyumu zedeleyen, insanları bölmeye çalışanlara bu ülkede yer yok” derken, Çok Kültürlülük Bakanı Dr. Anne Aly de göçmen topluluklara destek mesajı vererek “Bu tür ırkçı hareketler Avustralya’da barınamaz” ifadelerini kullandı.

Gösterileri organize eden grup ise kitlesel göçün kültürden ekonomiye birçok alanda ülkeye zarar verdiğini iddia ediyor. Ancak hükümet ve sivil toplum kuruluşları, bu tür hareketlerin aslında yalnızca ayrımcılığı ve toplumsal kutuplaşmayı körüklediğini belirtiyor. Avustralya’da son dönemde yükselen aşırı sağcı hareketler ve buna karşı alınan yasal önlemler, ülkenin demokrasi ve birlik anlayışını koruma konusundaki kararlılığını öne çıkarıyor.

 

Kaynak: BBC

 

Home Office verilerine göre son üç günde Manş Denizi’nden İngiltere’ye hiç sığınmacı gelmedi

No comments

04 August 2025

İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın (Home Office) verilerine göre, 30 Temmuz’dan bu yana geçen üç gün boyunca (31 Temmuz, 1 Ağustos ve 2 Ağustos) Manş Denizi üzerinden küçük botlarla İngiltere’ye hiçbir düzensiz göçmen geçişi gerçekleşmedi. Bu, yaz aylarında nadir görülen bir durumu işaret ediyor.



Home Office’in haftalık verilerine göre, 27 Temmuz–2 Ağustos 2025 tarihleri arasında toplamda 1.355 göçmen, 20 küçük botla ülkeye ulaştı. Ancak bu toplamın neredeyse tamamı, yalnızca bir güne sıkıştı: 30 Temmuz Çarşamba günü, 13 ayrı botla 898 kişi Dover kıyılarına ulaştı. Bu gün aynı zamanda 2025’in şu ana kadar en yoğun göç günü olarak kayda geçti.

Yetkililer, son üç gündeki durgunluğun hava koşulları, artırılmış sınır güvenliği ve Fransa kıyılarındaki önlemlerle ilgili olabileceğini belirtiyor. Ancak bazı uzmanlar, bu tarz kısa süreli durmaların geçici olduğunu ve önümüzdeki haftalarda yeniden artış yaşanabileceğini öngörüyor.

İngiliz hükümeti ise, göçmen kaçakçılığına karşı önlemlerini sertleştirmeye devam ediyor. Yeni yasal düzenlemelerle, sosyal medya üzerinden botla geçiş organizasyonuna dair ilan yayınlayanlar beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecek. Ayrıca Fransa ile iş birliği çerçevesinde sahil gözetimi için ek kaynaklar ayrıldı.

Göçmen krizinin gölgesinde, son üç gündeki “sessizlik” hükümet tarafından güvenlik politikalarının etkisi olarak lanse edilirken, insan hakları örgütleri ise geçişin durmasının göçmenlerin güvende olduğu anlamına gelmediğini ve bu kişilerin hâlâ riskli koşullarda Fransa’da beklediğini vurguluyor.

 

27 Temmuz – 2 Ağustos 2025 Tarihli Küçük Bot Girişleri (Günlük Dağılım)

 


© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan