Showing posts with label sergi. Show all posts
Showing posts with label sergi. Show all posts

Ayşe Bayram’dan kişisel sergi: “Beyond the Mask, Behind the Self”

No comments

25 March 2026

Versus Arts Gallery, sanatçı Ayşe Bayram’ın Beyond the Mask, Behind the Self başlıklı kişisel sergisine 28 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü İlayda Uzunarslan’ın üstlendiği sergi, sanatçının ağırlıklı olarak suluboya tekniğiyle ürettiği; maskeler, portreler, sürreal çizgiler ve bilinçaltı çağrışımlarla şekillenen eserlerini bir araya getiriyor.



Ayşe Bayram’ın sanatsal pratiği, geleneksel suluboya disiplinini bilinçaltının akışkan ve katmanlı yapısıyla buluşturuyor. Su ve pigmentin kâğıt üzerindeki öngörülemez hareketini hem teknik hem de kavramsal bir araç olarak kullanan sanatçı, eserlerinde kimlik, görünürlük, saklanma, toplumsal roller ve içsel benlik arasındaki gerilimi araştırıyor. Sergide yer alan maskeler, yalnızca gizlenmeyi değil; aynı zamanda korunmayı, dönüşümü ve bireyin kendi iç dünyasıyla kurduğu karmaşık ilişkiyi simgeliyor.



Beyond the Mask, Behind the Self, izleyiciyi yüzeyin ardına bakmaya, görünen persona ile bastırılmış ya da korunmuş iç gerçeklik arasındaki ince çizgiyi sorgulamaya davet ediyor. Portreler, sürreal detaylar ve sezgisel biçimlerle kurulan bu görsel dünya, bireyin parçalı kimliğine dair sessiz ama güçlü bir yüzleşme alanı yaratıyor.

Muğla’da yaşayan ve üreten Ayşe Bayram, 2007 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Sanatçı, üretim pratiğini yıllardır sürdürdüğü sanat eğitimciliği ile birlikte geliştirirken, suluboyanın ifade gücünü psikolojik ve spiritüel katmanlarla derinleştiren özgün bir dil oluşturuyor. Uluslararası Suluboya Topluluğu (IWS) üyesi olan Bayram, uluslararası sergiler ve Londra merkezli projelerle çalışmalarını daha geniş sanat çevreleriyle buluşturmaya devam ediyor.

Sanatçının eserleri, estetik bir deneyimin ötesinde; izleyiciyi kendi içsel maskeleri, kırılganlıkları ve dönüşüm potansiyeli üzerine düşünmeye çağırıyor.



Sergi Bilgileri

Sergi Adı: Beyond the Mask, Behind the Self
Sanatçı: Ayşe Bayram
Tarihler: 28 Mart – 4 Nisan
Mekân: Versus Arts -
114A Lower Clapton Rd, Lower Clapton, London E5 0QR

Web: aysebayram.com
Instagram: @the.aysebayram.art

 

Küratör Notlari - Ilayda Uzunarslan

Beyond the Mask, Behind the Self, Ayşe Bayram’ın suluboyanın akışkan ve öngörülemez doğası üzerinden kimliğin çok katmanlı yapısını araştırdığı bir düşünsel alan açıyor. Maskeler, portreler ve sürreal çizgisel öğeler aracılığıyla kurulan bu seçki, bireyin toplumsal olarak görünür kıldığı yüz ile iç dünyasında taşıdığı kırılgan, bastırılmış ya da dönüşen benlik halleri arasındaki gerilime odaklanıyor.

Bayram’ın eserlerinde maske, yalnızca bir saklanma aracı değil; aynı zamanda korunma, uyumlanma ve dönüşümün simgesine dönüşür. Suluboyanın geçirgenliği ve akışkan yapısı, bu psikolojik ve duygusal katmanları görünür kılarken, izleyiciyi de kendi içsel yüzleşmesine davet eder. Sergi, görünen ile gizlenen, persona ile öz benlik arasındaki ince sınırda dolaşan şiirsel ve sezgisel bir anlatı sunar.

  


“Beyond the Mask, Behind the Self” -  Solo Exhibition by Ayşe Bayram

28 March – 4 April | Versus Arts

Versus Arts is pleased to present Beyond the Mask, Behind the Self, a solo exhibition by visual artist Ayşe Bayram, on view from 28 March to 4 April. Curated by İlayda Uzunarslan, the exhibition brings together a body of works created primarily in watercolor, featuring masks, portraits, surreal linear forms, and imagery shaped by subconscious associations.

Ayşe Bayram’s artistic practice merges the discipline of traditional watercolor with the fluid, layered terrain of the subconscious. Using the unpredictable movement of water and pigment on paper as both a technical and conceptual force, Bayram explores the tensions between identity, visibility, concealment, social roles, and the inner self. In this exhibition, masks emerge not only as symbols of disguise, but also as markers of protection, transformation, and the complex relationship between the individual and their inner world.

Beyond the Mask, Behind the Self invites viewers to look beyond the surface and reflect on the fragile boundary between the visible persona and the hidden or protected inner reality. Through portraits, surreal details, and intuitive forms, the exhibition creates a quiet yet powerful space of confrontation with the fragmented nature of the self.

Based in Muğla, Turkey, Ayşe Bayram graduated from the Department of Art Education at Cumhuriyet University in 2007. Alongside her long-standing role as an art educator, she has developed a distinctive visual language that expands the expressive possibilities of watercolor through psychological and spiritual depth. A member of the International Watercolor Society (IWS), Bayram continues to share her work with wider audiences through international exhibitions and projects in London.

More than an aesthetic experience, Bayram’s work invites viewers to reflect on their own inner masks, vulnerabilities, and potential for transformation.

Exhibition Details

Exhibition Title: Beyond the Mask, Behind the Self
Artist: Ayşe Bayram
Dates: 28 March – 4 April
Venue: Versus Arts -
114A Lower Clapton Rd, Lower Clapton, London E5 0QR

Web: aysebayram.com
Instagram: @the.aysebayram.art



Curator’s Notes -  İlayda Uzunarslan

Beyond the Mask, Behind the Self opens a reflective space in which Ayşe Bayram explores the layered nature of identity through the fluid and unpredictable language of watercolor. Through masks, portraits, and surreal linear forms, the exhibition focuses on the tension between the socially visible self and the fragile, suppressed, or transforming inner states that remain hidden beneath the surface.

In Bayram’s works, the mask becomes more than a symbol of concealment; it emerges as a marker of protection, adaptation, and transformation. The transparency and fluidity of watercolor make these psychological and emotional layers palpable, inviting viewers into an intimate confrontation with their own inner selves. The exhibition offers a poetic and intuitive visual narrative that moves along the delicate threshold between persona and essence.


Cevdet Akman, Espacio Gallery’de “Mechanisation of Man” isimli solo sergisi ile sanatseverlerle buluşuyor

No comments

12 January 2026

Çalışmalarını Londra'da sürdüren ressam Cevdet Akman’ın solo sergisi Mechanisation of Man, 21–27 Ocak 2026 tarihleri arasında Londra’daki Espacio Gallery’de izleyiciyle buluşuyor. Sergi, teknolojinin insan yaşamı üzerindeki etkilerini merkeze alan kapsamlı bir seçki sunuyor.



Akman, bu sergide insan, doğa ve mekanik sistemler arasındaki ilişkiyi figüratif bir anlatım diliyle ele alıyor. Yapay zekâ, sibernetik ve dijital teknolojiler gibi kavramlardan beslenen eserler; insan bedeninin, zihninin ve algısının teknolojiyle birlikte geçirdiği dönüşümü sorguluyor. Sergi, organik olan ile mekanik olan arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği bir dünyaya dikkat çekiyor.

Sanatçının üretim pratiğinin temelinde, çocukluk yıllarından bu yana sürdürdüğü desen çalışmaları yer alıyor. Rönesans sanatından günümüz dijital estetiğine uzanan görsel referanslar, Akman’ın titizlikle inşa ettiği kompozisyonlarda bir araya geliyor. Uzun ve yoğun bir üretim sürecinin ürünü olan bu çalışmalar, zanaat ve düşünsel derinliği ön plana çıkarıyor.

Mechanisation of Man, kesin cevaplar sunmaktan ziyade izleyiciyi insanın teknolojiye artan bağımlılığı, kontrol duygusu ve insan bilincinin geleceği üzerine düşünmeye davet ediyor. Sergi, çağdaş insanın varoluşuna dair güncel ve eleştirel bir bakış sunuyor.

Serginin özel gösterimi (private view) 23 Ocak 2026, 19.00–22.00 saatleri arasında gerçekleşecek.



Cevdet Akman – Sanatçı Biyografisi

Cevdet Akman, Doğu Anadolu’da Ahlat’ta doğdu. Sanatsal yaklaşımının temellerini, Türkiye’de başladığı eğitimini 1979 yılında kabul edildiği Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldığı eğitimle pekiştirdi. Akademi yıllarında Fantastik Realizm akımıyla tanışan Akman, Avusturya Secession geleneğinden gelen Wolfgang Hutter, Rudolf Hausner ve Anton Lehmden gibi sanatçılarla çalışarak bu ekolün estetik ve düşünsel derinliğini içselleştirdi.

Sanat pratiğinin merkezinde ağırlıklı olarak figüratif anlatım yer alır. Çocukluk yıllarından itibaren sürdürdüğü desen çalışmaları, bugün oluşturduğu özgün görsel dilin temelini oluşturur. Akman’ın üretimleri, yalnızca estetik kaygılarla sınırlı kalmaz; izleyiciyi yaşamın nedenleri, dönüşümleri ve insanın varoluşsal konumu üzerine düşünmeye davet eder.

Sanatçının çalışmalarında öne çıkan ana tema insan–doğa ilişkisi ve bu ilişkinin günümüz teknolojik dünyasında geçirdiği dönüşümdür. “Mekanikleşen İnsan” başlığı altında topladığı üretimlerinde, insanın fiziksel, biyolojik ve psikolojik olarak makineyle kurduğu ortaklığı sorgular. Yapay zekâ, sibernetik ve cyborg kavramları üzerinden, insanın doğal yetilerinin yerini giderek üretilmiş bir yapaylığa bırakmasının olası sonuçlarını ele alır.

Akman’ın eserleri, uzun soluklu ve yoğun bir üretim sürecinin sonucudur. Farklı ölçeklerde yaklaşık yüz eserden oluşan çalışmaları; Rönesans’tan günümüze uzanan görsel referansları, çağdaş dijital çağın estetik diliyle bir araya getirir. Desen temelli kompozisyonlar, sanatçının kişisel kurgularıyla birleşerek izleyiciyle düşünsel bir etkileşim alanı yaratır.

İç mekân ve mobilya tasarımı, fotoğraf ve dekoratif sanatlar alanlarında da üretimler gerçekleştiren Akman; İtalya, Avusturya, Suudi Arabistan, Birleşik Krallık ve Türkiye’de tasarımcı olarak çalışmıştır. Metal, ahşap ve alçı gibi farklı malzemelerle ürettiği özgün aynalar ve duvar rölyefleriyle disiplinlerarası bir yaklaşım benimser.

Sanatçı, bugüne kadar Birleşik Krallık ve uluslararası alanda 19 solo sergi gerçekleştirmiş; eserleri Londra başta olmak üzere Paris, Viyana ve farklı şehirlerde sergilenmiştir.

Sümer Erek’ten yeni sergi: Çizgilerle bütünsel bir beden olmanın varoluşu

No comments

06 December 2022

Sanatçı Sümer Erek’in “Embodied moments” sergisi Mayfair'deki Gallery Marquess’te açıldı. 22 Aralık 2022, Perşembe gününe kadar açık olacak olan sergide sanatçı nü çizimlerine yer veriyor.

 


                                                                                                    Tuncay Bilecen

 

Londra’da yaşayan, elli yıldan bu yana görsel sanatların çeşitli alanlarında eserler veren Sümer Erek, “Embodied moments” adını taşıyan nü çizimlerden oluşan sergisini 23 Kasım’da, Mayfair’deki Gallery Marquess’de açtı. Farklı cinsiyetlerdeki modellerin çizimlerinden oluşan sergi, 23 Aralık 2022, Perşembe gününe kadar gezilebilir. Elliden fazla seansta gerçekleştirilen iki binin üzerinde eserin yer aldığı serginin eş küratörlüğünü Engin Yenidünya ve İlayda Uzunarslan üstleniyor. 

Sanatçı Sümer Erek’le yeni sergisiyle ilgili olarak sohbet ettik.

2002 senin için nasıl geçti? Nü modellerle çalışmaya ne zaman başladın?

2022 yılı benim için sıkıntılı bir yıldı. Bu yüzden herhangi bir projeye ne devam etmek ne de yeni bir sanat projesine başlamak istedim. Buna rağmen üretmeye devam ettim. Amaçsız, iddiasız, öylesine sadece çizmek için çizdim. Bu yıl çocukluğumdan beri yapageldiğim desen çalışmalarına odaklandım. O küçük yaşlarda, kardeşlerim, dedem, mahalledeki komşu çocukları modellerim olmuştu. Hatta sadece modellerim olmakla da kalmamışlar; onları çizmeye, karalamaya teşvik ederek üretim sürecimin bir parçası haline de getirmiştim.



Daha sonra nü çalışmalarına ara mı verdin?

Modelden çizimlere ve nü çalışmalarına dönem dönem ara versem de bu çalışmaları sanat yaşamımda hep sürdürdüm. Bu çizimler özellikle figüratif resim yaptığım dönemde temel eserlerimin ön çalışmasını oluşturmuştu. Heykeltıraşlık eğitimimden sonra, heykeli bırakıp tamamıyla disiplinler arası işlere yönelmemle birlikte, nü benim için başka bir çalışmanın ön hazırlığı olmaktan çıktı. Bu çizimler; tüm kaygılardan arınarak anlam, kavram yükleme derdine girmeden, sadece çizmenin saflığına ve sadeliğine bırakılmış işler oldu. Özellikle 2022’de yaptığım nü çalışmaları, o anda kalmaya odaklanmanın, beyaz zemin üzerinde fırça ve mürekkeple akış içinde, çizgilerle beden olmanın varoluşu oldular. 

“Embodied moments” sergisini açma fikri nasıl ortaya çıktı?

Bu sergi daha önce hiç planlanmadığı için çok kısa bir süre öncesinde, son anda gündeme geldi. Galerinin klasik bir sergi salonundan çok, özel bir evin bir köşesi gibi olması, bulunduğu yerin, bölgenin özelliği beni düşündürdü. Galerinin bu karakteri, paylaşmayı düşünmediğim bu çalışmaları sergilememe neden oldu. Mekânın ve bölgenin karakteriyle bütünleşen nü çalışmaları, sergiyi bu mekâna özel hale getirdi ve hatta katılımcı bir sanat projesine dönüştürdü. 

İlk izlenimde geleneksel nü çalışmalarının olduğu bir sergi izlenimi verse de birçok katmandan oluşması, farklı okumaları kapsaması, eserlerin düzeninin değişim içinde olması, üretim sürecinin devamlılığı bu sergiyi dinamik bir projeye dönüştürdü. Bu yıl ürettiğim bu çalışmaları sergilemeye karar verdikten sonra, içinde bulunduğum sorgulama süreci bende büyük farkındalıklar yarattı. Bu sergi, kişisel olduğu kadar sanatsal serüvenimin çok düzlemli karakterini nü çalışmalarında da keşfedebilmeme imkân sağladı. Ortaya, disiplinler arası, canlı, dinamik bir çalışma çıktı.   

Serginin bir bölümü, 50 oturumda, 40’ın üzerinde modelle, 7 farklı mekânda gerçekleştirilen, 2 binin üzerinde eserden oluşuyor. Diğeri ise üretimin devam ettiği, katılıma açık, çizimlerin yanı sıra, katılımcının sözsel sunumlarının yer aldığı bölümden oluşuyor.



“VAROLUŞUN İHTİŞAMI”

Sergi küratörlerinden, İlayda Uzunarslan ise sergiyi “varoluşun ihtişamı” şeklinde tanımlayarak şunları söylüyor: Sanat tarihinin en tanıdık ve doğal konusu olan beden, sanatçı Sümer Erek'in yeni sergisi ‘Embodied moments’in odak noktası. Sanatçı, çizimlerinde, modellerin farklı bedenlerini ve hareketlerini basit mürekkep çizgileri kullanarak kâğıt üzerine aktarıyor. Bununla birlikte, bunlar statik çizimler değil, aksine her çizgide; hareket, dinamizm ve enerji hissediliyor. Anatomi ve orantı kurallarına sadık kalınan eserlerde denge ve form sadeliği koruyor. Modeller kâğıda sabit yansısa da daha ilk bakışta canlılıkları hissediliyor. Böylece sanatçı asla tekrarlanamayacak anları yakalarken, izleyicileri her saniyenin geçici benzersizliğinin farkına vardırıyor. ‘Embodied Moments’te Sümer Erek, kişinin en savunmasız ve çıplak halini izleyip gözlemci ve kâşif rolüyle varoluşu somutlaştırırken, sanatıyla başka bir boyuttaki bu meditasyon ve zihinsel farkındalığa dahil oluyor.”

“Sümer Fırça Darbeleriyle Modellerinin videolarını çekiyor”

Serginin diğer küratörü Engin Yenidünya ise altı yaşından bu yana insan bedeni çizen Sümer Erek’in son 50 yılda 500'den fazla model çizdiğini hatırlatarak sergiye ilişkin görüşlerini şu şekilde ifade ediyor: “Buradaki çizimlere göz gezdirirken gözlerimi bir saniyeliğine kapatıyorum ve Sümer'i orada modelinin önünde otururken görüyorum. Her modeli, önünde poz verirken ayrıntılı olarak inceliyor.  İki dakikalık bir poz bazen her biri farklı bir şekilde akan beş çizimle sonuçlanıyor. Sümer, uzun bir çekim yapan bir video kamera gibi, fırçasını kâğıda koyar ve bu çalışmayı bitirene kadar kaldırmıyor. Fırçanın kâğıttaki yolculuğu devam ettikçe, çizimlere yan yana bakıldığında, her bir kâğıdı diğerine bağlayan görünmez bir iplik fark ediliyor. Sanki çevirsek, modelin pozlarının bir animasyonunu elde edeceğiz. Sümer fırça darbeleriyle modellerinin fotoğrafını çekiyor, videolarını çekiyor ve onları kâğıda yontuyor.  Performanslarını görüyoruz, hareketlerini hissediyoruz ve bakışlarını yakalıyoruz.”

“MODEL OLARAK BEN DE SANATÇIYDIM”

Sümer Erek’e modellik yapanlardan biri olan Müge Çetinkaya ise Sümer Erek’le yaptığı bu çalışmanın ona sanatsal bir şeyler yaratma fırsatını verdiğini, bu yüzden sergide “sanatçı” olarak da yer aldığını söylüyor. “Sümer'e poz verdiğim bu iki saat boyunca düşündüm ki; Sümer bir sanatçı ama ben de burada bir sanatçıyım. Bu benim sıramdı. Sümer az önce yaratılışıma tanıklık etti ve yaşadığım anları somutlaştırdı ve daha pek çok şey…”

 

Tarih: 23 Kasım – 23 Aralık 2022

Gün/ Saat: Pazartesi – Cumartesi, 12:30 -17:30

Yer: Gallery Marquess

Adres: 14 Shepherd Market, London W1J 7QG


* Bu yazı ilk defa 2 Aralık 2022 tarihinde Olay gazetesinde yayınlanmıştır. 

“Her şeyi geride bırakabilir misiniz?”

No comments

24 September 2020

Nisan ayında açılması planlanan ancak salgın nedeniyle açılışı ertelenen, yerinden yurdundan edilmişleri konu alan “mülteciler” başlıklı sergi, perşembe günü İmparatorluk Savaş Müzesi’nde ziyarete açıldı. 


Haber: Tuncay Bilecen


Geçtiğimiz günlerde, İmparatorluk Savaş Müzesi’nde ziyarete açılan “Kampta yaşam ve mülteciler: kaçmaya zorlanmak” başlıklı sergiyi gezme imkânı buldum. Yazıyı sonuna kadar okumaktan sıkılacaklar için baştan söyleyeyim, sergi 24 Mayıs 2021 tarihine kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilir. İmparatorluk Savaş Müzesi, Southwark İstasyonu’na on dakika yürüme mesafesinde. Hatta gitmişken hemen istasyonun yanındaki Ev Restoran’da bir mola verip nefis mezelerin tadına bakabilirsiniz. 


GİRİŞ ÜCRETSİZ, MASKE ZORUNLU

Sergiye giriş ücretsiz olsa da girişte telefonunuza indirdiğiniz NHS Covid-19 uygulamasını açıp görevlinin gösterdiği barkodu okutmanız gerekiyor. Söylememize gerek yok, sergi boyunca maske takmak zorundasınız. 


Gelelim sergi izlenimlerime… Müzenin üçüncü katı büyük ölçüde bu sergiye ayrılmış. Daha girişte duvara asılan yazıda; “göçmen”, “mülteci”, “politik sığınmacı” ve “yerinden yurdundan edilmiş” kavramlarının tanımı yapılmış. 


İçeriye girmeden sizi “her şeyi geride bırakabilir misiniz?” yazısı karşılıyor. İlk olarak mültecileri anlatan nesnelerin, fotoğrafların ve tabloların olduğu kısmı gezdim. Çeşitli materyallerden yapılan çalışmalar son derece yaratıcıydı, sırf bu tabloları görmek için bile bu sergi gezilebilir. Bunların ortak özelliği ise insanların son derece kötü koşullarda bile kurtuluş umutlarını diri tutmaları olarak özetlenebilir. 



KAMPLARDA GÜNDELİK HAYAT


Mültecilerin beraberlerinde getirdikleri nesneleri görmek insana “her şeyi geride bırakabilir misiniz?” sorusunu tekrar tekrar sorduruyor. Bunlar arasında eskimiş bir oyuncak ayı, buz pateni, eski fotoğraflar, hatırası olan giyecekler gibi birçok ürün yer alıyor. 


CNN film yapımcısı Lewis Whyld’ın çektiği, Yunanistan’ın Midilli adasındaki Moria kampındaki mültecilerin hikâyelerinin anlatıldığı belgesel, projeksiyonlar vasıtasıyla üç duvara birden yansıtılıyor. Böylece izleyici de adeta kampın içindeymiş gibi oradaki hayatı yakından görme imkânı buluyor. 2 bin kişi için tasarlanan bu kampta bugün yaklaşık 18 bin kişi kalıyormuş. Geçtiğimiz günlerde çıkan büyük yangın nedeniyle 12 bin kamp sakininin barınaksız kaldığını da hatırlatalım. 


Mülteci kampı dendiğinde akla sıra sıra dizilmiş çadırlar geliyor, ancak burada bir hayatın yaşandığını çoğu zaman unutuyoruz. İşte bu belgesel, al gözüm seyreyle misali, oyun oynayan çocukları, yaptıkları derme çatma fırında ekmek pişirmeye çalışan insanları, kampta kurulan sebze, meyve pazarında alışveriş edenleri velhasıl buradaki gündelik hayatı aktarıyor. 


POLİTİK SIĞINMACILAR


Sergi, sadece son dönem mültecileri anlatmıyor. Örneğin Birleşik Krallık tarihinin en büyük mülteci akını olan, I. Dünya Savaşı sırasından Belçika’dan Birleşik Krallık’a sığınan çeyrek milyon Belçikalının hikâyesine de Bosna Hersek’te yaşanan insanlık dramına da video, fotoğraf ve materyaller aracılığıyla tanıklık edebilirsiniz. 

Göç konusunda çalışan bir akademisyen olarak benim en çok ilgimi çeken hususlardan biri de Birleşik Krallık’a yıllara göre yapılan politik sığınma başvurularının duvarlarda paylaşılmış olmasıydı. Burada kırmızıyla yazılan ret rakamlarının çokluğu dikkat çekiciydi. Eve gelince, Home Office’in sayfasına girip Türkiye’den Birleşik Krallık’a yapılan politik sığınma başvurularına baktım, 2001’den bu yana yapılan 26.180 başvurunun 21.831’i reddedilmiş durumda. Yani Türkiyeli sığınmacılar açısından da vaziyet farklı değil.


GELECEKTE SINIR KONTROLLERİ NASIL OLACAK?



Serginin en son kısmında ise ziyaretçiler, yapay zekâ sayesinde gelecekte sınır muhafızlığının hangi noktaya geleceğine ilişkin bir yolculuğa çıkıyor. Bilim kurgu filmi deneyimi yaşatan bu bölüme ziyaretçiler ikişer ikişer alınıyor. 


Bu bölümde tamamen yapay zekânın kontrolü altındasınız. Önce eliniz ve yüzünüz kontrolden geçiyor, ardından yapay zekâdan “üzgün ol”, “mutlu ol”, “korkmuş gibi davran” gibi çeşitli komutlar alıyorsunuz. Bu komutları yüzde kaç gerçekleştirdiğiniz ölçüde ise güya başvurunuza karar veriliyor. Benimki reddedildi mesela. 


Sınırsız, sürgünsüz bir dünya murat edenler için iç karartıcı bir deneyim olsa da gelecekte bizi bekleyen potansiyel garabeti görmek adına denemeye değer. Biz yine de sınırsız, sürgünsüz bir dünya umudumuzu diri tutalım.




© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan