İngiltere ile Fransa arasında göçmen iadesi planı yürürlüğe girdi

No comments

05 August 2025

İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, 5 Ağustos’ta yürürlüğe giren yeni göçmen iade planı kapsamında Fransa’ya kaç kişinin geri gönderileceğine dair bir rakam açıklamaktan kaçındı. Anlaşma gereği, Manş Denizi’ni küçük botlarla geçen bazı göçmenler gözaltına alınarak Fransa’ya gönderilecek. Karşılığında, İngiltere güvenlik ve uygunluk kontrollerini geçen ve kaçak geçiş denememiş sığınmacıları kabul edecek.

 


Başbakan Sir Keir Starmer, planı “aylar süren olgun bir diplomasinin ürünü” olarak nitelendirdi ve “gerçek sonuçlar” getireceğini savundu. Ancak Muhafazakâr Parti, bu adımın “hiçbir fark yaratmayacağı” görüşünde. 30 Temmuz itibarıyla, 2025 yılında küçük botlarla İngiltere’ye ulaşan kişi sayısı 25 bini aşarak geçen yılın aynı dönemine göre %49’luk bir artış gösterdi.

Cooper, uygulamanın şu an için deneme aşamasında olduğunu, sayının zamanla artacağını ancak başlangıçta düşük olacağını belirtti. Operasyonel bilgilerin suç çeteleri tarafından kullanılmasını engellemek amacıyla günlük veya toplam hedef paylaşmadıklarını vurguladı. Basına yansıyan bilgilere göre, haftada yaklaşık 50 kişinin iade edilebileceği konuşuluyor. Ancak Oxford Üniversitesi Göç Gözlemevi’nden Peter Walsh, bu rakamın caydırıcılık için yeterli olmayacağını, şu anki geçiş oranlarında bunun sadece %5 geri gönderilme ihtimali anlamına geldiğini söyledi.

Plan, Avrupa Komisyonu ve AB üye devletlerinden onay aldı. Hükümet, aynı zamanda insan kaçakçılarıyla mücadele amacıyla Ulusal Suç Ajansı’na 300 yeni görevli alımı ve 100 milyon sterlinlik ek bütçe ayırdığını duyurdu. Muhafazakâr Parti ise, önceki hükümetin Ruanda planının “%100 geri gönderme” hedefi taşıdığını, ancak iktidardaki İşçi Partisi’nin bunu iptal ettiğini hatırlatarak yeni düzenlemeyi etkisiz buldu.

Sivil toplum kuruluşları ise tepkili. Asylum Matters, tehlikeli yolculukların ancak güvenli ve yasal sığınma yollarının açılmasıyla engellenebileceğini savunuyor. Hükümet ise bu planın tek başına “sihirli bir çözüm” olmadığını kabul ediyor ancak yılın ilk yarısında rekor seviyelere çıkan yasa dışı geçişleri azaltmada önemli bir adım olacağını düşünüyor.

 

Kaynak: BBC

 

Home Office verilerine göre son üç günde Manş Denizi’nden İngiltere’ye hiç sığınmacı gelmedi

No comments

04 August 2025

İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın (Home Office) verilerine göre, 30 Temmuz’dan bu yana geçen üç gün boyunca (31 Temmuz, 1 Ağustos ve 2 Ağustos) Manş Denizi üzerinden küçük botlarla İngiltere’ye hiçbir düzensiz göçmen geçişi gerçekleşmedi. Bu, yaz aylarında nadir görülen bir durumu işaret ediyor.



Home Office’in haftalık verilerine göre, 27 Temmuz–2 Ağustos 2025 tarihleri arasında toplamda 1.355 göçmen, 20 küçük botla ülkeye ulaştı. Ancak bu toplamın neredeyse tamamı, yalnızca bir güne sıkıştı: 30 Temmuz Çarşamba günü, 13 ayrı botla 898 kişi Dover kıyılarına ulaştı. Bu gün aynı zamanda 2025’in şu ana kadar en yoğun göç günü olarak kayda geçti.

Yetkililer, son üç gündeki durgunluğun hava koşulları, artırılmış sınır güvenliği ve Fransa kıyılarındaki önlemlerle ilgili olabileceğini belirtiyor. Ancak bazı uzmanlar, bu tarz kısa süreli durmaların geçici olduğunu ve önümüzdeki haftalarda yeniden artış yaşanabileceğini öngörüyor.

İngiliz hükümeti ise, göçmen kaçakçılığına karşı önlemlerini sertleştirmeye devam ediyor. Yeni yasal düzenlemelerle, sosyal medya üzerinden botla geçiş organizasyonuna dair ilan yayınlayanlar beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecek. Ayrıca Fransa ile iş birliği çerçevesinde sahil gözetimi için ek kaynaklar ayrıldı.

Göçmen krizinin gölgesinde, son üç gündeki “sessizlik” hükümet tarafından güvenlik politikalarının etkisi olarak lanse edilirken, insan hakları örgütleri ise geçişin durmasının göçmenlerin güvende olduğu anlamına gelmediğini ve bu kişilerin hâlâ riskli koşullarda Fransa’da beklediğini vurguluyor.

 

27 Temmuz – 2 Ağustos 2025 Tarihli Küçük Bot Girişleri (Günlük Dağılım)

 


Filistin için bisiklet sürüş etkinliği 9 Ağustos’ta gerçekleştirilecek

No comments

03 August 2025


İngiltere merkezli dayanışma hareketi The Big Ride for Palestine, 2015 yılından bu yana her yaz düzenlediği bisiklet sürüşleriyle Filistin halkına destek vermeyi sürdürüyor. Sivil toplum gönüllülerinden, aktivistlerden ve bisiklet severlerden oluşan bu oluşum, Gazze’deki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek için bu yıl 9 Ağustos, Cumartesi günü Londra’da bir sürüş etkinliği gerçekleştirecek.

 



 

Kuruluşundan bu yana 10 yılı geride bırakan The Big Ride, bugüne dek binlerce gönüllünün katıldığı etkinliklerle Filistin’deki insan hakları dramına dikkat çekmeyi hedefliyor.  MECA (Middle East Children's Alliance) ve Gaza Sunbirds gibi kuruluşlara destek sağlanan etkinliklerde toplanan bağışlar Gazze’deki çocukların eğitimi, sağlığı ve psikososyal desteği için kullanılıyor.

Bu yıl 10. yaşını kutlayan hareketin 2025 sürüş takvimi kapsamında Londra’daki “büyük sürüş etkinliği” 9 Ağustos Cumartesi günü gerçekleşecek. Katılımcılar sabah saatlerinde Paddington, King's Cross ve Burgess Park olmak üzere üç farklı noktadan yola çıkacak. Yaklaşık 30 millik (48 kilometre) parkur boyunca yüzlerce bisikletli, Filistin bayraklarıyla kenti turlayarak dayanışma mesajı verecek. Sürüş, Doğu Londra’da tüm katılımcıların birleşmesiyle sona erecek.

Organizatörler, etkinliğin sadece bir spor faaliyeti değil, aynı zamanda Filistin halkının sesi olma çabası olduğunu vurguluyor. Londra’daki sürüşe hem bireysel hem de grup olarak katılım mümkün. Ayrıca gönüllü olarak destek sunmak ya da bağışta bulunmak isteyenler, The Big Ride’ın resmi web sitesi üzerinden detaylı bilgiye ulaşabiliyor.

Filistin’e yönelik farkındalığı artırmak isteyen herkesin katılımına açık olan bu etkinlik, sporun barışçıl ve kitlesel gücünü toplumsal adalet için kullanmanın etkili bir örneği olarak öne çıkıyor.

 

Detaylar & katılım: thebigride4palestine.com

Türkiye'nin Beyin Göçü Raporu Üzerine

No comments

02 August 2025



Türkiye’nin Beyin Göçü” başlıklı rapor geçtiğimiz günlerde Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından yayınlandı. Rapor, dünyadaki örnekler üzerinden Türkiye’den yurtdışına gerçekleşen “beyin göçü”ne odaklanıyor ve bu göçün nasıl geri döndürülebileceğine ilişkin -yine farklı ülkelerin deneyimlerini paylaşarak- politika önerilerinde bulunuyor.

Dünya Bankası Kalkınma Raporu, International Migration Outlook 2024, World Migration Report ve bazı akademik çalışmalardan yararlanılarak oluşturulan raporda Türkiye dışında diğer göç alan ve veren ülkelere ilişkin güncel istatistikler de yer alıyor.

2023 yılı itibariyle dünya nüfusunun % 2.3’ünün göçmen olduğunun belirtildiği raporda, dünyada süregelen göç motiflerinin de artık değiştiği örneğin Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (GCC) ülkelerine göçlerin arttığı ve geçmişte göç veren ülkeler olan İrlanda ve İtalya’nın artık göç alan ülkeler haline geldiği vurgulanıyor.



EN ÇOK GÖÇ ALAN ÜLKELER: ABD, ALMANYA, SUUDİ ARABİSTAN, RUSYA, BİRLEŞİK KRALLIK

BM verilerine göre günümüzde en çok göç alan ilk beş ülke ABD, Almanya, Suudi Arabistan, Rusya ve Birleşik Krallık. En çok göç veren ülkeler ise; Hindistan, Meksika, Rusya, Çin ve Suriye. Yine rapora göre, 2020 itibariyle göçmenlerin %84’ü kendi ülkelerinden daha zengin bir ülkeye göç ediyorlar.

Bireylerin göç kararlarını gerçekleştirmesinde beşeri (eğitim, vasıf, dil beceresi), sosyal (akraba, arkadaş, tanıdık), finansal sermayeleri son derece etkili olmaktadır. Dolasıyla “gönüllü” göçte eğitimli nüfusun daha fazla göç etme eğiliminde olması kaçınılmazdır. Nitekim rapora göre; küresel olarak yükseköğrenim görmüş bireyler için göç oranı sadece ilkokul eğitimi almış bireylerin 7,3 katı ve sadece ortaöğretim eğitimi almış bireylerin 3,5 katıdır (Dünya Bankası Verileri.)  

EN ÇOK GÖÇ VEREN ÜLKELER: HİNDİSTAN, ÇİN, MEKSİKA, PAKSİTAN, RUSYA

“Hindistan, Çin, Meksika, Pakistan, Rusya gibi ülkeler çok fazla sayıda göç verirken bu ülkelerin tamamında göçmenler ülkenin işgücünü oluşturan bireylerden ortalamada daha eğitimlidir.” Rapora göre, Türkiye’de işgücünü oluşturan bireyler içerisinde yükseköğretim mezunlarının oranı %9,4’ken Türkiye’den göç edenler arasında bu oran %21,4’e yükselmektedir.



TÜRKİYE'DEN BEYİN GÖÇÜ EN ÇOK ABD, ALMANYA VE BİRLEŞİK KRALLIK'A

Türkiye’den göç etme kararı alan yüksek öğrenim görmüş kişilerin %21,4’ü ABD, %17.5’i Almanya, % 11.2’si Birleşik Krallık, % 6.9’u Hollanda ve % 4.9’u Kanada’ya göç ediyor.

Türkiye’nin Beyin Göçü Raporu’nda Çin, Hindistan gibi ülkelerden gerçekleşen beyin göçünün nasıl geri döndüğüne ilişkin detaylar da yer alıyor.  Rapora göre “… ekonomik koşullardaki iyileşmeye ek olarak sosyal düzene ilişkin şeffaf şekilde işleyen kurumların ve adil rekabetin tesis edildiği bir düzen, göç veren ülkelerin beyin göçünü beyin kazanımına çevirmesinin esas ve kalıcı şartını oluşturmaktadır.”

TERSİNE GÖÇ MÜMKÜN MÜ?

Peki gerçekten “ekonomik koşullardaki iyileşme ve adil rekabet” ülkesini terk eden göçmenlerin geri dönmeleri için yeterli olabilir mi? Son yıllarda Türkiye’den yurtdışına yönelik beyin göçü/ beyaz yakalı göçünün karakteristik özelliklerine bakıldığında güvenlikte hissetmeme duygusunun ekonomik beklentilerin çok daha önünde olduğunu tahmin etmek güç değil. 

Özellikle buna son yıllarda göçün “aile göçü” karakterine büründüğü ve “çocukların geleceğini kurtarmanın” kişisel kariyer hedefinin önüne geçtiği düşünülürse, insani güvenliğin teminatı olan hukuk devletini tesis etmeden tersine göçü beklemek beyhude bir çaba olacaktır. Zira kimse ekonomik ve sosyal çöküşe eşlik eden siyasal türbülansın devam ettiği; demokrasi, basın özgürlüğü, yolsuzluk endekslerinde dünya sıralamasının sonlarında yer alan bir ülkeye geri dönmek istemeyecektir. Bir başka deyişle, insanî güvenliğin olmadığı bir yere kimse geri dönmek istemeyeceği gibi esasında beyin göçünün ana nedeni tam da budur.

 

Feride Morçay kendi yazdığı tek kişilik oyunu Chickadee ile Edinburgh Fringe’te sahne alacak

No comments

30 July 2025

Londra’da yaşayan oyuncu Feride Morçay, yazıp oynadığı tek kişilik tiyatro oyunu Chickadee ile Edinburgh Fringe Festivali’nde sahne alıyor. Mizah ve trajediyi harmanlanan Chickadee, bir sokak palyaçosunun içsel çatışmalarını ve günümüzün sosyal medya dünyasında kadın bedeninin metalaşmasını konu alıyor.


 

Londra’da tiyatro ve sinema alanında üretimlerine devam eden Feride Morçay, son yıllarda özellikle akıl sağlığı, kadınlık ve aidiyet temalarını sahneye ve perdeye taşıyan çalışmalarıyla tanınıyor.

Morçay, Chickadee’yi clowning (palyaçoluk) sanatına ilgi duymaya başladıktan sonra kaleme aldı. Oyunun merkezinde, idealist bir sokak palyaçosu olan Dahlia karakteri yer alıyor. Dahlia, sokakta insanlara gülümseme dağıtarak anlam bulan bir kadınken, televizyon dünyasında kendisine seksapelinin dayatılmasıyla bir kimlik krizine sürükleniyor. Oyuncu, bu çatışmayı “Kendi sanatıyla değil, dış görünüşüyle değer görmek, kadın sanatçının en derin açmazlarından biri” sözleriyle özetliyor.

Bir saat süren tek kişilik oyun boyunca Morçay, hem Dahlia karakterini hem de onun çevresindeki bazı sesleri sahneye taşıyor ve zaman zaman interaktif anların da yer aldığı performansta clowning tekniğinden yoğun biçimde yararlanılıyor. Sürreal sahnelerin de  de yer aldığı oyunda seyirci zaman zaman Dahlia’nın çocukluğuna dönmesine şahitlik ediyor.

Taciz, sömürü, bedenin metalaşması gibi ağır temaları mizahla yoğuran metin, seyirciyi zaman zaman güldürüp zaman zaman da duygusal olarak sarsmayı hedefliyor. Prova sürecinde yönetmen Aishwarya Ajit Gaikwad ile birlikte sahne üzerinde şekillendirdiği oyun için Feride Morçay, “Mizahın gücüyle çok ağır konuları sahneye taşımak, seyircide güçlü bir etki yaratıyor” diyor.

Chickadee, 1–25 Ağustos tarihleri arasında Edinburgh Fringe Festivali’nde, yalnızca iki gün hariç her akşam sahnelenecek. Oyunun bilet gelirlerinin bir kısmı akıl sağlığı ile ilgili bilinçlendirme amaçlı ‘Comic Relief’ adlı hayır kurumuna bağışlanacak. Oyuncu, bu oyunu festivalin ardından farklı sahnelere taşımayı hedefliyor.

 


📍 Chickadee, 1–25 Ağustos tarihleri arasında Edinburgh Fringe Festivali’nde, her gün 20:45’te sahneleniyor (11 ve 18 Ağustos hariç).
🎭 Yazan ve oynayan: Feride Morçay
🎬 Yönetmen: Aishwarya Ajit Gaikwad
Süre: 1 saat
🎟 Tür: Tek kişilik gösteri, mizahi dram, clowning

 

Epping’de göçmenlere destek yürüyüşü: “Aşırı sağı durdur, mültecileri koru”

No comments

26 July 2025

İngiltere'nin Essex bölgesine bağlı Epping kasabasında, mültecilerin hedef haline getirilmesine karşı çıkan insan hakları savunucuları 27 Temmuz Pazar günü bir araya geliyor. Stand Up to Racism ve bölgesel sendika ile sivil toplum örgütlerinin çağrısıyla düzenlenecek gösteri, “Aşırı Sağı Durdur – Mültecileri Koru” başlığıyla organize ediliyor. Katılımcılar saat 14:00’te Epping Metro (Tube) İstasyonu önünde toplanarak, aşırı sağcı söylemlere ve nefretin normalleştirilmesine karşı ses yükseltecek.



Göçmen karşıtı söylemlerin son dönemde özellikle Epping’te yoğunlaşması, bölgede geçici olarak konaklayan sığınmacıların güvenliğini ve yaşam koşullarını tehdit ediyor. Epping’teki Bell Hotel’e yerleştirilen mültecilerden birinin tutuklanmasının ardından, olay bireysel bir suç vakasından çıkarılarak tüm sığınmacılara yöneltilen ayrımcı bir kampanyaya dönüştürüldü. Aşırı sağcı gruplar ve kamuoyunda tartışmalı figürlerden Tommy Robinson’ın da dahil olduğu protestolar, hem fiziksel hem psikolojik şiddet ortamı yarattı.

Buna karşılık, dayanışmayı büyütmek isteyen demokratik kitle örgütleri ve insan hakları savunucuları bu Pazar Epping sokaklarında bir araya gelerek mültecilerin yalnız olmadığını gösterecek. “Stop the Far Right in Epping – No to Fascist Tommy Robinson” sloganıyla yapılan çağrıda, tüm toplumsal kesimlere nefret siyasetine karşı birlik olma çağrısı yapılıyor. Gösterinin başlıca hedefi, faşizan ve göçmen düşmanı grupların sokakları domine etmesine izin vermemek.

Organizatörler, barışçıl bir şekilde gerçekleşecek olan yürüyüşte ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve toplumsal kutuplaşmaya karşı güçlü bir dayanışma mesajı vermeyi amaçlıyor. Etkinlik aynı zamanda mültecilerin kriminalize edilmesine ve medya tarafından sıklıkla hedef gösterilmesine de tepki niteliği taşıyor.


📌 Daha Fazla Bilgi:

🗓 Tarih: 27 Temmuz 2025, Pazar
🕑 Saat: 14:00
📍 Yer: Epping Tube Station (Metro İstasyonu)
🔗 Stand Up to Racism Etkinlik Sayfası

 

Barınma krizinin günah keçisi sığınmacılar mı?

No comments

24 July 2025

 Birleşik Krallık’ta barınma krizi derinleşirken, sığınmacılar bu sorunun adeta merkezine yerleştiriliyor. 



İngiltere'de Business Secretary Jonathan Reynolds, sığınmacı sisteminin konut arzı üzerindeki baskısının toplumda ciddi hayal kırıklığı yarattığını kabul etti. Ancak bu açıklama, çözüm yerine göçmenlerin hedef gösterilmesini meşrulaştırmakla eleştiriliyor.

Başbakan Sir Keir Starmer, geçtiğimiz günlerde Meclis’in Komite Toplantısı’nda, birçok yerel yönetimde geçici barınma için kullanılabilecek çok sayıda konut olduğunu dile getirdi. Ancak bu sözleri, Muhafazakâr Parti'den tepkiyle karşılandı. Yeni gölge konut bakanı Sir James Cleverly, Starmer’ın açıklamalarının, konut almak isteyen vatandaşların öfkesini daha da artırdığını savundu. Gözlemcilere göre bu söylemler, İngiltere’deki barınma krizini siyasi bir silaha dönüştürerek, sığınmacıları günah keçisi ilan eden tehlikeli bir dilin yaygınlaşmasına neden oluyor.

Yerel yönetimlerden gelen veriler, krizin gerçek boyutunu gözler önüne seriyor. Barınma Komitesi Başkanı Florence Eshalomi, belediyelerin konut sağlama kapasitesinin çöküş noktasına geldiğini ve sadece 2023-2024 döneminde geçici konutlara 2,3 milyar sterlin harcandığını açıkladı. Aynı dönemde geçici konutlarda barınan kişi sayısı %11 artış gösterdi. Eshalomi, İçişleri Bakanlığı ile yerel yönetimlerin aynı sınırlı konut kaynakları için rekabet etmesini “anlamsız ve zararlı” bulduğunu belirtti.

Mart 2025 itibarıyla 32.345 kişi hâlen otellerde barındırılıyor. Hükümet, otel kullanımını azaltmaya çalıştığını ve sığınmacı aileleri daha uygun konutlara yönlendirdiğini söylüyor. Ancak sığınmacıların çoğu, başvuruları sonuçlanana kadar çalışamadıkları için ekonomik olarak tamamen devlete bağımlı hâle geliyorlar. Süreçlerin yavaş işlemesi, onları yıllarca belirsizlik içinde yaşamaya mahkûm ediyor.

Uzmanlar, yaşanan konut krizinin yapısal nedenleri olduğunu, ancak göçmenlerin siyasi tartışmalarda sürekli sorun kaynağı olarak sunulmasının sosyal uyumu zedelediğini vurguluyor. Göçmen karşıtı söylemlerin artması, çözümden çok kutuplaşmayı derinleştiriyor. Gerçek çözüm ise daha fazla sosyal konut üretimi, daha hızlı ve adil sığınma süreçleri ve siyasi malzeme hâline getirilmeyen insani bir göç politikası ile mümkün olabilir.

 

Kaynak: BBC

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan