Hrant Dink katledilişinin 19. yıl dönümünde Londra’da “Hafıza ve Adalet” etkinliğinde anılacak

No comments

17 January 2026

 Dialogues Without Borders tarafından organize edilen "Hafıza ve Adalet" etkinliğinde, gazeteci ve insan hakları savunucusu Hrant Dink katledilişinin 19. yılında  23 Ocak Cuma günü Westminster Üniversitesi'nde anılacak. 





“Hafıza ve Adalet” başlıklı etkinlik, Hrant Dink’in barış ve birlikte yaşama mücadelesini güncel demokratik tartışmalarla buluşturmayı amaçlıyor. Etkinlik, Hrant Dink’in düşünsel mirasını bugünle ilişkilendirerek ele almayı amaçlıyor.

University of Westminster’ın Cavendish Campus’ünde yer alan The Pavilion’da saat 18.00–20.00 (GMT) arasında gerçekleştirilecek etkinlik, hibrit formatta yapılacak. Programa hem yüz yüze hem de çevrimiçi katılım mümkün olacak.

Etkinliğin konuşmacıları arasında insan hakları savunucusu ve avukat Eren Keskin (çevrimiçi), gazeteci ve araştırmacı Hazal Özvarış (yüz yüze), yazar ve şair Karin Karakaşlı (çevrimiçi) ile Goldsmiths, Londra Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi Yeşim Yaprak Yıldız (yüz yüze) yer alıyor. Konuşmalarda adalet ve hafıza politikaları, Hrant Dink’in mirası ve toplumsal yüzleşme başlıkları etrafında tartışmalar yürütülecek.

Etkinliğe Londra’da yüz yüze katılmak isteyenlerin, Eventbrite üzerinden kayıt yaptırmaları gerekiyor. Yüz yüze katılım için kayıt bağlantısı şu adresten yapılabiliyor:
https://www.eventbrite.com/e/hafza-ve-adalet-tickets-1980475921795

 

Çevrimiçi olarak Zoom üzerinden katılmak isteyenlerin ise aşağıdaki bağlantıda yer alan kayıt formunu doldurmaları yeterli olacak: https://us06web.zoom.us/meeting/register/eESb3kDESS-dZqd8xUuLJA

 

 

Türkiye’nin su sorunu LSE’de tartışılacak

No comments

15 January 2026

London School of Economics’te (LSE) Türkiye’nin su politikaları ve altyapısı tartışılacak



LSE Contemporary Turkish Studies programı tarafından düzenlenen “Hydraulic Mission Accomplished? Water infrastructure, policy and scarcity in Türkiye” başlıklı etkinlik, Türkiye’de su altyapısı, su politikaları ve gelecekteki su kıtlığı zorluklarını ele alacak. Panelde alanında uzman isimler; hidrolojik altyapı tarihini, su yönetimi politikalarını ve suya erişimdeki bölgesel eşitsizlikleri değerlendirecek.

10 Şubat 2026 tarihinde hem çevrimiçi hem de yüz yüze olarak gerçekleştirilecek etkinlikte, Türkiye’deki barajlar, sulama sistemleri ve kentsel su altyapısının “ulusal hidrolojik misyon” fikri çerçevesinde hangi noktaya geldiği sorgulanacak. Panel, geçmişten günümüze su politikalarının devlet öncelikleri, toplumsal ilişkiler ve çevresel sonuçlar üzerindeki etkilerini tartışmanın yanı sıra iklim değişikliği ve su kıtlığı gibi güncel meseleleri de gündeme getirecek.

 

Etkinlik Özeti

  • Etkinlik Adı: Hydraulic Mission Accomplished? Water infrastructure, policy and scarcity in Türkiye
  • Tarih & Saat: 10 Şubat 2026, 18:30 – 19:30 (BST)
  • Yer: Marshall Building, LSE / Online
  • Düzenleyenler: LSE Contemporary Turkish Studies ve British Institute at Ankara (BIAA)
  • Konuşmacılar: Dr. Arda Bilgen ve Prof. Jim Crow; Panel Başkanı: Prof. Yaprak Gürsoy
  • İçerik: Türkiye’nin su altyapı politikalarının tarihsel ve güncel analizleri; su kıtlığı, iklim krizi ve yönetim stratejileri üzerine sohbet formatında akademik tartışma.

İlgilenenler ücretsiz olarak çevrimiçi ya da yerinde katılabilir; etkinlik sonrası bir resepsiyon da düzenlenecektir.

 

ABD 75 ülkenin göçmen vize işlemlerini askıya aldı

No comments

14 January 2026

Yeni karar aile birleşimi ve kalıcı oturum başvurularını doğrudan etkiliyor.



Amerika Birleşik Devletleri, 21 Ocak itibarıyla 75 ülke vatandaşına yönelik göçmen vizesi işlemlerini geçici olarak durdurma kararı aldı. ABD yönetimi, söz konusu adımın kamu kaynakları üzerindeki yükü azaltmak ve göçmenlik sisteminin “kötüye kullanımını” önlemek amacıyla atıldığını açıkladı.

Karar kapsamında Afganistan, İran, Rusya ve Somali gibi ülkelerin yanı sıra Afrika, Asya ve Latin Amerika’dan birçok ülkenin vatandaşları yer alıyor. Uygulamanın, turist, öğrenci ve geçici çalışma vizelerini kapsamadığı, yalnızca kalıcı oturum ve aile birleşimi gibi uzun dönemli göçmen vize türlerini hedef aldığı belirtildi.

ABD’li yetkililer, yeni düzenlemenin sosyal yardımlar ve kamu hizmetleri üzerindeki baskıyı azaltacağını savunurken, karar göç politikalarında belirgin bir sertleşme olarak değerlendiriliyor. Özellikle son yıllarda artan düzensiz göç tartışmalarının ardından atılan bu adım, seçim sürecine giren ülkede iç siyasi dengelerle de ilişkilendiriliyor.

İnsan hakları örgütleri ve göç savunucuları ise kararın ayrımcı sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre, aile birleşimi yoluyla ABD’ye yerleşmeyi bekleyen binlerce kişi bu kararla birlikte belirsizlikle karşı karşıya kalacak.

Uygulamanın ne kadar süreyle devam edeceği henüz netlik kazanmazken, etkilenen ülkelerden ve uluslararası kuruluşlardan gelen tepkilerin önümüzdeki günlerde artması bekleniyor. ABD yönetimi ise kararın geçici olduğunu ve düzenli aralıklarla gözden geçirileceğini ifade ediyor.



Cevdet Akman, Espacio Gallery’de “Mechanisation of Man” isimli solo sergisi ile sanatseverlerle buluşuyor

No comments

12 January 2026

Çalışmalarını Londra'da sürdüren ressam Cevdet Akman’ın solo sergisi Mechanisation of Man, 21–27 Ocak 2026 tarihleri arasında Londra’daki Espacio Gallery’de izleyiciyle buluşuyor. Sergi, teknolojinin insan yaşamı üzerindeki etkilerini merkeze alan kapsamlı bir seçki sunuyor.



Akman, bu sergide insan, doğa ve mekanik sistemler arasındaki ilişkiyi figüratif bir anlatım diliyle ele alıyor. Yapay zekâ, sibernetik ve dijital teknolojiler gibi kavramlardan beslenen eserler; insan bedeninin, zihninin ve algısının teknolojiyle birlikte geçirdiği dönüşümü sorguluyor. Sergi, organik olan ile mekanik olan arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği bir dünyaya dikkat çekiyor.

Sanatçının üretim pratiğinin temelinde, çocukluk yıllarından bu yana sürdürdüğü desen çalışmaları yer alıyor. Rönesans sanatından günümüz dijital estetiğine uzanan görsel referanslar, Akman’ın titizlikle inşa ettiği kompozisyonlarda bir araya geliyor. Uzun ve yoğun bir üretim sürecinin ürünü olan bu çalışmalar, zanaat ve düşünsel derinliği ön plana çıkarıyor.

Mechanisation of Man, kesin cevaplar sunmaktan ziyade izleyiciyi insanın teknolojiye artan bağımlılığı, kontrol duygusu ve insan bilincinin geleceği üzerine düşünmeye davet ediyor. Sergi, çağdaş insanın varoluşuna dair güncel ve eleştirel bir bakış sunuyor.

Serginin özel gösterimi (private view) 23 Ocak 2026, 19.00–22.00 saatleri arasında gerçekleşecek.



Cevdet Akman – Sanatçı Biyografisi

Cevdet Akman, Doğu Anadolu’da Ahlat’ta doğdu. Sanatsal yaklaşımının temellerini, Türkiye’de başladığı eğitimini 1979 yılında kabul edildiği Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldığı eğitimle pekiştirdi. Akademi yıllarında Fantastik Realizm akımıyla tanışan Akman, Avusturya Secession geleneğinden gelen Wolfgang Hutter, Rudolf Hausner ve Anton Lehmden gibi sanatçılarla çalışarak bu ekolün estetik ve düşünsel derinliğini içselleştirdi.

Sanat pratiğinin merkezinde ağırlıklı olarak figüratif anlatım yer alır. Çocukluk yıllarından itibaren sürdürdüğü desen çalışmaları, bugün oluşturduğu özgün görsel dilin temelini oluşturur. Akman’ın üretimleri, yalnızca estetik kaygılarla sınırlı kalmaz; izleyiciyi yaşamın nedenleri, dönüşümleri ve insanın varoluşsal konumu üzerine düşünmeye davet eder.

Sanatçının çalışmalarında öne çıkan ana tema insan–doğa ilişkisi ve bu ilişkinin günümüz teknolojik dünyasında geçirdiği dönüşümdür. “Mekanikleşen İnsan” başlığı altında topladığı üretimlerinde, insanın fiziksel, biyolojik ve psikolojik olarak makineyle kurduğu ortaklığı sorgular. Yapay zekâ, sibernetik ve cyborg kavramları üzerinden, insanın doğal yetilerinin yerini giderek üretilmiş bir yapaylığa bırakmasının olası sonuçlarını ele alır.

Akman’ın eserleri, uzun soluklu ve yoğun bir üretim sürecinin sonucudur. Farklı ölçeklerde yaklaşık yüz eserden oluşan çalışmaları; Rönesans’tan günümüze uzanan görsel referansları, çağdaş dijital çağın estetik diliyle bir araya getirir. Desen temelli kompozisyonlar, sanatçının kişisel kurgularıyla birleşerek izleyiciyle düşünsel bir etkileşim alanı yaratır.

İç mekân ve mobilya tasarımı, fotoğraf ve dekoratif sanatlar alanlarında da üretimler gerçekleştiren Akman; İtalya, Avusturya, Suudi Arabistan, Birleşik Krallık ve Türkiye’de tasarımcı olarak çalışmıştır. Metal, ahşap ve alçı gibi farklı malzemelerle ürettiği özgün aynalar ve duvar rölyefleriyle disiplinlerarası bir yaklaşım benimser.

Sanatçı, bugüne kadar Birleşik Krallık ve uluslararası alanda 19 solo sergi gerçekleştirmiş; eserleri Londra başta olmak üzere Paris, Viyana ve farklı şehirlerde sergilenmiştir.

Birleşik Krallık’ta çalışma vizesi başvuruları bir yılda 100 binden fazla azaldı

No comments

09 January 2026



Birleşik Krallık’a yapılan çalışma vizesi başvuruları, geçen yıl uygulanan sıkı göçmenlik politikaları nedeniyle 100 binden fazla azaldı. Resmî verilere göre, bakıcı ve nitelikli işçi vizeleri dahil olmak üzere birçok rota üzerinden yapılan başvurular, çeşitli kontroller ve yeni düzenlemeler sonrası sert şekilde düştü.

Bu dramatik düşüşe, hükûmetin, asgari maaş ve İngilizce dil yeterlilik şartlarını yükseltmesi,  bazı meslekler için dışarıdan işe alımı durdurması ve işverenlere uygulanan göçmenlik ücretlerinin arttırılmasının neden olduğu belirtiliyor. 

Yetkililer, düzenlemelerin göç seviyelerini düşürdüğünü savunurken, işverenler bazı sektörlerde eleman sıkıntısı yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.


Kaynak: Home Office

“Kalıcı Değilim” 16 Ocak'ta Fieldseat Organic Stage'te sahnelenecek

No comments

05 January 2026



Göçün, aidiyetin ve kimliğin izini süren tek kişilik oyun “Kalıcı Değilim”, 14 Aralık 2025’te Londra’da izleyici karşısına çıkıyor. Özer Arslan’ın yönettiği yapımın metni Emre Işındağ ve Özer Arslan imzası taşırken, oyunun seslendirmeleri Sibel Şişman tarafından yapılıyor. Sahnedeki performans ise Kürşat Karaman tarafından üstleniliyor.

Oyun, Trabzon’dan başlayan, Antep ve İzmir’den geçip İstanbul’a uzanan bir yaşam yolculuğunu Londra durağında ele alıyor. Anlatı, “Nereden geliyoruz, neyiz, nereye aidiz ve nerede değiliz?” soruları üzerinden bireyin kendi hikâyesiyle hesaplaşmasını merkeze alıyor.

Göç deneyimini sahneye samimi bir dille taşıyan “Kalıcı Değilim”, kültürel geçişlerin bireyde bıraktığı izleri dikkat çekici bir yorumla sunmayı hedefliyor.


Etkinlik Bilgileri

📍 Fieldseat Organic Stage
🗓 16 Ocak
⏰ 19:30
📌 N17 8AD

🎟️ Bilet: £10

İngiltere'ye gelen sığınmacıların telefonlarına el konulacak

No comments

 İngiliz hükümetinin Manş Denizi’ni geçen göçmenlerin cep telefonlarına ve SIM kartlarına varış anında el koyma planı, insan hakları örgütleri ve hukukçular tarafından "mahremiyet ihlali" gerekçesiyle kınandı.



Keir Starmer hükümeti, Manş Denizi üzerinden küçük teknelerle İngiltere'ye ulaşan sığınmacılara yönelik sert bir dijital denetim mekanizmasını uygulamaya sokuyor. Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme kapsamında, Kent bölgesindeki Manston İşleme Merkezi’ne getirilen göçmenlerin cep telefonlarına ve SIM kartlarına, herhangi bir tutuklama kararı olmaksızın derhal el konulabilecek. Hükümet, merkezdeki teknolojik altyapı sayesinde cihazlardaki verileri kopyalayarak insan kaçakçılığı şebekelerine dair istihbarat toplamayı hedefliyor.

Yeni yetkiler, sınır görevlilerine sığınmacıların üzerindeki dış giysileri çıkarma ve hatta gizli SIM kart araması için ağız içlerini kontrol etme izni veriyor. İnsan hakları örgütleri, denizin ortasında hayatta kalma mücadelesi vermiş ve travma altındaki bireylerin bu denli "istilacı" aramalara maruz bırakılmasını insanlık dışı olarak nitelendirdi. "Freedom from Torture" gibi kuruluşlar, uygulamanın sığınmacıları birer güvenlik tehdidi gibi gördüğünü ve temel mahremiyet haklarını hiçe saydığını savunuyor.

Hukukçular ise hükümetin bu hamlesinin yasal dayanağını sorguluyor. 2022 yılında İngiliz Yüksek Mahkemesi'nin benzer bir "toptan el koyma" uygulamasını hukuka aykırı bulduğunu hatırlatan uzmanlar, bağımsız bir denetim mekanizması olmaksızın verilerin kopyalanmasının ciddi bir hukuk ihlali riski taşıdığını belirtiyor. İçişleri Bakanlığı yetkilileri ise Aralık ayında yürürlüğe giren Sınır Güvenliği ve Göç Yasası'nın, suç çetelerinin iletişim ağlarını deşifre etmek için bu tür radikal adımları operasyonel bir zorunluluk haline getirdiğini iddia ediyor.

İngiltere'ye 2025 yılında 41 binden fazla göçmenin ulaşmasıyla artan siyasi baskılar, hükümeti sığınma sisteminde modern tarihin en köklü değişikliklerinden birini yapmaya zorladı. Telefon aramalarının yanı sıra, sığınmacıların otellerden çıkarılarak askeri tesislere yerleştirilmesi ve sığınma statülerinin her 30 ayda bir periyodik olarak incelenmesi gibi yeni kısıtlamaların da önümüzdeki aylarda hayata geçirilmesi bekleniyor.


Kaynak: The Guardian

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan