Göç Hikâyeleri yeniden sahneye taşınıyor: Moving Stories Goldsmiths’te

No comments

18 January 2026

 Göç, yerinden edilme ve “ev” kavramı etrafında şekillenen Moving Stories etkinliği, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü Londra’da Goldsmiths, University of London’da izleyiciyle buluşuyor. Migration Stories araştırma projesinin bir parçası olarak düzenlenen etkinlik, gündüz atölyeleri ve akşam sahnelenecek canlı tiyatro performansıyla göç deneyimini sanatsal ve kolektif bir anlatıya dönüştürüyor.



Daha önce lansmanı yapılan Moving Stories, göç hikâyelerini yalnızca anlatılan değil, birlikte üretilen ve paylaşılan bir deneyim olarak ele alıyor. Etkinliğin akşam bölümünde sahnelenecek “Peace Is Home” adlı canlı tiyatro performansı, savaş, zorunlu göç ve belirsizlikten geçen bireylerin “güvenlik” ve “aidiyet” arayışını sahneye taşıyor. Performans, New Vic Borderlines tarafından yürütülen uzun soluklu anlatı ve topluluk temelli tiyatro çalışmalarının bir ürünü.

Etkinlik, göçü yalnızca politik ya da istatistiksel bir olgu olarak değil, gündelik hayatın, hafızanın ve duygulanımın içinden okuyor. Gün boyunca gerçekleştirilecek ücretsiz atölyelerde katılımcılar; yolculuk, geride bırakılanlar, umut, barış ve iyilik hâli gibi temalar etrafında yaratıcı üretim süreçlerine dahil oluyor. Atölyeler arasında kadınlara yönelik anlatı çalışmaları, şiirsel ve müzikal ifade alanları ile farkındalık ve iyi oluş odaklı oturumlar da yer alıyor.

Migration Stories projesi, Orta Doğu ve Ukrayna gibi savaşın doğrudan etkilediği bölgelerden Birleşik Krallık’a göç eden kişilerin deneyimlerini merkezine alıyor. Proje, bireysel hikâyelerin nasıl paylaşıldığını ve bu hikâyelerde güvenlik, barınma ve “yerleşme” duygusunun nasıl kurulduğunu araştırıyor. Moving Stories ise bu akademik ve toplumsal çalışmayı sahne sanatlarıyla buluşturarak daha geniş bir kamusal alana taşıyor.


Tarih: 24 Ocak 2026, Cumartesi
Yer: Great Hall, Richard Hoggart Building
Adres: Goldsmiths, University of London, New Cross, London
Program:

  • 15.30 – 17.30: Atölyeler

  • 18.30 – 19.30: Canlı tiyatro performansı – Peace Is Home
    Katılım: Ücretsiz, kayıt zorunlu

Aynur Doğan, “Rabe" albümüyle Londra’ya dönüyor

No comments

17 January 2026

Kürt müziğinin en güçlü ve ayırt edici seslerinden biri olan Aynur Doğan, 2026 baharında ilk Birleşik Krallık turnesi kapsamında Londra’ya dönüyor. Sanatçı, 2 Nisan 2026 Perşembe akşamı saat 19.30’da, Barbican’da, beğeni toplayan albümü Rabe ile sahne alacak. Konserde Aynur’a, uzun yıllardır birlikte çalıştığı yetkin müzisyenlerden oluşan topluluğu eşlik edecek.





Bu konser, Aynur’un Londra’daki son performansı olan 2023 EFG London Jazz Festival konserinin ardından şehirde vereceği ilk sahne buluşması olacak. O tarihten bu yana yayımlanan Rabe albümü, sanatçının yirmi yılı aşkın müzikal yolculuğunun bir özeti niteliğinde. Kürtçede “ayağa kalk” ya da “yüksel” anlamına gelen albüm, aşk, maneviyat ve özgürlük temalarını ele alıyor. Albüm, geçtiğimiz yıl Transglobal World Music Chart listesinde bir numaraya yükselirken, Songlines dergisi tarafından “kariyerinin en güçlü albümlerinden biri” olarak tanımlandı.

Yirmi beş yılı aşan kariyeri boyunca Aynur, Kürt halk müziğinin köklü mirasını çağdaş Batı müziğinin duyarlılığıyla buluşturan kendine özgü bir müzikal dil oluşturdu. Etkileyici vokali ve anlatım gücü, Kürt müziğini yerel bir gelenekten küresel bir ifade alanına taşıdı. Geleneksel melodiler ile modern düzenlemeleri ustalıkla bir araya getiren sanatçı, kuşaklar ve kültürler arasında köprü kurmayı sürdürüyor.

Barbican konseri, Aynur’un Londra’daki dinleyicileriyle yeniden buluşmasının yanı sıra, Birleşik Krallık’ta ilk kez Londra dışındaki şehirleri de kapsayan turnesinin önemli duraklarından biri olacak. Çok sayıda ödüle layık görülen bu kültürel ikonun 2026 yılındaki Birleşik Krallık performansları, izleyiciler için kaçırılmayacak bir müzik deneyimi vadediyor.

Biletler Barbican internet sitesi üzerinden satışta
https://serious.org.uk/events/aynur-3

Aynur Doğan
Barbican
Silk Street, Londra EC2Y 8DS
2 Nisan 2026 Perşembe
19.30

 

Hrant Dink katledilişinin 19. yıl dönümünde Londra’da “Hafıza ve Adalet” etkinliğinde anılacak

No comments

 Dialogues Without Borders tarafından organize edilen "Hafıza ve Adalet" etkinliğinde, gazeteci ve insan hakları savunucusu Hrant Dink katledilişinin 19. yılında  23 Ocak Cuma günü Westminster Üniversitesi'nde anılacak. 





“Hafıza ve Adalet” başlıklı etkinlik, Hrant Dink’in barış ve birlikte yaşama mücadelesini güncel demokratik tartışmalarla buluşturmayı amaçlıyor. Etkinlik, Hrant Dink’in düşünsel mirasını bugünle ilişkilendirerek ele almayı amaçlıyor.

University of Westminster’ın Cavendish Campus’ünde yer alan The Pavilion’da saat 18.00–20.00 (GMT) arasında gerçekleştirilecek etkinlik, hibrit formatta yapılacak. Programa hem yüz yüze hem de çevrimiçi katılım mümkün olacak.

Etkinliğin konuşmacıları arasında insan hakları savunucusu ve avukat Eren Keskin (çevrimiçi), gazeteci ve araştırmacı Hazal Özvarış (yüz yüze), yazar ve şair Karin Karakaşlı (çevrimiçi) ile Goldsmiths, Londra Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi Yeşim Yaprak Yıldız (yüz yüze) yer alıyor. Konuşmalarda adalet ve hafıza politikaları, Hrant Dink’in mirası ve toplumsal yüzleşme başlıkları etrafında tartışmalar yürütülecek.

Etkinliğe Londra’da yüz yüze katılmak isteyenlerin, Eventbrite üzerinden kayıt yaptırmaları gerekiyor. Yüz yüze katılım için kayıt bağlantısı şu adresten yapılabiliyor:
https://www.eventbrite.com/e/hafza-ve-adalet-tickets-1980475921795

 

Çevrimiçi olarak Zoom üzerinden katılmak isteyenlerin ise aşağıdaki bağlantıda yer alan kayıt formunu doldurmaları yeterli olacak: https://us06web.zoom.us/meeting/register/eESb3kDESS-dZqd8xUuLJA

 

 

Türkiye’nin su sorunu LSE’de tartışılacak

No comments

15 January 2026

London School of Economics’te (LSE) Türkiye’nin su politikaları ve altyapısı tartışılacak



LSE Contemporary Turkish Studies programı tarafından düzenlenen “Hydraulic Mission Accomplished? Water infrastructure, policy and scarcity in Türkiye” başlıklı etkinlik, Türkiye’de su altyapısı, su politikaları ve gelecekteki su kıtlığı zorluklarını ele alacak. Panelde alanında uzman isimler; hidrolojik altyapı tarihini, su yönetimi politikalarını ve suya erişimdeki bölgesel eşitsizlikleri değerlendirecek.

10 Şubat 2026 tarihinde hem çevrimiçi hem de yüz yüze olarak gerçekleştirilecek etkinlikte, Türkiye’deki barajlar, sulama sistemleri ve kentsel su altyapısının “ulusal hidrolojik misyon” fikri çerçevesinde hangi noktaya geldiği sorgulanacak. Panel, geçmişten günümüze su politikalarının devlet öncelikleri, toplumsal ilişkiler ve çevresel sonuçlar üzerindeki etkilerini tartışmanın yanı sıra iklim değişikliği ve su kıtlığı gibi güncel meseleleri de gündeme getirecek.

 

Etkinlik Özeti

  • Etkinlik Adı: Hydraulic Mission Accomplished? Water infrastructure, policy and scarcity in Türkiye
  • Tarih & Saat: 10 Şubat 2026, 18:30 – 19:30 (BST)
  • Yer: Marshall Building, LSE / Online
  • Düzenleyenler: LSE Contemporary Turkish Studies ve British Institute at Ankara (BIAA)
  • Konuşmacılar: Dr. Arda Bilgen ve Prof. Jim Crow; Panel Başkanı: Prof. Yaprak Gürsoy
  • İçerik: Türkiye’nin su altyapı politikalarının tarihsel ve güncel analizleri; su kıtlığı, iklim krizi ve yönetim stratejileri üzerine sohbet formatında akademik tartışma.

İlgilenenler ücretsiz olarak çevrimiçi ya da yerinde katılabilir; etkinlik sonrası bir resepsiyon da düzenlenecektir.

 

ABD 75 ülkenin göçmen vize işlemlerini askıya aldı

No comments

14 January 2026

Yeni karar aile birleşimi ve kalıcı oturum başvurularını doğrudan etkiliyor.



Amerika Birleşik Devletleri, 21 Ocak itibarıyla 75 ülke vatandaşına yönelik göçmen vizesi işlemlerini geçici olarak durdurma kararı aldı. ABD yönetimi, söz konusu adımın kamu kaynakları üzerindeki yükü azaltmak ve göçmenlik sisteminin “kötüye kullanımını” önlemek amacıyla atıldığını açıkladı.

Karar kapsamında Afganistan, İran, Rusya ve Somali gibi ülkelerin yanı sıra Afrika, Asya ve Latin Amerika’dan birçok ülkenin vatandaşları yer alıyor. Uygulamanın, turist, öğrenci ve geçici çalışma vizelerini kapsamadığı, yalnızca kalıcı oturum ve aile birleşimi gibi uzun dönemli göçmen vize türlerini hedef aldığı belirtildi.

ABD’li yetkililer, yeni düzenlemenin sosyal yardımlar ve kamu hizmetleri üzerindeki baskıyı azaltacağını savunurken, karar göç politikalarında belirgin bir sertleşme olarak değerlendiriliyor. Özellikle son yıllarda artan düzensiz göç tartışmalarının ardından atılan bu adım, seçim sürecine giren ülkede iç siyasi dengelerle de ilişkilendiriliyor.

İnsan hakları örgütleri ve göç savunucuları ise kararın ayrımcı sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre, aile birleşimi yoluyla ABD’ye yerleşmeyi bekleyen binlerce kişi bu kararla birlikte belirsizlikle karşı karşıya kalacak.

Uygulamanın ne kadar süreyle devam edeceği henüz netlik kazanmazken, etkilenen ülkelerden ve uluslararası kuruluşlardan gelen tepkilerin önümüzdeki günlerde artması bekleniyor. ABD yönetimi ise kararın geçici olduğunu ve düzenli aralıklarla gözden geçirileceğini ifade ediyor.



Cevdet Akman, Espacio Gallery’de “Mechanisation of Man” isimli solo sergisi ile sanatseverlerle buluşuyor

No comments

12 January 2026

Çalışmalarını Londra'da sürdüren ressam Cevdet Akman’ın solo sergisi Mechanisation of Man, 21–27 Ocak 2026 tarihleri arasında Londra’daki Espacio Gallery’de izleyiciyle buluşuyor. Sergi, teknolojinin insan yaşamı üzerindeki etkilerini merkeze alan kapsamlı bir seçki sunuyor.



Akman, bu sergide insan, doğa ve mekanik sistemler arasındaki ilişkiyi figüratif bir anlatım diliyle ele alıyor. Yapay zekâ, sibernetik ve dijital teknolojiler gibi kavramlardan beslenen eserler; insan bedeninin, zihninin ve algısının teknolojiyle birlikte geçirdiği dönüşümü sorguluyor. Sergi, organik olan ile mekanik olan arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği bir dünyaya dikkat çekiyor.

Sanatçının üretim pratiğinin temelinde, çocukluk yıllarından bu yana sürdürdüğü desen çalışmaları yer alıyor. Rönesans sanatından günümüz dijital estetiğine uzanan görsel referanslar, Akman’ın titizlikle inşa ettiği kompozisyonlarda bir araya geliyor. Uzun ve yoğun bir üretim sürecinin ürünü olan bu çalışmalar, zanaat ve düşünsel derinliği ön plana çıkarıyor.

Mechanisation of Man, kesin cevaplar sunmaktan ziyade izleyiciyi insanın teknolojiye artan bağımlılığı, kontrol duygusu ve insan bilincinin geleceği üzerine düşünmeye davet ediyor. Sergi, çağdaş insanın varoluşuna dair güncel ve eleştirel bir bakış sunuyor.

Serginin özel gösterimi (private view) 23 Ocak 2026, 19.00–22.00 saatleri arasında gerçekleşecek.



Cevdet Akman – Sanatçı Biyografisi

Cevdet Akman, Doğu Anadolu’da Ahlat’ta doğdu. Sanatsal yaklaşımının temellerini, Türkiye’de başladığı eğitimini 1979 yılında kabul edildiği Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldığı eğitimle pekiştirdi. Akademi yıllarında Fantastik Realizm akımıyla tanışan Akman, Avusturya Secession geleneğinden gelen Wolfgang Hutter, Rudolf Hausner ve Anton Lehmden gibi sanatçılarla çalışarak bu ekolün estetik ve düşünsel derinliğini içselleştirdi.

Sanat pratiğinin merkezinde ağırlıklı olarak figüratif anlatım yer alır. Çocukluk yıllarından itibaren sürdürdüğü desen çalışmaları, bugün oluşturduğu özgün görsel dilin temelini oluşturur. Akman’ın üretimleri, yalnızca estetik kaygılarla sınırlı kalmaz; izleyiciyi yaşamın nedenleri, dönüşümleri ve insanın varoluşsal konumu üzerine düşünmeye davet eder.

Sanatçının çalışmalarında öne çıkan ana tema insan–doğa ilişkisi ve bu ilişkinin günümüz teknolojik dünyasında geçirdiği dönüşümdür. “Mekanikleşen İnsan” başlığı altında topladığı üretimlerinde, insanın fiziksel, biyolojik ve psikolojik olarak makineyle kurduğu ortaklığı sorgular. Yapay zekâ, sibernetik ve cyborg kavramları üzerinden, insanın doğal yetilerinin yerini giderek üretilmiş bir yapaylığa bırakmasının olası sonuçlarını ele alır.

Akman’ın eserleri, uzun soluklu ve yoğun bir üretim sürecinin sonucudur. Farklı ölçeklerde yaklaşık yüz eserden oluşan çalışmaları; Rönesans’tan günümüze uzanan görsel referansları, çağdaş dijital çağın estetik diliyle bir araya getirir. Desen temelli kompozisyonlar, sanatçının kişisel kurgularıyla birleşerek izleyiciyle düşünsel bir etkileşim alanı yaratır.

İç mekân ve mobilya tasarımı, fotoğraf ve dekoratif sanatlar alanlarında da üretimler gerçekleştiren Akman; İtalya, Avusturya, Suudi Arabistan, Birleşik Krallık ve Türkiye’de tasarımcı olarak çalışmıştır. Metal, ahşap ve alçı gibi farklı malzemelerle ürettiği özgün aynalar ve duvar rölyefleriyle disiplinlerarası bir yaklaşım benimser.

Sanatçı, bugüne kadar Birleşik Krallık ve uluslararası alanda 19 solo sergi gerçekleştirmiş; eserleri Londra başta olmak üzere Paris, Viyana ve farklı şehirlerde sergilenmiştir.

Ressam Metin Şenergüç'ün aforizmalarından ve çizimlerinden oluşan kitabı yayımlandı

No comments

15 Aralık 2018’de genç yaşta aramızdan ayrılan ressam Metin Şenergüç’ün sanata ve yaşama dair aforizmalarının ve çizimlerinin yer aldığı “Orizonun Ötesi” adını taşıyan kitabı Londra merkezli yayınevi Press Dionysus tarafından yayımlandı. 

 





15 Aralık 2018’de Londra’da bir kalp krizi sonucunda hayatını kaybeden ressam Metin Şenergüç, 19 Kasım 1960’da İzmir’de doğmuş, daha lise yıllarında politikayla tanışmıştı. 12 Eylül döneminde iki yıl hapis yatan Şenergüç, kaçak yollardan Yunanistan’a gitmişti. Burada beş yıl politik sürgün olarak yaşadıktan sonra 1987’de Brüksel’e yerleşen, ancak burayı çok muhafazakâr bularak tekrar Yunanistan’a geri dönen Şenergüç, Yunanistan’ın ardından Almanya ve nihayet İngiltere’ye gelmişti.

Kuzey Londra’da yaşamaya başlayan Metin Şenergüç 1994’te Camberwell School of Art’ta resim bölümünde eğitim görmeye başladı. 1998’de ise St.Martins School of Art’ta ise masterını tamamlayan ve sanata ilişkin düşüncelerini Londra merkezli Açık Gazete’deki köşesinde paylaşan ressam, “Bazen okuyup yazıyorum, sonra geri çekilip resim yapmaya başlıyorum. Yazmak da yaratıcı sürecin bir parçası benim için” diyordu.


Orizonunn Ötesi kitabında Şenergüç'ün onlarca çizimine aforizmaları eşlik ediyor


Metin Şenergüç’ün sağlığında çıkaramadığı kitabını arkadaşları Sümer Erek, Mehmet Taş ve Rıfat Güler Londra merkezli yayınevi Press Dionysus aracılığıyla geçtiğimiz günlerde yayımladılar. Kitabın giriş yazısında Erek, Taş ve Güler şunları söylüyor: “Ölüm, bir sanatçımızı, bir sanat düşünürümüzü ve özgürlük savaşçısı bir yoldaşımızı aramızdan aldı gitti. Ölüme inat onu eserlerinde ve kavgamızda yaşatmaya devam edeceğiz.”

Büyük boy ve ciltli olarak yayımlanan kitapta Şenergüç’ün karakteristiğini yansıtan onlarca renkli ve siyah-beyaz çiziminin yanı sıra yazarın; sanata, yaşama ve insanlığa ilişkin aforizmaları da yer alıyor.




Orizonun Ötesi, "Kenar Notları" ya da bir "selfie"

                                



* Bu yazı ilk defa 4 Aralık 2023 tarihinde Olay gazetesinde yayınlanmıştır.

https://olaygazete.co.uk/kultur-sanat/ressam-metin-senerguc-eserleriyle-anilacak.html


© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan