Bisiklet Hırsızları

No comments

24 January 2026

Bu yazıda, bisiklet severlerin en önemli dertlerinden biri olan bisiklet hırsızlığına ilişkin bazı istatistikleri paylaştıktan sonra “her şey sınıfsal” diyerek konuyu 1948 yapımı Bisiklet Hırsızları filmine getiriyorum. 

Tuncay Bilecen






Bisiklet hırsızlığı Londra’da yaşayan bisiklet severlerin en önemli dertlerinden biridir. Sadece Londra ile sınırlandırmayalım, çünkü İngiltere ve Galler’de polis tarafından kaydedilen tüm suçların yaklaşık % 5’ini bisiklet hırsızlığı oluşturuyor. Bu konudaki veriler muhtelif olmakla birlikte; Birleşik Krallık’ta her yıl 376.000’den fazla bisiklet çalınıyor, bu da her doksan saniyede bir bisikletin çalındığı anlamına geliyor. (Ben hesap edenlerin yalancısıyım.)

Sebebi hikmetini bilmiyorum, ama istatistiklere bakılırsa Birleşik Krallık’ta 1980-2017 yılları arasında en çok bisikletin çalındığı yıl açık ara farkla 1995 olmuş. Örneğin, 2017’de bisiklet sahibi 100 haneden yaklaşık 2’si son 12 ayda bisiklet hırsızlığı kurbanı olurken, bu oran 1995’te 100 hanenin 6’sı şeklinde gerçekleşmiş. O yıllar geride kaldı diye hemen sevinmeyelim, çünkü Evening Standard’ın haberine bakılırsa Covid -19 salgını sırasında Londra’da çalınan bisiklet sayısı üçe katlanmış durumda.



Ulusal bisiklet veri tabanı BikeRegister’a göre, Londra bisiklet hırsızlığı olaylarında açık ara önde görünüyor. Londra’yı takip eden şehirler ise Edinburgh ve Oxford. Bu konuda posta kodlarına göre de bir çalışma yapılmış. Buna göre, Londra’da en çok bisiklet hırsızlığı SW bölgesinde yapılıyor, ardından SE ve N1 posta kodları geliyor.

Peki, bisikletler en çok nereden çalınıyor? Bu konudaki istatistikler Birleşik Krallık’taki bisikletlerin yarısından fazlasının ev ve civarından (bahçe, garaj) çalındığını gösteriyor. 

Bütün bu bilgiler içinde en çok dikkatimi çeken ve bu seferki “Velespit Hikâyesi”ni yazmama vesile olan ise gelir durumuyla hırsızlık arasındaki ilişkiyi gösteren şu istatistik oldu: Birleşik Krallık’ta yıllık geliri 10 bin sterlinin altında olan hanelerin bundan daha fazla gelire sahip olanlara göre bisiklet hırsızlığı mağduru olma ihtimalleri çok daha yüksekmiş.


Bu istatistiği okuyunca aklıma hemen Vittorio De Sica’nın yönettiği, 1948 İtalyan yapımı Bisiklet Hırsızları filmi geldi. Uygulanan teknik, konusu ve işleniş tarzıyla yeni gerçekçilik akımının kült filmlerinden biri sayılan Bisiklet Hırsızlarıİkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında ekonomik zorlukların üstesinden gelmeye çalışan Roma’da geçer.

Filmin kahramanı Antonio Ricci iş bulma umuduyla İş Bulma Kurumu’na başvurmuş binlerce Romalı düşük gelirli, işsizden biridir. Bu sefer şansı yaver gitmiş, kendisine uygun bir afişçilik işi çıkmıştır. Ne ki ona layık görülen bu işi yapması için bir bisiklete ihtiyacı vardır. Memur, “bisikletin yoksa bu işi yapamazsın, ona göre” dediğinde, çaresizce “bugün alacağım” demek zorunda kalır.

Antonio, iş bulduğuna sevinsin mi, üzülsün mü, bilemez, çünkü tez zamanda bisiklet almazsa şans eseri belediyede bulduğu iş elinden kayıp gidecektir. Bu buruk haberi karısı Maria’ya verdiğinde, karısı kaşla göz arasında ne kadar yatak örtüleri varsa hepsini 7.500 liret’e satar. Böylece Antonio bu parayla bir bisiklet alır ve belediyede memurluğa başlamak için başvurusunu yapar.

Antanio sabahın kör saatinde oğlu Bruno’yu çalıştığı benzin istasyonuna yeni aldığı bisikletiyle bırakarak ilk iş gününü geçirmek üzere belediyenin yolunu tutar. Ancak iş düşündüğü kadar kolay değildir. Afişçiler, bisiklet sürerken bir taraftan da merdivenlerini de koltuklarının altında taşımak zorundadırlar. Sonra mesai arkadaşından duvarlara afiş yapıştırmanın inceliklerini öğrenir.



Şans bu ya, daha ilk iş gününde merdivene tırmanmış duvara afiş asarken bisikletini çaldırır. Hırsızın peşinden koştursa da artık çok geçtir. Antanio, bisikletin seri numarasını vererek çalındığına dair başvuruda bulunduğunda polisin olayla pek de ilgilenmediğine tanık olur. Polisten umudu kesince bisikletinin bulunması için araya hatırlı kişileri sokmaya çalışır. Ertesi gün hep birlikte bisiklet pazarına giderler ve parçalarının söküldüğünü tahmin ettikleri bisikleti aramaya koyulurlar. Pazar o kadar karmakarışık bir haldedir ki Antonio’ya bütün bisikletler onunmuş gibi gelir.

Şehrin başka bir tarafındaki diğer pazara gittiğinde ise yağmur yüzünden tezgâhların çoğunu toplanmış bulur. Filmin yağmur sahnesi görsel bir şölen gibidir. Antonio sağından solundan hızla geçen bisikletler arasında kendi bisikletini çaresizce arar durur. Yağmurun dinmesinin ardından bisikletini çalan çocuğu uzaktan görüp peşine düşse de yakalamaya muvaffak olamaz. Bu sefer çocukla irtibatlı olduğunu düşündüğü yaşlı adamın peşine düşer, fakat o da kilisede izini kaybettirir.



Bütün bu koşuşturmaca sırasında şahit olduğu bir olay tüm gün yanında koşturan oğluna çok kötü davrandığını fark etmesine yol açar. Oğlunun gönlünü almaya çalışır. “Olan oldu zaten, nasılsa sonunda ölmeyecek miyiz? Neden şimdi ölelim?” diyerek oğluyla birlikte karınlarını doyurmak üzere bir restorana girerler. Fakat girdikleri restoran bir hayli lüks bir yerdir. Oğlu Bruno bu sırada sürekli yan masadaki zengin ailenin tabağıyla ilgilenir. Bu ilgiyi fark eden babası “onlar gibi yemek yemek istiyorsak ayda milyon kazanmamız gerekir” der ve oğluna yoksulluklarını hatırlatır. Zaten kılık kıyafetleriyle bu zengin mekânında çok eğreti durduklarının farkındadır ikisi de.

Yemek yerken Antonio’nun aklına yine çalınan bisikleti gelir ve oğluna kalem vererek belediyedeki işini kaybetmesinin ona ne kadara mal olacağını hesaplamasını ister. Maaşını, alacağı sosyal yardımları hesap bir bir ettirir.  “Annenin duaları da Azizler de bize yardım edemez” der demez karısı Maria’nın gittiği üfürükçü kadından medet ummak gelir aklına. Antonio üfürükçüye de kiliseye de hep başı sıkıştığı için mecburiyetten gitmektedir.  Üfürükçü kadın, “bisikleti ya hemen bulacaksın ya da hiç bulamayacaksın” der. Başka da bir şey demez. Bütün üfürükçüler gibi alacağı paranın derdindedir ne de olsa.



Antonio gerçekten de kapıdan çıkar çıkmaz bisikletini çalan çocukla karşılaşır. Evine kadar peşinden koşturup yakasına yapışır. Bu sefer de mahalle halkı olaya müdahale eder, polis gelse de elinde bir kanıt olmadığı için bir şey yapamayacağını söyler. Bu arada bisikleti çalan çocuk ve ailesi Antonio ve ailesinden daha beter bir yoksulluk içinde bir göz odada kalmaktadır. Belki de yazının başında sözünü ettiğimiz istatistikte eksik kalan parçalardan biri de budur; düşük gelirliler daha çok bisiklet hırsızlığı kurbanı olabilir ama hırsızlık yapanlar çoğu zaman onlardan da düşük gelirlidir.

Sonuç olarak Antonio bisikletini çalanı bulmuştur ama işlemeyen adalet sistemi ve bunu tam olarak ispat edememesi nedeniyle oradan da boş dönmektedir. Çaresizlikten ne yapacağını bilemez halde stadyumun yanında oğluyla birlikte otururken etraftaki bisikletler dikkatini çeker. Tam apartmanın önünde bekleyen bisikleti alıp kaçtığı sırada fark edilir, etraftaki insanların koşturmasıyla fazla uzaklaşmadan yakalanır ve epeyce tartaklanır. Bisikletini çaldığı kişi Antanio ve çocuğunun haline açığı için şikâyetçi olmaktan vaz geçer.

Dönemin İtalya’sından panoramalar sunan filmde bisikletin Roma’da gündelik hayatın bir parçası olduğunu ilişkin birçok sahne yer alır. Filmin en dokunaklı sahnesi sonudur; Antonio bisiklet hırsızının peşinde koca bir günü geçirirken kendisi hırsız damgası yemiş, bu yüzden oğluna mahcup olmuştur. Yaşadıkları ona ağır gelir. Final sahnesinde, gözyaşları içinde evlerine doğru sessizce yürürken, oğlu Bruno her şeyin farkında, babasının elini tutarak adeta ona teselli vermektedir.



 Kaynak:

https://www.cyclist.co.uk/news/412/bicycle-crime-statistics

https://www.standard.co.uk/news/crime/bikes-stolen-london-lockdown-covid-b63433.html

https://www.ons.gov.uk/peoplepopulationandcommunity/crimeandjustice/articles/overviewofbicycletheft/2017-07-20

 

 

 

Rafet El Roman'ın Londra konseri 1 Şubat'ta

No comments

 


Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Rafet El Roman, 1 Şubat 2026 Pazar günü Londra’da müzikseverlerle buluşacak. Sanatçı, kentin önemli konser mekânlarından Islington Assembly Hall’de vereceği konserde, yıllara yayılan kariyerinden seçilen şarkılarıyla dinleyicilerine nostalji ve duygu yüklü bir gece yaşatmayı hedefliyor.

1990’lı yıllardan bu yana Türk pop müziğinde kendine özgü tarzıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Rafet El Roman, “Sana Dönemem”, “Kalbine Sürgün” ve “Bana Sen Lazımsın” gibi hitleriyle hafızalarda yer etmişti. Güçlü yorumu ve sahnedeki samimi duruşuyla tanınan sanatçı, Londra konserinde hem klasikleşmiş şarkılarına hem de sürpriz performanslara yer verecek.

Londra’da yaşayan hayranları için özel bir buluşma niteliği taşıyan konserin yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Organizasyon yetkilileri, sınırlı kontenjan nedeniyle biletlerin erken tükenebileceği uyarısında bulunuyor.

 

ETKİNLİK BİLGİLERİ

  • Sanatçı: Rafet El Roman
  • Tarih: 1 Şubat 2026, Pazar
  • Saat: 19.00
  • Mekân: Islington Assembly Hall, Londra
  • Bilet: DICE platformu üzerinden satışta

 

Xecê Londra’da sahne alıyor

No comments

22 January 2026

 Kürt müziğinin güçlü ve özgün seslerinden Xecê, 25 Ocak Pazar akşamı Londra’nın önemli konser mekânlarından Islington Assembly Hall’de müzikseverlerle buluşacak. 



1996 yılından bu yana güçlü sesiyle Xecê, yayımladığı çalışmalar sayesinde geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Günümüzde kendi kuşağının en çok dinlenen ve tanınan Kürt sanatçıları arasında yer alan Xecê, müzik yolculuğunu aralıksız sürdürüyor.

Konser gecesi, Islington Assembly Hall’in başlattığı “Support the Supports” kampanyası da izleyicilerle buluşacak. Saat 20.00’den önce mekâna gelen dinleyiciler; içecek kuponları ve daha önce salonda sahne almış sanatçılara ait özel ürünlerin de bulunduğu sürpriz hediyeler kazanma şansı yakalayacak. Katılımcılar, keşfettikleri yeni sanatçıları sosyal medyada #supportthesupports etiketiyle paylaşmaya davet ediliyor.

Etkinlik 16 yaş ve üzeri izleyicilere açık olacak. Girişte kimlik kontrolü yapılabileceği, geçerli bir kimlik belgesi ibraz edemeyenlerin salona alınmayabileceği bildirildi.

 

Biletler DICE üzerinden satışta:
https://dice.fm/event/53xdw8-xec-25th-jan-islington-assembly-hall-london-tickets

Xecê’nin Londra konseri, Kürt müziğinin duygusal derinliğini ve canlı sahne enerjisini yakından deneyimlemek isteyenler için kaçırılmayacak bir gece vadediyor.

 

Londra Bisiklet Kulübü’nden çocuklara ücretsiz bisiklet kursu

No comments

20 January 2026



Londra Bisiklet Kulübü (London Cycling Club – LBK), 5–12 yaş arası çocuklar için ücretsiz bisiklet kursu düzenliyor. Çocukların güvenli bir ortamda bisiklet sürme becerilerini geliştirmeyi ve sporu sevdirmeyi amaçlayan kurslar, her cumartesi 09.00–11.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.

Kurslar, Edmonton’da bulunan Pymmes Park Bike Hub’ta (N18 1RP) yapılacak. Program kapsamında çocuklara bisiklet ve kask sağlanırken, eğitimler nitelikli eğitmenler eşliğinde yürütülecek. Her çocuk, 1 saatlik bir eğitim seansına katılacak.

Kontenjanın sınırlı olduğu kurslara katılmak isteyen ailelerin önceden kayıt yaptırması gerekiyor. Kayıt sonrası, çocukların katılım saatleri ailelere ayrıca bildirilecek.

📌 Kayıt için:
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLScQSj8qaavyTG-MfIp5Y6lQYkAZimaS_UyWwRR3sT4po7SmGA/viewform

Yaşar Kurt'un Londra konseri 24 Ocak'ta

No comments




Türk rock müziğinin özgün isimlerinden Yaşar Kurt, 24 Ocak 2026 Cumartesi akşamı Londra’da, Club Gem London (265 Upper Street)’ta müzikseverlerle buluşacak. Saat 21.00’de başlayacak konserde sanatçı, enerjik sahne performansı ve sevilen şarkılarıyla Londra’daki dinleyicilerine unutulmaz bir gece yaşatmaya hazırlanıyor.

1990’lı yıllarda çıkış yapan Yaşar Kurt, Anadolu rock ile alternatif rock öğelerini bir araya getiren tarzıyla tanındı. Toplumsal meseleleri ve bireysel özgürlük temasını işleyen şarkılarıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. “Haydi Erkekler Savaşa”, “Anne” ve “Göndermeler” gibi parçalar, onun müziğinde protest tavrın ve güçlü söz yazımının öne çıkan örnekleri arasında yer aldı. Yıllar içinde hem müzikal çizgisi hem de sahne duruşuyla kendine özgü bir yer edinen Kurt, üretkenliğini farklı coğrafyalarda sürdürmeye devam ediyor.

Etkinlik Bilgileri 

  • Tarih: 24 Ocak 2026, Cumartesi

  • Mekân: Club Gem London, 265 Upper Street

  • Kapı Açılışı: 20.00

  • Show Time: 21.00

Göç Hikâyeleri yeniden sahneye taşınıyor: Moving Stories Goldsmiths’te

No comments

18 January 2026

 Göç, yerinden edilme ve “ev” kavramı etrafında şekillenen Moving Stories etkinliği, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü Londra’da Goldsmiths, University of London’da izleyiciyle buluşuyor. Migration Stories araştırma projesinin bir parçası olarak düzenlenen etkinlik, gündüz atölyeleri ve akşam sahnelenecek canlı tiyatro performansıyla göç deneyimini sanatsal ve kolektif bir anlatıya dönüştürüyor.



Daha önce lansmanı yapılan Moving Stories, göç hikâyelerini yalnızca anlatılan değil, birlikte üretilen ve paylaşılan bir deneyim olarak ele alıyor. Etkinliğin akşam bölümünde sahnelenecek “Peace Is Home” adlı canlı tiyatro performansı, savaş, zorunlu göç ve belirsizlikten geçen bireylerin “güvenlik” ve “aidiyet” arayışını sahneye taşıyor. Performans, New Vic Borderlines tarafından yürütülen uzun soluklu anlatı ve topluluk temelli tiyatro çalışmalarının bir ürünü.

Etkinlik, göçü yalnızca politik ya da istatistiksel bir olgu olarak değil, gündelik hayatın, hafızanın ve duygulanımın içinden okuyor. Gün boyunca gerçekleştirilecek ücretsiz atölyelerde katılımcılar; yolculuk, geride bırakılanlar, umut, barış ve iyilik hâli gibi temalar etrafında yaratıcı üretim süreçlerine dahil oluyor. Atölyeler arasında kadınlara yönelik anlatı çalışmaları, şiirsel ve müzikal ifade alanları ile farkındalık ve iyi oluş odaklı oturumlar da yer alıyor.

Migration Stories projesi, Orta Doğu ve Ukrayna gibi savaşın doğrudan etkilediği bölgelerden Birleşik Krallık’a göç eden kişilerin deneyimlerini merkezine alıyor. Proje, bireysel hikâyelerin nasıl paylaşıldığını ve bu hikâyelerde güvenlik, barınma ve “yerleşme” duygusunun nasıl kurulduğunu araştırıyor. Moving Stories ise bu akademik ve toplumsal çalışmayı sahne sanatlarıyla buluşturarak daha geniş bir kamusal alana taşıyor.


Tarih: 24 Ocak 2026, Cumartesi
Yer: Great Hall, Richard Hoggart Building
Adres: Goldsmiths, University of London, New Cross, London
Program:

  • 15.30 – 17.30: Atölyeler

  • 18.30 – 19.30: Canlı tiyatro performansı – Peace Is Home
    Katılım: Ücretsiz, kayıt zorunlu

Aynur Doğan, “Rabe" albümüyle Londra’ya dönüyor

No comments

17 January 2026

Kürt müziğinin en güçlü ve ayırt edici seslerinden biri olan Aynur Doğan, 2026 baharında ilk Birleşik Krallık turnesi kapsamında Londra’ya dönüyor. Sanatçı, 2 Nisan 2026 Perşembe akşamı saat 19.30’da, Barbican’da, beğeni toplayan albümü Rabe ile sahne alacak. Konserde Aynur’a, uzun yıllardır birlikte çalıştığı yetkin müzisyenlerden oluşan topluluğu eşlik edecek.





Bu konser, Aynur’un Londra’daki son performansı olan 2023 EFG London Jazz Festival konserinin ardından şehirde vereceği ilk sahne buluşması olacak. O tarihten bu yana yayımlanan Rabe albümü, sanatçının yirmi yılı aşkın müzikal yolculuğunun bir özeti niteliğinde. Kürtçede “ayağa kalk” ya da “yüksel” anlamına gelen albüm, aşk, maneviyat ve özgürlük temalarını ele alıyor. Albüm, geçtiğimiz yıl Transglobal World Music Chart listesinde bir numaraya yükselirken, Songlines dergisi tarafından “kariyerinin en güçlü albümlerinden biri” olarak tanımlandı.

Yirmi beş yılı aşan kariyeri boyunca Aynur, Kürt halk müziğinin köklü mirasını çağdaş Batı müziğinin duyarlılığıyla buluşturan kendine özgü bir müzikal dil oluşturdu. Etkileyici vokali ve anlatım gücü, Kürt müziğini yerel bir gelenekten küresel bir ifade alanına taşıdı. Geleneksel melodiler ile modern düzenlemeleri ustalıkla bir araya getiren sanatçı, kuşaklar ve kültürler arasında köprü kurmayı sürdürüyor.

Barbican konseri, Aynur’un Londra’daki dinleyicileriyle yeniden buluşmasının yanı sıra, Birleşik Krallık’ta ilk kez Londra dışındaki şehirleri de kapsayan turnesinin önemli duraklarından biri olacak. Çok sayıda ödüle layık görülen bu kültürel ikonun 2026 yılındaki Birleşik Krallık performansları, izleyiciler için kaçırılmayacak bir müzik deneyimi vadediyor.

Biletler Barbican internet sitesi üzerinden satışta
https://serious.org.uk/events/aynur-3

Aynur Doğan
Barbican
Silk Street, Londra EC2Y 8DS
2 Nisan 2026 Perşembe
19.30

 

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan