Şivan Perwer Manchester’da sahne Alıyor: özel konuk sanatçı ImHaks

No comments

28 May 2026

Kürt müziğinin efsanevi sesi Şivan Perwer, 20 Haziran 2026 Cumartesi günü İngiltere’nin Manchester kentinde hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Manchester Central Convention Complex’te gerçekleşecek dev konser, müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşatacak. Gecenin özel konuk sanatçısı ise son dönemde dikkat çeken isimlerden ImHaks olacak.



50 yılı aşkın sanat hayatıyla Kürt müziğinin en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Şivan Perwer, güçlü sesi, duygusal yorumları ve kültürel mirası yansıtan eserleriyle nesiller boyunca milyonlarca insanı etkilemeye devam ediyor. Sanatçının şarkılarında; sürgün, özlem, umut, tarih ve Kürt halkının kültürel kimliği önemli bir yer tutuyor.

Manchester’daki konserin, sadece bir müzik etkinliği değil; aynı zamanda duygu, hafıza ve kültürel birliktelik açısından anlamlı bir buluşma olması bekleniyor. Etkinlikte Şivan Perwer’e özel konuk sanatçı olarak eşlik edecek olan ImHaks da sahne performansıyla geceye farklı bir renk katacak.

Organizasyon yetkilileri, Avrupa’nın birçok ülkesinden yoğun katılım beklendiğini belirtirken, bilet satışlarının büyük ilgi gördüğünü açıkladı.

📍 Etkinlik Bilgileri
Tarih: 20 Haziran 2026 Cumartesi
Saat: 20:00 – 22:30
Yer: Manchester Central Convention Complex, M2 3GX – Manchester / İngiltere

🎟️ Biletler:
https://tickets.med-tickets.com/events/medtickets/2116544

Bu özel gecede, Kürt müziğinin yaşayan efsanesi Şivan Perwer ve özel konuk ImHaks, Manchester’da müzikseverlerle buluşacak.

 

Ferdinand artık ölümsüz! 22 öykücü öykülerini Ferdinand'a adadı

No comments

Rize’nin İyidere ilçesinde, 2018 yılında kurban bayramının ilk günü Karadeniz’in azgın sularına atlayarak kaçan ve dört gün sonra Sürmene'den karaya çıkan boğa Ferdinand'ı hatırladınız mı?


Haberlere konu olunca şarkıcı Haluk Levent’in sahiplenip İzmir'de bir çiftliğe yerleştirdiği Ferdinand öykücülere ilham kaynağı oldu. İnci Gürbüzatik ve Dursaliye Şahan’ın önderliğinde 22 yazar bir araya gelerek asi Ferdinand için öyküler yazdı. Öykü kitabını oluşturan eserlerin ortak teması ise hayvan hakları.

Kahraman Ferdinand'ın arka kapağında yazar Dursaliye Şahan şunları söylüyor: 

"O artık İzmir’de. Güneşi bol bir çiftlikte, kasabın bıçağından muaf bir hayat sürmekte. Biz 22 yazar, bu kitaptaki öykülerimizi Kahraman Ferdinand’ın gıyabında; doğaya, özgürlüğe ve barışa ithaf ediyoruz."

Kitabın derleyenlerinden biri olan İnci Gürbüzatik ise önsöz yazısında, yazarlara Ferdinand için yazılan öykülerin tarihsel değerini şöyle açıklıyor: "Bir olayı öyküleştirmek onu unutulmaktan kurtarır. Öykü, olay ve kahramanını ölümsüz kılar, belgeler çünkü. Ölüme direnip olağanüstü bir çabayla yaşama kaçan mucizevi bir boğa, magazinin değil öykünün konusudur bizim için. Ölüme boyun eğmeyen 'o' asi boğanın yaşam direnci, mücadelesi, gözü kara kaçış serüveni sözümüzdür. Onun yaşam mucizesini öyküleştirerek belgelerken biz de onun gibi firardaydık. Biz de daha iyi, yaşanası bir dünya, ülke için onun korku dolu gözlerinden umuda kulaç attık. Boğa Ferdinand’ın başardığı sıra dışı yaşam mücadelesidir bize öykülerimizi yazdıran. Öykülerimiz tarihe gereken notu düşmüştür artık."

    

Kitaba katkıda bulunan yazarlar:

Atiye Güner, Aycan Saraçoğlu, Cemil Uslu, Dursaliye Şahan, Güler Kalem, Gülsüm Öz, Handan Ünlü Haktanır, Hatice Dökmen, İnci Gürbüzatik, Kazım Altan, Leyla Serpil, Muhsin Boz, Münevver İzgi, Nilgün Çelik, Sibel Unur Özdemir, Sıla Ayman, Şükran Günay, Süreyya Köle, Tuncay Bilecen, Yasemin Coşkan, Zafer Doruk, Zeynep Alanç.




👉Kitaba Türkiye'den erişim adresi: https://tinyurl.com/mstvf9nv


👉Kitaba yurt dışından erişim adresi: https://tinyurl.com/ycxbevme







Anka Accountancy'dan Çiğdem Yenigün'le söyleşi: “Çoğu kişinin vize statüsü, muhasebe süreçlerinin doğru ilerlemesine bağlı"

No comments

25 May 2026

Birleşik Krallık’ta iş kurmak, şirket yönetmek ya da freelancer olarak çalışmak isteyen pek çok kişi için muhasebe süreçleri çoğu zaman karmaşık ve yorucu olabiliyor. Özellikle göçmen girişimciler açısından bu süreç yalnızca finansal yükümlülüklerle sınırlı kalmıyor; vergi, şirket yapısı ve resmi bildirimlerde yapılacak hatalar, zaman zaman vize ve oturum süreçlerini de etkileyebiliyor.

 






Brighton merkezli Anka Accountancy, Birleşik Krallık genelinde sunduğu çok dilli, erişilebilir ve hızlı hizmet anlayışıyla, başta Türk girişimciler olmak üzere farklı topluluklardan işletme sahiplerine destek veriyor. Anka Accountancy’nin kurucusu Çiğdem Yenigün ile, şirketin sunduğu hizmetleri, göçmen girişimcilerin en sık karşılaştığı muhasebe sorunlarını ve doğru finansal danışmanlığın neden bu kadar önemli olduğunu konuştuk.

Çiğdem Yenigün


Anka Accountancy tam olarak ne yapıyor? Sizi farklı kılan ne?

Biz aslında müşterinin hayatını kolaylaştırıyoruz diyebiliriz. Çünkü Birleşik Krallık’ta muhasebe ve vergi süreçleri özellikle yeni başlayanlar için oldukça karmaşık olabiliyor.

Sunduğumuz hizmetler oldukça geniş:

  • Günlük muhasebe ve bookkeeping
  • Self Assessment dahil tüm vergi beyannameleri
  • Limited şirket kurulumu ve danışmanlık
  • VAT (KDV) kayıt ve beyan işlemleri
  • Payroll (bordro) süreçleri
  • Corporation tax ve kişisel vergi danışmanlığı
  • Rental income (kira geliri) beyanları
  • HMRC ile tüm yazışmalar ve temsil

Yani bir işletmenin ya da bireyin ihtiyaç duyabileceği tüm finansal süreçleri tek çatı altında topluyoruz.

Ama bizi asıl farklı kılan şey şu: mükelleflerimiz bize gerçekten ulaşabiliyor. Sorularına hızlı cevap alıyor, süreci anlayarak ilerliyor ve neyin neden yapıldığını net bir şekilde görebiliyor. Bizim için şeffaflık ve erişilebilirlik en önemli değerlerden biri.


Kimler sizinle çalışmalı? Özellikle kimlere hitap ediyorsunuz?

Birleşik Krallık genelinde farklı milletlerden oluşan geniş bir müşteri portföyüyle çalışıyoruz. Ancak özellikle Türkçe konuşan girişimcilerle güçlü bir bağımız var.

Özellikle Türkiye’den Birleşik Krallık’a gelen ve burada iş kurmak isteyen girişimcilere yoğun şekilde destek veriyoruz. Göçmen girişimcilerin karşılaştığı özel durumlar ve vize türlerindeki farklılıklar nedeniyle, standart bir muhasebe ofisinin çok sık karşılaşmadığı konular bizim günlük pratiğimizin bir parçası. Bu da bize önemli bir uzmanlık kazandırıyor.

Çünkü çoğu kişinin vize statüsü, muhasebe süreçlerinin doğru ilerlemesine bağlı. Biz de bu sürecin insanlar üzerinde nasıl bir stres yarattığını çok iyi biliyoruz. Bu yüzden sadece işlem yapan bir muhasebeci değil, süreci doğru yöneten bir çözüm ortağı olmaya odaklanıyoruz.

 

Bu bakımdan özellikle şu gruplar için oldukça faydalıyız:

  • Yeni iş kuranlar (start-up’lar)
  • Küçük işletme sahipleri
  • Freelancer’lar (yazılımcı, tasarımcı, danışman vb.)
  • Limited şirket sahipleri ve VAT’li şirketler
  • Influencer ve içerik üreticileri
  • Ek gelir elde edenler (side income)
  • Kira geliri olanlar
  • Self Assessment yapmak zorunda olan bireyler


Yeni bir iş kurmak isteyen biri size geldiğinde süreç nasıl ilerliyor?

En kritik noktalardan biri burası. Birçok kişi şirket kurarken yanlış bir yapı ile başlıyor ve bu da ileride ciddi maliyetlere ve sorunlara yol açabiliyor.

Biz sürece her zaman kişinin durumunu anlayarak başlıyoruz: Ne iş yapacak, gelir modeli ne, hedefi ne?

Sonrasında en doğru yapıyı belirliyoruz: sole trader mı olmalı, limited şirket mi kurmalı?

Ardından şirket kuruluşunu gerçekleştiriyor, HMRC kayıtlarını tamamlıyor ve süreci baştan sona yönetiyoruz. Ancak bizim yaklaşımımız burada bitmiyor. Biz kendimizi bir muhasebeciden çok çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz.

Şirket kurulduktan sonra da işletmenin türüne ve ihtiyaçlarına göre:

  • Payroll (bordro)
  • Pension (emeklilik) süreçleri
  • gibi konularda destek vermeye devam ediyoruz.

Ayrıca çözüm ortaklarımız aracılığıyla Immigration Advisor ve HR Solutions gibi alanlarda da destek sunarak, müşterilerimizin ihtiyaç duyabileceği tüm süreçlerde yanlarında oluyoruz. Yani sadece şirket kuran değil, işini sürdürülebilir şekilde büyüten bir yapı kurmalarını sağlıyoruz.

 

Vergi ve HMRC süreçleri birçok kişi için stresli. Bu konuda nasıl destek veriyorsunuz?

Evet, en çok stres yaratan konu bu diyebiliriz. Biz burada tamamen müşterinin yükünü alıyoruz:

  • Tüm beyanları zamanında ve eksiksiz hazırlıyoruz
  • HMRC ile tüm iletişimi biz yürütüyoruz
  • Gerekli durumlarda müşterilerimizi temsil ediyoruz

   

Mükellefin tek yapması gereken belgelerini bize iletmek.

Zaten aldığımız geri bildirimlerde en çok şu öne çıkıyor:
“Her zaman ulaşılabilirler, hızlılar, sürece hakimler ve çok net anlatıyorlar.”

Özellikle vize süreçleriyle bağlantılı durumlarda muhasebenin doğru ilerlemesinin ne kadar kritik olduğunu biliyoruz ve bu sorumlulukla hareket ediyoruz.


Peki neden Brighton? Bu lokasyonu seçmenizin özel bir nedeni var mı?

Aslında iş yapış şekli artık tamamen değişti. Fiziksel konumdan çok erişilebilirlik ve esneklik ön planda.

Birleşik Krallık’ın her yerindeki müşterilere hizmet veriyoruz. Brighton bizim merkezimiz, ancak hizmet alanımız tüm ülkeyi kapsıyor. Hatta yalnızca Birleşik Krallık ile sınırlı kalmayıp, başta Türkiye olmak üzere Avrupa genelinde Birleşik Krallık’ta iş kurmak ve yerleşmek isteyen girişimcilere de destek veriyoruz.

Bir de işin kişisel tarafı var. Brighton gerçekten çok keyifli bir şehir. Ofisimizin denize yakın olması, zaman zaman iş görüşmelerini kısa bir yürüyüşle birleştirmeyi mümkün kılıyor. Bu da hem bizim hem de müşterilerimiz için daha keyifli ve motive edici bir deneyim sunuyor. Ayrıca Londra’ya yakınlığı sayesinde, şehirden uzaklaşmadan farklı bir atmosferde görüşme yapmak isteyenler için de ayrı bir avantaj sağlıyor.

 


Telefon (Mobil): +44 7486 511501
Telefon (Ofis): 020 3633 0723
E-posta: info@ankaaccountancy.uk

Web: https://ankaaccountancy.uk/

Adres: 34, Curtis House, Unit 9 Third Ave, Hove, Brighton, BN3 2PD

 

Güler İnce ile Londra’da ailelere özel müze turları

No comments

24 May 2026


 


Sanat tarihçisi Dr. Güler İnce rehberliğinde düzenlenen “Londra Sanat Turları”, bu kez ailelere yönelik özel müze keşif günleriyle devam ediyor. Etkinlikler, Londra’da kültür ve sanat alanında çalışmalar yürüten organizatörler tarafından çocuklar ve yetişkinlerin birlikte katılabileceği şekilde hazırlandı.

Program kapsamında 30 Mayıs’ta The British Museum ziyaret edilecek. Tur boyunca Mısır, Mezopotamya ve Antik Yunan uygarlıklarına ait eserler incelenecek; mitolojik hikâyeler, tanrılar ve erken uygarlıkların izleri çocukların da takip edebileceği anlatımlarla ele alınacak.

31 Mayıs’taki ikinci durak ise Victoria and Albert Museum olacak. Bu turda Batı heykel sanatının Ortaçağ’dan Rönesans’a ve Klasik döneme uzanan gelişimi incelenecek. İnsan bedeninin sanattaki dönüşümü, estetik anlayışındaki değişimler ve form arayışları seçili eserler üzerinden değerlendirilecek. Program, Auguste Rodin’in heykelleriyle tamamlanacak.

Yaklaşık yedi yıldır Londra’da müze ve şehir turları düzenleyen Dr. Güler İnce, sanat tarihi alanındaki akademik birikimini bu çalışmalara taşıyor. Klasik müze gezilerinden farklı olarak bu turlarda eserler yalnızca tarihsel bilgilerle değil, dönemsel üslup özellikleri, düşünsel arka planları ve kültürel bağlamlarıyla birlikte ele alınıyor.

Turlar, müzeleri daha bilinçli ve derinlikli bir bakışla gezmek, çocuklarıyla birlikte sanat ve tarih üzerine düşünmek isteyen aileler ile sanatseverlere hitap ediyor.

Etkinliklerle ilgili bilgi almak isteyenler 07565 684099 numaralı telefondan ya da gulerince7@hotmail.com adresinden iletişime geçebiliyor.

“Migration Stories" etkinliği, 29 Mayıs'ta Goldsmiths Üniversitesi’nde düzenlenecek

No comments

20 May 2026

Göç, savaş ve aidiyet temalarını odağına alan “Migration Stories” araştırma projesinin yaygınlaştırma ve networking etkinliği 29 Mayıs’ta Londra’da gerçekleştirilecek. Akademisyenler, sanatçılar ve göçmen topluluklarını bir araya getirecek etkinlikte araştırma bulguları, yaratıcı çalışmalar ve deneyim anlatıları paylaşılacak.

 


Goldsmiths, University of London bünyesindeki Migrant Futures Institute tarafından desteklenen “Migration Stories” araştırma projesi kapsamında düzenlenen etkinlik, göç ve savaş deneyimlerini hem akademik hem de sanatsal perspektiflerden ele almayı amaçlıyor. Richard Hoggart Building’de gerçekleştirilecek programda, savaşın insani maliyetleri, göç süreçleri, güvenlik ve aidiyet gibi konular tartışmaya açılacak.

Etkinliğin ilk bölümünde Prof. Bülent Gökay ve Dr. Lily Hamourtziadou’nun “Human Costs of War: from Iraq 2003 to Ukraine 2022” başlıklı sunumu yer alırken, Sue Moffat ve Farzana Shain “Peace is Home” adlı belgesel drama çalışmasının yaratım sürecini paylaşacak.

Ayrıca Fatma Yüksel ve Hasan Doğan’ın, Türkiye’de bir Kürt köyünden başlayıp Kıbrıs ve Londra’ya uzanan göç hikâyesini merkeze alan “Londoner” çalışması üzerine söyleşisi gerçekleştirilecek. Programın ilerleyen bölümünde ise göçmen topluluklarına yönelik destek, savunuculuk ve araştırma çalışmaları ele alınacak.

Organizatörler, etkinliğin ücretsiz olduğunu ancak salon kapasitesi ve ikram organizasyonu nedeniyle kayıt yaptırmanın zorunlu olduğunu belirtiyor.

 Kayıt yaptırmak için tıklayın!

Etkinlik Bilgileri

  • Etkinlik: Migration Stories – Dissemination and Networking Event
  • Tarih: 29 Mayıs 2026 Cuma
  • Saat: 16.00 – 19.00
  • Yer: RHB 221, Richard Hoggart Building, Goldsmiths, University of London
  • Katılım: Ücretsiz, kayıt zorunlu
  • Düzenleyen: Migrant Futures Institute / Goldsmiths, University of London

 

Tony Howson’dan Londra’da şiir, müzik ve söyleşi gecesi

No comments

19 May 2026

 Londra’nın bağımsız kültür mekânlarından Hoxton Cabin, 24 Mayıs Pazar akşamı şair ve yazar Tony Howson’ı ağırlayacak. Press Dionysus tarafından düzenlenen “Love, Hate & Fragility” başlıklı etkinlikte şiir, müzik ve söyleşi bir araya gelecek. Etkinlik, Howson’ın aynı adlı yeni şiir kitabının lansmanı kapsamında gerçekleştirilecek.



“Love, Hate & Fragility”, insan ilişkileri, kırılganlık, hafıza, arzu ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan toplumsal çatışmalar üzerine kurulu şiirlerden oluşuyor. Etkinlik boyunca Tony Howson şiirlerinden okumalar yapacak, katılımcılarla söyleşecek ve kitaplarını imzalayacak. Kitaplar etkinlik sırasında okurlarla buluşacak.

Tony Howson kimdir?

1956 yılında Slough’da doğan Tony Howson, çocukluk hayalini gerçekleştirerek dünyanın 140 ülkesini ziyaret etti. BBC ve BBC Media Action bünyesinde çalışan Howson, özellikle çatışma bölgeleri ve yoksulluk coğrafyalarında gazetecilik yaptı; Somali, Sierra Leone, Libya, Ukrayna ve Gazze gibi bölgelerde medya projelerinde görev aldı.

Şiirlerinde ve düzyazılarında savaş, insanlık halleri, aşk, kayıp ve politik gerçeklikler iç içe geçerken; metinlerinde bir gazetecinin tanıklığı ile bir şairin iç dünyası buluşuyor. Daha önce The Crow Road from Eden ve Walking with Camels adlı eserleri yayımlanan Howson, aynı zamanda hikâye anlatıcılığı ve performans geceleriyle de tanınıyor.

Etkinlik Bilgileri

📍 Hoxton Cabin, 132 Kingsland Road, London E2 8DY
🗓 24 Mayıs 2026 Pazar
⏰ Saat 20.00
🎟 Etkinlik linki: Hoxton Cabin Events
📚 Kitap bilgisi: Love, Hate & Fragility – Press Dionysus

Dolunay Obruk: “Hayata yeniden başlamak, benim uzmanlık alanım”

No comments

Caz sanatçısı Dolunay Obruk 2019’dan beri Londra’da yaşıyor. Çeşitli mekânlarda ve festivallerde sahne alan sanatçı, cazın dışında, çocuklara ve yetişkinlere yönelik kişisel gelişim ve sanat eğitimleri de veriyor. Dolunay Obruk’la yaptığı bütün bu çalışmalar hakkında bisikletli gazete için konuştuk.


 

                                                                                                  

 

Dolunay, seni başta caz yorumcusu ve sanatın birçok dalında çalışmaları olan biri olarak tanıyoruz. Bize kısaca kendini tanıtır mısın?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Grafik Tasarım mezunuyum. Ardından, Bilgi Üniversitesi Caz Bölümü ile müzik kariyerimi başlattım. Hem müzik hem de tasarımla ilgileniyorum. Sanat çalışmalarıma felsefe, psikoloji ve kişisel gelişimi ekledim. YouTube’da bir teknoloji kanalım var. TRT Müzik TV’de sunuculuk yaptım, radyo programlarım oldu. Yaratıcı düşünme üzerine eğitimler veriyorum.

Bu kadar farklı işlerle meşgul olmak seni yormuyor mu?

Beni hiç yormuyor. Tam tersine ne kadar çok şey üretirsem, problem çözme üzerine ne kadar çok insanlarla iç içe olursam o kadar motive oluyorum. Daha da çok çalışmak istiyorum. Bunları birbirinden ayrı değil de bir ağacın dalları gibi tanımlıyorum.

Sanırım bu biraz da yaptıklarını “çalışma” olarak görmemekle ilgili bir durum…

Ben de öyle düşünüyorum. Hep “ben hiç çalışmadım, sadece beni mutlu eden işleri yaptım” derim.

Seni Londra’ya hangi rüzgâr attı?

Türkiye’de şarkılar yazıyor, konserler veriyor, albümler yapıyordum. Caz konserleri derken, dünya müziğine evrildi durum. Her şey çok güzel giderken, sistem değişmeye başladı. Suya yazı yazmak gibi oldu emekler… Ve hayatta olabilecek en kötü şeye dönüştü; kendi değerimi sorgulamaya başladım. Düşündüm. Burada hata bende değil, şu andaki koşullarda dedim ve koşullarımı değiştirmeye karar verdim. Global bir insanım; Global Talent vizesine başvurdum, kabul edildim, Londra’ya geldim. Burada konserlere, özel derslere başladım. Musicians Union’ın Eğitim ve Canlı Performans Komiteler’ine seçildim. Sanatı ve felsefeyi araç olarak kullanarak, kişisel gelişim danışmanlıkları vermeye başladım.

Peki, ne umdun ne buldun?

Burada konser veriyorken, Covid salgınıyla birlikte hayat durdu. Uluslararası uçuşlar açılınca Türkiye’ye gidip, konserlere online olarak devam ettim, belediyelerle iş birlikleri yaptım. İngiltere’de ortam toparlandığında da geri geldim. Maceralı bir başlangıç oldu yani.

Aradaki farklara gelince; burada bir sistem var. Mesela gov.uk web sayfasının büyük hayranıyım. E tabii insan, sistemin sistemsizlik olduğu bir yerden buraya gelince biraz bocalıyor. Burada her alanda rahatça başvurabileceğin kurumlar, yetkililer var; muhatabın var. En önemlisi, cevap alıyorsun. Ben, kavramsal olarak, devlet nedir, vergi nedir, vatandaş nedir, vergi ne zaman verilir, nereye gider, ne zaman geri alınır, bütün bunları burada öğrendim. Üstelik İngiltere vatandaşı bile değilim. Üreten insanın, planlarını projelerini hayata geçirebiliyor olması çok büyük bir özgürlük ve yaşam sevinci. Bana bu koşulları sağlayan her ortamda üretmeye devam edeceğim.

Londra’da cazla ilgili neler yapıyorsun?

Sistem, o anlamda da işliyor. Burada bir festivale çok önceden başvuruyorsun. Burası büyük bir pazar ve çok büyük bir müzik endüstrisinden söz ediyoruz. Farklı dalların birbirine girmediği, spesifik alanlarda ve net koşullarda çalışılan ciddi bir ortam var. Bu yıl, Londra Caz Festivali’nde bir konserim olacak. Dünyada, ülkemi temsil etmeyi hep çok önemsedim. Hindistan, Güney Kore ve daha birçok ülkede verdiğim konserler ve albümlerim, ödüllerim sayesinde Global Talent Visa ile burada yaşıyorum. İngiltere’deki son konserim, Wimbledon Tenis Turnuvası’nda oldu.

Türkiyeli toplumun mekânlarında konserler veriyor musun?

Evet ama caz fikri bizim insanımızı bazen ürkütebiliyor. Oysa cazın içine birçok şey katabilir, her şeyi caza çevirebilirsin. Ben türküleri de caza çeviren bir insanım. Yazdığım şarkıların çoğu Türkçe. Rahat dinlenebilen bir müzik yaptığımı bildiğim için “korkacak bir şey yok, sakin olun, kendinize bir şans verin” diyorum. Dolayısıyla bu cesareti gösteren mekânlarla çalışıyoruz. Benim konserlerim çok eğlencelidir. Kulüpler, restoranlar, özel organizasyonlar, ev partileri, ödül törenleri, hepsinde sahne alıyorum.

Bizim toplumun mekânlarında şöyle bir sorun yaşıyoruz. Maalesef süreklilik arz edemiyoruz. Burada bizim toplumun en güçlü olduğu yer restorancılık sektörü. Çin restoranının bile işletmecisi Türk çıkıyor. Demek ki biz bu alanda çok iyiyiz. Bu çok güzel bir şey. Bunun içine müzik koymak da çok tatlı bir fikir. Fakat bunun için bir müzik direktörüyle anlaşmalısın. Nasıl mutfaktaki malzemenin ne olacağına şef karar veriyorsa, müziğin nasıl olacağına da işi bilenin karar vermesi gerekir. Yani caz gecesi yapıp, ardından dansöz çıkartıp, bir gün viyolonsel getirtip sonra da fasıl yaparsan, belirli bir konsept olmadığı için müşterinin de sadakatini bekleyemezsin. Bir mekânda, canlı olmasa bile günün hangi saatinde hangi tür müziğin çalacağı, çok dikkatli hesaplanmalıdır. Bu yüzden her hafta şu mekândayım diyemiyorum.

Yeni gelen göçmenlere dair bir şey yapıyor musun caz dışında?

Kişisel gelişime çok önemi veriyorum, eğitim içerikleri üretiyorum. Yaratıcı düşünme atölyeleri yapıyorum. Covid’ten sonra insan psikolojisi çok etkilendi her yerde. Göç de kolay bir süreç değil. Danışanlarımla, bunu toparlamaya çalışıyoruz. Hayata yeniden başlamak isteyen ve bu konuda ne yapacağını bilemeyenler için danışmanlık veriyorum. NHS’in resmi sayfasında da yer alan, hamileler için, anne ve bebek sağlığına olumlu etki edecek ses, nefes ve beden çalışmalarım var. Bunun yanı sıra Mindful-singing eğitimleri veriyorum.

Bundan sonrası için neler yapmayı planlıyorsun?

Konserlere, yeni şarkılar yazmaya ve zaman zaman açtığım, yaratıcı düşünme ve kişisel gelişim atölyelerime devam etmeyi düşünüyorum. Bu çalışmaları kitaba dönüştürmeyi planlıyorum.

Açıkçası, dünya, bizim gezegen… Bugün Londra’dayım yarın başka bir yerde olabilirim. Kendimi faydalı hissettiğim ve beni besleyen her yerde yaşar; çalışır, üretir, beslenirim.

www.dolunayobruk.com

 https://www.instagram.com/dolunayobruk/


👉Söyleşiyi Spotify'dan dinlemek için tıklayın







*Bu yazı ilk defa 29 Ağustos 2022'de Olay Gazetesi'nde yayınlanmıştır. 

https://olaygazete.co.uk/kultur-sanat/dolunay-obruk-hayata-yeniden-baslamak-benim-uzmanlik-alanim.html

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan