latest
haber

KÜLTÜR-SANAT

VIDEO

video

VELESPIT HİKAYELERİ

velespit hikâyeleri

GÖÇMENLERİN GÜNDEMİ

YEREL HABERLER

LONDRA GÜNLÜKLERİ

Londra Bisiklet Kulübü’nden ücretsiz bisiklet bakımı

Hiç yorum yok

Londra Bisiklet Kulübü, “Dr Bike Session” programı altında 21 Temmuz, Pazar günü Oakwood Park Kafe’de Enfield Belediyesi’ne bağlı Journeys and Places sponsorluğunda ücretsiz bisiklet bakımı etkinliği gerçekleştirecek.

 




Londra’da toplum üyelerinin bisikletle buluşmasına ve uyguladığı “well-being” programlarıyla sağlıklı yaşamasına ön ayak olan Londra Bisiklet Kulübü, 21 Temmuz, Pazar günü 10:00 -14:00 tarihleri arasında geçtiğimiz aylarda hizmete giren Oakwood Park Kafe’nin yanında Dr Bike Session kapsamında ücretsiz bisiklet tamiri etkinliği düzenleyecek.  

Etkinlik kapsamında fren, vites gibi bisiklet güvenliği kontrolleri ve küçük onarım işlemleri gerçekleştirilecek. Etkinlikte bakım ve onarım işleri etkinliğe geliş sırasına göre yapılacak.

Londra Bisiklet Kulübü’nün bu etkinliği Enfield Belediyesi’ne bağlı Journeys and Places sponsorluğunda gerçekleştirilmektedir.  

 

Tarih: 21 Temmuz, Pazar

Saat: 10am- 2pm

Adres: Oakwood Park Cafe

Lakenheath, London N14 4RY

Ayrıntılı bilgi için: https://journeysandplaces.enfield.gov.uk

 

  Free Dr Bike Session at Oakwood Park Cafe

Get your bike ready for summer. Experience bike mechanics will be outside of Oakwood Park Cafe on this Sunday, offering free bike safety checks and minor repairs.

M-Check: Safety check to ensure your bike is safe to ride

Adjustments: Brakes, gears, and more

Free parts: Replacements for small items like cables and brake pads

This event is on a first come first served basis - to be sure of a slot arrive earlier.

Dr Bike is provided by Journeys and Places ( Enfield Council ) with partnership with London Cycling Club ( LBK )

Date: 21st July, Sunday

Time: 10am- 2pm

Adress : Oakwood Park Cafe

Lakenheath, London N14 4RY

More info: https://journeysandplaces.enfield.gov.uk

 

“Doğumla ilgili her an ulaşıp danışabilecekleri birinin olması ailelere çok iyi hissettiriyor"

Hiç yorum yok

Bebeklerin sağlıklı gelişimi için ailelerin hamilelik ve doğum sonrası süreçlere doğru hazırlanması büyük önem taşıyor. Doğum öncesine ve doğum sonrasına ilişkin ailelere çeşitli konularda profesyonel destekler sağlayan hemşire – doula Özge Aydoğan’la verdiği hizmetler hakkında sohbet ettik.

 





Özge Hanım, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

2006 yılında Akdeniz Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra hemşire olarak çalışmaya başladım. Türkiye’de 13 yıllık devlette hemşirelik tecrübem var. Kızım Alya’nın 2010’da doğumuyla birlikte kadınların doğum öncesi ve sonrası dönemlerinde ne kadar yalnız ve desteğe ihtiyacı olduklarını fark ederek bu alanda eğitimler almaya başladım.

İlk olarak hamile pilatesi eğitmenliğiyle başladı yolculuğum. Bu eğitimleri alırken de İstanbul Doğum Akademisi'nden haberdar oldum ve orada “Doğuma Hazırlık Eğitmenliği ve Doula” (anne adayının doğumdaki destekçisi) sertifikalarını aldım. Teorik eğitimlerin yanı sıra birçok farklı uzmanlık alanının pratik uygulamalarını da öğrendiğimiz, her aşamada süpervizyonlarımızın olduğu bu eğitimler yaklaşık iki yıl sürdü. “Keşkesiz Doğum” felsefesiyle eğitimler veren akademinin Türkiye'deki ilk eğitmenlerinden biri oldum.

Özge Aydoğan

Kapı kapıyı açtı ve bu alanda öğrenilmesi gereken ne kadar çok uygulamanın var olduğunu fark ettim. Ardından Hypnobirthing Enstitüsünden haberdar oldum ve Türkiye’deki eğitimlerine katılarak HYPNOBIRTHING eğitmeni oldum.

Türkiye’de bir devlet hastanesinde Gebe Okulu birimini kurarak orada eğitim vermeye başladım. Birkaç yıl sonra Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Uluslararası Bebek Dostu Hastane Projesi kapsamında yapılan eğitime katılarak Emzirme Danışmanı ve Bebek Dostu Hastane değerlendirmecisi oldum. Çalıştığım il sağlık müdürlüğünde uzman olarak Anne ve Bebek Dostu Hastane çalışmalarını yürüttükten sonra hastanede Gebe Okulu ve Emzirme Danışmanlığı birimlerinde aktif olarak çalıştım.

Türkiye’de, Uluslararası Bebek Masajı Derneği (IAIM) üyesi ve “Bebek Masajı” eğitmeni olduktan sonra tüm bu uzmanlıklarımı bir araya getirerek Alya Bebek Spa ve Doğuma Hazırlık Merkezi’ni kurdum. 2021’de profesyonel olarak sürdürdüğüm bu iş üzerinden Ankara Anlaşmasına başvurdum ve Londra’ya geldim. Halihazırda doğum öncesi ve sonrasına ilişkin profesyonel hizmetlerimle Londra’da ailelere bu özel dönemlerinde destek oluyorum.

Öncelikle doğum öncesinde verdiğiniz eğitimlerden biraz söz edelim. Hypnobirthing ne demek?

Hypnobirthing daha ağrısız, bilinçli, kolay ve korkusuzca doğum yapmak için kullanılan bir doğuma hazırlık tekniğidir. Hypnobirthing Mongan Yöntemi olarak adlandırılan bu doğuma hazırlık programı, aynı zamanda doğal doğumu benimseyen bir felsefe olarak da görülür. Hypnobirthing, doğumda kadının bedenine ve iç sesine odaklanarak, içgüdüsel olarak doğumunu yapabilmesini sağlayan bir teknik. Kadınlar, bu tekniği öğrendiğinde doğumda ağrıyla baş etmeleri ve doğuma uyumlanmaları daha kolay oluyor.

Burada doğumun fizyolojisinin yanında pozisyonları, özel nefes tekniklerini, bebek ile bağ kurma egzersizleri, imgeleme teknikleri ve derin gevşeme tekniklerini öğretiyoruz. Birçok noktada kadının kendi gücünü keşfetmesini sağlıyoruz. Hypnobirthing deyince kadını hipnoz ediyormuşuz, sanki bilinç devreden çıkıyormuş gibi bir şey anlaşılıyor olsa da kadının algıları bu sırada tamamen açık, her şeyin farkında. Film izlerken o sırada önünden geçenleri nasıl görmez, etrafında olanları nasıl duymazsak, işte aslında doğumda da kadına bunu yapmasını öğretiyoruz. Doğumuna odaklanmasını, dış etkenlerden kendini koruyarak içgüdüsel olarak kendini doğuma bırakmasını sağlıyoruz.

Eğitimleriniz bireysel mi yoksa grup eğitimleri de veriyor musunuz?

Grup eğitimleri ya da birebir olarak ailenin evine giderek de eğitimler verebiliyorum. Ya da online olarak da dünyanın herhangi bir yerinden eğitimlerimi alabiliyorlar.

Eğitimler ne kadar sürüyor?

Doğuma hazırlık eğitimlerim 10 saat sürüyor, iki buçuk saatlik dört oturum şeklinde gerçekleştiriyoruz. Bunu 4 farklı günde yapabileceğimiz gibi 5 er saatlik buluşmalarla ailelerin 2 günlerini ayırmaları da yeterli oluyor. Planlamayı birlikte yapıyoruz.

Hamileliğin hangi sürecinde kadınların bu eğitim almasını tavsiye ediyorsunuz?

İlk üç aydan sonra herhangi bir zaman olabilir. Sadece son haftalara bırakmalarını çok önermiyorum. Çünkü son haftalar biraz daha telaşlı oldukları bir dönem. Eğitimden sonra oluşan farkındalıklarla doğuma hazırlık yapmaları için ailelerin önünde belirli bir zaman kalmasını öneriyorum. Bazen son haftalarda yaptığımız da oluyor. Önerim erken başlanması ama geç olması hiç olmamasından daha iyidir tabii.



Emzirme eğitimi de veriyorsunuz. Emzirme eğitimi nedir?

Emzirme Eğitimi anne ve baba adaylarını emzirme dönemine hazırladığım, doğru emzirme pozisyonunu öğrettiğim, bu dönmede yaşayabilecekleri sorunlara yönelik alabilecekleri önlemler ve çözüm yolları hakkında bilgilendirdiğim kapsamlı bir eğitim. 4-5 saat kadar sürüyor. Yüz yüze ya da online olarak planlayabiliyoruz.

Birçok anne emzirmeyi doğal bir süreç olarak görüyor ve bu konuda zaten bir sorun yaşamayacağını düşünüyor. Eskiden öyleydi evet. Çünkü medikal doğumlar yoktu. Mamalar, biberonlar havada uçmuyordu. O yüzden kadınların tek bildiği şey vardı o da emzirmekti. O dönem kalabalık ailelerde yaşıyorduk. Çevremizde emziren bir büyüğümüz mutlaka oluyordu. Ama şu an öyle değil maalesef. Bireysel yaşıyoruz ve birçok kadın hayatında bir bebeği bile kucağına almadan anne olabiliyor. O yüzden de maalesef beklendiği gibi olmayabiliyor. Bazen emzirmeye sadece mekanik bir olay gibi bakılıyor. Bebeğin memeyi emmesi ve karnını doyurması gibi. Bu, bu kadar basit bir süreç değil, çok başka boyutları var. Annenin nasıl hissettiği, bebekle nasıl bir bağ kurduğu, bebeğin anneye dokunmasının ne kadar önemli olduğu hep unutuluyor. O yüzden de birçok şeyi kaçırmamak için doğumdan önce emzirme eğitimi almalarını da çok önemsiyorum.



Sırası gelmişken DOULA’lıktan bahseder misiniz? Nedir Doula?

Doula Eski Yunancada “hizmet eden kadın” anlamına gelir. Doula, kadına doğum boyunca ve doğum sonrası dönemde profesyonel olarak destek olan kişidir.

Bir doula, kadını hamileliğin ilerleyen dönemlerinde doğum için hazırlamaya başlar. Doğum esnasında da yanında olarak onu yönlendirir, nefes alış-verişlerini düzenlemesine ve kasılmalarla baş etmesine yardımcı olur. Kadını masajla, bası noktaları, gevşeme, nefes teknikleri uygulayarak rahatlatır. Gerekirse suyun gücünden faydalanır, korkularını yenmesini sağlar.

Bu eğitimleri almanın sağladığı faydalar nelerdir?

Kadının öncelikle kendine olan güveni yükseliyor. Bunun yapabileceğine olan inancı oluşuyor. Özellikle doğumu durduran ve aslında birçok doğumun zor olmasına sebep olan doğum korkusu ortadan kalkıyor ya da kontrol edilebilir hale geliyor. Korkusuz bir doğum ile hormonlar ve beden olması gerektiği gibi çalışıyor, çok daha kolay bir doğumun kapıları açılıyor. Kadınlar bu öğrendikleriyle nasıl bir doğum yapmak istediğine karar veriyor ve doğumun sorumluluğunu alıyorlar.  

Eğitimde doğumu kolaylaştıran yöntemleri öğreniyorlar ve bu süreçte babalar da doğum koçu olarak eşlerine çok güzel destek olabiliyor. Çünkü gerçekten o doğum anında birbiriyle bütün olmak ve heyecanı birlikte yaşamak çiftleri birbirine bağlıyor. Bu anlamda da çok büyük katkısı oluyor.

Doula’lığını yaptığım, doğuma hazırlık eğitimi alan kadınların doğumlarında süreci büyük bir beceriyle yönettiklerini gözlemliyorum. Gerçekten eğitim birçok şeyi değiştiriyor.

Yaklaşık 10 yıldır birçok farklı doğumda ailelere destek oldum. Eğitim sonrası oluşan bilinçli doğum tercihlerine saygı duyarak nerede doğurmak isterlerse hayallerindeki gibi bir doğum yaşamaları için onlara destek oldum. Birçok evde suda doğum, aktif doğum, hypno doğum, lotus doğum ve sezaryen doğuma eşlik ettim. Keşkesiz doğum deneyimleri yaşamaları ve aşk ile bebeklerine kavuşmaları için profesyonel olarak onlara destek olmaktan büyük mutluluk duydum. Bebeklerin nasıl dünyaya geldiği çok önemli, bu ana yatırım yapmak çok kıymetli, çünkü o an bebeğin tüm hayatını etkiliyor. Bu olağanüstü anlarında ailelere destek olmak benim için bu yüzden çok kıymetli.

Biraz hamile pilatesi hakkında konuşalım. Hamile pilatesi nedir?

Kadının doğum yapabilmesi için bedeninin güçlü olması gerekiyor. Doğum efor isteyen bir eylem. Bir maratona katılacaksanız öncesinde iyi bir hazırlık yaparsınız değil mi? Doğumda da olması gereken budur. Doğumda bacakların güçlü olması, eklemlerin daha esnek olması, doğru doğum pozisyonlarında uzun süre kalabilmesi için tüm beden kaslarının güçlü olması gerekir. Güçlü karın kasları bebeği itmesinde kadına yardımcı olacaktır. Pilates doğuma ve doğum sonrasına yatırım yapacağınız harika bir egzersiz türlerinden biridir.



DOĞRU POSTÜR İÇİN HAMİLE PİLATESİ

Düşük riski ihtimaline karşı ilk 3 ay genelde egzersiz çok önerilmiyor, fakat kişinin daha öncesinde bir spor geçmişi varsa doktor onayıyla daha erken haftalarda da başlanabiliyor. Bunlar çok efor isteyen egzersizler olmuyor. Belli noktalarda bedeni destekliyoruz. Çünkü ağırlık merkezi değişiyor beden büyüdükçe. Doğru postür için hamile pilatesi çok önemli. Şöyle ki, kadınların birçoğu hamilelik sürecinde öne doğru eğiliyorlar. Memeler büyüyor, karın büyüyor, beden öne doğru eğilmeye başlıyor. Eğer omurga, iskelet sistemi ve kaslar sağlam değilse, hormonal dengenin değişmesi ve kalsiyum kaybıyla birlikte birçok kadının postürü değişiyor. Aynı zamanda rahmi ve idrar kesesini tutan iç pelvik kasların da çalışılması gerek ki doğum sonu dönemde yaşanabilecek yakınmaların önüne geçilsin.  O yüzden bu dönemde bedensel olarak kendilerini güçlendiriyor olmaları hem kolay bir doğumun kapısını açıyor hem de doğum sonrası dönemde, emzirme sürecinde ve sonrasında beden yakınmalarını azaltıyor.

Peki, doğum sonrasında ailelere nasıl bir destek sağlıyorsunuz?

Doğum sonrası hizmetlerimden biri emzirme danışmanlığı. İki tür emzirme danışmanlığı veriyorum. Birincisi, emzirmeye doğru başlama ve sürdürme için en erken zamanda emzirme sürecine dahil oluyorum. Aileler öncesinde bunun için randevu tarihi alıyorlar. Doğumdan sonra, en erken zamanda, bazen hastanede, bazen eve çıktıklarında ev ziyaretiyle doğum sonrası emzirme hizmetime başlıyorum. 2-3 saat kadar anneyle birlikte oluyorum ve emzirme eğitimi veriyorum.

Emzirme nasıl yapılır? Pozisyon uygun mu? Bebek doğru kavranıyor mu? Memede sorun var mı? Bebek yeteri kadar sıvı alıyor mu? İyi beslendi mi? Mama kullanımı olduysa eğer bunu geriletmek için neler yapabiliriz? Bütün bu sorular etrafında konuşuyor ve ona göre de bir yol haritası belirliyoruz.

İkincisi, bir sorun yaşadıklarında ailelerim bana ulaşıyor, soruna yönelik çalışma başlatıyoruz. Burada bebeğin kaç aylık olduğunun bir önemi olmuyor ne zaman destek almak isterlerse çalışabiliyoruz. Emme güçlüğü, kilo alamama, mama kullanımı, meme sorunları, süt arttırma, meme reddi gibi birçok sorun için danışmalık veriyorum. Her iki danışmanlık durumunda da önce ev ziyareti yapıyorum, sonrasında da online olarak bir hafta boyunca takip ediyorum. Aile bana günlük listeler gönderiyor, videolar atıyor ya da görüntülü görüşmelerle durumlarını takip ediyorum. Anneyle, bu süreci nasıl yönetiyor, anlattıklarımı nasıl uyguluyor, nerede zorluk yaşıyor, hangi alanda desteğe ihtiyacı var görmek için iletişimimi sürdürüyorum. Emzirme dışında da birçok konu ile ilgili her an ulaşıp danışabilecekleri güvendikleri birinin olması ailelere çok iyi hissettiriyor. Ayrıca emzirme sorunları kişiye özel oluyor, her bebek kendine özel, her doğum öyküsü farklı, her ailenin dinamiği başka. Bu yüzden emzirme sürecinde genel bilgilerle hareket etmek yerine kendi sorunlarına yönelik profesyonel destek almak her şeyi çok daha kolaylaştırıyor.

“MATERNITY NURSE OLARAK ANNELERİ DİNLENDİRİYORUM”

Doğum sonrasında verdiğiniz diğer destekler nelerdir?

Doğum sonrasında aynı zamanda bebek bakımıyla ilgili de destek veriyorum. Maternity Nurse deniyor buna, yani yeni doğan bebek bakımı. Bu süreçte gerçekten anneler çok uykusuz kalıyor, beslenmelerine çok dikkat edemiyor, kendi öz bakımlarına bile fırsat bulamıyor. Çünkü bebek çok yoğun bir şekilde emmek istiyor. Çok yoğun bir şekilde bakıma ihtiyaç duyuyor. Bu aşamada ailelere profesyonel olarak bebek bakımı konusunda destek oluyorum. 10 saatlik ziyaretler yapıyorum. Bu 10 saatlik ziyaretlerde; bebek banyosu, pozisyonu, kundaklama, giydirme, alt değiştirme, saç bakımı, tırnak kesimi gibi işlerle ilgileniyor ve bu konuda bilgilendirmeler yapıyorum. Genel olarak bütün her şeyi hem aileye öğretiyorum hem de o gün anneyi dinlendiriyorum. Eğer anne gece uyumak istiyorsa, bebek benimle kalıyor, bebeğin beslenmesini ben yapıyorum ya da emzirmek istiyorsa anneyi beslenme saatinde uyandırıyorum. Maternity Nurse olarak gece ve gündüz seçenekleriyle bu hizmeti ailenin talebine göre1 aylık, 2 aylık, 4 aylık gibi periyotlarla sunuyorum.



Sizin bir de “bebek masajı” hizmetiniz bulunuyor. Bebek masajı nedir?

Bebek masajı eğitimlerimi Türkiye'de grup eğitimleri olarak yapıyordum. Burada ailelere birebir yapıyorum. Tabii bunun için uygun koşullar olursa grup eğitimi de yapmak isterim. Bebek masajının hem bebeğin nörolojik gelişimi açısından hem de gaz problemlerinin çözülmesi açısından çok yararı var. Bebek masajı için adeta gaz problemlerini çözmek için ailenin elinde bulundurduğu sihirli bir dokunuş diyebiliriz.

BEBEK MASAJI: “BESLEYİCİ TEMAS”

Dokunmanın çok güzel bir büyüsü var, “besleyici temas” diyoruz biz buna. Bebek masajını anne veya baba düzenli olarak yapabilir. Bunu bölge bölge öğretiyorum ve dört oturumla aktarıyorum. Her oturumda farklı bir bölge konuşuyoruz ve aynı zamanda sadece masajı öğretmiyorum. Örneğin bebeğin duygu durumunu konuşuyoruz, ağlamalarını konuşuyoruz. Bebek ne demek istiyor? Ağlamasını çoğu kez aslında bizler bir problem gibi görüyoruz. Ama aslında aileler ağlamanın bebek için ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu fark ediyorlar. Hangi duygu durumunda bebeğe masaj yapabiliriz?  Mesela ben masaja gittiğim zaman aile “ben yapmak istiyorum ama durmuyor” diyor. Bunun da bir tekniği var. Önce annenin buna hazır ve aynı zamanda bebeğin uygun duygu durumunda olması lazım. Bebek ağlıyorken ya da huzursuzken ona masaj yapmak isterseniz rahatlaması mümkün değil. Önce onu rahatlatmak gerekiyor. Bunun dışında ailelerle genel olarak bebek gelişimi hakkında konuşuyoruz. Her oturumda masaj tekniklerinin yanında farklı bir konuyu ele alıyoruz ve bu ebeveynlere çok büyük katkı sağlıyor. Masajla birlikte bebeklerinin rahatladığını görmek annelere çok iyi hissettiriyor.

“BÜTÜN BU SÜRECİ AİLEYLE BİRLİKTE YAŞIYORUZ”

Birlikte çalıştığınız ailelerden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Örneğin emzirmeyle ilgili mesela çok ciddi sorunlar yaşayıp benden destek aldıktan sonra problemsiz bir şekilde uzun bir dönem bebeğini emziren anneler, “Özge Hanım çok sağ olun bebeğim hâlâ emiyor ve siz bana o dönemde destek olmasaydınız belki ben bebeğime anne sütü veremeyecektim” diyorlar. Türkiye’de ilk doğumlarına yardımcı olduğum aileler ikinci doğumları için çağırıyorlar; gidebildiklerim oluyor, gidemediklerim oluyor. Bunlar da bizim işimizin en büyük motivasyon kaynağı. Tabii bunlar arada aileyle bir bağ kurmadan olamaz. Onların evini görüyorum, aile yaşantılarını görüyorum, doğuma ilişkin nasıl bir bakış açıları olduğunu görüyorum, bu süreci birlikte yaşıyoruz, anneye dokunuyorum, masaj yapıyorum, gözyaşlarını siliyorum. Özetle, aileyle profesyonel desteğin yanında, duygusal bir bağ da kuruyoruz. Ve sanırım bu bağ hepimize çok iyi geliyor...

 

Telefon:                 07417418707

Web:                      https://www.alyadoulaservices.co.uk/

Instagram:             @alyadoulaservices.uk

E-posta:                 info@alyadoulaservices.co.uk

 

 *Bu söyleşi ilk defa 2 Kasım 2023 tarihinde Olay gazetesinde yayınlanmıştır. 

“Anne-baba adayları hayatlarına daha kolay uyum sağlıyor” | Olay Gazetesi Turkish Newspaper in London


 



Göç kararı alırken en çok yapılan beş yanlış

Hiç yorum yok

Bu yazıda, göç kararının alınmasından göç edilene kadar geçen süreçte en çok yapılan beş yanlışa değineceğiz.



 Göç yazınında kimler göç eder? sorusuna verilen cevaplar muhteliftir. Bir kişinin göç etmesi için; beşeri (eğitim ve vasıf), finansal (para), sosyal (tanıdık, akraba vs) sermayelerden en az birine sahip olması beklenir. Bunun yanı sıra kişinin fiziksel engelinin olup olmadığı, yaşı, kişilik özellikleri, geçmiş göç deneyimleri gibi birçok faktör göç kararı almasında etkili olur.

Göç etmede cesaretlendirici rol oynayan bazı faktörler de vardır. Örneğin göç etmiş akrabaların veya tanıdıkların olması cesaretlendirici rol oynayabilir. “Onlar yaptıysa ben de yaparım”, “bir deneyeyim ne kaybederim ki” gibi ruh halleri göç kararını perçinleyebilir.

 Bu yazıda, göç kararının alınmasından göç edilene kadar geçen süreçte en çok yapılan yanlışlara değineceğiz.


 1) “KERVAN YOLDA DÜZÜLÜR, HELE BİR YOLA KOYULALIM, GERİSİNİ YOLDA HALLEDİRİZ”

En sık yapılan yanlışlardan biri, göç edilecek ülkeye ilişkin yeterince bilgi  sahibi olmadan, yeterli hazırlık yapılmadan yola koyulmaktır. Cahil cesareti diyebileceğimiz bu tutumun içinde olanlar, “herkes nasıl hallettiyse, ben de bir şekilde hallederim” diyerek kendisini motive edebilir. Ancak gerçekçi bir analiz yapmamak ileride doğacak birçok sorunun ana nedenidir.

 

2)  “TANIDIKLARIM VAR NASIL OLSA BAŞIM SIKIŞTIĞINDA YARDIMCI OLURLAR?”

Elbette akrabalar ve tanıdıklar göç edenlerin yaşamlarını kolaylaştırırlar. Göç edilen yerin seçiminde sosyal bağlantılar son derece etkilidir. Ancak bu, söz konusu sosyal bağlantıların her zaman beklentilerinizi karşılayacağı anlamına gelmez.

Gelin bu konuya yakından bakalım. Yaptığım göçmen görüşmelerinde sosyal bağlantı soruları muhakkak yer alır. “Göç ederken ve ettikten sonra burada yaşayan bir tanıdığınız var mıydı? Size yardımcı oldu mu?” gibi sorulara görüşmecilerin çok büyük bir kısmı “evet” cevabını verirler. “Peki, şimdi aranız nasıl?” diye sorduğumda, görüşmeci bu sırada derin bir nefes alır ve genellikle “artık pek görüşmüyoruz”, “aramız pek iyi değil”, “kavga ettik” gibi cevaplar verir. Bunun birçok nedeni vardır; örneğin göç eden kişinin geleceği ülkedeki gündelik hayatı, ekonomik ve sosyal ilişkileri pek hesaba katmaması bunlardan biridir. Burada empati yoksunluğu karşılıklı çatışmanın en önemli sebebidir. Ev sahibi, göç eden kişinin alışık olmadığı bir kültürle karşı karşıya olduğunu unutur, göç eden kişi ise ev sahibinin kendi ülkesindeki gibi davranmasını bekler. Velhasıl kaçınılmaz olan bu çatışmalar, dargınlıklara dönüşebilir.

 

 



3)     “DİLİM İYİ DEĞİL AMA BİRKAÇ AYDA HALLEDERİM NASIL OLSA”

Dil yeterliliği, göç konusundaki en önemli parametrelerden biridir. Çünkü göç edilen ülkenin dilini bilmek o ülkeye uyum sağlamayı ve iş bulmayı çok daha kolay hale getirir. Ancak dil sorunu varsa kişi potansiyelinin altında işlerde çalışacağı gibi hayatının büyük bir kısmında “etnik ekonomi sömürüsü”ne maruz kalabilir.

“Dil bilmiyorum ama atla deve değil, birkaç ayda hallederiz” diyerek göç edenlerin büyük çoğunluğu ne kadar zor bir karar verdiklerinin farkında bile olmuyorlar. Bunun cezasını da çok uzun yıllar potansiyellerinin çok altında işlerde, uzun süreli ve ucuz işgücü olarak çalışarak ödüyorlar.

Dil, birkaç ayda öğrenilemeyeceği gibi bu şekilde yoğun bir çalışma hayatına giren kişi dil öğrenmek için zaman ve ortam bulamayabilir. Etnik ekonomi içinde kalan binlerce göçmen maalesef aradan geçen onlarca yıla rağmen hâlâ bulunduğu ülkenin dilini tam olarak konuşamamaktadır.

 

4)    “SOSYAL MEDYADAN YETERİNCE BİLGİ SAHİBİ OLDUM.”

Sosyal medyada göçmenlerin işlerini kolaylaştıracak çok değerli içerikler yer alıyor. Bu tür tecrübe paylaşımları sayesinde birçok göçmen aynı hatalara düşmeden veya verilen ipuçlarını kullanarak onlar için yeni olan ülkenin işleyişi hakkında çabucak bilgi sahibi olabiliyorlar. Ancak burada da olguların genellenmesine ilişkin kafa karışıklıkları ortaya çıkıyor. Örneğin birinin “beş dakikada banka hesabı açtım”, “bir günde ev kiraladım”, “üç günde sigorta numaramı aldım” türünden videosunun izleyerek cesaretlenen kişi göç ettikten sonra kazın ayağının hiç de öyle olmadığını görebiliyor. Aynı şekilde göçmenlerin oluştukları sosyal medya gruplarındaki paylaşımlarda bilgi kirliliğinden geçilmiyor veya özel olguların genellenmesinden dolayı yanlış yönlendirmeler söz konusu olabiliyor.

 




5) “BENİM GİBİ GÖÇ EDENLER NASIL BULDUYSA BİR ŞEKİLDE BİR İŞ BULURUM.”


En sık düşülen hatalardan biri de kişinin işini hazır etmeden göç etmesidir. Burada da yolun başında genellikle iyimser bir hava hakimdir. “Nasıl olsa iş bulurum, açıkta kalacak değiliz ya” şeklindeki düşünce, sermayeden yenen günlerin sayısı artıp bulunulan ülkedeki koşulların hiç de beklendiği gibi olmadığı görüldükçe yerini endişeye bırakır. Bu sefer, panikle potansiyelin çok altında işler aramaya girişilebilir. Burada dikkat edilecek bir başka husus ise, insanların bu çaresizliğinden yararlanan simsarların eline düşmemektir. Sözünün ettiğimiz bu simsarların oraya daha önce göç eden aynı toplumun üyesi olduklarını hatırlatmaya gerek yok sanırım.

Özetle; beşeri, fiziksel ve sosyal sermayelere sahip olsun ya da olmasın göç kararı vermeden önce kişilerin mevcut durum analizlerini de iyi yapmaları gerekir. “Orada nerede yaşayacağım?”, “Sosyal çevrem nasıl olacak?”, “Uyum sorunu yaşar mıyım?”, “Geçimimi nasıl sağlayacağım?”, “Ekonomik olarak zorlanırsam bunun üstesinden nasıl gelebilirim?”, “yeni ülkenin ekonomik, siyasal, bürokratik yapısı hakkında yeterince bilgi sahibi miyim?” gibi birçok sorunun cevabına ilişkin kafa yorulmazsa daha sonra hayal kırıklıkları yaşanabilir.

Sözünü ettiğimiz mevcut durum analizi, nesnel koşulları hesaba katıp bunun üzerine kişinin kendi potansiyelini teraziye gerçekçi bir şekilde koyabildiği ölçüde başarılı olacaktır. Aksi takdirde göç sonrasında umulanla bulunan arasında bir uçurum oluşması kaçınılmazdır.


* Sizin göçmenlik deneyiminiz nasıldı, yorumları aşağıya bekliyoruz...  



Home Office mağduru Ankara Anlaşmalı: Başına gelmeyen kalmadı

Hiç yorum yok

Vize uzatma başvurularının sonucunu aylarca beklemeleri ve Home Office memurlarının objektif kriterlere uymayan kararları birçok Ankara Anlaşmalının mağduriyet yaşamasına yol açıyor. Bu mağduriyeti birçok bakımdan yaşayanlardan biri olan Neslihan Yiğit ile başından geçenleri konuştuk.

 


Tuncay Bilecen

 

 

Ankara Anlaşmalıların vize uzatma başvurularının sonucunu aylarca bazen yıllarca beklemeleri ve Home Office memurlarının keyfi kararları uzun zamandır kamuoyunun gündemini meşgul ediyordu. Milletvekili Feryal Demirci Clark’ın bu konuda Home Office’e çeşitli sorular yöneltmesine ve konuyu gündemde tutmasına rağmen yaşanan mağduriyetler tam anlamıyla ortadan kalkmış değil. Neslihan Yiğit de Home Office mağdurlarından biri. Ciddi sağlık sorunları yaşamasına ve aile bireylerini kaybetmesine rağmen hızlandırma taleplerine cevap alamayan ve bu süreçte mağduriyetleri katlanan Neslihan Yiğit’le başından geçenleri konuştuk.

Ankara Anlaşmasına ne zaman başvurmuştunuz?

Ankara Anlaşmasına Türkiye’den başvurdum. Dosyam birkaç ay içinde kabul aldı ve 9 Ocak 2020’de Londra’ya geldim.

Anlaşmaya hangi alandan başvurmuştunuz?

Sanat üzerine başvurdum. Hem resim öğretmenliği hem fotoğrafçılık gibi alanları içeren zengin bir dosyam vardı.

Sizin Home Office ile halihazırda devam eden bir davanız var? Birçok mağduriyet yaşadığınızı biliyorum. Bu süreçten biraz söz eder misiniz?

Buraya geldiğimde pandemi süreciydi, epey zorlu bir dönemdi ama online derslerimle bir şekilde götürüyordum. Sonra senemi doldurmak üzereyken Aralık ayında tekrar uzatmaya başvurdum.

Başvurumdan birkaç ay önce sağlık sorunlarım nedeniyle Eylülde Türkiye’ye gittim. Sol kalçamda kalça protezi var. Bununla ilgili olarak altı defa ameliyat olmuştum. Türkiye’deki doktor acilen ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Ancak öyle bir vaktim olmadığı için hemen Londra’ya dönüp uzatmaya başvurdum. Bu sırada şöyle düşünüyordum; uzatmaya başvuracağım, üç – dört ay sürecek, ardından da Türkiye’ye gidip ameliyat olabileceğim. Maalesef öyle olmadı. Aralıkta başvurdum, bekleme sürecine girdim. Ancak bir türlü netice alamadım.

Hızlandırma talebinde bulundunuz mu?

Uzatma sürecinde, kalçamdaki kalça protezi ciddi ağrılar yaratmaya başladı. Kendi başıma ayakta duramaz hale geldim. Kullandığım ağrı kesiciler ağrıyı sadece hafifletiyordu. Bu arada, benden 6 yaş büyük olan ağabeyimi Covid nedeniyle kaybettim. Onun öncesinde anneannemi kaybetmiştim. Burada beklerken, ayrıca iki defa Covid geçirdim. Ağabeyimin cenazesine gidebilmek ve Türkiye’de acilen ameliyat olabilmek için Home Office’e defalarca email gönderdim.

Bu maillerde sağlık durumuma ilişkin raporlar da yer alıyordu. Türkiye ve İngiltere’deki doktorlardan resmi yazılar ve raporlar aldım. Dört – beş defa hızlandırma talebinde bulundum, herhangi bir yanıt alamadım.

Hızlandırma taleplerinize hiç mi yanıt almadınız?

2020 yılının Aralık ayında vize uzatma başvurusunu yapmıştım. Rahatsızlığım nedeniyle ilk hızlandırma talebimi 2021 yılı Şubat ayı başında yaptım. Bu ilk başvuruma yanıt verdiler, ancak dosyamı hemen incelemeye almayıp beni bir ay sonra 2021 yılının Mart ayında mülakata çağırdılar.

Benim o mülakata hangi psikolojiyle katıldığımı tahmin ederseniz. Otuz altı yaşındaki abimi kaybetmişim. Sağlık sorunları yaşıyorum. Kalça protezimden dolayı dayanılmaz ağrılar içinde zar zor yürüyebiliyorum. Psikolojim darmadağın. Bana orada kırktan fazla soru soruldu. Elimden geldiğince sorulara yanıtlar vermeye çalıştım. Söz verilmesine rağmen bana mülakat tutanağını göndermediler. Böylece mülakat sırasında heyecandan yanlış bir şeyler söylemişsem de bunu düzeltme hakkım elimden alınmış oldu. Bununla ilgili yalvarmalarıma yakarmalarıma ve defalarca gönderdiğim maillerime de cevap vermediler. Bu süreçte anlaşmayı yakıp Türkiye’ye dönmeyi çok düşündüm. Ama bu kadar mağdur olmuşken Home Office’e teslim olmak istemedim.

Sonucu beklerken sağlığınız ne durumdaydı?

Mülakattan sonra, sağlık durumum ve ağabeyimin kaybını dikkate alarak, dosyamı hızlandırmaları gerekirken, hiçbir şey yapmadan beni 6 ay kadar daha beklettiler. Durumum çok ağırlaşmıştı. Ağrı kesiciler dahi artık işe yaramaz hale geldi. Doktorlar beni ameliyata almak zorunda kaldılar. Devlet hastaneleri tamamen dolu olduğu için İngiliz Sağlık Bakanlığı acilen beni özel hastaneye aktardı. Tek başıma ameliyat olmak zorunda kaldım. Çok ağır bir ameliyat geçirdim. Hastanede 4 gün yattım, etrafımda bana bakacak hiçbir aile bireyim yoktu.

Başvuru ve mülakat sonucu ne zaman geldi?

Daha önce de söylediğim gibi 12 Aralık 2020’de uzatma başvurumu yaptım. Sağlık sorunlarından dolayı 26 Aralık 2021’de ilk hızlandırma talebinde bulundum. Bu ilk talebimi kabul ettiler, ama dosyama bakan memur, dosyamı hızlandırmak ve en kötü ihtimalle, bana 1 yıl uzatma verip, tedavimi olmama olanak sağlamak yerine, beni 1 ay sonra mülakata çağırmayı tercih etti. Bu mülakata 12 Martta gittim. Mülakatı yapan bayan, durumuma çok üzüldü, geçmiş olsun dedi ve mülakat notunda benim durumumu dosyama bakan memura ileteceğini söyledi. 10 gün içinde bana mülakat tutanağımın bir kopyasını da göndereceklerini söylediler.

Mülakat tutanağım bana gelmeyince, hem durumumu açıklayan hem de mülakat tutanağının gönderilmesini talep eden 2 ayrı email daha gönderdim. 5 Nisan ve 6 Mayıs 2021 de gönderdiğim bu 2 ayrı emaile de yanıt verilmedi. Çaresiz ve yalnız bırakıldım. Tüm insani ve merhamet talep eden çabalarım yanıtsız kaldı.

Ağrılarım artık dayanılmaz hale geldiği için, 26 Temmuz 2021 de İngiltere’deki doktorlar beni acilen ameliyata aldılar. Devlet hastaneleri dolu olduğu için ameliyatım zorunlu olarak özel bir hastanede yapıldı.

Bu arada acil inceleme taleplerim de devam etti. En son olarak 2 Ekim 2021 de adeta yalvaran bir email gönderdim. Nihayet, dosyama bakan memur, beni 10 ay kadar beklettikten sonra 13 Ekim 2021 de ret kararını verdi.

Bu ret kararına itiraz ettiniz mi?

Evet, avukatlarım 25 Ekimde itiraz dilekçemi verdiler. Ama bu sefer de itiraz için 9 ay daha beklemek zorunda kaldım. Bu itirazım da reddedildi. Şu anda mahkeme sürecindeyim.

Anlayacağınız, bunca sağlık sorunlarıma, ağabeyimin vefatına yani en insani taleplerime rağmen toplamda 2 yıla yakın bir suredir, başvurumun adil bir şekilde incelenip sonuçlanması için bekliyorum.

Avukata başvurdunuz mu?

Garth Coates Avukatlık firmasında 3 farklı avukat dosyamla ilgileniyor. Konuyu takip eden ekipte Tamer Ulay Bey beni çok iyi anladı ve dosyamdan umutlu olduğunu söyledi. Artık bu davanın takipçisi olacaklarını söyledi.

Son olarak bundan sonrası için beklentiniz nedir?

Bundan sonraki süreç için beklediğim tek şey adalet. Adaletin hepimize eşit işlemesini istiyorum. Haksızlığa uğrayan herkesin sonucu olumluya dönsün. Aynı olgular karşısında neden memurların biri başka öbürü başka karar veriyor? Bu kadar çaba vermişken, zor koşullarda işimi yapmışken benim işimi yaptığıma bile inanmadılar. Üstüne üstlük dosyamda zaten bulunan konuları mülakatta soru olarak sordular.

Ret kararına yaptığım itirazı inceleyen bir başka memur, dosyamın sonuçlanması için bu kadar süre beklemek zorunda kalmamın ve dosyamdaki gecikmelerin olmaması gereken talihsiz şeyler olduğunu itiraf ediyor. Yani, Home Office’teki bir memur dahi, olmaması gereken prosedürün bende olduğunu kabul etti. Ben, kişisel olarak, dosyama bakan ilk memurun ırkçı ve taraflı bir karar verdiğini düşünüyorum. Bu memurla yüzleşmeyi ve aynı şeyleri kendisi yaşasaydı neler hissedeceğini bilmek isterim. Bu haksız ve merhametten uzak ret kararının iptali için var gücümle çalışacağım, çünkü İngiltere’de merhametli ve adalet sahibi insanların daha fazla olduğuna inanıyorum.

Sonucum olumluya dönerse geç de olsa abimin, anneannemin mezarını ziyaret edebileceğim, ailemi görebileceğim ve sağlık sorunlarımı Türkiye’de daha hızlı ve iyi bir şekilde çözebileceğim.

Bu süreçte iyi olmaya çalışıyorum. Bütün bu çabamın karşılığında her şey olumluya dönecek diye umuyorum. Biliyorum, benim yaşadıklarıma benzer şeyler yaşayan çok Ankara Anlaşmalı var ama benim kendi deneyimim gerçekten üst üste gelen birçok acı olaydan oluşuyor. Benim gibi mağdur edilen herkes için bir an önce adaletin tecelli etmesini istiyorum.

 


 👉Söyleşiyi Spotify'dan dinlemek için tıklayın

 

“Neden Tiyatro?" Söyleşisi Stoke Newington’da DB Music’te

Hiç yorum yok

Stoke Newington – Stoke Newington’ın gözde müzik ve sanat mekanı DB MUSIC, 12 Temmuz akşamı tiyatroseverler için özel bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Saat 19:00'da başlayacak olan "Neden Tiyatro?" başlıklı söyleşide, tiyatro dünyasının değerli tiyatrocuları Philip Arditti, Eda Çatalçam ve Fatih Dönmez bir araya gelecek.



Geçtiğimiz haftalarda Tower Theatre’da düzenlenen Mevsimlik Oyuncular Tiyatro Haftası'nın yankıları halen sürerken, bu etkinlikte de tiyatroya dair derinlemesine bir tartışma gerçekleştirilecek. Tiyatro sanatının büyüleyici dünyasını keşfetmek isteyen herkes, bu söyleşi ile tiyatronun neden bu kadar özel olduğunu ve her performansın ardındaki anlamları sorgulayacak.

Söyleşinin konusu olan "Neden Tiyatro?", sanatseverleri tiyatronun kendini sürekli yenileyen ve dönüştüren doğasını anlamaya davet ediyor. Her seferinde farklı yanıtlar bulduğumuz bu soruya birlikte yanıt aramak ve tiyatronun büyüsüne kapılmak için bu etkinlik kaçırılmamalı.

DB MUSIC, bu özel buluşma için kapılarını 12 Temmuz’da açacak. Etkinlik, hem tiyatroseverler hem de bu sanat dalına ilgi duyan herkes için unutulmaz bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Etkinlik Bilgileri:

· Tarih: 12 Temmuz

· Saat: 19:00

· Mekan: DB MUSIC, 24 Stoke Newington High St, London N16 7PL

· Konuklar: Philip Arditti, Eda Çatalçam, Fatih Dönmez

 

İngiltere seçimlerinin gösterdiği: “göçmenlere yönelik ırkçı ve ayrımcı söylemler artabilir"

Hiç yorum yok

 Birleşik Krallık’ta 4 Temmuz’da gerçekleştirilen erken genel seçimi tahmin edildiği üzere muhalefetteki İşçi Partisi kazandı. Ülke genelinde büyük bir başarı elde eden İşçi Partisi, kesin olmayan sonuçlara göre 10 milyona yakın oyla 412 milletvekili çıkartarak 14 yıllık Muhafazakâr yönetimi sona erdirdi. Bu sonuçlara göre İşçi Partisi, Parlamento’daki milletvekili sayısını 211 MP daha artırdı. Büyük bir hezimete uğrayan Muhafazakâr Parti’nin milletvekili sayısı 250 MP kaybıyla birlikte 121’e düştü. Seçimin diğer kazananları ise Liberal Demokratlar ve göçmen karşıtı söylemleriyle bilinen Farage'ın liderlik ettiği Reform Partisi oldu.



14 yıllık iktidar yorgunluğu içindeki Muhafazakâr Parti, Brexit’te vaat ettiği hiçbir şeyi gerçekleştirememiş, pandemi sürecinde bozulan İngiltere ekonomisi bir türlü toparlanamamış, NHS’te kendilerine sıra gelmesine bekleyen hastaların sayısı milyonları aşmış, ülke büyük bir evsizlik kriziyle karşı karşıya kalmıştı.

İşçi Partisi dışında 4 Temmuz seçiminin galipleri arasında Liberal Demokratlar ve Nigel Farage’nin Reform Partisi yer alıyor. Bu seçimde, 63 yeni sandalye daha kazanarak milletvekili sayılarını 71’e yükselten Liberal Demokratlar özellikle Güney İngiltere’de birçok yeni bölgeden milletvekili çıkardı.

Brexit’in mimarlarından eski UKIP lideri Nigel Farage ise Reform Partisi’yle girdiği seçimde büyük bir başarı elde etti. Dört milyondan fazla oy alan (Liberal Demokratlardan yarım milyon fazla) Reform Partisi, İngiltere’deki seçim sistemi nedeniyle sadece 4 milletvekili çıkarabildi. Nigel Farage da ilk defa milletvekili seçilerek parlamentoya giren isimler arasında yer aldı. “İngiliz siyasetinin merkez sağında büyük bir boşluk var ve benim işim bunu doldurmak” diyen Farage, bundan sonra İşçi Partisi’nin oylarına göz dikeceklerini söyledi. 

Göçmen karşıtı söylemleriyle bilinen Farage’ın partisinin oylarının bu kadar yükselmesi Avrupa’da yükselen ırkçı ve göçmen karşıtı hareketin bir etkisi olarak okunabilir.  Önümüzdeki dönemde göçmenlere yönelik ayrımcı ve ırkçı söylemlerin artması kimse için sürpriz olmayacak.

  

 

VaakStage Festivali Kings Place'de

Hiç yorum yok

ArtStage ve Vaak Records, 6 Temmuz Cumartesi günü Kings Place'de düzenlenecek olan VaakStage Festivali'nin ikinci edisyonunu sunmaktan heyecan duyuyor. Festival, Kürt, İran ve Türk halk müziği ile doğaçlama müziği bir araya getiren benzersiz bir program sunacak. Festivalin bu yılki programında, yetenekli vokalist Gülseven Medar ve ünlü arp sanatçısı Tara Jaff ön plana çıkacak.

 


Gülseven Medar'ın Eşsiz Performansı

Gülseven Medar, performanslarında Mezopotamya ve çeşitli Anadolu dillerinden gelen halk şarkılarının zengin dokusunu ve geleneksel şarkı söyleme tarzlarının özünü dinleyicilere sunacak. Bu özel sahne için Medar'a arp sanatçısı Imogen Emmett, bağlama sanatçısı Orhan Bilge ve ünlü kontrbasçı, besteci, müzik direktörü ve şef Ardashes Agoshian eşlik edecek.

Medar, Kürt ve Alevi etnik kültürlerinin kucağında büyüyerek Türkiye’nin çeşitli Anadolu yörelerinden Türkçe ve Ermenice şarkıları geleneksel köklerine sadık kalarak yorumlamış, Türkiye'nin tanınmış müzik ustalarıyla iş birliği yaparak bu repertuarları titizlikle kaydetmiş ve albümlerine taşımıştır. Etkileyici sahnesi ve duygu yüklü sesiyle tanınan Medar, dünya çapında festivallere katılmış ve önemli müzik projelerinde yer almıştır. 2023 yılında kurduğu Gülseven Medar Quartet ile Türkçe ve Kürtçe halk şarkılarının ötesinde, kontrbas, arp ve tenbur enstrümanları için düzenlenmiş dokuz eserden oluşan bir albüm hazırlamıştır. Bu festivalde, dinleyenler Gülseven Medar Quartet'in vokal, kontrbas, arp ve tenburun yankılanan tınılarıyla harmanlanmış halk melodilerini dinleme fırsatı bulacaklar.



Tara Jaff ile Büyüleyici Bir Gece

Ünlü arp sanatçısı ve şarkıcı Tara Jaff, festivaldeki performansıyla dinleyicilere unutulmaz anlar yaşatacak. Jaff, Adib Rostami ile birlikte Kürt ve İran melodilerine dayanan doğaçlama sanatı üzerine odaklanacakları bir projede iş birliği yapacak. Bu özel performans, izleyicilere eşsiz bir müzikal deneyim sunacak.

VaakStage Festivali için biletler https://shop.kingsplace.co.uk/30665/30666 linkinden satın alınabilir. Bilet fiyatında %30 indirim için VAAKSTAGE30 promosyon kodunu kullanabilirsiniz. Müziğin sınırlarını zorlayan bu etkinliği kaçırmayın!

 

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan