Showing posts with label Londra. Show all posts
Showing posts with label Londra. Show all posts

Coşkun Aral Londra’da: "Fotoğrafın dünyayı Anlatma gücü"

No comments

25 May 2026

 Savaş muhabiri, gazeteci ve belgesel yapımcısı Coşkun Aral, CEFTUS’un düzenlediği özel etkinlik kapsamında Londra’da izleyicilerle buluşacak. “Art of Photography in Explaining the World” başlıklı etkinlikte fotoğrafın toplumsal olayları, insan hikâyelerini ve küresel değişimleri anlatmadaki rolü ele alınacak.



Centre for Turkey Studies (CEFTUS) tarafından düzenlenen etkinlikte, uluslararası alanda tanınan fotoğrafçı ve gazeteci Coşkun Aral, uzun yıllara yayılan saha deneyimlerinden hareketle görsel anlatıcılığın etik, kültürel ve anlatısal boyutlarını değerlendirecek. Özellikle savaş bölgeleri, insani krizler ve kültürlerarası perspektifler üzerinden fotoğrafın tarihsel hafızayı korumadaki etkisi üzerinde durulacak.

Etkinlikte ayrıca görsel medyanın kamuoyu oluşturma süreçlerindeki rolü, fotoğrafın toplumsal algıyı nasıl şekillendirdiği ve dijital çağda haberciliğin dönüşümü gibi konular da tartışılacak. Katılımcılar, söyleşinin ardından gerçekleştirilecek soru-cevap bölümünde Coşkun Aral’a doğrudan soru yöneltme fırsatı bulacak.

CEFTUS’un kamuoyunu küresel meseleler, kültür ve iletişim alanlarında uzman isimlerle buluşturmayı amaçlayan etkinlik serisinin bir parçası olan programın, medya ve fotoğraf meraklılarının yanı sıra akademisyenler ve öğrenciler için de ilgi çekici bir buluşma olması bekleniyor.



Etkinlik Bilgileri

  • Etkinlik: Art of Photography in Explaining the World

  • Konuşmacı: Coşkun Aral

  • Tarih: 10 Haziran 2026 Çarşamba

  • Saat: 19.00 – 21.00

  • Düzenleyen: Centre for Turkey Studies

  • Mekân: Yakında duyurulacak

  • Katılım: RSVP ile kayıt yapılması gerekiyor.

Anka Accountancy'dan Çiğdem Yenigün'le söyleşi: “Çoğu kişinin vize statüsü, muhasebe süreçlerinin doğru ilerlemesine bağlı"

No comments

Birleşik Krallık’ta iş kurmak, şirket yönetmek ya da freelancer olarak çalışmak isteyen pek çok kişi için muhasebe süreçleri çoğu zaman karmaşık ve yorucu olabiliyor. Özellikle göçmen girişimciler açısından bu süreç yalnızca finansal yükümlülüklerle sınırlı kalmıyor; vergi, şirket yapısı ve resmi bildirimlerde yapılacak hatalar, zaman zaman vize ve oturum süreçlerini de etkileyebiliyor.

 






Brighton merkezli Anka Accountancy, Birleşik Krallık genelinde sunduğu çok dilli, erişilebilir ve hızlı hizmet anlayışıyla, başta Türk girişimciler olmak üzere farklı topluluklardan işletme sahiplerine destek veriyor. Anka Accountancy’nin kurucusu Çiğdem Yenigün ile, şirketin sunduğu hizmetleri, göçmen girişimcilerin en sık karşılaştığı muhasebe sorunlarını ve doğru finansal danışmanlığın neden bu kadar önemli olduğunu konuştuk.

Çiğdem Yenigün


Anka Accountancy tam olarak ne yapıyor? Sizi farklı kılan ne?

Biz aslında müşterinin hayatını kolaylaştırıyoruz diyebiliriz. Çünkü Birleşik Krallık’ta muhasebe ve vergi süreçleri özellikle yeni başlayanlar için oldukça karmaşık olabiliyor.

Sunduğumuz hizmetler oldukça geniş:

  • Günlük muhasebe ve bookkeeping
  • Self Assessment dahil tüm vergi beyannameleri
  • Limited şirket kurulumu ve danışmanlık
  • VAT (KDV) kayıt ve beyan işlemleri
  • Payroll (bordro) süreçleri
  • Corporation tax ve kişisel vergi danışmanlığı
  • Rental income (kira geliri) beyanları
  • HMRC ile tüm yazışmalar ve temsil

Yani bir işletmenin ya da bireyin ihtiyaç duyabileceği tüm finansal süreçleri tek çatı altında topluyoruz.

Ama bizi asıl farklı kılan şey şu: mükelleflerimiz bize gerçekten ulaşabiliyor. Sorularına hızlı cevap alıyor, süreci anlayarak ilerliyor ve neyin neden yapıldığını net bir şekilde görebiliyor. Bizim için şeffaflık ve erişilebilirlik en önemli değerlerden biri.


Kimler sizinle çalışmalı? Özellikle kimlere hitap ediyorsunuz?

Birleşik Krallık genelinde farklı milletlerden oluşan geniş bir müşteri portföyüyle çalışıyoruz. Ancak özellikle Türkçe konuşan girişimcilerle güçlü bir bağımız var.

Özellikle Türkiye’den Birleşik Krallık’a gelen ve burada iş kurmak isteyen girişimcilere yoğun şekilde destek veriyoruz. Göçmen girişimcilerin karşılaştığı özel durumlar ve vize türlerindeki farklılıklar nedeniyle, standart bir muhasebe ofisinin çok sık karşılaşmadığı konular bizim günlük pratiğimizin bir parçası. Bu da bize önemli bir uzmanlık kazandırıyor.

Çünkü çoğu kişinin vize statüsü, muhasebe süreçlerinin doğru ilerlemesine bağlı. Biz de bu sürecin insanlar üzerinde nasıl bir stres yarattığını çok iyi biliyoruz. Bu yüzden sadece işlem yapan bir muhasebeci değil, süreci doğru yöneten bir çözüm ortağı olmaya odaklanıyoruz.

 

Bu bakımdan özellikle şu gruplar için oldukça faydalıyız:

  • Yeni iş kuranlar (start-up’lar)
  • Küçük işletme sahipleri
  • Freelancer’lar (yazılımcı, tasarımcı, danışman vb.)
  • Limited şirket sahipleri ve VAT’li şirketler
  • Influencer ve içerik üreticileri
  • Ek gelir elde edenler (side income)
  • Kira geliri olanlar
  • Self Assessment yapmak zorunda olan bireyler


Yeni bir iş kurmak isteyen biri size geldiğinde süreç nasıl ilerliyor?

En kritik noktalardan biri burası. Birçok kişi şirket kurarken yanlış bir yapı ile başlıyor ve bu da ileride ciddi maliyetlere ve sorunlara yol açabiliyor.

Biz sürece her zaman kişinin durumunu anlayarak başlıyoruz: Ne iş yapacak, gelir modeli ne, hedefi ne?

Sonrasında en doğru yapıyı belirliyoruz: sole trader mı olmalı, limited şirket mi kurmalı?

Ardından şirket kuruluşunu gerçekleştiriyor, HMRC kayıtlarını tamamlıyor ve süreci baştan sona yönetiyoruz. Ancak bizim yaklaşımımız burada bitmiyor. Biz kendimizi bir muhasebeciden çok çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz.

Şirket kurulduktan sonra da işletmenin türüne ve ihtiyaçlarına göre:

  • Payroll (bordro)
  • Pension (emeklilik) süreçleri
  • gibi konularda destek vermeye devam ediyoruz.

Ayrıca çözüm ortaklarımız aracılığıyla Immigration Advisor ve HR Solutions gibi alanlarda da destek sunarak, müşterilerimizin ihtiyaç duyabileceği tüm süreçlerde yanlarında oluyoruz. Yani sadece şirket kuran değil, işini sürdürülebilir şekilde büyüten bir yapı kurmalarını sağlıyoruz.

 

Vergi ve HMRC süreçleri birçok kişi için stresli. Bu konuda nasıl destek veriyorsunuz?

Evet, en çok stres yaratan konu bu diyebiliriz. Biz burada tamamen müşterinin yükünü alıyoruz:

  • Tüm beyanları zamanında ve eksiksiz hazırlıyoruz
  • HMRC ile tüm iletişimi biz yürütüyoruz
  • Gerekli durumlarda müşterilerimizi temsil ediyoruz

   

Mükellefin tek yapması gereken belgelerini bize iletmek.

Zaten aldığımız geri bildirimlerde en çok şu öne çıkıyor:
“Her zaman ulaşılabilirler, hızlılar, sürece hakimler ve çok net anlatıyorlar.”

Özellikle vize süreçleriyle bağlantılı durumlarda muhasebenin doğru ilerlemesinin ne kadar kritik olduğunu biliyoruz ve bu sorumlulukla hareket ediyoruz.


Peki neden Brighton? Bu lokasyonu seçmenizin özel bir nedeni var mı?

Aslında iş yapış şekli artık tamamen değişti. Fiziksel konumdan çok erişilebilirlik ve esneklik ön planda.

Birleşik Krallık’ın her yerindeki müşterilere hizmet veriyoruz. Brighton bizim merkezimiz, ancak hizmet alanımız tüm ülkeyi kapsıyor. Hatta yalnızca Birleşik Krallık ile sınırlı kalmayıp, başta Türkiye olmak üzere Avrupa genelinde Birleşik Krallık’ta iş kurmak ve yerleşmek isteyen girişimcilere de destek veriyoruz.

Bir de işin kişisel tarafı var. Brighton gerçekten çok keyifli bir şehir. Ofisimizin denize yakın olması, zaman zaman iş görüşmelerini kısa bir yürüyüşle birleştirmeyi mümkün kılıyor. Bu da hem bizim hem de müşterilerimiz için daha keyifli ve motive edici bir deneyim sunuyor. Ayrıca Londra’ya yakınlığı sayesinde, şehirden uzaklaşmadan farklı bir atmosferde görüşme yapmak isteyenler için de ayrı bir avantaj sağlıyor.

 


Telefon (Mobil): +44 7486 511501
Telefon (Ofis): 020 3633 0723
E-posta: info@ankaaccountancy.uk

Web: https://ankaaccountancy.uk/

Adres: 34, Curtis House, Unit 9 Third Ave, Hove, Brighton, BN3 2PD

 

Güler İnce ile Londra’da ailelere özel müze turları

No comments

24 May 2026


 


Sanat tarihçisi Dr. Güler İnce rehberliğinde düzenlenen “Londra Sanat Turları”, bu kez ailelere yönelik özel müze keşif günleriyle devam ediyor. Etkinlikler, Londra’da kültür ve sanat alanında çalışmalar yürüten organizatörler tarafından çocuklar ve yetişkinlerin birlikte katılabileceği şekilde hazırlandı.

Program kapsamında 30 Mayıs’ta The British Museum ziyaret edilecek. Tur boyunca Mısır, Mezopotamya ve Antik Yunan uygarlıklarına ait eserler incelenecek; mitolojik hikâyeler, tanrılar ve erken uygarlıkların izleri çocukların da takip edebileceği anlatımlarla ele alınacak.

31 Mayıs’taki ikinci durak ise Victoria and Albert Museum olacak. Bu turda Batı heykel sanatının Ortaçağ’dan Rönesans’a ve Klasik döneme uzanan gelişimi incelenecek. İnsan bedeninin sanattaki dönüşümü, estetik anlayışındaki değişimler ve form arayışları seçili eserler üzerinden değerlendirilecek. Program, Auguste Rodin’in heykelleriyle tamamlanacak.

Yaklaşık yedi yıldır Londra’da müze ve şehir turları düzenleyen Dr. Güler İnce, sanat tarihi alanındaki akademik birikimini bu çalışmalara taşıyor. Klasik müze gezilerinden farklı olarak bu turlarda eserler yalnızca tarihsel bilgilerle değil, dönemsel üslup özellikleri, düşünsel arka planları ve kültürel bağlamlarıyla birlikte ele alınıyor.

Turlar, müzeleri daha bilinçli ve derinlikli bir bakışla gezmek, çocuklarıyla birlikte sanat ve tarih üzerine düşünmek isteyen aileler ile sanatseverlere hitap ediyor.

Etkinliklerle ilgili bilgi almak isteyenler 07565 684099 numaralı telefondan ya da gulerince7@hotmail.com adresinden iletişime geçebiliyor.

Tony Howson’dan Londra’da şiir, müzik ve söyleşi gecesi

No comments

19 May 2026

 Londra’nın bağımsız kültür mekânlarından Hoxton Cabin, 24 Mayıs Pazar akşamı şair ve yazar Tony Howson’ı ağırlayacak. Press Dionysus tarafından düzenlenen “Love, Hate & Fragility” başlıklı etkinlikte şiir, müzik ve söyleşi bir araya gelecek. Etkinlik, Howson’ın aynı adlı yeni şiir kitabının lansmanı kapsamında gerçekleştirilecek.



“Love, Hate & Fragility”, insan ilişkileri, kırılganlık, hafıza, arzu ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan toplumsal çatışmalar üzerine kurulu şiirlerden oluşuyor. Etkinlik boyunca Tony Howson şiirlerinden okumalar yapacak, katılımcılarla söyleşecek ve kitaplarını imzalayacak. Kitaplar etkinlik sırasında okurlarla buluşacak.

Tony Howson kimdir?

1956 yılında Slough’da doğan Tony Howson, çocukluk hayalini gerçekleştirerek dünyanın 140 ülkesini ziyaret etti. BBC ve BBC Media Action bünyesinde çalışan Howson, özellikle çatışma bölgeleri ve yoksulluk coğrafyalarında gazetecilik yaptı; Somali, Sierra Leone, Libya, Ukrayna ve Gazze gibi bölgelerde medya projelerinde görev aldı.

Şiirlerinde ve düzyazılarında savaş, insanlık halleri, aşk, kayıp ve politik gerçeklikler iç içe geçerken; metinlerinde bir gazetecinin tanıklığı ile bir şairin iç dünyası buluşuyor. Daha önce The Crow Road from Eden ve Walking with Camels adlı eserleri yayımlanan Howson, aynı zamanda hikâye anlatıcılığı ve performans geceleriyle de tanınıyor.

Etkinlik Bilgileri

📍 Hoxton Cabin, 132 Kingsland Road, London E2 8DY
🗓 24 Mayıs 2026 Pazar
⏰ Saat 20.00
🎟 Etkinlik linki: Hoxton Cabin Events
📚 Kitap bilgisi: Love, Hate & Fragility – Press Dionysus

Dolunay Obruk: “Hayata yeniden başlamak, benim uzmanlık alanım”

No comments

Caz sanatçısı Dolunay Obruk 2019’dan beri Londra’da yaşıyor. Çeşitli mekânlarda ve festivallerde sahne alan sanatçı, cazın dışında, çocuklara ve yetişkinlere yönelik kişisel gelişim ve sanat eğitimleri de veriyor. Dolunay Obruk’la yaptığı bütün bu çalışmalar hakkında bisikletli gazete için konuştuk.


 

                                                                                                  

 

Dolunay, seni başta caz yorumcusu ve sanatın birçok dalında çalışmaları olan biri olarak tanıyoruz. Bize kısaca kendini tanıtır mısın?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Grafik Tasarım mezunuyum. Ardından, Bilgi Üniversitesi Caz Bölümü ile müzik kariyerimi başlattım. Hem müzik hem de tasarımla ilgileniyorum. Sanat çalışmalarıma felsefe, psikoloji ve kişisel gelişimi ekledim. YouTube’da bir teknoloji kanalım var. TRT Müzik TV’de sunuculuk yaptım, radyo programlarım oldu. Yaratıcı düşünme üzerine eğitimler veriyorum.

Bu kadar farklı işlerle meşgul olmak seni yormuyor mu?

Beni hiç yormuyor. Tam tersine ne kadar çok şey üretirsem, problem çözme üzerine ne kadar çok insanlarla iç içe olursam o kadar motive oluyorum. Daha da çok çalışmak istiyorum. Bunları birbirinden ayrı değil de bir ağacın dalları gibi tanımlıyorum.

Sanırım bu biraz da yaptıklarını “çalışma” olarak görmemekle ilgili bir durum…

Ben de öyle düşünüyorum. Hep “ben hiç çalışmadım, sadece beni mutlu eden işleri yaptım” derim.

Seni Londra’ya hangi rüzgâr attı?

Türkiye’de şarkılar yazıyor, konserler veriyor, albümler yapıyordum. Caz konserleri derken, dünya müziğine evrildi durum. Her şey çok güzel giderken, sistem değişmeye başladı. Suya yazı yazmak gibi oldu emekler… Ve hayatta olabilecek en kötü şeye dönüştü; kendi değerimi sorgulamaya başladım. Düşündüm. Burada hata bende değil, şu andaki koşullarda dedim ve koşullarımı değiştirmeye karar verdim. Global bir insanım; Global Talent vizesine başvurdum, kabul edildim, Londra’ya geldim. Burada konserlere, özel derslere başladım. Musicians Union’ın Eğitim ve Canlı Performans Komiteler’ine seçildim. Sanatı ve felsefeyi araç olarak kullanarak, kişisel gelişim danışmanlıkları vermeye başladım.

Peki, ne umdun ne buldun?

Burada konser veriyorken, Covid salgınıyla birlikte hayat durdu. Uluslararası uçuşlar açılınca Türkiye’ye gidip, konserlere online olarak devam ettim, belediyelerle iş birlikleri yaptım. İngiltere’de ortam toparlandığında da geri geldim. Maceralı bir başlangıç oldu yani.

Aradaki farklara gelince; burada bir sistem var. Mesela gov.uk web sayfasının büyük hayranıyım. E tabii insan, sistemin sistemsizlik olduğu bir yerden buraya gelince biraz bocalıyor. Burada her alanda rahatça başvurabileceğin kurumlar, yetkililer var; muhatabın var. En önemlisi, cevap alıyorsun. Ben, kavramsal olarak, devlet nedir, vergi nedir, vatandaş nedir, vergi ne zaman verilir, nereye gider, ne zaman geri alınır, bütün bunları burada öğrendim. Üstelik İngiltere vatandaşı bile değilim. Üreten insanın, planlarını projelerini hayata geçirebiliyor olması çok büyük bir özgürlük ve yaşam sevinci. Bana bu koşulları sağlayan her ortamda üretmeye devam edeceğim.

Londra’da cazla ilgili neler yapıyorsun?

Sistem, o anlamda da işliyor. Burada bir festivale çok önceden başvuruyorsun. Burası büyük bir pazar ve çok büyük bir müzik endüstrisinden söz ediyoruz. Farklı dalların birbirine girmediği, spesifik alanlarda ve net koşullarda çalışılan ciddi bir ortam var. Bu yıl, Londra Caz Festivali’nde bir konserim olacak. Dünyada, ülkemi temsil etmeyi hep çok önemsedim. Hindistan, Güney Kore ve daha birçok ülkede verdiğim konserler ve albümlerim, ödüllerim sayesinde Global Talent Visa ile burada yaşıyorum. İngiltere’deki son konserim, Wimbledon Tenis Turnuvası’nda oldu.

Türkiyeli toplumun mekânlarında konserler veriyor musun?

Evet ama caz fikri bizim insanımızı bazen ürkütebiliyor. Oysa cazın içine birçok şey katabilir, her şeyi caza çevirebilirsin. Ben türküleri de caza çeviren bir insanım. Yazdığım şarkıların çoğu Türkçe. Rahat dinlenebilen bir müzik yaptığımı bildiğim için “korkacak bir şey yok, sakin olun, kendinize bir şans verin” diyorum. Dolayısıyla bu cesareti gösteren mekânlarla çalışıyoruz. Benim konserlerim çok eğlencelidir. Kulüpler, restoranlar, özel organizasyonlar, ev partileri, ödül törenleri, hepsinde sahne alıyorum.

Bizim toplumun mekânlarında şöyle bir sorun yaşıyoruz. Maalesef süreklilik arz edemiyoruz. Burada bizim toplumun en güçlü olduğu yer restorancılık sektörü. Çin restoranının bile işletmecisi Türk çıkıyor. Demek ki biz bu alanda çok iyiyiz. Bu çok güzel bir şey. Bunun içine müzik koymak da çok tatlı bir fikir. Fakat bunun için bir müzik direktörüyle anlaşmalısın. Nasıl mutfaktaki malzemenin ne olacağına şef karar veriyorsa, müziğin nasıl olacağına da işi bilenin karar vermesi gerekir. Yani caz gecesi yapıp, ardından dansöz çıkartıp, bir gün viyolonsel getirtip sonra da fasıl yaparsan, belirli bir konsept olmadığı için müşterinin de sadakatini bekleyemezsin. Bir mekânda, canlı olmasa bile günün hangi saatinde hangi tür müziğin çalacağı, çok dikkatli hesaplanmalıdır. Bu yüzden her hafta şu mekândayım diyemiyorum.

Yeni gelen göçmenlere dair bir şey yapıyor musun caz dışında?

Kişisel gelişime çok önemi veriyorum, eğitim içerikleri üretiyorum. Yaratıcı düşünme atölyeleri yapıyorum. Covid’ten sonra insan psikolojisi çok etkilendi her yerde. Göç de kolay bir süreç değil. Danışanlarımla, bunu toparlamaya çalışıyoruz. Hayata yeniden başlamak isteyen ve bu konuda ne yapacağını bilemeyenler için danışmanlık veriyorum. NHS’in resmi sayfasında da yer alan, hamileler için, anne ve bebek sağlığına olumlu etki edecek ses, nefes ve beden çalışmalarım var. Bunun yanı sıra Mindful-singing eğitimleri veriyorum.

Bundan sonrası için neler yapmayı planlıyorsun?

Konserlere, yeni şarkılar yazmaya ve zaman zaman açtığım, yaratıcı düşünme ve kişisel gelişim atölyelerime devam etmeyi düşünüyorum. Bu çalışmaları kitaba dönüştürmeyi planlıyorum.

Açıkçası, dünya, bizim gezegen… Bugün Londra’dayım yarın başka bir yerde olabilirim. Kendimi faydalı hissettiğim ve beni besleyen her yerde yaşar; çalışır, üretir, beslenirim.

www.dolunayobruk.com

 https://www.instagram.com/dolunayobruk/


👉Söyleşiyi Spotify'dan dinlemek için tıklayın







*Bu yazı ilk defa 29 Ağustos 2022'de Olay Gazetesi'nde yayınlanmıştır. 

https://olaygazete.co.uk/kultur-sanat/dolunay-obruk-hayata-yeniden-baslamak-benim-uzmanlik-alanim.html

Seks Quiz Gecesi’nde Bu Kez “Orgazm” Konuşulacak

No comments

12 May 2026

Seks Quiz Night, Londra’da yeniden katılımcılarla buluşmaya hazırlanıyor. Somatik seks koçu Nergis Eroğlu’nun moderasyonunda gerçekleşecek etkinlik, 16 Mayıs akşamı Dalston’da bulunan DNA Cafe & Bar’da düzenlenecek. Bu ayın teması ise: “Orgazm”.



Katılımcılar; orgazmın herkes için aynı olup olmadığı, cinsel kimlik ve yönelimlerin deneyimi nasıl etkilediği, utanç ve performans baskısının beden üzerindeki etkileri gibi sorular etrafında birlikte düşünme ve konuşma fırsatı bulacak. İlk orgazm deneyimlerinden beden hafızasına, hormonlardan bağ kurma biçimlerine kadar uzanan birçok konu, interaktif oyunlar, anonim itiraflar ve soru-cevap bölümleri eşliğinde ele alınacak.

Etkinlik, cinselliğin çoğu zaman konuşulmaktan kaçınılan bir konu olduğu gerçeğinden hareketle, katılımcılara meraklı, açık ve yargısız bir paylaşım alanı sunmayı amaçlıyor. Eğlenceli quiz formatının yanı sıra bilimsel bilgiler ve bedensel farkındalık üzerine sohbetlerin de yer alacağı gece, katılımcılara hem yeni perspektifler kazanma hem de keyifli vakit geçirme imkânı sunacak.

“Orgazm oldun mu?” sorusunun neden bu kadar merkezi hâle geldiğini sorgulamaya açan etkinlikte, kişisel deneyimlerin toplum tarafından öğretilen kalıplarla ne kadar örtüştüğü de birlikte tartışılacak.

Somatik seks koçluğu nedir?

Somatik seks koçluğu, cinselliği yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda bedensel bir deneyim olarak ele alan bütüncül bir yaklaşımdır. Bu yöntemde beden farkındalığı, nefes çalışmaları, hareket ve dokunuş gibi teknikler kullanılarak bireyin kendi bedeniyle daha güçlü bir bağ kurması hedeflenir. Amaç, kişinin cinselliği daha bilinçli, özgür ve tatmin edici bir şekilde deneyimleyebilmesidir.


Etkinlik detayları:

📍 DNA Cafe & Bar
📅 16 Mayıs
🕢 19.30
🎟️ Online bilet: £8
🎟️ Kapıda: £10

Biletler için: Dear Turkey Etkinlik Sayfası

Alevilik ve Gelecek Etkinlikleri Londra’da Başlıyor

No comments

06 May 2026

15-16-17 Mayıs tarihlerinde Londra’da düzenlenecek “Alevilik ve Gelecek” etkinlikleri kapsamında paneller, söyleşiler ve kültürel buluşmalar gerçekleştirilecek. Üç gün sürecek programın ikinci günü olan 16 Mayıs Cumartesi’nin etkinlik takvimi ise şöyle:




📅 16 Mayıs Cumartesi Programı

🕚 11:00 – 12:30

📍 Kütüphane

  • Türk Sinemasında Ötekiler Anlatılmayan Hikâyeler, Görünmeyen İnsanlar

    • Dr. İhsan Koloğlu


🕐 13:00 – 14:30

📍 Kütüphane

  • Dünyada Otoriterleşme, Türkiye ve AKP: Küresel Eğilimler, Devletin Dönüşümü ve Türkiye’de İktidarın Yeniden Biçimlenişi

    • Prof. Dr. Şebnem Oğuz

    • Dr. Arif Köse

  • Prof. Dr. Şebnem Oğuz


📍 Gençlik Odası

  • Artificial Intelligence and Technology: Technology, humanity, and the future

    • Chris Stephenson


🕒 15:00 – 16:30

📍 Kütüphane

  • Gurbeti Sıla Eylemek: Dünden Bugüne Alevi Kimliğine ve Öğretisine Etkisi

    • Besim Can Zırh

    • Besim  Can Zırh


📍 Gençlik Odası

  • Alevi Gençlik: Kimlik, İnanç, Gelecek

    • Rozbi Demir

    • Haşim Arslan

    • Dr. Ali Arslan

📍 Semah Odası

  • Kriz Döneminde Küresel Adalet: Savaş, Hukuk ve Eşitsizlik

    • Dr. Ayça Çubukçu

    • Dr Ayça Çubukçu


    • Dr. Zafer Yörük

    • Dr Zafer Yörük


📍 Cem Salonu

  • Yanlış İlişkilenen Düğme: Geçmişle Gelecek Arasında Cumhuriyet

    • Erdoğan Aydın

    • Prof. Dr. Bülent Bilmez


🕔 17:00 – 19:00

📍 Gençlik Odası

  • Felaketlere Rağmen Umut Etme Cesareti: Sanat ve Edebiyatla Mümkünsüzün İnşası

    • Hande Ortaç

📍 Cem Salonu

  • Alevi Geleneğinde Ocaklar (5–7 pm)

    • Yadigar Arslan Ana ve çeşitli ocak temsilcileri


🕖 19:00 – 21:00

📍 Etkinlik Salonu

  • Madımak Hafıza Merkezi


🕘 21:00 – 23:00

📍 Etkinlik Salonu

  • Açığa çıkmak mı saklanmak mı? Azınlık kimliğinin ikilemi

    • Garo Paylan ve konuşmacılar

  • Hay Way Zaman: Dersim’de Zaman, Yol ve Hafıza


Garo Paylan

📍 Mekân Bilgisi

  • IAKM & Cemevi
  • 19 Clarendon Road, Hornsey, London N8 0DD

Bir şehrin dönüşümü: Bisiklet, siyaset ve cesaret

No comments

04 May 2026

Londra’da bu hafta yerel meclis üyeleri seçimleri var. Ülke gündemi ekonomi, savaş, dış politika, ırkçılığın artışı, ev krizi ve benzeri konularla epey yoğun olsa da bu seçim, yereldeki hizmetlere ulaşmamızda önemli rol oynayacak.




Özgür Korkmaz


Ağır siyasî konuların değerlendirilmesini abiler, ablalar yapa dursun; bizim duruşumuz amasız, fakatsız net: “Mutluluk iki bacak arasındadır” diyoruz… Evet, kastettiğimiz şeyi doğru anladınız; elbette bisikletten bahsediyoruz…

Bisiklet meselesi sadece ulaşım değil; aynı zamanda eşitlik, sağlık ve şehir vizyonu meselesidir. Örneğin Paris’te son 12 yılda, sosyalist Belediye Başkanı Anne Hidalgo öncülüğünde bisikletli ulaşım çok ileri bir noktaya taşındı. Paris, Avrupa’nın en iddialı kentsel dönüşümlerinden birine imza atarak otomobil merkezli şehir modelini geride bırakıp bisiklet ve yaya odaklı bir yaşama geçiş yaptı. “15 dakikalık şehir” konseptiyle bisiklet altyapısına ciddi yatırımlar yapıldı. Bu değişim Paris’in sokaklarını kökten şekillendirdi. Şehir yönetimi, yüzlerce kilometrelik yeni bisiklet yolu inşa ederken araç trafiğini önemli ölçüde azalttı. 2026’da göreve gelen Emmanuel Grégoire da zaferini bisikletle kutlayarak bu politikayı sürdürme kararlılığını gösterdi.

Londra’da ise bugün konuştuğumuz bisiklet altyapısının temelleri, 2000–2008 yılları arasında dönemin “Kızıl Ken” lakaplı yine sosyalist Belediye Başkanı Ken Livingstone tarafından atıldı. Livingstone:

* Bisikleti bir “alternatif” değil, ulaşımın ana bir parçası olarak gördü.

* Bisiklet kullanımını artırmayı hedefledi.

* Transport for London (TfL) üzerinden ilk büyük yatırımları başlattı.

En önemlisi de ilk adımı atarken politik risk aldı. Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu görüyoruz: Eğer o vizyon ve cesaret olmasaydı, Londra bisikletli ulaşım konusunda bugün bulunduğu noktanın çok daha gerisinde kalırdı.

Peki sorun ne?

Yedi yıldır Londra Bisiklet Kulübü’nün direktörlüğünü yapıyorum. On beş yıl boyunca Enfield bölgesinde sürüş eğitmenliği yaptım ve altı yıldır da London Cycling Campaign’in aktif bir üyesiyim. Bu konulara hem bisiklet hem de araba kullanan biri olarak iki perspektiften bakabiliyorum. Yüzlerce insanla yaptığım sohbetlere, gözlemlerime, okumalarıma ve tecrübelerime dayanarak şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Şehir merkezlerimizin bisiklet ve yaya kullanımına uygun şekilde yeniden tasarlanması gerekiyor. Okullarda, parklarda çocukların, ailelerin bisiklete ve bisiklet eğitimine ulaşabileceği fırsatlar artırılmalı.

Pandemi sonrası dünyanın birçok önemli şehrinde olumlu adımlar atıldı. Aslında insanların büyük bir çoğunluğu bisiklet sürmek istiyor ancak çoğu zaman önlerinde ciddi bariyerler var:

* Yetersiz ve bağlantısız bisiklet altyapısı,

* Trafikte araçların tehlikeli kullanımı,

* Güvenli bisiklet park alanı eksikliği,

* Hırsızlık riski,

* Trafik korkusu,

Tüm bunlar, insanların bisiklete başlamasının ya da devam etmesinin önündeki gerçek engelleri oluşturuyor. Bir diğer engel de bu yukarıdaki sorunları çözmek için gereken politik cesaret eksikliği.

Siyaset ve Cesaret

Tarih bize şunu gösteriyor: Doğru siyasi irade olduğunda şehirler gerçekten değişir. En yakın örneğimiz Paris, en iyi örneğimiz ise dünyanın bisiklet başkenti Amsterdam’dır. Amsterdam’ın dönüşümü, 1970’lerde trafikte artan çocuk ölümleri sonucu halkın araba egemenliğine başkaldırması ve hükümetin güvenli altyapıya yatırım yapmasıyla başladı. Sonuç alması uzun yıllar sürdü ama gelinen noktada tüm dünyanın örnek aldığı marka bir şehir hâline geldi.

Londra’da yaklaşan 7 Mayıs yerel seçimlerine ve adayların “aktif ulaşım” (bisiklet, yürüyüş, scooter) konusundaki vaatlerine bakıyorum:

Muhafazakâr Parti (Conservative Party): Enfield bölgesinde, Edmonton’dan başlayan Hertford Road bisiklet yolunu kaldırmayı, LTN’leri (Düşük Trafikli Mahalleler) iptal etmeyi ve 20 mph hız limitlerini yükseltmeyi vaat ediyorlar. Yani duruşları çok net; neredeyse “kahrolsun bisikletçiler” demedikleri kalıyor.

Bağımsız Adaylar: Your Party ile bağlantılı bazı bağımsız adaylar ise LTN konusunda daha temkinli ve siyasi risk almaktan kaçınan bir yaklaşım sergiliyorlar. “Yerel halkın görüşleri alınmadan uygulanan düzenlemelere karşıyız” diyerek daha dengeli bir pozisyon almaya çalışıyorlar. Özetle bu yaklaşım, Paris’teki sosyalist cesur belediyecilik anlayışıyla örtüşmemektedir. LTN karşıtlığı kısa vadede Türkiyeli toplum içinde oy getirebilir; ancak bu doğru bir yöntem değil. Nitekim bu görüşü savunan bazı adayların bağlı olduğu kurum yöneticileri, yakın zamanda Hackney ve Haringey’deki LTN karşıtı gösterilere aktif olarak katılmış; bunu kuruma ait sosyal medya platformlarında ve gazetelerinde paylaşmışlardır. 2022 yılında, LTN konularında toplumumuzun eksik bilgilendirildiğini dile getirip bizzat o dost kurumda bir panel organize edilmesini Londra Bisiklet Kulübü olarak önermiştik; ancak bu talebimiz kabul görmedi.

İşçi Partisi (Labour Party): 2010 yılından itibaren Enfield’ı yöneten İşçi Partisi, bisikletli ulaşım ve genel olarak aktif ulaşım konularında diğer partilere göre daha cesur adımlar attı. 2014 yılında TfL’in verdiği 30 milyon sterlinlik “Mini Holland” fonu ile yeni bisiklet yolları yapıldı. School Street uygulamaları, 20 mph hız limitleri ve bazı LTN’lerle olumlu bir ilerleme kaydedilse de Waltham Forest’taki dönüşümün biraz gerisinde kalındı. Belediyenin bisiklet bölümü olan “Journeys and Places” ile yedi yıldır iş birliği yapıyoruz. Bölge meclis üyeleri ile gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, aktif ulaşımı destekleyici söylemlerin ötesinde somut adımlar atıldığını gözlemledik; elbette daha fazlası da yapılabilirdi. Enfield’ın geniş coğrafyası, A10 ve A406 North Circular gibi yoğun trafik akışı, M25 bağlantısı ve yüksek araç kullanımı gibi faktörler, daha radikal adımlar atılmasını zorlaştırdı.

Yeşiller Partisi (Green Party): Genel olarak aktif ulaşım ve özellikle LTN konularında tüm partiler içinde en pozitif ve cesur söylemlere sahipler. Ancak Enfield bölgesinde çok etkin ve görünür olmadıkları için iktidara geldiklerinde bu vaatlerin ne kadarını hayata geçirebilirler, kestirmek güç.

💬 Kendi Deneyimim

En başta ne demiştik: Bisiklet meselesi sadece ulaşım değil; eşitlik, sağlık ve şehir vizyonu meselesidir.

Bu konuları savunduğumuz için bir parçası olduğumuz Türkiyeli toplum içinde, özellikle işi dolayısıyla sürekli araç kullanmak zorunda kalan, ana yollarda trafikte vakit kaybeden, bisikletçilerden hoşlanmayan kesimlerden ciddi tepkiler aldık ve almaya devam ediyoruz. ULEZ’i (Düşük Emisyon Bölgesi) desteklediğimiz için en yakın çevremizden de eleştiriler geldi. Öyle ki mesela küçük kardeşim eski dizel karavanıyla Londra'ya her gelişinde günlük £12.50 ödüyor ve hep sizin yüzünüzden diyerek laf çakıyor… Aslında herkes bir nevi bu duruma kendi penceresinden bakıyor olsa da biz bisikletçiler haklıyız ve doğru bildiğimizi savunmaya devam edeceğiz. 

Son olarak siyasetin daha cesurca  yapılması ve kısa vadeli oy hesapları yerine, çocuklarımız için daha yaşanabilir, temiz ve sağlıklı bir şehir hayal etmeliyiz.

Daha az korku, daha çok cesaret.

Daha çok bisiklet, daha yaşanabilir şehirler. 


Mutluluk iki bacak arasındadır 🚲


7 Mayıs seçimleri yaklaşırken Enfield'ta Türkçe konuşan toplumdan rekor sayıda belediye meclis üyesi adayı yarışacak

No comments

03 May 2026

Londra’da oransal olarak Türkçe konuşan toplumun en yoğun yaşadığı belediye olan  Enfield’ta 7 Mayıs 2026’da yapılacak yerel seçimler yaklaşırken 50’den fazla Türk / Kürt kökenli aday belediye meclis üyesi olmak için yarışacak. 




7 Mayıs yerel seçimlerine sayılı günler kala partiler arasındaki  yarışma da hız kazanıyor. Bu seçimde Türkçe konuşan toplum farklı partilerden 50'den fazla meclis üyesi adayı çıkardı. Bu geniş temsil, Enfield’ta Türk ve Kürt toplumunun yerel siyasette giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor.

2022’deki son seçimlerde İşçi Partisi 38 sandalye ile çoğunluğu korurken, Muhafazakârlar 25 sandalyeye yükselmişti. Ancak sonrasında yaşanan parti içi ayrılıklar nedeniyle mecliste üç bağımsız üye bulunuyor. Bu durum, Enfield’ı hâlâ iki büyük parti arasında gidip gelen “kritik” bir bölge haline getiriyor.

Siyasi analizler, 2026 seçimlerinde de benzer bir rekabetin yaşanacağını ve küçük oy kaymalarının bile sonuçları değiştirebileceğini ortaya koyuyor. Bu noktada Türkçe konuşan toplumun  seçmenlerin tercihleri çoğu  bölgede belirleyici olabilir.

Londra genelinde ise İşçi Partisi 32 belediyenin 21’ini yönetirken, Muhafazakârlar sadece 5 belediyede iktidarda. Ancak uzmanlara göre bu seçimler, başkentte siyasi dengelerin daha parçalı bir yapıya evrilmesine yol açabilir.

Londra’daki yerel seçimler 7 Mayıs 2026 Perşembe günü yapılacak. Altı milyondan fazla seçmen sandık başına gidecek ve tüm 32 Londra belediyesi için oy kullanılacak. Ayrıca Croydon, Hackney, Lewisham, Newham ve Tower Hamlets’te belediye başkanlığı seçimleri de gerçekleştirilecek.

Feryal Öney ve Rengin Kadın Korosu halkların kardeşliği için sahne aldı

No comments

29 April 2026

Sosyalist Kadınlar Birliği tarafından Londra’da kurulan Rengin Kadın Korusu, müziğin güçlü seslerinden Feryal Öney ile sahne aldı. Büyük beğeni toplayan konser  Hackney Earth’de yüzlerce kişinin katılımı ile gerçekleşti.




2020 yılından bu yana Londra’da çalışmalarını yürüten Rengin Kadın Korosu, pazar akşamı müzikseverlere unutulmaz bir akşam yaşattı. Çağdaş halk müziğinin güçlü kadın seslerinden Feryal Öney ile sahne alan Rengin, hem kadın dayanışmasının güzel örneklerinden birini sergiledi hem de halkların kardeşliğine çağrı yapan türkülerle büyük beğeni topladı.

İki bölüm halinde gerçekleşen konserde sahneyi ilk olarak şef Zuhal Yıldırım Gök yönetiminde Rengin Kadın Korosu aldı. Koro, kadın cinayetlerine dikkati çekmek için salona aralarında Gülistan Doku’nun da bulunduğu kayıp ve cinayete kurban gitmiş kadınların fotoğraflarını taşıyarak girdi. Korist Handan Kırbıyık’ın okuduğu Kemal Özer’in ‘Madenciler’ şiiri eşliğinde Türkiye’de ve dünyada yaşanan işçi hakları ihlallerine vurgu yapıldı. Doruk maden işçileri ile dayanışmak için koro üyeleri tarafından açılan ‘Doruk Maden İşçileri Yalnız Değildir’ pankartı dinleyiciler tarafından alkış ve ‘Direnen işçiler Yalnız Değildir’ sloganı ile karşılandı.

‘Halkların Kardeşliği, Türkülerin Rengi’ temalı olarak gerçekleşen konserde Türk, Kürt, Zaza, Ermeni, Laz, Azeri, Yunan halk türküleri ile Aşık Sinem Bacı ve Afe Ana gibi kadın halk ozanlarının türkülerinin yer aldığı zengin bir repertuar dinleyici ile buluştu. Konserde bir konuşma yapan Rengin Kadın Korosu temsilcisi Bedriye Avcıl, dünyada süregiden savaşlara, kadın cinayetlerine ve işçi ihlallerine dikkat çekerek, 1 Mayıs’ta alanlarda buluşma çağrısı yaptı.  



Halk dansları büyüledi
Koro, Gikder (Göçmen İşçiler Kültür ve Dayanışma Derneği) bünyesinde Eray Logo eğitmenliğinde yürütülen halk oyunları çalışmalarından örnekler sundu. Ermeni, roman ve sirtaki ile dinleyicilere keyifli dakikalar yaşatan ekibe koro, türküleri ile eşlik etti. Halk oyunları çocuk ekibinin minik gösterisi de seyircilerden büyük alkış aldı. Konserin ilk bölümü Feryal Öney’in koroya eşlik ettiği iki eserle son buldu. Verilen aranın ardından gerçekleşen ikinci bölümde sahnede tek yer alan Öney dinleyicilerine müzik ziyafeti sundu. Feryal Öney’in koroyu tekrar sahneye çağırmasıyla coşkulu anlar yaşanan gecede seyircilerle beraber seslendirilen türkülerle konser son buldu.

İlham veren kadınlar bülteni
‘Halkların Kardeşliği, Türkülerin Rengi’ temalı olarak gerçekleşen konser için koro tarafından oluşturulan repertuar broşürü de ilgi topladı. Broşürde seslendirilen şarkıların kulaktan kulağa yayılan halk öykülerine ve eserlerin sahiplerine yer verildi.  

Rengin Kadın Korosu’nun bir gelenek haline getirdiği konser bülteni bu sene de okuyucu ile buluştu. Bülten her yıl bir tema etrafında hazırlanıyor ve koro üyeleri ile koro dostlarının kaleme aldığı yazılardan oluşuyor. Bu yıl ‘Halkların Kardeşliği, Kadınların Mücadelesi’ temasıyla yayınlanan bültende, mücadele eden ve kadınlara ilham olan birçok isme yer verildi. ‘Ben Hasan’ın annesidir, Hasan’ın katili arıyor’ feryadıyla hafızamıza kazınan Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, ‘Zulüm bizdense ben bizden değilim’ diyen Filistin’in kızı Rachel Corrie, Rojava Devrimi’nin gerillası Ivana Hoffmann’nın yanısıra Arundhati Roy, Leyla Qasim, Clara Zetkin, Wılma Rudolph, M.I.A, Artemisia Gentileschi ve Ang Swee Chai kadınların güçlü kalemiyle yeniden ses buldu.



Kurulduğundan bu yana büyük bir ilgi gören Rengin Kadın Korosu, günden güne büyüyerek kadınların özgürce kendilerini ifade ettikleri, sanat alanında yeteneklerini geliştirdikleri ve kadın dayanışmasını güçlendirdikleri bir platform olmaya devam ediyor. Covid-19 pandemisi nedeniyle yaşadığımız karantina döneminde, Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB)  öncülüğünde kurulan ve Göçmen İşçiler Kültür Derneği’nin (Gik-Der) ev sahipliği yaptığı koronun şefliğini, Türkiye`de de pek çok koro yöneten sanatçı Zuhal Yıldırım Gök yapıyor.

--
Instagram: @renginkadinkorosu
Facebook: @renginkadinkorosu
Youtube  : @renginkadinkorosu

Londra’da “Alevilik ve Gelecek” buluşması 15-17 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek

No comments

28 April 2026

 LONDRADünyanın farklı ülkelerinden Alevi aydınlar, dedeler, akademisyenler, sanatçılar ve toplum temsilcileri, 15–17 Mayıs 2026 tarihlerinde Londra’da bir araya gelecek. İngiltere Alevi Kültür Merkezi & Cemevi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek “Alevilik ve Gelecek” başlıklı etkinlikler, Alevi toplumunun meselelerini küresel gelişmelerle birlikte ele almayı hedefliyor.



Üç gün sürecek buluşmada, iklim krizi, yükselen otoriter milliyetçilik, göç, dijital dönüşüm ve savaş gibi başlıklar, Alevi düşüncesinin değerleriyle birlikte tartışılacak. Etkinlik, Alevi toplumunun sorunlarının dünya ölçeğindeki gelişmelerden bağımsız olmadığını vurgulayan bir perspektif sunuyor.

Akademik ve kültürel program bir arada

“Birlik, Yol ve Gelecek Toplantıları” kapsamında 4 panel ve 40 seminer düzenlenecek. Program yalnızca akademik tartışmalarla sınırlı kalmayacak; canlı müzik performansları, belgesel ve film gösterimleri ile uygulamalı workshoplar da etkinlik programında yer alacak.

Türkiye, Avrupa ve İngiltere’den çok sayıda akademisyen, kanaat önderi ve sanatçının katılacağı etkinlikte, Alevilik hem tarihsel hem de güncel boyutlarıyla ele alınacak.

Küresel meselelerle bağlantı kurulacak

Toplantılarda öne çıkacak başlıklar arasında inanç özgürlüğü, cemevlerinin tanınması, asimilasyon, kimlik ve hafıza gibi konuların yanı sıra; azınlık haklarının uluslararası hukuktaki yeri, Ortadoğu’daki çatışmaların diasporaya etkisi, iklim adaleti, dijital platformlarda nefret söylemi ve dezenformasyon, göç ve toplumsal cinsiyet eşitliği yer alıyor.

Geniş katılımcı listesi

Etkinliğe katılacak isimler arasında Prof. Dr. Alex Callinicos, Prof. Dr. Bedriye Poyraz, Prof. Dr. Şebnem Oğuz, Prof. Dr. Şükrü Aslan, Doç. Dr. Ali Arslan ve Doç. Dr. Ayça Çubukçu bulunuyor.

Bunun yanı sıra Ali Ekber Doğan Dede, Cafer Kaplan Dede ve Dertli Divani Dede gibi Alevi inanç önderleri ile Daryo Navarro, Garo Paylan, Lewis Nielsen, Doğuş Derya ve Bambos Charalambous gibi siyasetçiler de etkinlikte yer alacak.

Gazeteci ve yazarlar Orhan Gazi Ertekin ile Foti Benlisoy’un da katkı sunacağı toplantılara, Zack Polanski’nin de davetli olarak katılması bekleniyor.

Adres ve iletişim

Etkinlik, İngiltere Alevi Kültür Merkezi & Cemevi’nde (19 Clarendon Road, Hornsey, London N8 0DD) gerçekleştirilecek.



“Alevilik ve Gelecek” etkinlikleri paneli: “Dünya’da Gelişen Otoriter Sağ Hareketler ve Muhalefet"

No comments

21 April 2026

 Londra’da 15-16-15 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek “Alevilik ve Gelecek” etkinlikleri kapsamında 15 Mayıs Cuma günü Dünya’da Gelişen Otoriter Sağ Hareketler ve Muhalefet" başlıklı bir panel gerçekleştirilecek. Panelde, son yıllarda dünya genelinde yükselişe geçen otoriter sağ hareketler ve buna karşı muhalefetin geliştirdiği stratejiler ele alınacak.



Türkiye, Kıbrıs ve İngiltere’den siyasetçi ve toplum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek panelde, farklı ülkelerdeki siyasi deneyimler karşılaştırmalı olarak değerlendirilecek. Katılımcılar, demokrasi, insan hakları ve toplumsal dayanışma temelinde muhalefetin nasıl daha etkili bir ortak mücadele hattı kurabileceğine dair görüşlerini paylaşacak.

Farklı siyasi geleneklerden gelen konuşmacılar, yalnızca mevcut tabloyu analiz etmekle kalmayacak; aynı zamanda geleceğe yönelik çözüm ve iş birliği önerilerini de tartışmaya açacak.









Etkinlik Bilgileri:
🗓 15 Mayıs Cuma
🕕 18.00
📍 IAKM & Cemevi, 19 Clarendon Road, Hornsey, London N8 0DD

Konuşmacılar:

  • Zack Polanski – Green Party
  • Erkan Baş – TİP
  • Doğuş Derya – CTP
  • Sezgin Tanrıkulu – CHP
  • Mithat Sancar – DEM
  • Hüseyin Mat – AABK
© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan