Showing posts with label Londra. Show all posts
Showing posts with label Londra. Show all posts

Bisikletçilerden Sadiq Khan’a “ayda bir arabasız Pazar günü çağrısı!”

No comments

09 March 2026



Londra merkezli bisiklet organizasyonu LCC (London Cycling Campaign), Belediye Başkanı Sadiq Khan’a her ay düzenlenecek "araba’sız pazar günleri" çağrısında bulundu. “Dare to Dream” (Hayal Etmeye Cesaret Et) kampanyası kapsamında yapılan çağrıda, kentin belirli bölgelerinde her ay bir gün trafiğin araçlara kapatılması ve insanların güvenle bisiklet sürebilmesi isteniyor.

LCC’ye göre, bu tür uygulamalar sadece insanların — özellikle çocukların ve ailelerin — bisikletle tanışmasına ve özgüven kazanmasına yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda daha güvenli yolların bisiklet kullanımını artırdığını da açıkça gösteriyor. Organizasyon, geçtiğimiz mayıs ayında düzenlenen ve 20’den fazla bölgede etkinliklere sahne olan “London Cycling Festival”in bunun en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtiyor.

Festivalin öne çıkan etkinliği Hackney’deki “Sunday Streets” oldu. Hoxton Market çevresinde araçlara kapatılan yollar, her yaştan ve yetenekten binlerce bisikletçiye ev sahipliği yaptı. LCC, bu tür organizasyonların kalıcı hale gelmesiyle kentte bisikletin günlük yaşamın daha büyük bir parçası olabileceğini vurguluyor.

LCC, Londralıları Sadiq Khan’a e-posta göndererek bu çağrıyı desteklemeye davet ediyor: 

“Eğer siz de bu manzaraları her ay görmek istiyorsanız, Sadiq'e yazın!”

 

Londra’da bisiklet hırsızlığına karşı yeni bir kampanya başlatıldı

No comments

07 March 2026

 Londra Bisiklet Kampanyası (LCC), kentte her yıl on binlerce bisikletin çalınmasına dikkat çekerek polis ve yerel yönetimlere daha güçlü önlemler alınması konusunda çağrıda bulundu. 



Londra’da bisiklet hırsızlığına karşı yeni bir kampanya başlatıldı. Londra Bisiklet Kampanyası (London Cycling Campaign - LCC), yayımladığı rapor ve başlattığı imza kampanyasıyla bisiklet hırsızlığıyla mücadelede daha etkili adımlar atılması için yetkililere çağrıda bulundu. 

LCC’nin verilerine göre Londra’da her yıl yaklaşık 40 bin bisiklet çalınıyor, ancak çalınan bisikletlerin yalnızca yüzde 2’si sahiplerine geri dönebiliyor. Kampanya yetkilileri, bu düşük geri kazanım oranının bisiklet hırsızlığını adeta cezasız bir suç haline getirdiğini ve organize suç gruplarını teşvik ettiğini belirtiyor.

Örgüt, bisiklet hırsızlığının yalnızca maddi kayıplara yol açmadığını, aynı zamanda insanların bisiklet kullanma isteğini de azalttığını vurguluyor. Yapılan araştırmalar, bisikleti çalınan bazı kişilerin yeniden bisiklete binmekten vazgeçtiğini ve bunun da şehirde sürdürülebilir ulaşım hedeflerini olumsuz etkilediğini gösteriyor.

LCC, kampanya kapsamında Londra Belediye Başkanı ve Metropolitan Polis Teşkilatı’ndan bisiklet hırsızlığına yönelik daha kapsamlı soruşturmalar yürütülmesini, bisiklet kayıt ve işaretleme sistemlerinin güçlendirilmesini ve suçla mücadelede daha fazla kaynak ayrılmasını talep ediyor.  

Kampyanyayı imzalamak için tıklayın!

Londra Metrosu Ücretlerine Zam Geliyor: Mart’ta Bilet Fiyatları Artacak

No comments

24 February 2026

Londra’da toplu taşıma maliyetleri artıyor — Metrolarda tek yön bilet fiyatları 10–20 peni yükselecek, günlük Travelcard fiyatları ise sabit kalacak.

 


Londra’daki metro (Tube), DLR ve diğer demiryolu ücretlerine 1 Mart 2026 tarihinden itibaren zam yapılması kararlaştırıldı. Yapılan değişikliğe göre, “pay as you go” yani her kullanımda ödenen bilet fiyatları genel olarak yaklaşık %6 civarında artacak. Bu artış, şehir içi yolculuk maliyetlerini yükseltecek ancak günlük ve haftalık üst limitler ile Travelcard ücretleri dondurulacak.

Yeni tarifeye göre, Londra merkezindeki Zone 1 içi tek yön ücret, yoğun saatlerde 2,90 £’dan 3,10 £’ya çıkacak. Pik olmayan saatlerde ise 2,80 £ olan ücret 3,00 £ olacak. Diğer ücret zonlarında da benzer 10–20 peni artışlar göze çarpıyor. Örneğin Zone 1–2 arası tek yön biletler yoğun saatlerde 3,60 £, yoğun olmayan saatlerde 3,10 £ olacak.

Öte yandan, günlük ücret üst limitleri (caps) ve Travelcard fiyatları sabit tutulacak. Bu, sık seyahat edenlerin toplam maliyetinin fazla artmamasını sağlayacak. Ayrıca Londra Belediye Başkanı’nın aldığı kararla otobüs ve tramvay ücretleri de 5 Temmuz 2026’ya kadar değişmeden kalacak.

Yapılan zammın temel gerekçesi, Transport for London’ın (TfL) hükümet tarafından sağlanan yatırım bütçesinin bir parçası olarak ücretlerin enflasyon oranı üzerinde artırılmasının beklendiği bir finansal düzenleme. Bu kapsamda metrodaki artış, ulaşım altyapısının finansmanı için planlanmıştı.

 Bisiklet kullananlar için ise Londra'da her yere ulaşım halen bedava ;) 

Sanat tarihçisi Dr. Güler İnce rehberliğindeki “Londra Sanat Turları” devam ediyor: sıradaki müzeler Victoria & Albert Museum ve British Museum

No comments

19 February 2026

 Sanat tarihçisi Dr. Güler İnce, Londra’da uzun süredir sürdürdüğü sanat turlarına Ocak ayında iki önemli müzeyle devam ediyor. İnce’nin rehberliğinde düzenlenen gezilerde 22 Şubat'ta Victoria & Albert Museum ve 1 Mart'ta da British Museum'un ziyaret edilmesi planlanıyor.

 


Dr. Güler İnce’nin “sanat turları” olarak adlandırdığı bu geziler, klasik müze ziyaretlerinden ayrılıyor. Turlarda eserler yalnızca tarihsel bilgiler eşliğinde tanıtılmıyor; dönemsel üslup özellikleri, estetik yaklaşımlar ve tarihsel bağlamlarıyla birlikte ele alınıyor. İnce, bu turlar aracılığıyla katılımcılara, eserlerin düşünsel, kültürel ve sanatsal arka planlarını aktarmayı hedeflediğini belirtiyor.

22 Şubat'ta Victoria & Albert Museum’da gerçekleştirilecek turda, Batı heykel sanatı Ortaçağ’dan Neoklasik döneme uzanan bir çizgi üzerinden ele alınacak. Müzede yer alan seçilmiş örnekler eşliğinde heykel sanatının tarihsel dönüşümünün irdeleneceği sanat turu, Rodin’in yapıtlarıyla tamamlanacak.



1 Mart'ta British Museum'a gerçekleştirilecek gezide ise Mısır - Mezopotamya ve Yunan uygarlıklarına ait eserler ele alınacak. 

Yaklaşık yedi yıldır Londra’da müze ve şehir turları düzenleyen Dr. Güler İnce, sanat tarihi alanındaki akademik birikimini bu çalışmalara taşıyor. Turlar, müzeleri daha bilinçli ve derinlikli bir bakışla gezmek isteyen, sanatla ilişki kurmak isteyen sanat severlere hitap ediyor.

Turlar hakkında bilgi almak için; telefon: 07565 684099, e-posta: gulerince7@hotmail.com.

 




 

 

Londra Bisiklet Kulübü'nden gençlere ücretsiz bisiklet desteği

No comments

Londra Bisiklet Kulübü, Edmonton’daki Pymmes Park içinde yer alan Bike Library’de 14–24 yaş arası gençlere yönelik ücretsiz bisiklet programı başlattı. 



Program, gençleri açık havada daha aktif bir yaşama teşvik etmeyi, sosyal bağları güçlendirmeyi ve pratik beceriler kazandırmayı amaçlıyor.

Program kapsamında katılımcılara bisiklet tamiri ve bakım eğitimleri verilirken, bisikleti olmayan gençlere ücretsiz bisiklet bağışı yapılıyor. Ayrıca düzenlenen grup bisiklet turları ile gençlerin güvenli sürüş deneyimi kazanması hedefleniyor.

Yalnızca fiziksel hareketliliği artırmayı değil, aynı zamanda gençlerin özgüvenlerini geliştirmeyi ve pozitif bir topluluk ortamı yaratmayı amaçlayan programda “Gençlerin doğada vakit geçirmesi, yeni arkadaşlıklar kurması ve kendi bisikletlerini onarabilecek beceriler edinmesi" amaçlanıyor.

Gençler Ne Kazanıyor?

Programın gençlere sağladığı katkılar şöyle sıralanıyor:

  • Pratik teknik beceriler

  • Temiz havada, doğayla iç içe zaman

  • Sosyal etkileşim ve yeni arkadaşlıklar

  • Artan özgüven

  • Bisikletle bağımsız hareket imkânı

Başvuru Bilgileri

Ücretsiz programa katılmak isteyen gençler aşağıdaki linkten başvuruda bulunabilir: 

https://docs.google.com/forms/d/1B0VAfOiW-XrrNquRQpbvpgZK9FJLP0BQjrLo2Pdp37Y/viewform

Kulüp, aileleri ve eğitimcileri de kampanyayı 14–24 yaş grubundaki gençlerle paylaşmaya davet ediyor. 💚🚴‍♂️🚴‍♀️


Yer: Pymmes Park Bike Library, N18 1RP, Edmonton

Jiyan Kadın Meclisi’nden 8 Mart programı

No comments

Jiyan Kadın Meclisi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 6-8 Mart tarihleri arasında film gösterimi, yürüyüş ve kültürel etkinliklerin yer aldığı bir dizi program düzenlenecek.




Jiyan Kadın Meclisi, “Rojava warê jinên azad e; em ê biparêzin!” şiarıyla kadın dayanışmasını büyütecek kapsamlı bir program hazırladı. Kadın Meclisi, bu yıl kadın birliği, kültürel kimliğin korunması ve uluslararası dayanışmanın önemine vurgu yapacak.

Kadın özgürlük mücadelesinin yalnızca bir hak arayışı değil, aynı zamanda özgür bir yaşamın inşası olduğuna dikkat çeken Jiyan Kadın Meclisi, kadınların kolektif örgütlülüğünün erkek egemen sisteme karşı en güçlü yanıt olduğunu belirtti.

Londra’da 8 Mart etkinlikleri film gösterimi ile başlıyor

Londra’da 8 Mart etkinlikleri 6 Mart Cuma günü gerçekleştirilecek film gösterimi ile başlayacak.

Jiyan Kadın Meclisi’nin düzenlediği program kapsamında 6 Mart Cuma günü saat 18.00’de Kurdish Community Centre, 11 Portland Gardens, Haringey, London N4 1HU adresinde “Jiyan’ın Hikayesi: Kadın Devrimi” adlı film gösterilecek. Yönetmenliğini A. Halûk Ünal’ın yaptığı filmde Rojava kadın devrimi ve özgürlük mücadelesi ele alınıyor. Gösterim sonrası kadın mücadelesine dair değerlendirmeler yapılacak.


Kürt kadınları Million Women Rise yürüyüşünde

7 Mart tarihinde Londra Merkez’den başlanarak “Milyonlarca Kadın Başkaldırıyor (Million Women Rise)” büyük yürüyüşüne Kürt kadın renkleri ile katılım sağlanacak.

2026 yılı yürüyüş ve mitingi, 7 Mart Cumartesi günü Dünya Kadınlar Günü kapsamında gerçekleşecek. Merkezi Londra’da yapılacak yürüyüşte kadınlar, erkek şiddetine, eşitsizliğe ve kadın kırımına karşı seslerini yükseltecek. Jiyan Kadın Meclisi de Kürt kadın kimliği, renkleri ve sloganlarıyla yürüyüşte yer alacak.

8 Mart’ta kültür, sanat ve dayanışma bir arada

8 Mart Pazar günü saat 13.00’te yine Kurdish Community Centre’da gerçekleştirilecek ana programda müzik, dans, şiir ve sergi etkinlikleri yer alacak.

Program kapsamında Suna Alan ile Ayşe & Gulan’ın müzik performansları, Kürt Kadınları Erbane Korosu’nun dinletisi, kültürel ve geleneksel kıyafet defilesi, govend eşliğinde davul ve zurna gösterisi, şiir dinletisi, fotoğraf sergisi ve enternasyonalist dostların dayanışma konuşmaları yer alacak. Ayrıca kadınların hazırladığı geleneksel Kürt yemekleri, el yapımı örgü, takı ve geleneksel kıyafet stantları da etkinlik kapsamında kurulacak.

Jiyan Kadın Meclisi, 8 Mart’ın kadınların ortak mücadelesini büyütme günü olduğunu belirterek, başta Rojava’daki özgür kadın mücadelesi olmak üzere dünyanın dört bir yanında direnen kadınlarla dayanışmayı selamladığını ifade etti. Kadın devriminin kazanımlarının korunmasının ve büyütülmesinin tüm kadınların ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Meclis, tüm kadınları ve halkları “Jin, jiyan, azadî” şiarıyla dayanışmayı büyütmeye davet etti.






DAY-MER Renkli Resimli Söyleşilerinin bu haftaki konusu “Faşizm ve Sanat"

No comments

15 February 2026




Londra Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi'nde (DAY-MER) Aydın Çubukçu tarafından düzenlenen “Renkli Resimli Söyleşiler” serisinin bu haftaki başlığı “Faşizm ve Sanat: Kitlesel Köleleştirme Aracı Olarak Sanat”.  Çubukçu, bu söyleşisinde resim, heykel ve sinemada Nazizm’in estetik anlayışını ele alacak.

Söyleşi, 17 Şubat 2026 Pazartesi günü saat 19.00’da North London Community House’ta gerçekleştirilecek. Programda, sanatın ideolojik araçsallaştırılması tarihsel örnekler eşliğinde tartışmaya açılacak.


  • Etkinlik: Faşizm ve Sanat – Kitlesel Köleleştirme Aracı Olarak Sanat

  • Konuşmacı: Aydın Çubukçu

  • Tarih: 17 Şubat 2026, Pazartesi

  • Saat: 19.00

  • Yer: North London Community House

  • Adres: N17 6PY, Londra

  • Düzenleyen: DAY-MER

Katılım herkese açıktır.

Annesi yazdı, küçük kızı çizdi, ortaya bu kitap çıktı!

1 comment

08 February 2026

Kuzey Londra’da yaşayan Çağrı Oral, kızı Zehra’ya her akşam kendi zihninden hikâyeler anlatıyordu. Kızı anlattığı hikâyeleri çok beğenince diğer çocuklar da sever diye “The Little Girl with a Big Heart” isimli bir kitap yazdı. Yola çıktığı illüstratörle yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle çizim işi yarıda kalınca 6 yaşındaki kızı “Anne sen üzülme kitabın resimlerini ben çizerim!” dedi ve ortaya bu tatlı ve duygusal resimli çocuk kitabı çıktı.

Fotoğraflar: Deniz Kavalalı


Halil Yetkinlioğlu

İngilizce olarak Londra merkezli yayınevi Press Dionysos tarafından okuyucuyla buluşturulan kitabın yayımlanma hikâyesi de gerçekten çok ilginç! The Little Girl with a Big Heart’ı yazan Çağrı Oral ve resimleyen Zehra ile kitabın ortaya çıkış serüveni hakkında sohbet ettik.

 

Bu sizin ilk çocuk kitabınız? Çocuk kitabı yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

Ben çok uzun yıllar Türkiye’de reklam yazarlığı yaptım. Birçok ünlü markanın reklam kampanyalarında yaratıcı ekipte yer aldım. Ayrıca üniversitede sinema okudum. Dolayısıyla yazma eylemini farklı bir kulvarda zaten gerçekleştiriyordum. Yayınlanmış öykülerim de var. Sözlü yazılı hikâye anlatmayı seven biriyim. Hikâyenin etkisine çok inanırım. Çocuk kitabı konusuna gelince asıl itici güç kızım oldu. Ona hikâyeler anlatıyor, kitaplar okuyor, masallar uyduruyordum. Bildiğimiz klasik masalların beğenmediğim bölümlerini değiştiriyor, adapte ediyordum. Ama çoğunlukla uyduruyordum ve kızımın çok hoşuna gidiyordu anlattıklarım. Bir gün dedim ki ya ben her akşam uyku saati değişik değişik hikâyeler uyduruyorum doğaçlama, bunu kâğıda döksem ya. Kızım seviyorsa diğer çocuklar da sevebilir. Sonra bir akşam bilgisayarın başına oturdum ve yazdım.

Peki, The Little Girl with a Big Heart’ın hikâyesinin çıkış noktası ne?

Aslında bu öykü için gerçek hayattan alınmıştır desem çok yanlış olmaz. Tamamen kızımdan esinlendim. Kitap, küçük bir kızın koşarken birden durup kalp atışını duyup çocuk merakıyla yüreğine yolculuğunu anlatıyor. Mesela anneannesi kızım Zehra’yı bahçede salıncakta sallarken kızım “ben kelebek oldum ben kelebek oldum” demişti ve bunu hikâyemde kullandım. Zehra ne zaman bir kedi görse çok mutlu olur ve onları beslemek şefkat göstermek ister bu da kitapta yer alan bir bölüm. Çocuklar o kadar doğal ve etkileyici ki onlardan ilham almamak ne mümkün! Benim esinlenmem de bana bu hikâyeyi yazdıran şey oldu.

The Little Girl with a Big Heart İngilizce bir kitap. Neden anadilinizde değil de İngilizce yazdınız kitabı?

Onun da hikâyesi enteresan. Ben aslında hikâyeyi önce Türkçe yazdım. Hatta ismi “Kalbinin Derinliklerine Giden Kız”dı. Sonra Türkiye’de üç farklı yayınevine gönderdim dosyayı. Hepsi reddetti. Bunun için de çeşitli gerekçeler sıraladılar. Örneğin, biri “hikâye çok güzel ve samimi” dedi. Çok sevindim. “Ama basamayız” dedi sevincim kursağımda kaldı. “Neden?” diye sordum. “Ya sosyal medyada çok takip edilen biri ya da aktiviteler düzenleyen ünlü bir öğretmen olmanız lazım” dedi. Dedim ki “bu saatten sonra öğretmen olmam zor.” Güldük beraber. Bir diğeri “kâğıt çok zamlandı, maliyetler arttı” dedi. Öbürü de benim ritim olsun, metne şiirsellik katsın diye kullandığım tekrarları fazla buldu. Oysaki bir sürü yabancı çocuk kitabında bu tarz tekrarları görmüş ve okumuştum. 

Türkiye’deki yayınevleri tarafından reddedilmek sizi nasıl etkiledi?

Ben aslında çok çabuk demoralize olan biriyimdir. Oldum da. Demek ki hikâyem o kadar da güzel değil diye düşündüm. Neyse ki etrafımda edebiyat dünyasından yazar çevirmen ve çocuk kitapları konusunda bilirkişi diyebileceğimiz insanlar vardı. Onlara reddedildiğimi anlattığımda yazar arkadaşım “Türkiye’de yayınevlerinde de çeteleşme yok mu sanıyorsun” dedi. Diğer konusunda uzman arkadaşlarım da hikâyemin iyi olduğu konusunda beni ikna etti. Ve ben de ikna olmuş olmalıyım ki Türkiye olmadıysa Dünya olur deyip oturup hikâyeyi İngilizceye çevirdim. Anlayacağınız bana kendi dilimde bir hikâye kitabı çıkartmadılar. :)

Sonrasında süreç nasıl gelişti?  

Ben metni İngilizceye çevirdim ama edebi çeviri bambaşka bir şey. Türkçedeki müzik ve ritimli formu yakalamak her İngilizce bilenin yapacağı şey değil. Bir arkadaşım beni Özge Çalık Spike ile tanıştırdı. Özge zaten Türkçeden İngilizceye çeviriler yapan çok başarılı bir çevirmen. Eşi Matt de Edinburgh Üniversitesi Dil Bilimi Bölümü’nde kürsüsü olan bir akademisyen. Onlara gönderdim metni. Özge de Matt de çok beğendiler metni. Yalan yok, özellikle Matt’in bana videolu bir görüşmemizde Türkçe olarak hikâyeyi çok beğendiğini söylemesi beni çok cesaretlendirdi. Sonra Özge çeviriyi yaptı bana gönderdi metni bir okudum. İnanamadım. Öyle bir dokunmuş ki hikâyeye bazı kelimeleri o kadar özenle seçmişti ki çok etkilendim. Benim Türkçede yapmaya çalıştığım müzikli anlatımı o İngilizce yapmıştı. Hatta İngilizcesi Türkçesinden daha etkileyici oldu diye bile düşündüm.

Peki, kitabın İngiltere’de basımı nasıl oldu?

Çizer bir arkadaşım hikâyeyi çok beğenmişti. Beraber yola çokalım dedim. Çünkü hikâyenin yanında görseller olduğu zaman yayınevlerini ikna etmek daha kolay olur diye düşünüyordum. Nitekim öyle oldu. Sunum dosyasını birkaç görselle birlikte gönderdim. Press Dionysus çok kısa sürede yanıt verdi. Ben bu kitabı basarım dedi. İmzalar atıldı.

Kitabın illüstrasyonlarını kızınız yaptı, buna nasıl karar verdiniz?

Kitabın yayınlanmasına çok az bir zaman kala çizer arkadaşımla yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Çizdiklerini çok beğenmiştim ve benimsemiştim ama bazen ilişkileri yönetebilmek zor olabiliyor. Çok üzülmüştüm çünkü kitapla ilgili özellikle yayıneviyle anlaştıktan sonra çok hayal kurmuştum. Umut bağlamıştım. Kitabın çıkmasına çok az kalmıştı ama ortada çizimler yoktu. Çok üzgün olduğum anda kızım Zehra geldi yanıma ve “Ağlama anne, üzülme kitabın resimlerini ben çizerim hem de çok güzel çizerim” dedi. Altı yaşındaydı o zaman ve hayatım boyunca o anı unutmayacağım. Ve hemen bir kalem kâğıt alıp bana nasıl şeyler çizebileceğini gösterdi. Sonra gerçekten düşündüm kitap küçük bir kızın kalbine yolculuğunu anlatıyor. Kız kalbine gidiyor ve yüreğinde gördüklerini resmediyor. Çok güzel örtüştü hikâyeyle. Yayımcıyı aradım. “Çok iyi fikir Çağrı” dedi. “Hiç acele etme, zaman problemin yok; çünkü insan her zaman kitap çıkaramıyor” dedi. Çok rahatladım. Minnettarım. Zehra üzerinde zaman baskısı oluşsun istemedim. Böylelikle kızım kitabın illüstratörü oldu. İyi ki de öyle oldu.

Zehra için süreç nasıl geçti? 

Uzun zamana yaydık çizimleri. Bazen iki hafta bir şey çizmedi. Ben ona paragraf okudum, o zaman ben buraya şöyle bir şey çizeyim dedi çoğunlukla… Benim de müdahalelerim oldu zaman zaman. “Acaba şuraya bir de pusula mı çizsen” dedim mesela… Bana “Sen karışma anne, bu kitabın çizeri benim demişliği” de var ayrıca… İşi sahiplendi gerçekten ve sorumluluk hissetti ve beğenmediği çizimini olmadı bu diyerek yırtıp attı. Ben de hayretler içinde onu izleyip kızımla gurur duydum.

Kitap ile ilgili ilk tepkiler nasıl?

Aslında Zehra’nın çizimleri hikâyenin önüne geçti. Kitabın yazarı olarak kendimi ikinci planda hissediyorum (gülerek). Bu da beni çok gururlandırıyor. Örneğin bir çocuk terapistinin yorumu geldi şu an aklıma. “Tam bir terapi kitabı hem çok güçlü mesajı var hem de bu mesajı çok yalın bir şekilde veriyor” dedi. Çok hoşuma gitti. Okuyan herkes çok beğeniyor. Zehra’nın hayranları bir hayli fazla. Sık rastladığım bir başka yorum da bu sadece bir çocuk kitabı değil, büyükler de okumalı. Evet doğru zaten biz yetişkinlerin çocuk kitaplarından öğreneceği çok şey var. Büyüdükçe unuttuğumuz şeyler hatırlatıyorlar bize çünkü.

 


Zehra sen nasıl çizmeye karar verdin?

Zehra: Annemin kitabını ilk çizen kişi bıraktı. Annem çok üzüldü. Ben de “Ben çizerim anne” dedim. Annemin üzülmesini istemedim.

Peki nasıl çizdin kitabı?

Zehra: Çok eğlenerek çizdim. Çizerken annem bana hangi konuyla ilgili çizeceğimi okudu. Ben de aklıma gelenleri çizdim.

Kitapta en çok sevdiğin bölüm hangisi?

Zehra: Bir tane et yiyen bitki çizdim. Kızın elinde kalpten balon var. Ben en çok o sayfayı beğendim.

Hangi boya kalemlerini kullandın?

Zehra: Kuru kalemlerle çizdim. Annem bana yeni illüstrasyon kalemleri aldı. 

Çizerken en çok neyde zorlandın?

Zehra: Kızı her sayfada aynı çizmem lazımdı. Başka kişi olduğunu zannetmesinler diye.

Anne ve kız çok güzel bir işe imza attınız. Çok güzel bir duygu olmalı…

İnanılmaz. Tarifi yok. Her şeyden önce çok kıymetli bir anı ikimiz için de. Bir de şöyle güzel bir yanı var bu kitabın. Bu ülkede bandrollü bir kitap yayınladığınızda başta British Library olmak üzere ülkenin çok önemli kütüphanelerine kitabı yollamanız gerekiyor ve kitap arşivleniyor. Yani yıllar sonra Zehra’nın torunu British Library’e gitse The Little Girl with a Big Heart’ı bulup okuyabilecek. Bunu ilk duyduğumda çok etkilendim. Dünyaya dikili bir ağaç bırakmışız gibi geldi.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Teşekkür etmek isterim. Başta kızıma. Beni yüreklendiren arkadaşlarıma, Kitabın sanat yönetmenliğini yapan arkadaşım Jülide Lokman’a, editör ve çevirileri yapan Özge Calik Spike’a, yayınevim Press Dionysos’a, emeği geçen herkese. 

Bu kitap gönüllü olarak saatini, emeğini, çocuğuyla geçireceği vakti bu öykü için özveriyle paylaşan ve beni yüreklendiren kadın arkadaşlarım sayesinde gerçekleşti. Kadın dayanışmasının güzel bir örneği oldu. Buradan teşekkür ediyorum hepsine. 

 

https://pressdionysus.com/product/the-little-girl-with-a-big-heart-cagri-oral/




Rafet El Roman'ın Londra konseri 1 Şubat'ta

No comments

24 January 2026

 


Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Rafet El Roman, 1 Şubat 2026 Pazar günü Londra’da müzikseverlerle buluşacak. Sanatçı, kentin önemli konser mekânlarından Islington Assembly Hall’de vereceği konserde, yıllara yayılan kariyerinden seçilen şarkılarıyla dinleyicilerine nostalji ve duygu yüklü bir gece yaşatmayı hedefliyor.

1990’lı yıllardan bu yana Türk pop müziğinde kendine özgü tarzıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Rafet El Roman, “Sana Dönemem”, “Kalbine Sürgün” ve “Bana Sen Lazımsın” gibi hitleriyle hafızalarda yer etmişti. Güçlü yorumu ve sahnedeki samimi duruşuyla tanınan sanatçı, Londra konserinde hem klasikleşmiş şarkılarına hem de sürpriz performanslara yer verecek.

Londra’da yaşayan hayranları için özel bir buluşma niteliği taşıyan konserin yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Organizasyon yetkilileri, sınırlı kontenjan nedeniyle biletlerin erken tükenebileceği uyarısında bulunuyor.

 

ETKİNLİK BİLGİLERİ

  • Sanatçı: Rafet El Roman
  • Tarih: 1 Şubat 2026, Pazar
  • Saat: 19.00
  • Mekân: Islington Assembly Hall, Londra
  • Bilet: DICE platformu üzerinden satışta

 

Xecê Londra’da sahne alıyor

No comments

22 January 2026

 Kürt müziğinin güçlü ve özgün seslerinden Xecê, 25 Ocak Pazar akşamı Londra’nın önemli konser mekânlarından Islington Assembly Hall’de müzikseverlerle buluşacak. 



1996 yılından bu yana güçlü sesiyle Xecê, yayımladığı çalışmalar sayesinde geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Günümüzde kendi kuşağının en çok dinlenen ve tanınan Kürt sanatçıları arasında yer alan Xecê, müzik yolculuğunu aralıksız sürdürüyor.

Konser gecesi, Islington Assembly Hall’in başlattığı “Support the Supports” kampanyası da izleyicilerle buluşacak. Saat 20.00’den önce mekâna gelen dinleyiciler; içecek kuponları ve daha önce salonda sahne almış sanatçılara ait özel ürünlerin de bulunduğu sürpriz hediyeler kazanma şansı yakalayacak. Katılımcılar, keşfettikleri yeni sanatçıları sosyal medyada #supportthesupports etiketiyle paylaşmaya davet ediliyor.

Etkinlik 16 yaş ve üzeri izleyicilere açık olacak. Girişte kimlik kontrolü yapılabileceği, geçerli bir kimlik belgesi ibraz edemeyenlerin salona alınmayabileceği bildirildi.

 

Biletler DICE üzerinden satışta:
https://dice.fm/event/53xdw8-xec-25th-jan-islington-assembly-hall-london-tickets

Xecê’nin Londra konseri, Kürt müziğinin duygusal derinliğini ve canlı sahne enerjisini yakından deneyimlemek isteyenler için kaçırılmayacak bir gece vadediyor.

 

Aynur Doğan, “Rabe" albümüyle Londra’ya dönüyor

No comments

17 January 2026

Kürt müziğinin en güçlü ve ayırt edici seslerinden biri olan Aynur Doğan, 2026 baharında ilk Birleşik Krallık turnesi kapsamında Londra’ya dönüyor. Sanatçı, 2 Nisan 2026 Perşembe akşamı saat 19.30’da, Barbican’da, beğeni toplayan albümü Rabe ile sahne alacak. Konserde Aynur’a, uzun yıllardır birlikte çalıştığı yetkin müzisyenlerden oluşan topluluğu eşlik edecek.





Bu konser, Aynur’un Londra’daki son performansı olan 2023 EFG London Jazz Festival konserinin ardından şehirde vereceği ilk sahne buluşması olacak. O tarihten bu yana yayımlanan Rabe albümü, sanatçının yirmi yılı aşkın müzikal yolculuğunun bir özeti niteliğinde. Kürtçede “ayağa kalk” ya da “yüksel” anlamına gelen albüm, aşk, maneviyat ve özgürlük temalarını ele alıyor. Albüm, geçtiğimiz yıl Transglobal World Music Chart listesinde bir numaraya yükselirken, Songlines dergisi tarafından “kariyerinin en güçlü albümlerinden biri” olarak tanımlandı.

Yirmi beş yılı aşan kariyeri boyunca Aynur, Kürt halk müziğinin köklü mirasını çağdaş Batı müziğinin duyarlılığıyla buluşturan kendine özgü bir müzikal dil oluşturdu. Etkileyici vokali ve anlatım gücü, Kürt müziğini yerel bir gelenekten küresel bir ifade alanına taşıdı. Geleneksel melodiler ile modern düzenlemeleri ustalıkla bir araya getiren sanatçı, kuşaklar ve kültürler arasında köprü kurmayı sürdürüyor.

Barbican konseri, Aynur’un Londra’daki dinleyicileriyle yeniden buluşmasının yanı sıra, Birleşik Krallık’ta ilk kez Londra dışındaki şehirleri de kapsayan turnesinin önemli duraklarından biri olacak. Çok sayıda ödüle layık görülen bu kültürel ikonun 2026 yılındaki Birleşik Krallık performansları, izleyiciler için kaçırılmayacak bir müzik deneyimi vadediyor.

Biletler Barbican internet sitesi üzerinden satışta
https://serious.org.uk/events/aynur-3

Aynur Doğan
Barbican
Silk Street, Londra EC2Y 8DS
2 Nisan 2026 Perşembe
19.30

 

Hrant Dink katledilişinin 19. yıl dönümünde Londra’da “Hafıza ve Adalet” etkinliğinde anılacak

No comments

 Dialogues Without Borders tarafından organize edilen "Hafıza ve Adalet" etkinliğinde, gazeteci ve insan hakları savunucusu Hrant Dink katledilişinin 19. yılında  23 Ocak Cuma günü Westminster Üniversitesi'nde anılacak. 





“Hafıza ve Adalet” başlıklı etkinlik, Hrant Dink’in barış ve birlikte yaşama mücadelesini güncel demokratik tartışmalarla buluşturmayı amaçlıyor. Etkinlik, Hrant Dink’in düşünsel mirasını bugünle ilişkilendirerek ele almayı amaçlıyor.

University of Westminster’ın Cavendish Campus’ünde yer alan The Pavilion’da saat 18.00–20.00 (GMT) arasında gerçekleştirilecek etkinlik, hibrit formatta yapılacak. Programa hem yüz yüze hem de çevrimiçi katılım mümkün olacak.

Etkinliğin konuşmacıları arasında insan hakları savunucusu ve avukat Eren Keskin (çevrimiçi), gazeteci ve araştırmacı Hazal Özvarış (yüz yüze), yazar ve şair Karin Karakaşlı (çevrimiçi) ile Goldsmiths, Londra Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi Yeşim Yaprak Yıldız (yüz yüze) yer alıyor. Konuşmalarda adalet ve hafıza politikaları, Hrant Dink’in mirası ve toplumsal yüzleşme başlıkları etrafında tartışmalar yürütülecek.

Etkinliğe Londra’da yüz yüze katılmak isteyenlerin, Eventbrite üzerinden kayıt yaptırmaları gerekiyor. Yüz yüze katılım için kayıt bağlantısı şu adresten yapılabiliyor:
https://www.eventbrite.com/e/hafza-ve-adalet-tickets-1980475921795

 

Çevrimiçi olarak Zoom üzerinden katılmak isteyenlerin ise aşağıdaki bağlantıda yer alan kayıt formunu doldurmaları yeterli olacak: https://us06web.zoom.us/meeting/register/eESb3kDESS-dZqd8xUuLJA

 

 

Cevdet Akman, Espacio Gallery’de “Mechanisation of Man” isimli solo sergisi ile sanatseverlerle buluşuyor

No comments

12 January 2026

Çalışmalarını Londra'da sürdüren ressam Cevdet Akman’ın solo sergisi Mechanisation of Man, 21–27 Ocak 2026 tarihleri arasında Londra’daki Espacio Gallery’de izleyiciyle buluşuyor. Sergi, teknolojinin insan yaşamı üzerindeki etkilerini merkeze alan kapsamlı bir seçki sunuyor.



Akman, bu sergide insan, doğa ve mekanik sistemler arasındaki ilişkiyi figüratif bir anlatım diliyle ele alıyor. Yapay zekâ, sibernetik ve dijital teknolojiler gibi kavramlardan beslenen eserler; insan bedeninin, zihninin ve algısının teknolojiyle birlikte geçirdiği dönüşümü sorguluyor. Sergi, organik olan ile mekanik olan arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği bir dünyaya dikkat çekiyor.

Sanatçının üretim pratiğinin temelinde, çocukluk yıllarından bu yana sürdürdüğü desen çalışmaları yer alıyor. Rönesans sanatından günümüz dijital estetiğine uzanan görsel referanslar, Akman’ın titizlikle inşa ettiği kompozisyonlarda bir araya geliyor. Uzun ve yoğun bir üretim sürecinin ürünü olan bu çalışmalar, zanaat ve düşünsel derinliği ön plana çıkarıyor.

Mechanisation of Man, kesin cevaplar sunmaktan ziyade izleyiciyi insanın teknolojiye artan bağımlılığı, kontrol duygusu ve insan bilincinin geleceği üzerine düşünmeye davet ediyor. Sergi, çağdaş insanın varoluşuna dair güncel ve eleştirel bir bakış sunuyor.

Serginin özel gösterimi (private view) 23 Ocak 2026, 19.00–22.00 saatleri arasında gerçekleşecek.



Cevdet Akman – Sanatçı Biyografisi

Cevdet Akman, Doğu Anadolu’da Ahlat’ta doğdu. Sanatsal yaklaşımının temellerini, Türkiye’de başladığı eğitimini 1979 yılında kabul edildiği Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldığı eğitimle pekiştirdi. Akademi yıllarında Fantastik Realizm akımıyla tanışan Akman, Avusturya Secession geleneğinden gelen Wolfgang Hutter, Rudolf Hausner ve Anton Lehmden gibi sanatçılarla çalışarak bu ekolün estetik ve düşünsel derinliğini içselleştirdi.

Sanat pratiğinin merkezinde ağırlıklı olarak figüratif anlatım yer alır. Çocukluk yıllarından itibaren sürdürdüğü desen çalışmaları, bugün oluşturduğu özgün görsel dilin temelini oluşturur. Akman’ın üretimleri, yalnızca estetik kaygılarla sınırlı kalmaz; izleyiciyi yaşamın nedenleri, dönüşümleri ve insanın varoluşsal konumu üzerine düşünmeye davet eder.

Sanatçının çalışmalarında öne çıkan ana tema insan–doğa ilişkisi ve bu ilişkinin günümüz teknolojik dünyasında geçirdiği dönüşümdür. “Mekanikleşen İnsan” başlığı altında topladığı üretimlerinde, insanın fiziksel, biyolojik ve psikolojik olarak makineyle kurduğu ortaklığı sorgular. Yapay zekâ, sibernetik ve cyborg kavramları üzerinden, insanın doğal yetilerinin yerini giderek üretilmiş bir yapaylığa bırakmasının olası sonuçlarını ele alır.

Akman’ın eserleri, uzun soluklu ve yoğun bir üretim sürecinin sonucudur. Farklı ölçeklerde yaklaşık yüz eserden oluşan çalışmaları; Rönesans’tan günümüze uzanan görsel referansları, çağdaş dijital çağın estetik diliyle bir araya getirir. Desen temelli kompozisyonlar, sanatçının kişisel kurgularıyla birleşerek izleyiciyle düşünsel bir etkileşim alanı yaratır.

İç mekân ve mobilya tasarımı, fotoğraf ve dekoratif sanatlar alanlarında da üretimler gerçekleştiren Akman; İtalya, Avusturya, Suudi Arabistan, Birleşik Krallık ve Türkiye’de tasarımcı olarak çalışmıştır. Metal, ahşap ve alçı gibi farklı malzemelerle ürettiği özgün aynalar ve duvar rölyefleriyle disiplinlerarası bir yaklaşım benimser.

Sanatçı, bugüne kadar Birleşik Krallık ve uluslararası alanda 19 solo sergi gerçekleştirmiş; eserleri Londra başta olmak üzere Paris, Viyana ve farklı şehirlerde sergilenmiştir.

Ressam Metin Şenergüç'ün aforizmalarından ve çizimlerinden oluşan kitabı yayımlandı

No comments

15 Aralık 2018’de genç yaşta aramızdan ayrılan ressam Metin Şenergüç’ün sanata ve yaşama dair aforizmalarının ve çizimlerinin yer aldığı “Orizonun Ötesi” adını taşıyan kitabı Londra merkezli yayınevi Press Dionysus tarafından yayımlandı. 

 





15 Aralık 2018’de Londra’da bir kalp krizi sonucunda hayatını kaybeden ressam Metin Şenergüç, 19 Kasım 1960’da İzmir’de doğmuş, daha lise yıllarında politikayla tanışmıştı. 12 Eylül döneminde iki yıl hapis yatan Şenergüç, kaçak yollardan Yunanistan’a gitmişti. Burada beş yıl politik sürgün olarak yaşadıktan sonra 1987’de Brüksel’e yerleşen, ancak burayı çok muhafazakâr bularak tekrar Yunanistan’a geri dönen Şenergüç, Yunanistan’ın ardından Almanya ve nihayet İngiltere’ye gelmişti.

Kuzey Londra’da yaşamaya başlayan Metin Şenergüç 1994’te Camberwell School of Art’ta resim bölümünde eğitim görmeye başladı. 1998’de ise St.Martins School of Art’ta ise masterını tamamlayan ve sanata ilişkin düşüncelerini Londra merkezli Açık Gazete’deki köşesinde paylaşan ressam, “Bazen okuyup yazıyorum, sonra geri çekilip resim yapmaya başlıyorum. Yazmak da yaratıcı sürecin bir parçası benim için” diyordu.


Orizonunn Ötesi kitabında Şenergüç'ün onlarca çizimine aforizmaları eşlik ediyor


Metin Şenergüç’ün sağlığında çıkaramadığı kitabını arkadaşları Sümer Erek, Mehmet Taş ve Rıfat Güler Londra merkezli yayınevi Press Dionysus aracılığıyla geçtiğimiz günlerde yayımladılar. Kitabın giriş yazısında Erek, Taş ve Güler şunları söylüyor: “Ölüm, bir sanatçımızı, bir sanat düşünürümüzü ve özgürlük savaşçısı bir yoldaşımızı aramızdan aldı gitti. Ölüme inat onu eserlerinde ve kavgamızda yaşatmaya devam edeceğiz.”

Büyük boy ve ciltli olarak yayımlanan kitapta Şenergüç’ün karakteristiğini yansıtan onlarca renkli ve siyah-beyaz çiziminin yanı sıra yazarın; sanata, yaşama ve insanlığa ilişkin aforizmaları da yer alıyor.




Orizonun Ötesi, "Kenar Notları" ya da bir "selfie"

                                



* Bu yazı ilk defa 4 Aralık 2023 tarihinde Olay gazetesinde yayınlanmıştır.

https://olaygazete.co.uk/kultur-sanat/ressam-metin-senerguc-eserleriyle-anilacak.html


Farkındalıkla Doğum ve Emzirme Programı 21 Aralık’ta Başlıyor

No comments

31 December 2025

Doula Özge Aydoğan, anne adayları için 5 haftalık bütüncül hazırlık programı gerçekleştirecek. 





Anne adaylarını bilinçli, sakin ve güçlü bir doğuma hazırlamayı hedefleyen “Farkındalıkla Doğum & Emzirme Programı”, Doula ve Emzirme Danışmanı Özge Aydoğan tarafından 21 Aralık 2025’te çevrim içi olarak başlatılıyor. Program, Hypnobirthing, nefes–gevşeme teknikleri ve farkındalık temelli emzirme eğitimlerini bir araya getirerek kapsamlı bir hazırlık süreci sunuyor.

 

1. Hafta – Doğuma İlk Adım ve Temel Hazırlık

Programın 1. haftasında, Hypnobirthing yaklaşımı, korkusuz doğum felsefesi, doğum fiziolojisi, kaslar ve hormonların işleyişi gibi temel konular ele alınacak. Anne adayları, doğum sürecini daha iyi anlamaya yönelik zihinsel hazırlık teknikleriyle tanıştırılacak.

 

2., 3. ve 4. Haftalar – Nefes ve Gevşeme ile Derin Hazırlık

Her Çarşamba akşamı yapılacak nefes–gevşeme oturumlarında, sakinliği artıran nefes teknikleri, derin gevşeme uygulamaları ve zihni doğuma hazırlayan meditasyonlar üzerinde durulacak. Bu haftalarda ayrıca bebekle bağ kurmaya yönelik farkındalık çalışmaları gerçekleştirilecek.
Pazar akşamları ise doğum pozisyonları, ağrı yönetimi, doğum planı hazırlama ve partner desteğinin güçlendirilmesi gibi uygulamalı başlıklar işlenecek.

 

5. Hafta – Farkındalıkla Emzirme Eğitimi

Programın 5. haftası, tamamen emzirmeye ayrılıyor. Pazar ve Çarşamba akşamları yapılacak iki ayrı oturumda doğru emzirme pozisyonları, süt üretimini destekleme yolları, meme ucu sorunlarını önleme–çözme stratejileri ve ilk günlere yönelik pratik rehberlik aktarılacak. Bu bölüm, anne adaylarının hem bilgi hem de özgüven kazanmasını hedefliyor.

 Doula Özge Aydoğan, programın amacını şu sözlerle özetliyor:

“Annelerin bedenlerine, bebeklerine ve doğum sürecine güven duymalarını; korku yerine farkındalık, telaş yerine sakinlik geliştirmelerini istiyorum. Her kadının güçlü ve desteklenmiş bir doğum deneyimini hak ettiğine inanıyorum.”

Tüm derslerin kayıt altına alınacağı programda, katılımcılar içeriklere süre boyunca erişim sağlayabilecek. 5 Aralık’a kadar erken kayıt avantajı sunulan etkinliğin kontenjanı sınırlı. Katılım bilgilerine bu linkten ulaşılabilir. 

Toplu taşımada unutan eşyaların son durağı Greasby müzayedesi oluyor

No comments

22 December 2025

Londra’da toplu taşımada unutulan ve vaktinde teslim alınmayan eşyalar 100 yılı aşkın bir süredir Güney Londra’da bulunan kayıp eşya müzayedesinde açık artırmaya çıkıyor. 

                                              


                                                     

 Eğer toplu taşımada bir eşyanızı unuttunuz ve bunun peşine düşmediyseniz, bu eşyanın son durağı Greasby’s ikonik müzayedesi oluyor. 1919 yılında Henrietta Greasby tarafından kurulan Güney Londra merkezli tanınmış bir kamu müzayedesi firması olan Greasbys, bu tarihten beri aynı yerde faaliyet gösteriyor.

İki haftada bir gerçekleştirilen, kayıp eşyaların açık artırmayla satıldığı müzayedenin birçok müdavimi bulunuyor. Müzayedede şemsiyeden monta, gözlükten kitaba, telefondan oyuncaklara kadar aklınıza gelebilecek her türden eşya yeni sahipleriyle buluşuyor. Kurum, her açık artırma öncesinde sergilenecek eşyalara ilişkin olarak üyelerine detaylı e-postalar gönderiyor.

Greasby'de satışa çıkan iPad, kamera, telefon, şarj cihazı, bilgisayar gibi elektronik cihazlar cam dolapların içinde sergileniyor ve bu ürünler ikinci el fiyatının da altında bir fiyatla alıcıların karşısına çıkıyor.

Greasby'nin bahçesinde ise sıra sıra dizilmiş bisikletler yer alıyor. Bunlar, polis tarafından yakalanan hırsızlardan ele geçirilen ancak sahipleri çıkmayan bisikletler.

Satışa sunulan eşyalar arasında özel tasarım çantalar, mücevherler ve hatta Rolex marka saatler dahi yer alabiliyor. Instagram fenomeni London_xploring adlı hesabın müzayede evini ziyaret etmesi ve yaşadığı deneyimi “süper büyüleyici” olarak nitelendirmesi müzayedeye olan ilgiyi daha da artırdı ve yaptığı paylaşım 90 bine yakın beğeni aldı.

Greasby’s müzayedelerinde sadece TfL’de kaybedilen ürünler değil, demiryolu, Metropolitan polisi ve Heathrow havaalanından gelen sahipsiz eşyalar da satışa sunuluyor. Bu eşyalar, üç ay boyunca sahipleri tarafından alınmayı bekledikten sonra müzayedeye gönderiliyorlar. Tüm cihazlar satışa çıkmadan önce silinirken, kimlikler veya banka kartları gibi kişisel eşyalar imha ediliyor.

Müzayede, İki haftada bir gerçekleştiriliyor.

 

Adres: Greasby's Auctions. Wandsworth. 211 Longley Road, London SW17 9LG.

https://greasbys.co.uk/


* Bu yazı ilk kez 18 Nisan 2023 tarihinde Olay gazetesinde yayınlanmıştır.

https://olaygazete.co.uk/ingiltere-gundemi/toplu-tasimada-unutulan-esyalarin-son-duragi-greasby-muzayedesi-oluyor.html

 

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan