Showing posts with label Londra Etkinlikleri. Show all posts
Showing posts with label Londra Etkinlikleri. Show all posts

“Sanat benim nefes alma alanım oldu”: Ressam Salime Aslan “Now & Beyond London”da

No comments

12 June 2026

 Londra’da yaşayan ressam Salime Aslan, pandemi döneminde yeniden keşfettiği sanat tutkusunu uluslararası platformlara taşıyor. Aslan, farklı ülkelerden sanatçıların katılımıyla 14-17 Ağustos 2026 tarihlerinde düzenlenecek “Now & Beyond London” Uluslararası Sergisi’nde eserlerini sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor.



Doğayla iç içe büyüdüğünü anlatan Aslan, resimle kurduğu bağın aslında yıllar öncesine dayandığını söylüyor. Ancak bu tutkuyu hayata geçirmesi pandemi dönemine denk gelmiş.

“İnsan bazen bazı duyguları, düşünceleri ve güzellikleri kelimelerle anlatamıyor. Benim için resim tam da bu noktada bir dile dönüştü” diyen Aslan, yıllar boyunca içinde taşıdığı hayallerin ve gözlemlerinin zamanla tuvale yansımaya başladığını ifade ediyor.

Pandemi günlerinde evde geçirdiği zamanın kendisine yeni bir kapı açtığını anlatan Aslan, önce evini boyarken farkında olmadan yeniden sanatla buluştuğunu söylüyor. Küçük detaylarla uğraşırken içinde uzun zamandır sessiz kalan yaratıcılığının yeniden ortaya çıktığını hisseden Aslan, eline aldığı ilk fırçadan sonra bu yolculuğun hızla büyüdüğünü belirtiyor.

Bugün resim, onun hayatında özel bir yere sahip. Bir tabloyu tamamlamadan önce yenisinin hayalini kurduğunu söyleyen Aslan, sanatın artık hayatının doğal bir parçası hâline geldiğini ifade ediyor.

Sanat, yoğun hayatın içinde açılan özel bir alan

Hem çalışan bir anne hem de üretmeye devam eden bir sanat tutkunu olmak kolay değil. Ancak Aslan, zaman yaratmanın mümkün olduğuna inanıyor.

“İnsan gerçekten istediği şey için mutlaka bir alan oluşturabiliyor” diyen Aslan, bazen günün yorgunluğunda, bazen de herkes uyuduktan sonra çalışmalarına devam ettiğini anlatıyor.

Ona göre sanat, yoğun hayatın içinde kendisine ait özel bir alan oluşturmasını sağlıyor. Bu alan yalnızca üretim değil, aynı zamanda düşünme, gözlem yapma ve kendini yenileme fırsatı sunuyor.

Doğadan beslenen bir sanat anlayışı

Aslan’ın çalışmalarında doğanın izleri dikkat çekiyor. Özellikle ağaçlar, ışık, gökyüzü ve mevsimlerin değişimi eserlerine ilham veriyor.

Doğaya duyduğu sevgiyi ailesinden aldığını söyleyen Aslan, özellikle babasının doğaya olan saygısının ve sevgisinin kendi sanat anlayışını şekillendirdiğini düşünüyor.

“Bir ağaca, gökyüzüne ya da ışığın bir yüzeye düşüşüne uzun süre bakabilirim” diyen Aslan, resim yapmanın aynı zamanda doğayı daha dikkatli gözlemlemeyi öğrettiğini ifade ediyor.

Öğrenmeye devam eden bir sanat yolculuğu

Sanat yolculuğunda kendisini geliştirmeye büyük önem veren Aslan, farklı sanatçılar ve eğitmenlerle çalışmanın ufkunu genişlettiğini söylüyor. Bu süreçte özellikle küratör ve sanat eğitmeni Patricia Evangelista’nın rehberliğinin kendisi için değerli olduğunu belirten Aslan, aldığı eğitimlerin eserlerine farklı bir bakış açısı kazandırdığını ifade ediyor.

“Sanatta öğrenmenin sonu yok” diyen Aslan, farklı yaklaşımlarla tanışmanın ve yapıcı eleştiriler almanın gelişimin önemli bir parçası olduğuna inanıyor.

Sergiler yeni kapılar açıyor

Bugüne kadar çeşitli karma sergilerde eserlerini sanatseverlerle buluşturan Aslan, her serginin kendisi için ayrı bir deneyim olduğunu söylüyor.

Farklı sanatçılarla bir araya gelmenin, sanat üzerine sohbet etmenin ve yeni insanlarla tanışmanın üretim sürecine katkı sağladığını belirten Aslan, özellikle uluslararası sergilerin farklı bakış açıları kazandırdığını düşünüyor.

Önümüzdeki dönemde de sanat yolculuğuna yeni sergilerle devam etmeye hazırlanıyor. Bunlardan biri de 14-17 Ağustos 2026 tarihlerinde Londra’da düzenlenecek olan “Now & Beyond London” Uluslararası Sergisi. Farklı ülkelerden sanatçıları bir araya getirecek olan organizasyon, Aslan’ın yer almayı planladığı önemli etkinliklerden biri.

Sanatta özgürlük ve samimiyet

Çalışmalarında kendisini belirli bir konu veya temayla sınırlamak istemediğini söyleyen Aslan, gözüne güzel gelen ve kendisinde güzel duygular uyandıran her şeyi resmedebileceğini ifade ediyor.

Sanata yaklaşımında ise izleyicinin özgürlüğünü ön planda tutuyor.

“Bir esere bakan herkes aynı şeyi hissetmek zorunda değil” diyen Aslan, insanların tablolarına baktıklarında öncelikle huzur ve dinginlik hissetmelerini istediğini söylüyor.

Bir kadın, anne ve göçmen olarak yaşadığı deneyimlerin de sanatını beslediğini belirten Aslan, özellikle anneliğin sabır ve emek kavramlarına bakışını değiştirdiğini ifade ediyor.



Yeni hedefler, yeni hayaller

Aslan’ın gelecek planları arasında Britanya ve Avrupa’daki yeni sergilerde yer almak bulunuyor. Bunun yanı sıra eserlerinden birini North Middlesex Hastanesi’nin kemoterapi bölümüne bağışlamaya hazırlanıyor. Bu projeyi kendisi için manevi değeri yüksek bir çalışma olarak görüyor.

Uzun vadeli hedeflerinden biri ise kendi sanat atölyesini kurmak. İnsanların sanatla buluşabileceği, üretebileceği ve ilham alabileceği bir ortam oluşturmak istediğini söyleyen Aslan, öğrenmeye ve üretmeye devam etmeyi hayatının en önemli hedeflerinden biri olarak görüyor.

Yıllarca içinde taşıdığı resim sevgisini hayata geçirmiş olmanın mutluluğunu yaşayan Aslan, hayallerini erteleyenlere ise şu mesajı veriyor: “İnsan gerçekten istediği bir şeyin peşinden gittiğinde yaşını değil, heyecanını konuşuyor. Önemli olan başlamak ve devam etmek. Ben iyi ki başlamışım diyorum.”

 

Coşkun Aral Londra’da: "Fotoğrafın dünyayı Anlatma gücü"

No comments

09 June 2026

 Savaş muhabiri, gazeteci ve belgesel yapımcısı Coşkun Aral, CEFTUS’un düzenlediği özel etkinlik kapsamında Londra’da izleyicilerle buluşacak. “Art of Photography in Explaining the World” başlıklı etkinlikte fotoğrafın toplumsal olayları, insan hikâyelerini ve küresel değişimleri anlatmadaki rolü ele alınacak.



Centre for Turkey Studies (CEFTUS) tarafından düzenlenen etkinlikte, uluslararası alanda tanınan fotoğrafçı ve gazeteci Coşkun Aral, uzun yıllara yayılan saha deneyimlerinden hareketle görsel anlatıcılığın etik, kültürel ve anlatısal boyutlarını değerlendirecek. Özellikle savaş bölgeleri, insani krizler ve kültürlerarası perspektifler üzerinden fotoğrafın tarihsel hafızayı korumadaki etkisi üzerinde durulacak.

Etkinlikte ayrıca görsel medyanın kamuoyu oluşturma süreçlerindeki rolü, fotoğrafın toplumsal algıyı nasıl şekillendirdiği ve dijital çağda haberciliğin dönüşümü gibi konular da tartışılacak. Katılımcılar, söyleşinin ardından gerçekleştirilecek soru-cevap bölümünde Coşkun Aral’a doğrudan soru yöneltme fırsatı bulacak.

CEFTUS’un kamuoyunu küresel meseleler, kültür ve iletişim alanlarında uzman isimlerle buluşturmayı amaçlayan etkinlik serisinin bir parçası olan programın, medya ve fotoğraf meraklılarının yanı sıra akademisyenler ve öğrenciler için de ilgi çekici bir buluşma olması bekleniyor.



Etkinlik Bilgileri

  • Etkinlik: Art of Photography in Explaining the World

  • Konuşmacı: Coşkun Aral

  • Tarih: 10 Haziran 2026 Çarşamba

  • Saat: 20:00

  • Düzenleyen: Centre for Turkey Studies

  • Mekân: 📍 Chiswick - The George IV – Boston Room

  • Katılım: RSVP ile kayıt yapılması gerekiyor.

Yiğit Özgür’ün “Chronicles of the Everyday” sergisi Londra'da

No comments

05 June 2026

Çağdaş Türk karikatürünün en özgün isimlerinden Yiğit Özgür, “Chronicles of the Everyday” başlıklı kişisel sergisiyle Londra’da izleyici karşısına çıkıyor. Küratörlüğünü İlayda Uzunarslan’ın üstlendiği sergi, 5–13 Haziran 2026 tarihleri arasında Versus Arts’ta ziyaret edilebilir. 




London Gallery Weekend 2026 kapsamında düzenlenen sergi, sanatçının uzun yıllara yayılan üretiminden seçilen eserleri bir araya getiriyor. Sergi, gündelik yaşamın çelişkilerini, alışkanlıklarını, ilişkilerini ve absürt anlarını görünür kılan özgün bir görsel anlatı sunuyor. Yiğit Özgür, sıradan görünen olayları keskin gözlem gücü ve kendine has mizah diliyle yeniden yorumlayarak izleyiciyi hem düşündüren hem de gülümseten bir dünyanın içine davet ediyor.

Küratör İlayda Uzunarslan, sergiyi yalnızca bir mizah seçkisi olarak değil, yaşadığımız dönemin görsel hafızasını oluşturan önemli bir arşiv olarak değerlendiriyor. Bir araya gelen eserler, modern yaşamın tekrar eden ritüellerini, sosyal ilişkilerin kırılganlığını ve çağdaş insanın yalnızlıklarını görünür kılarken, izleyiciyi kendi gündelik deneyimleri üzerine düşünmeye çağırıyor.

Karikatür, illüstrasyon ve çizgi anlatım alanlarında yirmi yılı aşkın süredir üretim yapan Yiğit Özgür, Türkiye’de görsel mizah kültürünün önemli temsilcileri arasında yer alıyor. Mizahı yalnızca eğlenceli bir anlatım biçimi olarak değil, toplumsal ve bireysel deneyimleri görünür kılan eleştirel bir ifade alanı olarak kullanan sanatçı, farklı kuşaklardan geniş bir okur ve izleyici kitlesiyle güçlü bir bağ kurmayı sürdürüyor.

Etkinlik Özeti
Sergi: Chronicles of the Everyday
Sanatçı: Yiğit Özgür
Küratör: İlayda Uzunarslan
Tarih: 5–13 Haziran 2026
Mekân: Versus Arts
Adres: 114A Lower Clapton Rd, London E5 0QR
Kapsam: London Gallery Weekend 2026

Yiğit Özgür Kimdir?
Mehmet Yiğit Özgür, İstanbul’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nden mezun oldu. Öğrencilik yıllarında TÜBİTAK yayınlarında çizer ve karikatürist olarak çalıştı; reklam ajansları için illüstrasyon ve storyboard üretimleri gerçekleştirdi, çocuk kitapları resimledi. Türkiye Karikatürcüler Derneği üyesi olan sanatçı, Hacettepe Üniversitesi’nde ilk karikatür topluluğunu kurdu.

Profesyonel kariyerinin ardından İstanbul’a yerleşen Özgür, çeşitli mizah dergilerinde karikatür ve çizgi hikâyeler üretti. 2007 yılında kurucuları arasında yer aldığı Uykusuz dergisi, kısa sürede Türkiye’nin en çok okunan mizah yayınlarından biri hâline geldi. Karikatür, çizgi roman ve illüstrasyon çalışmalarının yanı sıra televizyon, sinema ve reklam projelerinde de senaryo çalışmaları yürüttü.

Bugün çalışmalarını karikatürist, illüstratör ve yaratıcı danışman olarak sürdüren sanatçı; söyleşi, panel ve atölyeler aracılığıyla deneyimlerini paylaşmaya devam ediyor. Yayımlanmış kitapları arasında Karikatürler (2004), Karikatürler 2 (2010), Çizgi Öyküler (2011), Hunililer (2013), Karikatürler 3 (2014) ve Karikatürler 4 (2019) bulunuyor. Yiğit Özgür, ulusal ve uluslararası birçok yarışmada ödüller kazandı; çeşitli üniversite ve kurumlar tarafından yılın karikatüristi ödüllerine layık görüldü.



Güler İnce ile Londra’da ailelere özel müze turları

No comments

24 May 2026


 


Sanat tarihçisi Dr. Güler İnce rehberliğinde düzenlenen “Londra Sanat Turları”, bu kez ailelere yönelik özel müze keşif günleriyle devam ediyor. Etkinlikler, Londra’da kültür ve sanat alanında çalışmalar yürüten organizatörler tarafından çocuklar ve yetişkinlerin birlikte katılabileceği şekilde hazırlandı.

Program kapsamında 30 Mayıs’ta The British Museum ziyaret edilecek. Tur boyunca Mısır, Mezopotamya ve Antik Yunan uygarlıklarına ait eserler incelenecek; mitolojik hikâyeler, tanrılar ve erken uygarlıkların izleri çocukların da takip edebileceği anlatımlarla ele alınacak.

31 Mayıs’taki ikinci durak ise Victoria and Albert Museum olacak. Bu turda Batı heykel sanatının Ortaçağ’dan Rönesans’a ve Klasik döneme uzanan gelişimi incelenecek. İnsan bedeninin sanattaki dönüşümü, estetik anlayışındaki değişimler ve form arayışları seçili eserler üzerinden değerlendirilecek. Program, Auguste Rodin’in heykelleriyle tamamlanacak.

Yaklaşık yedi yıldır Londra’da müze ve şehir turları düzenleyen Dr. Güler İnce, sanat tarihi alanındaki akademik birikimini bu çalışmalara taşıyor. Klasik müze gezilerinden farklı olarak bu turlarda eserler yalnızca tarihsel bilgilerle değil, dönemsel üslup özellikleri, düşünsel arka planları ve kültürel bağlamlarıyla birlikte ele alınıyor.

Turlar, müzeleri daha bilinçli ve derinlikli bir bakışla gezmek, çocuklarıyla birlikte sanat ve tarih üzerine düşünmek isteyen aileler ile sanatseverlere hitap ediyor.

Etkinliklerle ilgili bilgi almak isteyenler 07565 684099 numaralı telefondan ya da gulerince7@hotmail.com adresinden iletişime geçebiliyor.

“Migration Stories" etkinliği, 29 Mayıs'ta Goldsmiths Üniversitesi’nde düzenlenecek

No comments

20 May 2026

Göç, savaş ve aidiyet temalarını odağına alan “Migration Stories” araştırma projesinin yaygınlaştırma ve networking etkinliği 29 Mayıs’ta Londra’da gerçekleştirilecek. Akademisyenler, sanatçılar ve göçmen topluluklarını bir araya getirecek etkinlikte araştırma bulguları, yaratıcı çalışmalar ve deneyim anlatıları paylaşılacak.

 


Goldsmiths, University of London bünyesindeki Migrant Futures Institute tarafından desteklenen “Migration Stories” araştırma projesi kapsamında düzenlenen etkinlik, göç ve savaş deneyimlerini hem akademik hem de sanatsal perspektiflerden ele almayı amaçlıyor. Richard Hoggart Building’de gerçekleştirilecek programda, savaşın insani maliyetleri, göç süreçleri, güvenlik ve aidiyet gibi konular tartışmaya açılacak.

Etkinliğin ilk bölümünde Prof. Bülent Gökay ve Dr. Lily Hamourtziadou’nun “Human Costs of War: from Iraq 2003 to Ukraine 2022” başlıklı sunumu yer alırken, Sue Moffat ve Farzana Shain “Peace is Home” adlı belgesel drama çalışmasının yaratım sürecini paylaşacak.

Ayrıca Fatma Yüksel ve Hasan Doğan’ın, Türkiye’de bir Kürt köyünden başlayıp Kıbrıs ve Londra’ya uzanan göç hikâyesini merkeze alan “Londoner” çalışması üzerine söyleşisi gerçekleştirilecek. Programın ilerleyen bölümünde ise göçmen topluluklarına yönelik destek, savunuculuk ve araştırma çalışmaları ele alınacak.

Organizatörler, etkinliğin ücretsiz olduğunu ancak salon kapasitesi ve ikram organizasyonu nedeniyle kayıt yaptırmanın zorunlu olduğunu belirtiyor.

 Kayıt yaptırmak için tıklayın!

Etkinlik Bilgileri

  • Etkinlik: Migration Stories – Dissemination and Networking Event
  • Tarih: 29 Mayıs 2026 Cuma
  • Saat: 16.00 – 19.00
  • Yer: RHB 221, Richard Hoggart Building, Goldsmiths, University of London
  • Katılım: Ücretsiz, kayıt zorunlu
  • Düzenleyen: Migrant Futures Institute / Goldsmiths, University of London

 

Tony Howson’dan Londra’da şiir, müzik ve söyleşi gecesi

No comments

19 May 2026

 Londra’nın bağımsız kültür mekânlarından Hoxton Cabin, 24 Mayıs Pazar akşamı şair ve yazar Tony Howson’ı ağırlayacak. Press Dionysus tarafından düzenlenen “Love, Hate & Fragility” başlıklı etkinlikte şiir, müzik ve söyleşi bir araya gelecek. Etkinlik, Howson’ın aynı adlı yeni şiir kitabının lansmanı kapsamında gerçekleştirilecek.



“Love, Hate & Fragility”, insan ilişkileri, kırılganlık, hafıza, arzu ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan toplumsal çatışmalar üzerine kurulu şiirlerden oluşuyor. Etkinlik boyunca Tony Howson şiirlerinden okumalar yapacak, katılımcılarla söyleşecek ve kitaplarını imzalayacak. Kitaplar etkinlik sırasında okurlarla buluşacak.

Tony Howson kimdir?

1956 yılında Slough’da doğan Tony Howson, çocukluk hayalini gerçekleştirerek dünyanın 140 ülkesini ziyaret etti. BBC ve BBC Media Action bünyesinde çalışan Howson, özellikle çatışma bölgeleri ve yoksulluk coğrafyalarında gazetecilik yaptı; Somali, Sierra Leone, Libya, Ukrayna ve Gazze gibi bölgelerde medya projelerinde görev aldı.

Şiirlerinde ve düzyazılarında savaş, insanlık halleri, aşk, kayıp ve politik gerçeklikler iç içe geçerken; metinlerinde bir gazetecinin tanıklığı ile bir şairin iç dünyası buluşuyor. Daha önce The Crow Road from Eden ve Walking with Camels adlı eserleri yayımlanan Howson, aynı zamanda hikâye anlatıcılığı ve performans geceleriyle de tanınıyor.

Etkinlik Bilgileri

📍 Hoxton Cabin, 132 Kingsland Road, London E2 8DY
🗓 24 Mayıs 2026 Pazar
⏰ Saat 20.00
🎟 Etkinlik linki: Hoxton Cabin Events
📚 Kitap bilgisi: Love, Hate & Fragility – Press Dionysus

Seks Quiz Gecesi’nde Bu Kez “Orgazm” Konuşulacak

No comments

12 May 2026

Seks Quiz Night, Londra’da yeniden katılımcılarla buluşmaya hazırlanıyor. Somatik seks koçu Nergis Eroğlu’nun moderasyonunda gerçekleşecek etkinlik, 16 Mayıs akşamı Dalston’da bulunan DNA Cafe & Bar’da düzenlenecek. Bu ayın teması ise: “Orgazm”.



Katılımcılar; orgazmın herkes için aynı olup olmadığı, cinsel kimlik ve yönelimlerin deneyimi nasıl etkilediği, utanç ve performans baskısının beden üzerindeki etkileri gibi sorular etrafında birlikte düşünme ve konuşma fırsatı bulacak. İlk orgazm deneyimlerinden beden hafızasına, hormonlardan bağ kurma biçimlerine kadar uzanan birçok konu, interaktif oyunlar, anonim itiraflar ve soru-cevap bölümleri eşliğinde ele alınacak.

Etkinlik, cinselliğin çoğu zaman konuşulmaktan kaçınılan bir konu olduğu gerçeğinden hareketle, katılımcılara meraklı, açık ve yargısız bir paylaşım alanı sunmayı amaçlıyor. Eğlenceli quiz formatının yanı sıra bilimsel bilgiler ve bedensel farkındalık üzerine sohbetlerin de yer alacağı gece, katılımcılara hem yeni perspektifler kazanma hem de keyifli vakit geçirme imkânı sunacak.

“Orgazm oldun mu?” sorusunun neden bu kadar merkezi hâle geldiğini sorgulamaya açan etkinlikte, kişisel deneyimlerin toplum tarafından öğretilen kalıplarla ne kadar örtüştüğü de birlikte tartışılacak.

Somatik seks koçluğu nedir?

Somatik seks koçluğu, cinselliği yalnızca zihinsel değil, aynı zamanda bedensel bir deneyim olarak ele alan bütüncül bir yaklaşımdır. Bu yöntemde beden farkındalığı, nefes çalışmaları, hareket ve dokunuş gibi teknikler kullanılarak bireyin kendi bedeniyle daha güçlü bir bağ kurması hedeflenir. Amaç, kişinin cinselliği daha bilinçli, özgür ve tatmin edici bir şekilde deneyimleyebilmesidir.


Etkinlik detayları:

📍 DNA Cafe & Bar
📅 16 Mayıs
🕢 19.30
🎟️ Online bilet: £8
🎟️ Kapıda: £10

Biletler için: Dear Turkey Etkinlik Sayfası

Yönetmen Gülseren Daş ile “Kızkardeşliğin türküsü: Rengin” belgeseli üzerine konuştuk

No comments

09 May 2026

Gülseren Daş’ın hazırladığı “Kızkardeşliğin türküsü: Rengin” adını taşıyan belgesel, Londra’da Rengin Kadın Korosu çatısı altında müziğin ortak dilinde buluşan kadınların umut ve direniş dolu yolculuğunu anlatıyor.  Yönetmen Gülseren Daş’la Rengin Kadın Korosu belgeseli hakkında konuştuk.  

 




Sizi tanıyabilir miyiz?

Sanırım hayattaki zor şeylerden biri kendimizden bahsetmek. Kısaca anlatayım, Elbistan’da doğdum, On beş yaşımda lise eğitimi için ailemle Mersin’e taşındık, sonrasında da Ankara İletişim Fakültesi’nde lisans eğitimimi tamamladım. 

Türkiye’de başta Gündem gazetesi olmak üzere çeşitli gazete, televizyon ve dergilerde haber müdürlüğü, dış haberler editörlüğü, editörlük ve fotoğrafçılık yaptım. 2009 yılında evlenerek yerleştiğim Londra’da belgesel fotoğrafçılığı alanında yüksek lisansımı yaptım. Bütün çocuklar gibi kendileri de çok tatlı olan Welat, Heja ve Eyşan’ın annesiyim. 2020 yılında kurulduğundan bu yana da Rengin Kadın Korosu’nun bir üyesiyim. 

Kızkardeşliğin Türküsü; Rengin, belgeselinizde kadınların koroya katılma hikâyelerine yer verdiniz, siz de koronun bir üyesisiniz ve bir dönem yürütmesinde sorumluluk aldınız, bu kez siz bize Rengin’e katılma hikâyenizi aktarır mısınız?

Pandemi nedeniyle global bir hapis dönemi geçirdiğimiz 2019-20 yıllarında annem Elif Daş, pankreas kanseri ile mücadele ediyordu. Hem Elbistan’da yaşadığı için hem de pandemi yasakları nedeniyle çok az yanında bulunabildim. Vefatı, karantinanın kısa süreliğine kaldırıldığı 2020 Temmuz ayına denk geldi ve kendisi ile vedalaşma imkânı buldum. Her ölüm insanı etkiler, anneminki de ailemizi derinden sarstı. Ben de herkes gibi bir hayat muhasebesi yaptım kendi içimde, hiçbir şeyi ertelememeye karar verdim.

 Annem bağlama çalmamı çok isterdi, yıllarca ertelemiştim, ancak onun anısına öğrenmeye karar verdim. Rengin ile de yolum bağlama aracılığıyla kesişti. Göçmen İşçiler Derneği’nin (GİKDER) Facebook’ta yayınladığı bağlama atölyesi ilanına başvurdum. Derslere başlayınca aynı dernek bünyesinde Rengin Kadın Korosu’nun da bulunduğunu öğrendim ve gerçekten kötü olduğunu düşündüğüm sesime rağmen koroya katıldım. 

Filmin ortaya çıkış sürecinden bahsedelim biraz…

Sanırım basından geldiğim ve fotoğrafa merakım olduğu için biraz mesleki bir deformasyon denebilir, kayıt altına alma alışkanlığım var. Ben de hayatı mercekten bakarak anlamlandıran insanlardanım. Koroya başladıktan kısa bir süre sonra kameramı da çalışmalara getirir oldum. Belgesel fikri ise zamanla oluştu. Benim merakımın dışında aslında belgesel biraz da kendini dayattı diyebilirim. 

Pandemi gibi bir süreç, hepimizin ayarları ile az buçuk oynanmış ve Londra’nın kuzeyinde gettolaşma dediğimiz şeyin dibine kadar yaşandığı bir bölgede kadın türküleri yükseliyor… Siz isteseniz de istemeseniz de belgesel ‘ben buradayım’ diyor. Pandemi sonrasında da İran’daki Mahsa Amini eylemleri, genel olarak mülteci sorunu vs. derken Rengin Kadın Korosu sanırım, bünyesindeki kadınlar için bir dış dünyaya bağlanma köprüsü oldu. Kadınların evden çıkması, özgüvenlerinin gelişmesi, sahnede türkü söylemeleri ve dünyada olup bitenle ilgili bir sözlerinin olması inanılmazdı. Belgesel doğallığında yapılacaktı…

Koronuzda seksenin üzerinde kadın var, tabii herkes ile görüşme yapma ve belgeselde yer erme imkânınız teknik olarak yok, peki belgeselde izlediğimiz kadınları neye göre belirlediniz, bunlarla görüşmeliyim dedirten ne oldu?

Aslında bütün kadınların anlatacakları ve göstermeye değer birer hikâyesi var. Tabii dediğiniz gibi teknik nedenlerle hepsine yer vermek imkânsız. Ama belgeseli kurgularken genel hissiyatı vermeyi ve belli bir temsiliyet oluşturmayı hedefledim. 

Korodaki ve ayrıca İngiltere’de göçmen olarak yaşayan diğer Türkiye kökenli kadınların hem kadın hem anne hem de göçmen olarak ortak bir paydada buluşabileceği hikâyeler olmasına özen gösterdim. Örneğin, neden Londra’ya geldik sorusunu sorarken; Türkiye’deki siyasi atmosferin etkisiyle bavulunu sırtlayan kadınları da, evlenerek aşk uğruna yola düşenleri de ekonomik kaygılarla kendini burada bulanları da temsil etmek istedim. Ya da annelik üzerine düşünürken, koromuzda bile azımsanmayacak sayıda özel ihtiyaçlı çocuk ebeveyni olan kadın varken, ki biri de benim, onların/bizim bu deneyimini de es geçemeyeceğime karar verdim. Koromuzda son dönemde birçok kadın arkadaşımız göğüs kanseri teşhisi ile tedavi görmeye başladı, kadınlık üzerine konuşurken bunu da görmezden gelemezdim. Sonuç itibariyle bütün bu göçmenlik, annelik ve kadınlık hikâyelerimiz Rengin Kadın Korosu’nun mayasını oluşturdu. Ve doğal olarak da belgeselde yer verdim.

Belgeselin aynı zamanda kurgusunu, çekimlerinin büyük bölümünü yaptınız. Rengin Kadın Korosu ile birlikte yapımcılığını da üstlendiniz. Bu deneyimlere bakışınız ne, sizi nasıl etkilediler?

Londra’ya 2009 yılında evlenerek yerleştim ve kısa aralıklarla üç çocuğum doğdu. En büyük çocuğum Welat’ın sağlık sorunları nedeniyle mesleğimi uzun bir süre yapamadım, son birkaç senedir oğlumun da büyümesi ile birlikte, küçük adımlarla korka korka bir şeyler üretmeye başladım. Bu belgesel de sanırım biraz benim mesleğe dönüş, yeniden üretme çabamın bir ürünü. 

Uzun zaman sevdiği şeyleri yapamayınca insan biraz maymun iştahlı oluyor. Onu da yapayım, bunu da yapayım gibi. Ben de hem bu mesleğe dönüş heyecanına kapıldığım için hem de çocuklardan arta kalan zamanlarda üretmek zorunda olduğumdan sanırım tek başına çalışmayı ve birden fazla işi üstlenmeyi alışkanlık edindim. 

Çalışmaların birçoğuna zaten kameram ile gidiyordum, konserde sahnede olduğum zamanlar hariç, büyük bir bölümünü kendim çektim. Amatör bir kamera kullanımına yer yer rastlayacaktır seyirciler, bunun bir sebebi tanıklık etmek, estetik kaygılar duymadan hikâyeyi anlatmak ise diğer bir sebebi de çekerken öğrenmemdir. 

Bir kurgucuyla çalışmak yerine YouTube videolarından kurgu öğrenerek, uygun olduğum zamanlarda kurguyu yaptım. Yapımcılık için Rengin’den destek alarak çalıştım. Bütün bu deneyimler benim için çok öğretici oldu. Özellikle kurgu beni gerçekten zorladı diyebilirim. İki yüz saati aşkın bir görüntüyü elemek ve onu bir hikâyeye oturtmak hele de minimum teknik bilgi ve YouTube videosu ile kurgu yapmak deli işi. Bir sonraki projemde bir ekip ile işleri bölüşerek yapmak sanırım daha zahmetsiz ve aynı zamanda daha sağlıklı olacaktır. Dışardan bakan bir göz, sizin kıyamadığınız görüntülere çok rahat kıyabilir ve daha zahmetsiz bir kurguya ulaşır diye düşünüyorum. 

Yaşadığınız zorluklar oldu mu?

Yukarıda bahsettiğim teknik zorlukların dışında yine altını çizmek isterim; anne olmak ve bütün üretim sürecinizi çocuklardan arta kalan zaman üzerinden planlamak inanılmaz yorucu. Eğer çocuk bakımı konusunda destek alırlarsa kadınların üretim süreçlerine katılımlarının artacağını tekrar tekrar anlamış oldum. 

Diğer bir zorluk da yıllar boyunca yapılan çekimleri elemek oldu. Saatler süren görüntüleri kullanmak tabii ki mümkün değil ama ayrıca seçim yapmak çok sancılı bir süreç. Bu konuda baita koro şefimiz Zuhal Yıldırım olmak üzere Rengin Kadın Korosu’nun yürütmesinde yer alan Bedriye Avcıl, Şirin Akgül, Funda Akça, Hatice Dağdelen, Nukhet Esetekin, Melda Bulat ve Suna Boyraz’ın hakkını teslim etmem gerek. Tıkandığım yerlerde bana yol gösterdiler, hatta elediğim bazı görüntülere yer vermem konusunda beni yönlendirdiler. İyi ki de öyle yapmışlar, sonuçta Rengin’de kollektif üretim esas alınıyor ve belgesel bir istisna olamazdı.

Bu arada eklemek isterim çeviri süreci de uzun sürdü belgeselin. Benim açımdan bir dile hakim olamamak da büyük bir zorluktu. Neyseki Gik-Der bünyesinde oluşturulan bir çeviri grubu bu sorunu çözdü. Başta İbrahim Avcıl olmak üzere çeviri ekibine de tekrar teşekkür etmek isterim.

Şunu da yapsaydım dediğiniz ve belki bir sonraki çalışmanızda size ışık tutacak şeyler oldu mu?

Bu proje biraz doğaçlama oldu, koşullardan dolayı. Belki tek tabanca yerine bir teknik ekip ile çalışmak, hikâyenin yolda oluşmasını beklemektense bir ön araştırma ve planlama yapmak yerinde olurdu… 

Bu aynı zamanda bir göç belgeseli, belki giderek hayatımızdan ve hafızalarımızdan silinmekte olan bir kültürü yaşatma ve aktarma çabası da… Türküler, gurbet ve göç aslında çok iç içe geçen kavramlar, buna bir de Londra’yı ekliyorsunuz…

İngiltere genelinde büyük bir Türkiyeli nüfusu var. Maraş katliamıyla Aleviler, 80 darbesiyle solcular, 90’lardaki katliamlarla Kürtler akın akın İngiltere’ye gelmiş. Buna 2000’li yıllarda ve sonrasında eklenen ekonomik göçü, Ankara Anlaşmalıları, Türkiye’deki rejimin baskısıyla gerçekleşen Gezi sonrası göçü de eklerseniz sayı azımsanmayacak rakamlara ve aynı zamanda binlerce hikâyeye ulaşır. 

Her göçmenin korkulu rüyası asimilasyon olduğundan, ilk etapta içe kapanma ve kültürünü koruma refleksi gösteriliyor. Ancak on yıllardır İngiltere’de yaşayan ve en az üç kuşaktır buralı olan bir topluluk için artık refleksten çıkıp bir entegrasyon sürecine girdiğini görürüz. Dolayısıyla Rengin’de de refleksten ziyade daha bilinçli bir oluşumla göçmen olmanın bilinci ile kültürünü yaşatma ve gelecek kuşağa aktarma amacı var. 

Yüzyıllar boyunca direnişin, sevincin, ölümün taşıyıcısı olan türküler Londra’da ise göç hikâyelerimizi sırtlandı. Biz de Rengin'de türküler aracılığıyla dostluklar kurup, günlük sıkıntılarımızdan sıyrılırken aynı zamanda hem tarihimize hem de birkaç nesil sonrasına köprüler atıyoruz. 

Seyirci bu belgeseli izledikten sonra salondan nasıl bir duygu ile ayrılsın istersiniz, özellikle kadın seyirci için direkt mesajınız veya satır aralarında vermek istediğiniz mesaj nedir?

Genel olarak seyircinin umutlu bir şekilde salondan ayrılmasını diliyorum. Uygun koşullar yaratıldığında kadınların üretmekte sınır tanımadığını fark etmelerini isterim. 

Kadın izleyici ise en yakınındaki kadına sarılsın ve dünyayı birlikte yaşanılabilir bir yer yapacaklarını bilsin.

Bundan sonraki projeleriniz neler?

Aslında temel projem tabii ki çocuklarımı yetiştirmek, ancak fotoğraf ve belgesel sinemanın da büyük bir yeri var hayatımda. Birkaç fotoğraf projem hali hazırda devam ediyor. Onları bitirmeyi ve uzun zamandır yapmak istediğim ama bir türlü imkân yaratamadığım, bir belgesel projesini hayata geçirmeyi umuyorum. Henüz emekleme aşamasında olduğu için şimdilik bahsetmeyeyim konusundan, ama umarım onun üzerine de bir gün söyleşi yapma fırsatımız olur. Röportaj için çok teşekkür ediyorum. 


 Yer: Londra Cemevi, Woodgreen

Tarih: 4 Temmuz, Cuma

Saat: 19:30


Alevilik ve Gelecek Etkinlikleri Londra’da Başlıyor

No comments

06 May 2026

15-16-17 Mayıs tarihlerinde Londra’da düzenlenecek “Alevilik ve Gelecek” etkinlikleri kapsamında paneller, söyleşiler ve kültürel buluşmalar gerçekleştirilecek. Üç gün sürecek programın ikinci günü olan 16 Mayıs Cumartesi’nin etkinlik takvimi ise şöyle:




📅 16 Mayıs Cumartesi Programı

🕚 11:00 – 12:30

📍 Kütüphane

  • Türk Sinemasında Ötekiler Anlatılmayan Hikâyeler, Görünmeyen İnsanlar

    • Dr. İhsan Koloğlu


🕐 13:00 – 14:30

📍 Kütüphane

  • Dünyada Otoriterleşme, Türkiye ve AKP: Küresel Eğilimler, Devletin Dönüşümü ve Türkiye’de İktidarın Yeniden Biçimlenişi

    • Prof. Dr. Şebnem Oğuz

    • Dr. Arif Köse

  • Prof. Dr. Şebnem Oğuz


📍 Gençlik Odası

  • Artificial Intelligence and Technology: Technology, humanity, and the future

    • Chris Stephenson


🕒 15:00 – 16:30

📍 Kütüphane

  • Gurbeti Sıla Eylemek: Dünden Bugüne Alevi Kimliğine ve Öğretisine Etkisi

    • Besim Can Zırh

    • Besim  Can Zırh


📍 Gençlik Odası

  • Alevi Gençlik: Kimlik, İnanç, Gelecek

    • Rozbi Demir

    • Haşim Arslan

    • Dr. Ali Arslan

📍 Semah Odası

  • Kriz Döneminde Küresel Adalet: Savaş, Hukuk ve Eşitsizlik

    • Dr. Ayça Çubukçu

    • Dr Ayça Çubukçu


    • Dr. Zafer Yörük

    • Dr Zafer Yörük


📍 Cem Salonu

  • Yanlış İlişkilenen Düğme: Geçmişle Gelecek Arasında Cumhuriyet

    • Erdoğan Aydın

    • Prof. Dr. Bülent Bilmez


🕔 17:00 – 19:00

📍 Gençlik Odası

  • Felaketlere Rağmen Umut Etme Cesareti: Sanat ve Edebiyatla Mümkünsüzün İnşası

    • Hande Ortaç

📍 Cem Salonu

  • Alevi Geleneğinde Ocaklar (5–7 pm)

    • Yadigar Arslan Ana ve çeşitli ocak temsilcileri


🕖 19:00 – 21:00

📍 Etkinlik Salonu

  • Madımak Hafıza Merkezi


🕘 21:00 – 23:00

📍 Etkinlik Salonu

  • Açığa çıkmak mı saklanmak mı? Azınlık kimliğinin ikilemi

    • Garo Paylan ve konuşmacılar

  • Hay Way Zaman: Dersim’de Zaman, Yol ve Hafıza


Garo Paylan

📍 Mekân Bilgisi

  • IAKM & Cemevi
  • 19 Clarendon Road, Hornsey, London N8 0DD

Feryal Öney ve Rengin Kadın Korosu halkların kardeşliği için sahne aldı

No comments

29 April 2026

Sosyalist Kadınlar Birliği tarafından Londra’da kurulan Rengin Kadın Korusu, müziğin güçlü seslerinden Feryal Öney ile sahne aldı. Büyük beğeni toplayan konser  Hackney Earth’de yüzlerce kişinin katılımı ile gerçekleşti.




2020 yılından bu yana Londra’da çalışmalarını yürüten Rengin Kadın Korosu, pazar akşamı müzikseverlere unutulmaz bir akşam yaşattı. Çağdaş halk müziğinin güçlü kadın seslerinden Feryal Öney ile sahne alan Rengin, hem kadın dayanışmasının güzel örneklerinden birini sergiledi hem de halkların kardeşliğine çağrı yapan türkülerle büyük beğeni topladı.

İki bölüm halinde gerçekleşen konserde sahneyi ilk olarak şef Zuhal Yıldırım Gök yönetiminde Rengin Kadın Korosu aldı. Koro, kadın cinayetlerine dikkati çekmek için salona aralarında Gülistan Doku’nun da bulunduğu kayıp ve cinayete kurban gitmiş kadınların fotoğraflarını taşıyarak girdi. Korist Handan Kırbıyık’ın okuduğu Kemal Özer’in ‘Madenciler’ şiiri eşliğinde Türkiye’de ve dünyada yaşanan işçi hakları ihlallerine vurgu yapıldı. Doruk maden işçileri ile dayanışmak için koro üyeleri tarafından açılan ‘Doruk Maden İşçileri Yalnız Değildir’ pankartı dinleyiciler tarafından alkış ve ‘Direnen işçiler Yalnız Değildir’ sloganı ile karşılandı.

‘Halkların Kardeşliği, Türkülerin Rengi’ temalı olarak gerçekleşen konserde Türk, Kürt, Zaza, Ermeni, Laz, Azeri, Yunan halk türküleri ile Aşık Sinem Bacı ve Afe Ana gibi kadın halk ozanlarının türkülerinin yer aldığı zengin bir repertuar dinleyici ile buluştu. Konserde bir konuşma yapan Rengin Kadın Korosu temsilcisi Bedriye Avcıl, dünyada süregiden savaşlara, kadın cinayetlerine ve işçi ihlallerine dikkat çekerek, 1 Mayıs’ta alanlarda buluşma çağrısı yaptı.  



Halk dansları büyüledi
Koro, Gikder (Göçmen İşçiler Kültür ve Dayanışma Derneği) bünyesinde Eray Logo eğitmenliğinde yürütülen halk oyunları çalışmalarından örnekler sundu. Ermeni, roman ve sirtaki ile dinleyicilere keyifli dakikalar yaşatan ekibe koro, türküleri ile eşlik etti. Halk oyunları çocuk ekibinin minik gösterisi de seyircilerden büyük alkış aldı. Konserin ilk bölümü Feryal Öney’in koroya eşlik ettiği iki eserle son buldu. Verilen aranın ardından gerçekleşen ikinci bölümde sahnede tek yer alan Öney dinleyicilerine müzik ziyafeti sundu. Feryal Öney’in koroyu tekrar sahneye çağırmasıyla coşkulu anlar yaşanan gecede seyircilerle beraber seslendirilen türkülerle konser son buldu.

İlham veren kadınlar bülteni
‘Halkların Kardeşliği, Türkülerin Rengi’ temalı olarak gerçekleşen konser için koro tarafından oluşturulan repertuar broşürü de ilgi topladı. Broşürde seslendirilen şarkıların kulaktan kulağa yayılan halk öykülerine ve eserlerin sahiplerine yer verildi.  

Rengin Kadın Korosu’nun bir gelenek haline getirdiği konser bülteni bu sene de okuyucu ile buluştu. Bülten her yıl bir tema etrafında hazırlanıyor ve koro üyeleri ile koro dostlarının kaleme aldığı yazılardan oluşuyor. Bu yıl ‘Halkların Kardeşliği, Kadınların Mücadelesi’ temasıyla yayınlanan bültende, mücadele eden ve kadınlara ilham olan birçok isme yer verildi. ‘Ben Hasan’ın annesidir, Hasan’ın katili arıyor’ feryadıyla hafızamıza kazınan Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, ‘Zulüm bizdense ben bizden değilim’ diyen Filistin’in kızı Rachel Corrie, Rojava Devrimi’nin gerillası Ivana Hoffmann’nın yanısıra Arundhati Roy, Leyla Qasim, Clara Zetkin, Wılma Rudolph, M.I.A, Artemisia Gentileschi ve Ang Swee Chai kadınların güçlü kalemiyle yeniden ses buldu.



Kurulduğundan bu yana büyük bir ilgi gören Rengin Kadın Korosu, günden güne büyüyerek kadınların özgürce kendilerini ifade ettikleri, sanat alanında yeteneklerini geliştirdikleri ve kadın dayanışmasını güçlendirdikleri bir platform olmaya devam ediyor. Covid-19 pandemisi nedeniyle yaşadığımız karantina döneminde, Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB)  öncülüğünde kurulan ve Göçmen İşçiler Kültür Derneği’nin (Gik-Der) ev sahipliği yaptığı koronun şefliğini, Türkiye`de de pek çok koro yöneten sanatçı Zuhal Yıldırım Gök yapıyor.

--
Instagram: @renginkadinkorosu
Facebook: @renginkadinkorosu
Youtube  : @renginkadinkorosu

Londra’da “Alevilik ve Gelecek” buluşması 15-17 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek

No comments

28 April 2026

 LONDRADünyanın farklı ülkelerinden Alevi aydınlar, dedeler, akademisyenler, sanatçılar ve toplum temsilcileri, 15–17 Mayıs 2026 tarihlerinde Londra’da bir araya gelecek. İngiltere Alevi Kültür Merkezi & Cemevi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek “Alevilik ve Gelecek” başlıklı etkinlikler, Alevi toplumunun meselelerini küresel gelişmelerle birlikte ele almayı hedefliyor.



Üç gün sürecek buluşmada, iklim krizi, yükselen otoriter milliyetçilik, göç, dijital dönüşüm ve savaş gibi başlıklar, Alevi düşüncesinin değerleriyle birlikte tartışılacak. Etkinlik, Alevi toplumunun sorunlarının dünya ölçeğindeki gelişmelerden bağımsız olmadığını vurgulayan bir perspektif sunuyor.

Akademik ve kültürel program bir arada

“Birlik, Yol ve Gelecek Toplantıları” kapsamında 4 panel ve 40 seminer düzenlenecek. Program yalnızca akademik tartışmalarla sınırlı kalmayacak; canlı müzik performansları, belgesel ve film gösterimleri ile uygulamalı workshoplar da etkinlik programında yer alacak.

Türkiye, Avrupa ve İngiltere’den çok sayıda akademisyen, kanaat önderi ve sanatçının katılacağı etkinlikte, Alevilik hem tarihsel hem de güncel boyutlarıyla ele alınacak.

Küresel meselelerle bağlantı kurulacak

Toplantılarda öne çıkacak başlıklar arasında inanç özgürlüğü, cemevlerinin tanınması, asimilasyon, kimlik ve hafıza gibi konuların yanı sıra; azınlık haklarının uluslararası hukuktaki yeri, Ortadoğu’daki çatışmaların diasporaya etkisi, iklim adaleti, dijital platformlarda nefret söylemi ve dezenformasyon, göç ve toplumsal cinsiyet eşitliği yer alıyor.

Geniş katılımcı listesi

Etkinliğe katılacak isimler arasında Prof. Dr. Alex Callinicos, Prof. Dr. Bedriye Poyraz, Prof. Dr. Şebnem Oğuz, Prof. Dr. Şükrü Aslan, Doç. Dr. Ali Arslan ve Doç. Dr. Ayça Çubukçu bulunuyor.

Bunun yanı sıra Ali Ekber Doğan Dede, Cafer Kaplan Dede ve Dertli Divani Dede gibi Alevi inanç önderleri ile Daryo Navarro, Garo Paylan, Lewis Nielsen, Doğuş Derya ve Bambos Charalambous gibi siyasetçiler de etkinlikte yer alacak.

Gazeteci ve yazarlar Orhan Gazi Ertekin ile Foti Benlisoy’un da katkı sunacağı toplantılara, Zack Polanski’nin de davetli olarak katılması bekleniyor.

Adres ve iletişim

Etkinlik, İngiltere Alevi Kültür Merkezi & Cemevi’nde (19 Clarendon Road, Hornsey, London N8 0DD) gerçekleştirilecek.



“Alevilik ve Gelecek” etkinlikleri paneli: “Dünya’da Gelişen Otoriter Sağ Hareketler ve Muhalefet"

No comments

21 April 2026

 Londra’da 15-16-15 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek “Alevilik ve Gelecek” etkinlikleri kapsamında 15 Mayıs Cuma günü Dünya’da Gelişen Otoriter Sağ Hareketler ve Muhalefet" başlıklı bir panel gerçekleştirilecek. Panelde, son yıllarda dünya genelinde yükselişe geçen otoriter sağ hareketler ve buna karşı muhalefetin geliştirdiği stratejiler ele alınacak.



Türkiye, Kıbrıs ve İngiltere’den siyasetçi ve toplum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek panelde, farklı ülkelerdeki siyasi deneyimler karşılaştırmalı olarak değerlendirilecek. Katılımcılar, demokrasi, insan hakları ve toplumsal dayanışma temelinde muhalefetin nasıl daha etkili bir ortak mücadele hattı kurabileceğine dair görüşlerini paylaşacak.

Farklı siyasi geleneklerden gelen konuşmacılar, yalnızca mevcut tabloyu analiz etmekle kalmayacak; aynı zamanda geleceğe yönelik çözüm ve iş birliği önerilerini de tartışmaya açacak.









Etkinlik Bilgileri:
🗓 15 Mayıs Cuma
🕕 18.00
📍 IAKM & Cemevi, 19 Clarendon Road, Hornsey, London N8 0DD

Konuşmacılar:

  • Zack Polanski – Green Party
  • Erkan Baş – TİP
  • Doğuş Derya – CTP
  • Sezgin Tanrıkulu – CHP
  • Mithat Sancar – DEM
  • Hüseyin Mat – AABK

Sinan Kanemir ve Gule İnce’den Kürtçe ve Türkçe Oyunculuk Atölyesi İçin Ücretsiz Tanışma Dersi

No comments

16 April 2026

Mayıs ayında başlayacak 4 haftalık oyunculuk atölyesi öncesinde düzenlenecek ücretsiz tanışma dersi, katılımcılara kolektif üretim ve ifade alanını deneyimleme fırsatı sunacak.



Londra'da oyunculuğa ilgi duyanlar için yeni bir buluşma kapısı aralanıyor. Kürtçe ve Türkçe olarak yürütülecek oyunculuk atölyesi öncesinde, katılımcıların birbirini tanıması ve çalışma yöntemine dair fikir edinmesi amacıyla ücretsiz bir “taster session” gerçekleştirilecek.

Sinan Kanemir ve Gule İnce’nin yürütücülüğünü üstlendiği atölye, tiyatroyu yalnızca bir performans alanı olarak değil; aynı zamanda ifade, karşılaşma ve kolektif üretim zemini olarak ele almayı hedefliyor. Katılımcılar bu tanışma dersinde beden, ses ve hikâyeler aracılığıyla birlikte düşünme ve üretme pratiğini deneyimleme fırsatı bulacak.

Organizatörler, etkinliğin yalnızca bir ön buluşma olmadığını, aynı zamanda birlikte bir öğrenme ve üretim alanı kurmanın ilk adımı olduğunu vurguluyor. Tanışma dersine katılan ve devam etmek isteyenler için Mayıs ayında başlayacak 4 haftalık kapsamlı oyunculuk atölyesi planlanıyor.

Çalışma dili, katılımcıların ihtiyaçlarına göre Kürtçe ve Türkçe olarak şekillenecek. Bu yönüyle atölye, çok dilli ve kapsayıcı bir sanat pratiği sunmayı amaçlıyor.

Etkinlik Bilgileri:

  • Etkinlik: Oyunculuk Atölyesi Tanışma Dersi (Taster Session)

  • Tarih: 25 Nisan

  • Saat: 17:00

  • Yer: Idea Fabrika

  • Eğitmenler: Sinan Kanemir, Gule İnce

  • Katılım: Ücretsiz

  • İletişim: 0737 6576907 / 07565 684099

“Mutlu Çocuklar, Huzurlu Anneler & Babalar” Atölyesi 14 Nisan'da

No comments

12 April 2026




Mavi Production’un organize ettiği “Mutlu Çocuklar, Huzurlu Anneler & Babalar” başlıklı atölye, 14 Mayıs’ta The Mirror Café’de katılımcılarla buluşacak. Eğitmen Özlem Akşit eşliğinde gerçekleşecek etkinlikte; alerjiler, sınav kaygısı ve doğal yöntemlerle destekleyici çözümler ele alınacak.

Hem çocuklara hem de ebeveynlere hitap eden atölye, katılımcılara günlük hayatta uygulanabilir pratik bilgiler sunmayı amaçlıyor. Sıcak ve samimi bir ortamda gerçekleşecek buluşma, ailelerin hem fiziksel hem de duygusal iyilik halini desteklemeye odaklanıyor.

Aynı içerikle iki farklı oturum halinde düzenlenecek etkinliğe katılım ücretsiz, ancak kontenjan sınırlı. Katılmak isteyenlerin önceden kayıt yaptırması gerekiyor.


📌 Etkinlik Bilgileri 

  • Etkinlik: Mutlu Çocuklar, Huzurlu Anneler & Babalar
  • Tarih: 14 Nisan
  • Saat: 10:00–11:30 / 12:30–14:00
  • Mekân: The Mirror Café
  • Katılım: Ücretsiz (kontenjan sınırlı)
  • Kayıt: https://linktr.ee/MaviProductionUK
© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan