Çalışmalarını Londra'da sürdüren ressam Cevdet Akman’ın solo sergisi Mechanisation of Man, 21–27 Ocak 2026 tarihleri arasında Londra’daki Espacio Gallery’de izleyiciyle buluşuyor. Sergi, teknolojinin insan yaşamı üzerindeki etkilerini merkeze alan kapsamlı bir seçki sunuyor.
Akman, bu sergide insan, doğa ve mekanik sistemler
arasındaki ilişkiyi figüratif bir anlatım diliyle ele alıyor. Yapay zekâ,
sibernetik ve dijital teknolojiler gibi kavramlardan beslenen eserler; insan
bedeninin, zihninin ve algısının teknolojiyle birlikte geçirdiği dönüşümü
sorguluyor. Sergi, organik olan ile mekanik olan arasındaki sınırların giderek
belirsizleştiği bir dünyaya dikkat çekiyor.
Sanatçının üretim pratiğinin temelinde, çocukluk yıllarından
bu yana sürdürdüğü desen çalışmaları yer alıyor. Rönesans sanatından günümüz
dijital estetiğine uzanan görsel referanslar, Akman’ın titizlikle inşa ettiği
kompozisyonlarda bir araya geliyor. Uzun ve yoğun bir üretim sürecinin ürünü
olan bu çalışmalar, zanaat ve düşünsel derinliği ön plana çıkarıyor.
Mechanisation of Man, kesin cevaplar sunmaktan ziyade izleyiciyi insanın
teknolojiye artan bağımlılığı, kontrol duygusu ve insan bilincinin geleceği
üzerine düşünmeye davet ediyor. Sergi, çağdaş insanın varoluşuna dair güncel ve
eleştirel bir bakış sunuyor.
Serginin özel gösterimi (private view) 23 Ocak
2026, 19.00–22.00 saatleri arasında gerçekleşecek.
Cevdet Akman –
Sanatçı Biyografisi
Cevdet Akman, Doğu Anadolu’da Ahlat’ta doğdu. Sanatsal
yaklaşımının temellerini, Türkiye’de başladığı eğitimini 1979 yılında kabul
edildiği Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldığı eğitimle pekiştirdi.
Akademi yıllarında Fantastik Realizm akımıyla tanışan Akman, Avusturya
Secession geleneğinden gelen Wolfgang Hutter, Rudolf Hausner ve Anton Lehmden
gibi sanatçılarla çalışarak bu ekolün estetik ve düşünsel derinliğini
içselleştirdi.
Sanat pratiğinin merkezinde ağırlıklı olarak figüratif
anlatım yer alır. Çocukluk yıllarından itibaren sürdürdüğü desen çalışmaları,
bugün oluşturduğu özgün görsel dilin temelini oluşturur. Akman’ın üretimleri,
yalnızca estetik kaygılarla sınırlı kalmaz; izleyiciyi yaşamın nedenleri,
dönüşümleri ve insanın varoluşsal konumu üzerine düşünmeye davet eder.
Sanatçının çalışmalarında öne çıkan ana tema insan–doğa
ilişkisi ve bu ilişkinin günümüz teknolojik dünyasında geçirdiği dönüşümdür.
“Mekanikleşen İnsan” başlığı altında topladığı üretimlerinde, insanın fiziksel,
biyolojik ve psikolojik olarak makineyle kurduğu ortaklığı sorgular. Yapay
zekâ, sibernetik ve cyborg kavramları üzerinden, insanın doğal yetilerinin
yerini giderek üretilmiş bir yapaylığa bırakmasının olası sonuçlarını ele alır.
Akman’ın eserleri, uzun soluklu ve yoğun bir üretim
sürecinin sonucudur. Farklı ölçeklerde yaklaşık yüz eserden oluşan çalışmaları;
Rönesans’tan günümüze uzanan görsel referansları, çağdaş dijital çağın estetik
diliyle bir araya getirir. Desen temelli kompozisyonlar, sanatçının kişisel
kurgularıyla birleşerek izleyiciyle düşünsel bir etkileşim alanı yaratır.
İç mekân ve mobilya tasarımı, fotoğraf ve dekoratif sanatlar
alanlarında da üretimler gerçekleştiren Akman; İtalya, Avusturya, Suudi
Arabistan, Birleşik Krallık ve Türkiye’de tasarımcı olarak çalışmıştır. Metal,
ahşap ve alçı gibi farklı malzemelerle ürettiği özgün aynalar ve duvar
rölyefleriyle disiplinlerarası bir yaklaşım benimser.
Sanatçı, bugüne kadar Birleşik Krallık ve uluslararası
alanda 19 solo sergi gerçekleştirmiş; eserleri Londra başta olmak üzere Paris,
Viyana ve farklı şehirlerde sergilenmiştir.




