Showing posts with label ulaşım. Show all posts
Showing posts with label ulaşım. Show all posts

YHT, İzmit’ten İstanbul’a absürt bir yolculuk hikâyesi

No comments

31 May 2026

Bu yazıda, yaklaşık altı yıldır, Yüksek Hızlı Treni (YHT) haftada üç - dört defa kullanan biri olarak İzmit – İstanbul hattına ilişkin gözlemlerimi paylaşacağım. Bu altı yıl zarfında sistemi oturtma adına hiçbir ilerleme kaydedilmeyen  İzmit – İstanbul hattında yaşanan trajikomik uygulamalara yer vereceğim. 



Hadi o zaman İzmit – İstanbul hattında artık olağan hale gelen çağdışı, absürt uygulamaları sırasıyla anlatalım.

Öncelikle TCDD’nin online bilet alınan web sitesinin kullanıcı dostu olmadığını söyleyerek söze başlayalım. Sistemin aşinası olmayan birisi için TCDD web sayfasından bilet satın almak oldukça zahmetli bir iş.

BARKODSUZ, TURNİKESİZ MANUEL SİSTEM EZİYETİ

Sorun bilet almakla da çözülmüyor. Normal bir demiryolu sisteminde trene nasıl binersiniz? İlgili platforma gelir, aldığınız biletin barkodunu okutur, turnikeden geçer, koltuğunuza oturursunuz.

Peki, TCDD’de bu iş nasıl oluyor? Treninizin kalkmasına dakikalar kala güvenlik kapısından geçerek upuzun bir kuyrukta sıraya girip dört kişinin manuel bir şekilde biletlerinizi kontrol etmesini bekliyorsunuz. Yaşlı, engelli veya yabancı yolcular için elbette kolaylaştırıcı bir memurun olması gerekir ama diğer yolcular dakikalarca bu eziyeti neden çekiyor? Neden çok basit bir turnike sistemi yıllardır kurulamıyor?

Bir başka husus da bekleme salonlarındaki ekranların garabeti. İzmit istasyonunun bekleme salonunda 6-7 tane ekran var. Bunlardan biri bildiğiniz dev ekran. Ancak ekranların hiçbiri yolculara bilgi sunmak için kullanılmıyor.



"BİLGİLENEMEME EKRANI"

Normal bir demiryolu sisteminde bu bilgi ekranları ne işe yarar? Birkaç dakika önce hareket etmiş ve bir saat içinde hareket edecek trenlerin bilgisi yer alır bu ekranlarda. Yolcu da ona göre rötar var mı, tren zamanında kalkacak mı, hangi platformdan kalkacak, bunu öğrenir.

Peki, TCDD’de bu iş nasıl oluyor? Ekranların birinde tüm TCDD tren seferleri sırasıyla dönüyor. Örneğin siz 18.22 treniyle İstanbul’a gideceksiniz, bekleyin ki o trenle ilgili bilgi gelsin… Sabah altıdan itibaren tüm seferleri takip etmek zorundasınız. Yahu, 18’de bekleme salonunda oturan yolcuyu ne ilgilendirir sabah 06.25 treni? Yakın zamandaki tren seferlerini oraya koymak çok mu zor? Diğer ekranlarda gösterilen yan yana dizilmiş takım elbiselilerin kurdele kesme merasimlerini ve güdük propaganda görüntülerini hiç saymıyorum.

GECİKME ZATEN VAR, ANONSA NE HACET

Normal bir demiryolu sisteminde tren gecikirse ne yapılır? Genelde çok fazla gecikme olmaz ama ola ki olursa yolculara bu konuda açıklayıcı bir anons yapılır.

Peki, TCDD’de bu iş nasıl oluyor? İstanbul’dan hareket eden trenler genellikle zamanında hareket ediyor, ama İzmit’ten İstanbul’a giden hiçbir tren zamanında gelmez. On ya da yirmi dakika trenine göre muhakkak gecikme olur. Bu konuyla ilgili bir anons duyamazsınız. Ancak gecikme bir saati bulursa, anons yapılır.

Bazı anonslardaki Türkçe katliamına değinmeden de geçemeyeceğim. Örneğin, bu anonslardan biri şöyle: “Eskişehir yönüne gidecek olan yolcularımızın bilet kontrol noktalarından geçerek ikinci perona geçmeleri önemli rica olunur.” Geçerek, geçmek!



SİGARA İÇENLERE ÖNCELİK

Normalde platformlarda sigara içilmesi yasak. Bunu görevliler de dahil umursayan kimseyi bugüne kadar görmedim. Sigara içilmez, levhaları olsa da bunu dikkate alan yok.

Normal bir demiryolu sisteminde tren gelince yolcular nasıl biner? Önce inecekler iner, ardından da binecekler biner.

Peki, TCDD’de bu iş nasıl oluyor? Önce büyük bir aceleyle o bir dakika içinde sigarasından beş altı fırt almak için aceleyle trenden inenleri beklemek zorundasınız. İllâ önce onlar inecek ve yüzünüze içtikleri sigaranın dumanını üfleyecekler. Ardından inecekler inecek sonra da sigara bulutu içinde siz trene bineceksiniz. 

TRENİN İÇİNDE: YANLIŞ ANONSLAR SİLSİLESİ

Trene bindiğinizde; “değerli hanımefendiler, beyefendiler ve kıymetli çocuklar Söğütlüçeşme seferini yapacak yüksek hızlı trene hoş geldiniz. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları Taşımacılık Anonim Şirketi’ni tercih ettiğiniz için teşekkür eder, iyi yolculuklar dileriz” anonsu karşılıyor sizi. Ardından bu anonsun İngilizcesini kibar bir kadının sesinden dinliyorsunuz. Ancak bu anonsları örneğin Pendik, Bostancı istasyonlarında da tekrar tekrar dinlemeye devam ediyorsunuz. Oysa bu istasyonlardan trene binen kimse yok. Birisi bilet almak istese de sistem izin vermez. Peki, hiç yolcu binmiyorsa biz bu anonsları iki farklı dilde dinlemeye neden devam ediyoruz? Birisi de yıllardır çıkıp sormuyor mu? “Yahu, burada binen yolcu yok, biz bu anonsları niye sürekli yapıyoruz!” diye.

Üstelik bu anons tren Bostancı’dan Söğütlüçeşme’ye doğru hareket ettiğinde yapıldığında acemi yolcuların çoğu ayağa kalkarak trenin istasyona varmak üzere olduğunu sanıyor ve on dakika boyunca ayakta yolculuk yapmak zorunda kalıyor.

Bu ses kirliliğinin yanı sıra ışık kirliliğinden de söz etmek gerekir. Örneğin 6.30 treniyle İzmit’e yolculuk yapacaksınız. Ne beklersiniz? Trenin biraz daha loş olmasını değil mi? Hayır, inadına tüm beyaz florasan ışıkları gözünüze gözünüze geliyor. Çok mu zor bu saatlerde vagonların bazı ışıklarını kapalı tutmak?

SİNYAL KONTROLÜ NEDENİYLE DURULMUŞTUR!

Baştan söyleyeyim; İzmit – İstanbul arasında yolculuk yapanlar için “Yüksek Hızlı Tren” diye bir şey söz konusu değil… Hızlı dememiş, hızını alamamışlar “yüksek hızlı” demişler, ancak bu tren İzmit – İstanbul arasını saatte yaklaşık 65 km hızla gidiyor ve 1 saat 24 dakika bu yolculuğu gerçekleştiriyor. İzmit’ten İstanbul’a gidecekseniz gecikmelerle bu yolculuk 2 saati buluyor.

Rayların henüz yenilenmediğinden olsa gerek özellikle Pendik’ten sonra tren en az iki defa birkaç dakikalığına duruyor. Bazen bu durmalar daha uzun da sürebiliyor. O sırada şu anonsu duyuyorsunuz: “sin-yal kontrolü nedeniyle durulmuştur.” Anlıyorsunuz ki tren karşıdan gelen treni bekleyecek. O gelene kadar da hareket etmeyecek.

Nihayet İstanbul’a geldiğinizde ise Söğütlüçeşme istasyonunda trenle platform arasında yükseklik farkı olduğu için ellerinde çelik levhalar taşıyan görevlileri bekliyorsunuz. Kapı açılır açılmaz onlar koşturup bu çelik levhaları yerleştiriyorlar ve trenden ancak öyle iniyorsunuz.

Özetle, TCDD, çok basit düzenlemelerle giderilebilecek sorunları bile yıllardır çözemeyen, çağın gerisinde kalmış, köhneleşmiş bir kurumsal zihniyetin sembolü gibi duruyor.

***

AKP DÖNEMİ ZARARI 84 MİLYAR TL

Bütün bunlar ilk bakışta küçük aksaklıklar gibi görünebilir. Ancak mesele yalnızca kötü anonslar ya da çalışmayan ekranlar değil. Mustafa Bildircin’in Birgün’de çıkan yazısına göre; AKP döneminde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın yalnızca raylardan değil, kurumsal akıldan da çıktığı görülüyor. Habere göre, 2002’den bu yana “serbestleşme” ve özelleştirme politikalarıyla parçalanan kurum, liyakat yerine siyasi kadrolaşmanın merkezi haline getirildi. 2013’te çıkarılan yasa sonrası TCDD ikiye bölünürken, yıllardır kamu hizmeti veren yapı şirket mantığıyla yönetilmeye başlandı. Raylı taşımacılıkta fiilen tekel konumunda olmasına rağmen kurumun zararının her yıl katlanarak artması, kötü yönetimin en görünür sonucu olarak öne çıkıyor.

Haberde paylaşılan mali tablolar, kurumun nasıl bir kara deliğe dönüştüğünü de gözler önüne seriyor. TCDD’nin 2022’de 6,3 milyar TL olan zararı, 2023’te 11,4 milyar TL’ye, 2024 sonunda ise yaklaşık 36,5 milyar TL’ye yükseldi. Böylece kurumun AKP iktidarı boyunca biriktirdiği toplam zarar 84 milyar TL’yi, yani yaklaşık 11,2 milyar doları buldu. Bir zamanlar “demir ağlarla örülen” ülkenin demiryolları, bugün kamu kaynaklarını tüketen ve sürekli zarar eden bir yönetim krizinin simgesine dönüşmüş durumda.

FACİALAR GÖZ GÖRE GELDİ

AKP döneminde demiryolları ayrıca iki büyük tren faciasıyla hatırlanıyor. 2004’teki Pamukova Tren Kazası, Türkiye’de demiryolu tarihine yalnızca bir “kaza” olarak değil, siyasetin mühendisliğin önüne geçirilmesinin ağır sonucu olarak geçti. “Hızlandırılmış tren” adı verilen proje, uzmanların ve meslek odalarının tüm uyarılarına rağmen, yüz yılı aşkın süredir kullanılan eski hatlar üzerinde adeta siyasi bir vitrin projesi gibi devreye sokuldu. Altyapı yenilenmeden hız artırıldı; raylar, traversler ve sinyalizasyon yüksek hıza uygun hale getirilmeden trenlere “hadi bakalım, biraz hızlı gidin” denildi. Sonuçta 37 kişi yaşamını yitirdi, onlarca insan yaralandı. 

Aradan yıllar geçti ama zihniyet değişmedi. 2018’deki Çorlu Tren Faciası da benzer bir ihmal zincirinin sonucu olarak yaşandı. Kapıkule-Halkalı seferini yapan trenin raylarının altındaki menfezin çökmesi sonucu beş vagon devrildi; 25 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Uzmanlar, bölgede yeterli jeoteknik incelemelerin yapılmadığını ve altyapının gerekli şekilde denetlenmediğini söyledi. Yani rayların altındaki toprağın bile “idare eder” mantığıyla bırakıldığı bir sistemde, trenin raydan çıkması aslında kimseyi şaşırtmamalıydı. Demiryolu gibi milimetrik hesaplarla yürüyen bir alanda bakım, denetim ve mühendislik yerine kadercilik tercih edilince, ortaya “ulaşım politikası” değil, düzenli aralıklarla tekrarlanan facialar çıktı.

***

İzmit – İstanbul hattında yaşanan bitmeyen gecikmeler, anlamsız anonslar, çalışmayan sistemler ve “sinyal kontrolü nedeniyle durulmuştur” cümlesi insana artık yalnızca kötü organize edilmiş bir yolculuğu değil, yıllardır ihmal edilen bir kurumun hikâyesini hatırlatıyor. Çünkü demiryollarında mühendislik, planlama ve liyakat geri çekildiğinde ortaya bazen yalnızca eziyet değil, Pamukova ve Çorlu’da olduğu gibi telafisi olmayan facialar çıkıyor.


 

Londra Metrosu Ücretlerine Zam Geliyor: Mart’ta Bilet Fiyatları Artacak

No comments

24 February 2026

Londra’da toplu taşıma maliyetleri artıyor — Metrolarda tek yön bilet fiyatları 10–20 peni yükselecek, günlük Travelcard fiyatları ise sabit kalacak.

 


Londra’daki metro (Tube), DLR ve diğer demiryolu ücretlerine 1 Mart 2026 tarihinden itibaren zam yapılması kararlaştırıldı. Yapılan değişikliğe göre, “pay as you go” yani her kullanımda ödenen bilet fiyatları genel olarak yaklaşık %6 civarında artacak. Bu artış, şehir içi yolculuk maliyetlerini yükseltecek ancak günlük ve haftalık üst limitler ile Travelcard ücretleri dondurulacak.

Yeni tarifeye göre, Londra merkezindeki Zone 1 içi tek yön ücret, yoğun saatlerde 2,90 £’dan 3,10 £’ya çıkacak. Pik olmayan saatlerde ise 2,80 £ olan ücret 3,00 £ olacak. Diğer ücret zonlarında da benzer 10–20 peni artışlar göze çarpıyor. Örneğin Zone 1–2 arası tek yön biletler yoğun saatlerde 3,60 £, yoğun olmayan saatlerde 3,10 £ olacak.

Öte yandan, günlük ücret üst limitleri (caps) ve Travelcard fiyatları sabit tutulacak. Bu, sık seyahat edenlerin toplam maliyetinin fazla artmamasını sağlayacak. Ayrıca Londra Belediye Başkanı’nın aldığı kararla otobüs ve tramvay ücretleri de 5 Temmuz 2026’ya kadar değişmeden kalacak.

Yapılan zammın temel gerekçesi, Transport for London’ın (TfL) hükümet tarafından sağlanan yatırım bütçesinin bir parçası olarak ücretlerin enflasyon oranı üzerinde artırılmasının beklendiği bir finansal düzenleme. Bu kapsamda metrodaki artış, ulaşım altyapısının finansmanı için planlanmıştı.

 Bisiklet kullananlar için ise Londra'da her yere ulaşım halen bedava ;) 

Londra’da ulaşım grevleri bisiklet kullanımını artırdı

No comments

02 October 2025






5-12 Eylül tarihleri arasında Londra’da gerçekleşen metro ve toplu taşıma grevleri, bisiklet kullanımında tarihi bir artışa yol açtı. Çoğu metro hattının kapalı kalması ve otobüslerin yoğun trafikte ilerleyememesi nedeniyle binlerce Londralı çareyi bisiklete binmekte buldu. Şehirdeki güvenli bisiklet yollarının son yıllarda artması ve elektrikli bisiklet kiralama hizmetlerinin yaygınlaşması da bu geçişi kolaylaştırdı.

Bisiklet kiralama şirketi Lime, grevin ilk iki gününde kiralamaların yüzde 50, hafta sonunda ise yüzde 70 arttığını açıkladı. YouGov’un yaptığı bir ankete göre, Londralıların yüzde 21’i grev sırasında bisiklete bindi, yüzde 28’i ise bu deneyimden sonra bisikleti daha fazla kullanmaya istekli olduğunu belirtti. London Cycling Campaign, grev sürecinde günlük bisiklet yolculuklarının iki milyona ulaştığını, bunun da normalin yaklaşık yarı yarıya üzerinde olduğunu belirtti.

Ancak bu büyük artış altyapı sorunlarını da gün yüzüne çıkardı. Özellikle güvenli bisiklet yollarının bulunmadığı bölgelerde sürücülerle bisikletliler arasında sıkışmalar yaşandı. Bazı güzergâhlarda bisiklet trafiği adeta kuyruk oluşturdu. London Cycling Campaign yetkilileri, mevcut bisiklet yollarının kapasitesinin çoktan dolduğunu, daha fazla yol, köprü ve güvenli geçiş noktalarına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Uzmanlara göre, bu grev dönemi Londra’nın gelecekte ulaşımda bisikletin rolünü gösteren bir “işaret” oldu. Eğer şehir, karbon salımını azaltma ve sürdürülebilir ulaşımı artırma hedeflerine ulaşmak istiyorsa, bisiklet yollarını genişletmek ve bisikleti her kesim için güvenli bir seçenek haline getirmek zorunda. Grev, Londralılara bisikletin sadece bir alternatif değil, kent yaşamının vazgeçilmez bir parçası olabileceğini hatırlattı.

 

Londra Belediyesi ULEZ raporunu yayınladı: “Londra'da hava kalitesi iyileşiyor”

No comments

14 May 2025

Londra Belediyesi, 29 Ağustos 2023'te yoğun eleştiriler altında hayata geçirdiği Ultra Düşük Emisyon Bölgesi’ne (ULEZ) ilişkin bir rapor yayınladı. Veriler, bazı sokakların araç trafiğine kapatılması, 1.800'den fazla sıfır emisyonlu otobüsün hizmete girmesi, taksi ve özel araç kiralama araçlarına getirilen yaş sınırlamaları ve emisyon temelli lisanslama gereklilikleri gibi uygulamaların hava kalitesini iyileştirmede etkili olduğunu gösteriyor.



Raporun Öne Çıkan Bulguları:

- Londra'da seyir halindeki araçların yaklaşık %97'si artık ULEZ standartlarına uygun hale geldi.

- ULEZ olmadan bir senaryoyla karşılaştırıldığında, zararlı NO2 (azot dioksit) kirleticilerinde önemli bir azalma gözlemlendi. NO2, astımı tetikleyen, akciğer gelişimini engelleyen ve akciğer kanseri riskini artıran zehirli bir gazdır. Tahmini azalma oranları şu şekilde:

  - Londra genelinde %27 daha düşük,

  - Merkez Londra'da %54 daha düşük,

  - İç Londra'da %29 daha düşük,

  - Dış Londra'da %24 daha düşük.

- Dış Londra'da araçların NOx (azot oksit) emisyonlarının 2024 yılında %14, PM 2.5 (partikül madde) egzoz emisyonlarının ise %31 daha düşük olması bekleniyor.

Londralılar Daha Temiz Hava Soluyor

ULEZ genişlemesi ve diğer çevre dostu ulaşım politikaları sayesinde, Londra'da hava kalitesinin iyileşmesiyle birlikte, özellikle astım ve solunum yolu hastalıkları gibi sağlık sorunları yaşayan vatandaşlar için olumlu bir etki yaratıldı. Belediye yetkilileri, bu tür önlemlerin, kent sakinlerinin daha sağlıklı bir çevrede yaşamasına katkıda bulunduğunu vurguluyor.

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, "ULEZ genişlemesi ve diğer çevreci adımlarımız sayesinde, Londralılar artık daha temiz hava soluyor. Bu, özellikle çocuklar ve yaşlılar gibi savunmasız gruplar için büyük bir fark yaratıyor. Hava kirliliğiyle mücadelemiz devam edecek" dedi.

Bu gelişmeler, Londra'nın 2030 yılına kadar karbon nötr bir şehir olma hedefine doğru önemli bir adım olarak görülüyor.

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan