Dönmek mi zor, kalmak mı?

No comments

18 October 2025

“Bir gün mutluka geri döneceğiz!” Her göçmenin gönlünde bir gün mutlaka geri dönmek düşüncesi yatar. “Ben asla dönmem!” diyenlerde bile bu böyledir aslında...





Tuncay Bilecen


“Bir gün mutluka geri döneceğiz!” Her göçmenin gönlünde bir gün mutlaka geri dönmek düşüncesi yatar. “Ben asla dönmem!” diyenlerde bile bu böyledir aslında. Türkiye’ye ilişkin her gelişme saatlerce takip edilir, evde işyerinde sabahtan akşama kadar Türkiye kanalları açıktır, Türk dizileri izlenir, Türkçe müzik dinlenir. Türkiye için tatil planları yapılır. Geri dönme umudu ise her hafta devreden büyük ikramiye gibi bir sonraki yıla devreder. 


AKADEMİNİN GERİ DÖNÜŞ GÖÇÜNE İLGİSİ


Geri dönüş göçü, göç literatüründe son yıllara kadar yeterince ilgi gören bir konu olmamıştır. Birçok çalışma geri dönme kararında yalnızlık, yabancılaşma, yurt özlemi, ayrımcılık gibi faktörlere dikkat çekmekte; eğitim, vasıf, dil yeterliliği gibi bireysel özelliklerle yaşanılan sosyal çevrenin ve sosyal bağlantıların önemine vurgu yapmaktadır. Dolayısıyla geri dönüş göçünün bireysel ve rasyonel bir kararla mı, aile ve sosyal çevrenin etkisiyle mi yoksa politik veya diasporik nedenlerle mi gerçekleştiği soruları göç yazınının her zaman ilgi odağında olmuştur. 


Bu konudaki en ilk yaklaşımlardan biri “amacını gerçekleştirip geri dönenler” (başarılı), “amacını gerçekleştiremeyip geri dönenler” (başarısız) şeklindeki ayrımlar üzerinden geri dönüşü açıklayan yaklaşımdır. Amacını gerçekleştirme burada eğitimini tamamlama, kariyerini geliştirme, istediği kadar parayı yapmış olma şeklinde açıklanabilir. Amacını gerçekleştirememe ise bütün bunlardan birinde ya da birkaçında başarısız olmak ve geri dönmek zorunda kalmak şeklinde açıklanıyor. Aslında bu ayrımların daha çok ekonomik amaçlı göçü tanımladığı aşikâr. 


EKONOMİK AMAÇLI GERİ DÖNÜŞ


Ekonomik amaçlı geri dönüşlerin bir kısmını “komşunun tavuğu komşuya kaz görünür” atasözüyle özetyebiliriz. Şöyle ki göçmen bulunduğu ülkede belli bir miktar sermaye biriktirmiştir. Aklı fikri de bir gün Türkiye’ye dönmektedir. Etrafındakilerin ve Türkiye’deki çevresinin teşvikiyle Türkiye’de bir işyeri açmaya karar verir. Ne ki geride bırakılan ülke artık o ilk gençlik yıllarındaki ülke değildir. İnsanlar, hayat, ilişkiler her şey değişmiştir. Büyük hevesle geri dönen ve yatırımını yapan kişi toplumsal, sosyal, hukuksal ilişkilere ayak uyduramadığı için kısa sürede tepe taklak olur. Bu tipik örnekte geri dönülen ülkedeki emek piyasalarına ve çalışma koşullarına ilişkin bilgi eksikliği, uyum sorunu, dışlanma, rekabet koşullarına ayak uyduramama gibi nedenler başarısızlığın nedenleri arasında sayılabilir. Neticede sıfırı tüketen kişi gerisin geriye gelerek adeta ilk defa göçmen oluyormuş gibi hayatına yeniden başlar. 


Ekonomik amaçlarla geri dönen her göçmen başarısız olacak diye bir kaide yok. İngiltere’de kendisini hem eğitim hem de kariyer olarak geliştiren nice girişimci Türkiye’de ya da başka ülkelerde önemli yatırımlara imza atıyorlar. Bu konudaki farklılık, göçmenin profesyonel mi yoksa duygusal mı düşündüğüyle ilgili; bir başka deyişle gerçekten yapacağı işe ilişkin bir ön hazırlık yaptı mı, yoksa bir hevese kapılıp biraz da etrafındakilerin dolduruşuna mı geldi? 


POLİTİK NEDENLİ GERİ DÖNÜŞ


Göçü ortaya çıkartan sebeplerden biri de ülkelerin yaşadıkları politik karışıklıklardır. Bu çatışmalar; askeri darbe, iç karışıklık, politik baskı şeklinde olabileceği gibi belirli bir etnik veya mezhepsel gruba yönelik sistematik baskılar şeklinde de tezahür ediyor olabilir. Politik karışılık insanî güvenliği tehdit etme boyutuna ulaştığında iç veya dış göçe sebebiyet verebilir. Londra’da yaşayan Türkiyeli göçmenlerin çoğu da bu duruma giriyor. Asıl niyet ekonomik olsa, buna politik bir kılıf uydurulmuş olsa bile bu böyle. Çünkü doğrudan ya da dolaylı bir güvenlik tehdidi politik nedenli göçü teşvik ediyor. 


2013’te Londra’ya ilk geldiğimde yaptığım bir alan çalışmasında Kürt/Alevi göçmenlerle Türk/ Sünni göçmenler arasında geri dönme düşüncesi bakımından anlamlı farklar ortaya çıkmıştı. “Önümüzdeki 10 yıl içeresinde Türkiye’ye geri dönmeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna Türkler % 56,6 oranında evet derken Kürtler’de bu oran % 40’ta kalmıştı. Aynı soruya Sünniler % 57,5 oranında evet demişler, Aleviler % 41, 1 oranında evet demişlerdi. 


Geride bırakılan ülkenin politik yapısında meydana gelen köklü değişiklikler göçmenlerin geri dönüş düşüncesini etkileyebilir. Bu durum çoğu zaman politik sebeplerle göç edenlerde geriye yönelik göçe ilişkin uygun bir zemin oluşturmaktadır. Sahada kiminle görüşürsem görüşeyim üç aşağı beş yukarı aynı şeyi duyuyorum: “Türkiye bir gün değişirse, hiç düşünmeden geri dönerim.” 


MEMLEKET HASRETİ VE GERİ DÖNÜŞ


Memleket hasreti geri dönüş göçünün en önemli sebeplerinden birini oluşturuyor. İlginçtir akademi bu meseleye bu boyutuyla uzun süre bakmadı. Sonra belirli göçmen gruplarıyla yapılan çalışmalarda memleket hasretinin en önemli geri dönüş motivasyonu olduğu ortaya çıktı. 


Geri dönüş arzusu çoğu zaman Türkiye’ye yapılan tatil ziyaretleri sırasında artar. Kişi bir nostalji duygusuna kapılarak “acaba hiç mi gitmeseydik? Buralara tekrar mı dönsem?” diye için için kendine sormaya başlar. Hele geride bırakalın yaşlı anne, baba da varsa, onlarla daha yakından ilgilenmek amacıyla da geri dönme düşüncesi daha yüksek sesle dile getirilebilir. 


Benim “göçmenlikte orta yaş krizi” olarak tanımladığım; belli bir yaşa geldikten sonra “burada köksüz ağaç gibiyim, Türkiye’de yeniden bir hayat kuramaz mıyım?” diyerek bavulunu toplayıp Türkiye’ye dönenler de bu kategoriye girebilir. Böylece kişi hayatında yeni bir sayfa açmak, içinde akan ırmağı denizine kavuşturmak ister. Kimi istediğine kavuşur, kimi ise yeniden yollara düşer. 


******

Kaynak: Doç.Dr.Tuncay Bilecen, Türkiye'den Birleşik Krallık'a Göçler





Londra’da “Cadılar Bayramı”: hangi mekânda hangi parti var?

No comments

17 October 2025

Cadılar Bayramı’nı hareketli bir geceyle kutlamak isteyenler için Londra renkli gece hayatıyla birçok alternatif etkinlik sunuyor.

 


Cadılar Bayramı 2025 yılı için Londra’da gece hayatı tam gaz devam edecek. 31 Ekim Cuma gününe denk gelen bu yılki kutlamalar, “Halloweekend” adı altında hem resmi gece hem de çevre etkinliklerle renklenecek. Time Out tarafından derlenen listeye göre kapılar ardına kadar açılacak; kulüpler, müzeler ve gösteri mekânları gotik kostümler, korkutucu dekorlar ve çılgın DJ setleriyle dolup taşacak.

Gece boyunca farklı konseptlerle süslü birçok mekân eğlence severleri bekliyor. Örneğin “The Roaring Haunt” (The London Cabaret Club – Victoria House, Bloomsbury Square) 1920’lerin ışıltılı havasıyla Cadılar Bayramı’nı sentezliyor; “The Ringmaster’s Curse” (The Clapham Grand, Clapham Junction) korkutucu sirkiyle ikonlaşacak bir gece vadederken, “The Grand’s Halloween Party” (The Clapham Grand, Güney Londra) mekânında eğlence, abartılı bir mizahla sunulacak. Ayrıca müzede gerçekleşecek “Fright at the Museum” (Natural History Museum, South Kensington) adlı etkinlik, karanlık eserler arasında gece geç saatlere yayılacak bir korku-gecesi sunmayı hedefliyor.

Kulüpler açısından öne çıkan seçeneklerden biri de “Howloween” adlı queer techno partisi. Yeni mekânı Eutopia’da gerçekleşecek bu etkinlik, yaklaşık 12 saat sürecek dans maratonuyla dikkat çekiyor. Bir başka dikkat çekici mekân “DRUMSHEDS”, grime, house ve DnB sahnelerini birleştiren DJ’leriyle gecenin temposunu belirleyecek.

Londra Cadılar Bayramı gecesini unutulmaz kılmak için dış mekân eğlenceleri, gotik kabareler, korku filmi gösterimleri ve gece açık müzeler gibi alternatifler de sunuyor. Time Out rehberine göre bu yılki kutlamalar sadece bir geceyle sınırlı kalmayacak; tüm hafta sonuna yayılan etkinliklerle müzik, korku ve dans bir arada yaşanacak.

Öne Çıkan Partiler ve Detayları

Fright at the Museum

  • Mekân: Natural History Museum, South Kensington, Londra 

  • Tarih / Saat: 31 Ekim 2025, 19:00 itibariyle 

  • Bilet Fiyatı: £45 (normal) / £40.50 (müze üyesi) 

  • İçerik: Canlı müzik, sessiz diskotek (silent disco), “vampir balosu” ve gece boyunca müzenin koleksiyonları arasında gezinti imkânı 

DRUMSHEDS Presents Halloween

  • Konum: DRUMSHEDS, Edmonton, Kuzey Londra 

  • Program: Grime, house, DnB setleriyle üç farklı oda (X, Y, Z) kullanılarak gece boyunca müzik yayını olacak 

  • DJ’ler / İsimler: Kurupt FM bu etkinlikte sahne alacak isimlerden biri 

Cirque Du Soul: Halloween Special

  • Mekân: The Cause (Royal Docks) 

  • Tarih: 31 Ekim akşamı 

  • Özellikler: Dört farklı oda, korkutucu dekorlar, yiyecek stantları, “house of horrors” temalı sahneler ve DJ performansları 

Art of Dark Halloween

  • Mekân: FOLD, Canning Town

  • Tarih / Saat: 25 Ekim 2025, gece yarısından sonra başlayacak.

  • Özellikler: Daha çok house / elektronik odaklı DJ’lerle yapılacak bir “karanlık atmosfer” partisi 

The London Cabaret Club — El Dia of the Dead

  • Mekân: Victoria House, Bloomsbury Square, Londra 

  • Tarihler: 30 Ekim, 31 Ekim ve 1 Kasım 2025 

  • Bilet Fiyatı: £75 başlangıç fiyatı (welcoming drink dahil)

  • Program: Müzik, dans, burlesk performanslar ve temalı gösteriler.

Kaynak: Time Out

 

Japonya’da göç konusu gündemde: Yabancı ebeveynlerden doğan bebek sayısı rekor kırdı

No comments

13 October 2025

Japonya’da yabancı ebeveynlerden doğan bebek sayısı 2024 yılında 22.878’e yükselerek doğumların yaklaşık yüzde 3,2’sini oluşturdu. Bu artış, uzun süredir nüfusun hızla yaşlanması ve doğum oranlarının düşmesiyle mücadele eden ülkede göç ve entegrasyon politikalarını yeniden gündeme taşıdı.



Sağlık Bakanlığı verilerine göre, aynı dönemde Japon ebeveynlerden doğan bebek sayısı 686.173’e gerileyerek bir önceki yıla göre 41 binden fazla azaldı. Uzmanlar, Japonya’nın demografik krizi karşısında yeni doğan çocukların giderek daha fazla yabancı kökene sahip olmasının, ülkenin kimlik tartışmalarını da derinleştirdiğini belirtiyor.

Yabancı anneler arasında en büyük grupları Çinli, Filipinli ve Brezilyalı kadınlar oluşturuyor. Ülkedeki yasal yabancı nüfusun 3,95 milyona yükseldiği, bu kişilerin çoğunun 20’li ve 30’lu yaşlarda olduğu bildiriliyor. Uzun vadede bu grubun Japonya’da kalıcı hale gelmesi ve ülkenin ekonomik iş gücü açığını kısmen kapatması bekleniyor.

Ancak bu gelişme, muhafazakâr çevrelerde göç karşıtı söylemlerin güçlenmesine yol açtı. Siyasi arenada özellikle Liberal Demokrat Parti içinde, yabancı işçilerin topluma entegrasyonu ve kamu düzeni üzerindeki etkileri konusunda sert tartışmalar yaşanıyor. Yerel yönetimlerin yabancı ailelere yönelik destek mekanizmalarının yetersiz olduğu da sıkça dile getiriliyor.

Japonya, hızla değişen demografik yapısıyla birlikte artık göçmen toplulukların kalıcı bir parçası haline geldiği yeni bir döneme giriyor. Uzmanlara göre, bu eğilim yalnızca nüfus politikalarını değil, aynı zamanda ülkenin toplumsal kimliğini de kökten dönüştürebilir.

Kaynak: The Guardian

Hükümetin süresiz oturumu 5 yıldan 10 yıla çıkarma planına karşı başlatılan imza kampanyasına destek büyüyor

No comments

12 October 2025



İngiltere hükümetinin süresiz oturum (ILR) hakkını 5 yıldan 10 yıla çıkarma planı, ülkedeki yüz binlerce yasal göçmeni ayağa kaldırdı. “Protect Legal Migrants” (Yasal Göçmenleri Koru) başlığıyla başlatılan imza kampanyası 12 Ekim tarihi itibariyle 98 bini aşkın imzaya ulaştı. Kampanya, İngiltere Parlamentosu’nun resmi platformu olan petition.parliament.uk adresinde devam ediyor.

Parlamentoda tartışma gündemde

Yürürlükteki mevzuata göre kampanya, 100.000 imzaya ulaştığında İngiltere Parlamentosu’nda tartışılmak zorunda. Hükümetin 10.000 imzayı aşan dilekçelere yanıt verme zorunluluğu da bulunuyor.

“Geriye dönük adaletsizlik olmaz”

Kampanyanın metninde, hükümetin bu planı “geriye dönük bir cezalandırma” olarak eleştiriliyor. İngiltere’de yasal yollarla yaşayan binlerce kişi, çalışma vizesiyle ülkede emek veriyor, vergisini ödüyor, topluma katkıda bulunuyor. Şimdi ise bu kişilere, “artık 10 yıl bekleyeceksiniz” denilmesi büyük tepki çekiyor.

Emek, umut ve belirsizlik

Birçok göçmen, sosyal medyada “beş yıl boyunca sabırla çalıştık, şimdi neden tekrar başa sarıyoruz?” diye soruyor. Kampanyayı destekleyenler, hükümetin “yasa dışı göçle mücadele” bahanesiyle yasal göçmenleri cezalandırdığını savunuyor.

 

New York'ta sınır dışı edilen göçmenler: "Bize hayvan gibi muamele ettiler"

No comments

11 October 2025



New York’taki 26 Federal Plaza binası, ABD’deki göçmenlerin sınır dışı edilme sürecinin en yoğun yaşandığı noktalardan biri hâline geldi. Ekvadorlu Rubén Abelardo Ortiz López’in eşi Monica Moreta Galarza, rutin bir mahkeme duruşması sonrası yaşadıkları şiddet anlarını “Bize hayvan gibi davrandılar” sözleriyle anlattı. 

Galarza, duruşma çıkışında eşiyle vedalaşırken göçmenlik görevlilerinin saldırısına uğradı; yere düşürüldü ve çocuklarının gözü önünde eşi gözaltına alındı. Olayın görüntülerinin sosyal medyada yayılması, kamuoyunda büyük tepki yarattı.

BBC’nin binada yaptığı gözlemler, bunun tekil bir olay olmadığını ortaya koydu. Gazeteciler ve avukatlar, federal ajanların göçmenleri duruşma salonlarından hızla çıkararak avukatlarıyla konuşmalarına izin vermediğini belirtiyor. Bazı tutuklamalar sessizce gerçekleşse de, son haftalarda yaşanan arbede ve şiddet vakaları, göçmenlerin ve yakınlarının travmatik deneyimler yaşamasına neden oluyor.

Ağustos ayının sonlarında yaşanan başka bir olayda, 26 Federal Plaza önünde bir baba, eşi ve küçük oğluyla birlikte beklerken onlarca ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi) görevlisi tarafından çevrildi. Kadın, eşine sarılarak direnmeye çalışsa da zorla uzaklaştırıldı. Görüntülerde aynı memurun, daha önce Monica Moreta Galarza’yı da yere düşüren kişi olduğu iddia edildi. Olay sonrası İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), memurun geçici olarak açığa alındığını açıkladı.

Geçen hafta ise iki gazetecinin gözaltı anını görüntülemeye çalışırken ICE görevlileri tarafından yere itilmesi, durumu daha da tırmandırdı. Foto muhabiri Olga Fedorova, BBC’ye yaptığı açıklamada “Daha önce federal ajanlarla hiçbir sorun yaşamamıştık. Bu, ilk kez böyle bir şiddetle karşılaşmamız” dedi. DHS Sözcüsü Tricia McLaughlin ise memurların “operasyonlarını engelleyen kişiler” nedeniyle müdahale ettiğini savundu.

Trump yönetiminin “kitlesel sınır dışı” politikası kapsamında, New York bölgesinde gözaltına alınan 3.320 göçmenin yarısının 26 Federal Plaza’da tutuklandığı bildirildi. Bu kişilerin büyük çoğunluğunun herhangi bir sabıka kaydı bulunmadığı belirtiliyor. Avukatlar, mahkemelere gelen göçmenlerin artık büyük korku yaşadığını ve çoğunun duruşmalarına katılmamayı tercih ettiğini söylüyor. Monica Moreta Galarza ise yaşadıklarının ardından “Ekvador’daki adaletsizlikten kaçtım ama burada da aynı muameleyi gördüm. Kendimi değersiz hissediyorum” diyerek çaresizliğini dile getirdi.

Rober Koptaş “Unufak” romanıyla İngiltere turnesinde okurlarıyla buluşuyor

No comments

08 October 2025

Yazar Rober Koptaş, Dialogue Without Borders girişiminin davetiyle 10–19 Ekim 2025 tarihleri arasında İngiltere’de bir dizi söyleşi ve imza etkinliğine katılacak. Koptaş, geçtiğimiz yıl İletişim Yayınları’ndan çıkan ilk romanı Unufak üzerine okurlarıyla buluşacak.



Turnenin ilk durağı 11 Ekim Cumartesi günü saat 15.00’te Londra’daki SOAS Üniversitesi olacak. Khalili Lecture Theatre’da gerçekleşecek bu buluşma, Dialogue Without Borders ve SOAS University of London – Centre for Migration & Diaspora Studies iş birliğiyle düzenleniyor. Etkinlikte Koptaş’a, SOAS Üniversitesi öğretim üyesi Zerrin Özlem Biner ve bağımsız araştırmacı Şahika Erkonan moderatör olarak eşlik edecek.

İkinci etkinlik, 12 Ekim Pazar günü saat 18.00’de Cambridge Üniversitesi, Old Labs, Newnham College Gardens’ta yapılacak. Turkish & Kurdish Speakers in Cambridge topluluğunun ev sahipliği yapacağı bu buluşmada, yazar okurlarıyla sohbet edecek ve kitaplarını imzalayacak. Etkinliğin moderatörlüğünü Cambridge Üniversitesi öğretim üyesi Yael Navaro üstlenecek.

Koptaş, 14 Ekim Salı günü saat 18.00’de, Londra’daki Churchfield Recreation Grounds’ta Britanya Alevi Federasyonu tarafından düzenlenen etkinlikte konuşacak.

Turnenin son durağı ise 17 Ekim Cuma günü saat 18.00’de, Kürt Toplum Merkezi (11 Portland Gardens, Haringey, London N4 1HU) olacak. Bu buluşmada Rober Koptaş’a, yazar ve gazeteci Aydın Çubukçu ile yazar ve yönetmen İlham Bakır eşlik edecek. Etkinlik kapsamında Bakır’ın Sesler ve Kilitler adlı kısa filmi de gösterilecek.

 

Turne boyunca, Rober Koptaş’ın “Unufak” romanı satışta olacak ve yazar tüm etkinliklerde kitaplarını imzalayacak.

 

🎟️ SOAS Üniversitesi’ndeki etkinliğe ücretsiz kayıt için:

https://www.eventbrite.com/e/unufak-rober-koptasla-soylesi-ve-imza-gunu-tickets-1751192015459  

 

ROBER KOPTAŞ: 1977’de İstanbul’da doğdu. Lusavoriçyan, Karagözyan, Surp Haç Tıbrevank okullarından sonra Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi’nde, yazar, hukukçu, mebus Krikor Zohrab hakkındaki teziyle Modern Türkiye Tarihi yüksek lisansı derecesini aldı. Üniversite öğrenciliği yıllarından itibaren çalıştığı Aras Yayıncılık’ta 2015-2023 arasında genel yayın yönetmenliği yaptı. 2006’da “Hayat, Olduğu Gibi” başlığı altında köşe yazıları yazmaya başladığı Agos gazetesinde, 2007’de Hrant Dink’in katledilmesinin ardından editör olarak görev aldı; 2010-2015 arasında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Çeşitli mecralarda yazı, söyleşi ve makaleleri yayımlandı. Romanı Unufak Eylül 2024’te İletişim Yayınları’nca basıldı. İstanbul’da yaşıyor, yazıyor ve yeni romanı üzerinde çalışıyor.

 

Londra’da ulaşım grevleri bisiklet kullanımını artırdı

No comments

02 October 2025






5-12 Eylül tarihleri arasında Londra’da gerçekleşen metro ve toplu taşıma grevleri, bisiklet kullanımında tarihi bir artışa yol açtı. Çoğu metro hattının kapalı kalması ve otobüslerin yoğun trafikte ilerleyememesi nedeniyle binlerce Londralı çareyi bisiklete binmekte buldu. Şehirdeki güvenli bisiklet yollarının son yıllarda artması ve elektrikli bisiklet kiralama hizmetlerinin yaygınlaşması da bu geçişi kolaylaştırdı.

Bisiklet kiralama şirketi Lime, grevin ilk iki gününde kiralamaların yüzde 50, hafta sonunda ise yüzde 70 arttığını açıkladı. YouGov’un yaptığı bir ankete göre, Londralıların yüzde 21’i grev sırasında bisiklete bindi, yüzde 28’i ise bu deneyimden sonra bisikleti daha fazla kullanmaya istekli olduğunu belirtti. London Cycling Campaign, grev sürecinde günlük bisiklet yolculuklarının iki milyona ulaştığını, bunun da normalin yaklaşık yarı yarıya üzerinde olduğunu belirtti.

Ancak bu büyük artış altyapı sorunlarını da gün yüzüne çıkardı. Özellikle güvenli bisiklet yollarının bulunmadığı bölgelerde sürücülerle bisikletliler arasında sıkışmalar yaşandı. Bazı güzergâhlarda bisiklet trafiği adeta kuyruk oluşturdu. London Cycling Campaign yetkilileri, mevcut bisiklet yollarının kapasitesinin çoktan dolduğunu, daha fazla yol, köprü ve güvenli geçiş noktalarına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Uzmanlara göre, bu grev dönemi Londra’nın gelecekte ulaşımda bisikletin rolünü gösteren bir “işaret” oldu. Eğer şehir, karbon salımını azaltma ve sürdürülebilir ulaşımı artırma hedeflerine ulaşmak istiyorsa, bisiklet yollarını genişletmek ve bisikleti her kesim için güvenli bir seçenek haline getirmek zorunda. Grev, Londralılara bisikletin sadece bir alternatif değil, kent yaşamının vazgeçilmez bir parçası olabileceğini hatırlattı.

 

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan