Göçmen sağlık çalışanları ayrımcılık nedeniyle NHS’ten uzaklaşıyor
No comments27 December 2025
12/27/2025Birleşik Krallık’ta NHS’in uluslararası sağlık personeline olan bağımlılığı artarken, yabancı eğitimli doktor ve hemşireler göçmen karşıtı söylemler ve artan ırkçılık nedeniyle ülkede çalışmak istemediğini belirtiyor. Uzmanlar bunun sağlık sistemini tehlikeye atabileceği uyarısında bulunuyor.
Göçmen Karşıtı Söylemler Sağlık Sektörünü Olumsuz Etkiliyor
Birleşik Krallık’ın ulusal sağlık hizmeti NHS, tarihinin en yüksek oranda yabancı eğitimli doktorsuz kalma riskiyle karşı karşıya. NHS’in üst düzey tıp liderlerinden Dr. Jeanette Dickson’a göre, ülkede göçmen karşıtı söylemlerin artması ve genel kamuoyu algısının “istenmeyen” mesajı vermesi, uluslararası sağlık çalışanlarının İngiltere’yi tercih etmemesine neden oluyor.
Dr. Dickson, politikacıların göçmenlere yönelik sert söylemleri ve medyada bu yaklaşımın sık sık yer almasının, Birleşik Krallık’ı “misafirperver olmayan, hatta ayrımcı” bir ülke olarak algılayan sağlık personelini uzaklaştırdığını söyledi. Bu durum, NHS’in zaten uluslararası personele büyük oranda bağımlı olduğu bir dönemde daha da kritik hale geliyor.
NHS’in Geleceğine İlişkin Kaygılar Artıyor
NHS’in doktor kadrosunun yaklaşık %42’sinin yurt dışında eğitim gördüğü biliniyor. Bu kişiler ülkedeki sağlık hizmetlerinin bel kemiğini oluşturuyor. Ancak son dönemde bu profesyonellerin hem Birleşik Krallık’a gelmekten kaçındığı hem de mevcut pozisyonlarını terk ettiği dikkat çekiyor. Dr. Dickson, bu eğilimin devam etmesi halinde NHS’in hizmet verme kapasitesinin tehlikeye girebileceğini belirtti.
Sağlık çalışanlarının bir kısmı, sadece iş ortamında değil günlük hayatta da ırkçı taciz ve saldırılara maruz kaldıklarını ifade ediyor. Bu tür deneyimler, İngiltere’de çalışmanın cazibesini daha da azaltıyor.
Hükümetin Tepkisi
Sağlık Bakanı Wes Streeting, NHS çalışanlarına yönelik ırkçı tacize karşı daha sert önlemler alındığını duyursa da, eleştirmenler bunun yeterli olmadığını savunuyor. Dr. Dickson, hükümetin yabancı sağlık çalışanlarını aktif bir şekilde desteklemesi ve onları İngiltere’de çalışmaya teşvik edecek mesajlar vermesi gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlara göre, göçmen karşıtı söylem sadece sağlığa değil, İngiltere’nin uluslararası itibarına ve küresel yetenek çekme kapasitesine de zarar veriyor. Bu durum, hem NHS’in sürdürülebilirliği hem de sağlık hizmetlerinin kalitesi açısından derin bir endişe kaynağı oluşturmaya devam ediyor.
Kaynak: The Guardian
Elimde “Erotik Kapitalim" vardı onu verdim neyleyim!
No comments
Ramazan Yaylalı
Das Erotik Kapital - 1
2000’lerin başı…
Türkiye’de yine çok sert bir ekonomik krizin
yaşandığı dönem…
Her ekonomik krizden sonra artan işsizlik ve yoksulluk genç nesli daha çok etkilediği için, nüfusun bir bölümü yurtdışına, yani refah seviyesi yüksek ülkelere göç eder.
Yine böyle bir dönemde, Avrupa’ya doğru (illegal ya
da legal olsun) çoğunluğu vasıfsız gençlerden oluşan bir göç akını başlamıştı.
Bunlardan bir bölümü, refah seviyesi yüksek, küçük bir Avrupa ülkesi olan
Avusturya’ya göç etmişlerdi. Fakat Avusturya’ya göç etmekle işler öyle hemen
bitmiyordu. Avusturya devletinin yeni gelen göçmenler için oturum ve çalışma
izni vermesi birçok bürokratik düzenlemelere tabi idi. Çalışma izninin ancak
belli şartlarda verilmesi göçmenlerin işlerini çok zorlaştırıyordu.[1]
Anadolu’nun bağrından kopup gelmiş, yaşları 20 ile
30 arasında değişen, çoğu ilkokul ve ortaokul mezunu olan bu gençlerin, normal
bir Avusturya vatandaşının sahip olduğu hukuksal haklara sahip olmaları için
önlerinde tek bir yol vardı! O yol da Avusturya vatandaşlığına sahip
bir kadının gönlüne girmekten başka bir şey değildi. Yani resmî anlamda
yapılacak bir evlilik bütün meseleyi kökünden çözüyordu.
Bu evlilikler sayesinde vatandaşlık bile
alınabiliyordu. Fakat Almanca bilmemek, uluslararası bir dil olan İngilizceye
de hakim olmamak çok sorun yaratıyordu, çünkü sonuçta romantik ilişki “gönül-dili” dışında
ortak konuşulan bir “iletişim-dili” gerektiriyordu. Fakat sorun şu ki;
gençler yeni geldikleri için tek kelime Almanca bilmiyorlardı; bu da, romantik
iletişimin oluşmasına büyük bir engeldi.
Neyse uzun zaman sonra gençler, Almancalarını belli
bir seviyeye getirmeyi başardılar (B2 Seviyesi); en azından gündelik
sohbetleri yerine getirecek kadar ya da “short-talking” dediğimiz
düzeyde konuşabiliyorlardı. Geriye kalan tek şey, gelecekleri için ellerinde “Eros’un-okuyla” ortamlara
dalıp sarışın kadınların gönüllerini fethetmekti.
1)
Eksik Modern Flört Deniyimi
(modern-flirting-experience)
2)
Ötekinin farklı “Habitus”u ve farklı kültürel kodlara sahip olmak
3)
Etno-Seksizm ve “Rassenschaende”[1]
1) Eksik Modern-Flört-Deneyimi – bir pre-modern taşra şoku!
2) Ötekinin “habitus”u ve kültürel kodları
Çünkü
belli bir habitus içinde yapılanmış (costructed) kimlikler,
davranış biçimleri, estetik anlayış, aksan... sosyal bir grup
veya toplum tarafından içselleştirilmiş kodlardır. Kısacası, bir
ülkenin kültürel sermayesini tanımak (erkennen)-Bourdieu’nun
kavramlarıyla söylersek; ötekinin “Linguistic Capital”[3]
veya “Cultural-Capital”[4]ına
sahip olmak- o topluma yeni yeni entegre olmaya çalışan bir göçmen için oldukça önemli bir avantajdır. Bu
kodları hızlıca öğrenen ve okuyan biri öteki ile (örneğin karşı cinsle)
ilişki kurmakta asla zorlanamayacaktır, çünkü artık bütün algoritmaları
ezbere bilmektedir. Fakat bu tür kültürel sermayeye ve o kodları okuyacak bilgiye sahip değillerdi
bizim gençler; deneyim ve birikim, çok hızlı bir şekilde elde edilecek
(erwerben) bir şey değildi. Uzun yıllar alan bir süreç...
Diğer bir sorun olan “ethno sexismus”a gelirsek; Alman bir kadınla başarılı bir romantik ilişki kurmak, müslüman orta-doğu erkeği için düşük bir olasılık olabilirdi çünkü “Rassenschande”[5] (racial shame) ve “ethnoseximsus” [6] itiraf edilmese de, Avrupa toplumunun bilinçdışında tarihsel bir olgu olarak yerini almıştı.
“Etnoseksizm” Avrupa’da 11 Eylül 2001 saldırısının
ardından giderek artmaya başladı. ”Orta-Doğulu-Erkek” kimliği Batı
Avrupa’da radikal islam ve kadına dönük şiddetin bir simgesi haline geliyordu.
Bu önyargılar aslında çok daha önce; Türklerin Almanya’ya göç etmesiyle ortaya
çıkmaya başlamıştı. “Macho-erkek” ve geleneksel feodal değerlere sahip olan ilk
nesil Türk göçmenlerin Almanların kafasında yarattığı “imge” çok olumsuzdu. Bu düşük-prestijli
imaj (“symbolic-capital”) gençler için oyuna bir-sıfır yenik
başlamak anlamına geliyordu.
Orient-Erotik-Kapital
Schiwago Dans Lokali: Şehvetli gecelerin cenneti!
Peki, nasıl ve nerede hedef seçilen kadınlarla tanışacaklardı? Malum, genç üniversitelilerin takıldığı ortamlar olmazdı, kim 18 yaşında gençliğinin baharında evlenmek ister ki? Yahut soruyu şöyle soralım; kariyer yapmış, ekonomik durumu iyi, toplum içinde statüsü yüksek, kendine güveni tam, güzel bir Alman kadınla, orta sınıf üstü, beyaz yakalıların takıldığı ortamlarda “A2 seviyesinde” Almancayla flört etmek ne kadar rasyonel bir strateji olabilirdi? Cinsel beraberlik olsa bile neden evlensin ki? Vardır belki istisnalar ama biliyoruz ki istisnalar kaideyi bozmuyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın:
👉Bisikletli Gazete: Taşraseksüel erkeklerin cenneti: Schiwago Tanz-Bar!
[1]https://ec.europa.eu/home-affairs/sites/homeaffairs/files/what-we-do/networks/european_migration_network/reports/docs/emn-studies/migration-policies/organisation_of_policies_at_en.pdf
[2] https://www.sinus-institut.de/sinus-loesungen/sinus-milieus-oesterreich/
[3] Sabine Lehner ; Sprachliches Kapital und ›Integration‹ Bourdieus
sprachlicher Markt revisited am Beispiel der österreichischen
›Integrationsbotschafter_innen‹;Wiener Linguistische Gazette (WLG) 80 (2017):
81–107; Universität Wien · Institut für Sprachwissenschaft · 2017
[4] Pierre Bourdieu; „Die feine Unterschiede“, Suhrkamp (1987)
[5] https:/
https://movements-journal.org/issues/03.rassismus/10.dietze--ethnosexismus.html
/
[6] de.wiktionary.org/wiki/Rassenschande
[7] Ahmet Kaya „Neyleyim“; Albüm „An gelir“ 1987
[8] Catherine Hakim; Erotic Capital: The Power of Attraction in the
Boardroom and the Bedroom
[9] A. Mohammed Abubakar et al; Physical attractiveness and managerial
favoritism in the hotel industry: The light and dark side of erotic capital;
Journal of Hospitality and Tourism Management; Volume 38, March
2019, Pages 16-26
Göçmenlikte acı yarıştırma hastalığı
5 comments24 December 2025
12/24/2025Bu yazıda göçmenlik hiyerarşisinin raconunda yer alan "acı yarıştırma" mevzusuna değiniyorum.
Tuncay Bilecen
tuncaybilecen@gmail.com
“Brexit’e neden evet dediniz?”
“Çünkü çok göçmen geldi?”
“Peki, siz de göçmen değil misiniz?”
“Biz de göçmeniz ama biz vergimizi veriyoruz. Onlar hep sosyal
yardımları alıyorlar. Burayı mahvettiler.”
Bu tür diyalogları alan araştırması sırasında sıkça yaşamışımdır.
Göçmenlik hiyerarşisi diye bir hadise gerçekten var. Bir yere daha önceden gelenler
yeni gelenlere karşı agresif bir tutum içinde olabiliyorlar. Bu agresif tutum
zaman zaman rövanşist bir biçim de alabiliyor.
Nasıl mı? Bunu acı yarıştırmak şeklinde de düşünebiliriz. Daha
doğrusu, bazı göçmenler kendilerinden sonra gelenlerin çabucak uyum sağlamalarına,
düzenlerini kurmalarına, para kazanmalarına asla tahammül edemiyorlar. “Biz çok
çektik, siz de aynı çileyi çekmelisiniz!” düşüncesi yatıyor bu tutumun
arkasında.
Hani sizden hep kötü şeyler duymak, sizi hep üzgün görmek isteyen “enerji
emici” insanlar vardır. Bu insanlar “kara gününüzde” birden yanınızda peyda
olurlar ama size destek olmak için değil, acınızın cilasını çekmek için. Göçmenlikte
de böyle tipler yok mu? Sürüsüyle… Bir bakmışsınız geldiğiniz ilk günlerde güya
size destek olur gibi görünen bu kişi, yavaş yavaş kendi ayaklarınız üzerinde
durmaya başladığınızda size yüz çevirmiş. Niye? Çünkü illaki siz de onun kadar
çile çekeceksiniz!
Göçmenlik hiyerarşinin değişmeyen kurallarından olan bu durum bazen
acı yarıştırmaya da dönüşebiliyor. Örneğin bir Ankara Anlaşmalı “15 aydır
ailemi göremiyorum. Home Office vize sonucumu bir türlü açıklamıyor” dediğinde
yanındaki birinci göç akınıyla gelen göçmen “o da bir şey mi, biz yıllardır
gidemedik. Biz gemileri yakıp geldik buraya!” diyor. Ve ekliyor, “siz hiç
zahmet nedir görmediniz. Biz geldiğimizde burada bir tane Türk bakkalı yoktu!” Veya
bu sohbeti tersine de çevirelim. Şimdi de bir Ankara Anlaşmalı konuşuyor: “Adam
geldiğinin ertesi günü Job Center’a gidip maaş almaya başlamış. Ardından
belediye evine yerleşmiş. Yetmemiş part time çalışıyorum göstermiş, bir sürü
yardıma başvurmuş. Bana çektiği çileden söz ediyor. Biz burada beş sene boyunca
bırakın yardım almayı istediğimiz işi bile yapamıyoruz.”
Kuşkusuz tüm göçmenlerin aynı tutum içinde olduklarını
söylemiyoruz, ancak “göçmenlikte acı yarıştırma” mevzusu çoğu göçmenin başına gelmiş
bir hadisedir. Esasında, birinden, onun başına gelmiş kötü bir şey dinlerken
haz almak, iyi bir şey dinlerken ise için için kıskanıp bunu değersizleştirmeye
çalışmak göçmenlere değil bencil, değerleri olmayan insanlara özgü bir davranıştır…
* Sizin de böyle bir deyeniyimiz olduysa lütfen yorumlarda paylaşın...
Polonya’da Ukraynalılara yönelik hoşgörüsüzlük artıyor
No comments22 December 2025
12/22/2025
Polonya’da savaşın dördüncü yılı yaklaşırken, Ukraynalı sığınmacılara karşı toplumdaki hoşgörüsüzlük ve düşmanlık giderek arttı. 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası yüz binlerce Polonyalı komşularını desteklemek için gönüllü olurken, bugün destek oranları ciddi şekilde geriledi ve ayrımcılık vakaları rapor edilmeye başlandı.
Szczecin kentinde dört yaşındaki kızlarıyla dondurma alırken Ukraynaca konuştukları için bir çiftin “Kızınıza Lehçe öğretin” diyen bir saldırgan tarafından sözlü ve fiziksel tacize uğraması, bu hoşnutsuzluğun sembolik örneklerinden biri oldu. Bu olayın ardından saldırgan 14 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Ukraynalı topluluk üyeleri, özellikle küçük kasabalarda artık kendi dillerini açıkça konuşmaktan kaçındıklarını söylüyor. Bazı anketler, Polonyalıların Ukraynalı sığınmacılara destek verme oranının 2022’deki yaklaşık %94’ten bugün %48’e düştüğünü gösteriyor. Aynı şekilde, Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliğini destekleyenlerin oranı da belirgin şekilde azaldı.
Bu değişimde birçok etken var: Sağ siyaset yönelimli söylemlerin yükselişi, ekonomik kaygılar, çevrim içi dezenformasyon ve Polonya ile Ukrayna tarihsel arasındaki bazı gerilimler gibi unsurlar toplumdaki algıyı etkiliyor. 2025’te seçilen milliyetçi Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin, Ukraynalıların sosyal yardımlara erişimini zorlaştıracak politikaları desteklemesi de bu atmosferi pekiştirdi.
Yine de durum her yerde aynı değil. Varşova gibi büyük şehirlerde yaşayan bazı Ukraynalılar, yerel halkın desteğini ve fırsat eşitliğini bulduklarını söylüyor. Bu kişiler, çocukları için daha iyi bir gelecek umuduyla Polonya’da kalmayı planlıyor.
The Guardian
Toplu taşımada unutan eşyaların son durağı Greasby müzayedesi oluyor
No commentsLondra’da toplu taşımada unutulan ve vaktinde teslim alınmayan eşyalar 100 yılı aşkın bir süredir Güney Londra’da bulunan kayıp eşya müzayedesinde açık artırmaya çıkıyor.
Eğer toplu taşımada bir eşyanızı unuttunuz ve bunun peşine düşmediyseniz, bu eşyanın son durağı Greasby’s ikonik müzayedesi oluyor. 1919 yılında Henrietta Greasby tarafından kurulan Güney Londra merkezli tanınmış bir kamu müzayedesi firması olan Greasbys, bu tarihten beri aynı yerde faaliyet gösteriyor.
İki haftada bir
gerçekleştirilen, kayıp eşyaların açık artırmayla satıldığı müzayedenin birçok
müdavimi bulunuyor. Müzayedede şemsiyeden monta, gözlükten kitaba, telefondan
oyuncaklara kadar aklınıza gelebilecek her türden eşya yeni sahipleriyle
buluşuyor. Kurum, her açık artırma öncesinde sergilenecek eşyalara ilişkin
olarak üyelerine detaylı e-postalar gönderiyor.
Greasby'de
satışa çıkan iPad, kamera, telefon, şarj cihazı, bilgisayar gibi elektronik
cihazlar cam dolapların içinde sergileniyor ve bu ürünler ikinci el fiyatının da
altında bir fiyatla alıcıların karşısına çıkıyor.
Greasby'nin bahçesinde
ise sıra sıra dizilmiş bisikletler yer alıyor. Bunlar, polis tarafından
yakalanan hırsızlardan ele geçirilen ancak sahipleri çıkmayan bisikletler.
Satışa sunulan
eşyalar arasında özel tasarım çantalar, mücevherler ve hatta Rolex marka
saatler dahi yer alabiliyor. Instagram fenomeni London_xploring adlı hesabın
müzayede evini ziyaret etmesi ve yaşadığı deneyimi “süper büyüleyici” olarak
nitelendirmesi müzayedeye olan ilgiyi daha da artırdı ve yaptığı paylaşım 90
bine yakın beğeni aldı.
Greasby’s
müzayedelerinde sadece TfL’de kaybedilen ürünler değil, demiryolu, Metropolitan
polisi ve Heathrow havaalanından gelen sahipsiz eşyalar da satışa sunuluyor. Bu
eşyalar, üç ay boyunca sahipleri tarafından alınmayı bekledikten sonra
müzayedeye gönderiliyorlar. Tüm cihazlar satışa
çıkmadan önce silinirken, kimlikler veya banka kartları gibi kişisel eşyalar
imha ediliyor.
Müzayede, İki haftada bir
gerçekleştiriliyor.
Adres: Greasby's Auctions. Wandsworth. 211 Longley Road, London SW17 9LG.
* Bu yazı ilk kez 18 Nisan 2023 tarihinde Olay gazetesinde yayınlanmıştır.
10 Yıllık ILR düzenlemesi 2 Şubat 2026’da Parlamento'da tartışılacak
No comments21 December 2025
12/21/2025İngiltere'de hükümetin yasal göçmenlerin süresiz oturum hakkını (ILR) 5 yıldan 10 yıla çıkarma planına karşı düzenlenen imza kampanyasında ilk sonuç alındı. Kampanda toplanan imza sayısının 100 bini geçmesi üzerine yasal düzenleme parlamentoda tartışılacak. Tartışma oturumunun (debate) 2 Şubat 2026 tarihinde yapılacağı açıklandı.
Kampanyayı destekleyenler, mevcut sistemde 5 yıl üzerinden verilen süresiz oturum hakkının 10 yıla çıkarılmasının adil olmadığını savunuyor.
Kampanya metninde, yasal göçmenlerin mevcut kurallara güvenerek İngiltere’de hayat kurduğu vurgulanıyor. Sürenin geriye dönük şekilde uzatılmasının göçmenler için belirsizlik yarattığı, önemli kamu hizmetlerini olumsuz etkileyebileceği ve ciddi mali yük getirdiği ifade ediliyor.
Destekçiler, hükümete çağrıda bulunarak bu planın geri çekilmesini, yasal göçmenlerin cezalandırılmamasını ve önceliğin yasa dışı göçle mücadeleye verilmesini talep ediyor. Tartışmanın ardından dilekçeyi imzalayanlara parlamento görüşmesinin video kaydı ve tutanağının gönderileceği bildirildi.














