latest

Londra’nın parklarında sonbaharın renklerine yolculuk

25 Ekim 2021

/ by Bisikletli Gazete

Londra Bisiklet Kulübü’nün üyeleri olarak Hampstead, Regent’s ve Hyde Parka bir tur gerçekleştirdik… İşte sonbaharın en güzel renklerine bürünen Londra parklarından hatırda kalanlar…


(2020)

Tuncay Bilecen

Londra Bisiklet Kulübü’nün Whatsapp grubundan “pazar günü üç park birden geziyoruz!” diye mesaj alınca hemen “ben de varım!” diye atıldım. Ne ki bana iki ayda 150 poundluk masraf çıkaran ama kendisi 50 pound yapmayan cefakâr bisikletimin bu geziden iki gün önce vites dişlisinin kırılacağı tuttu.

Sevgili Özgür Korkmaz’a bir gün önceden mesaj atıp “bendeki vaziyet böyle yarınki geziye maalesef katılamayacağım” deyince Özgür, “olur mu, ben sana Bisiklet Kulübü’nün deposundan bir bisiklet ayarlarım, sabah da seni alırım” dedi. Böylece Özgür sayesinde cefakâr bisikletimin nazı bir işe yaramamış oldu.

İLK BEŞ MİLDE SIRILSIKLAM OLDUK BİLE

Sabah belirlediğimiz saatte buluştuk, Britanya Alevi Federasyonu’nun yerleşkesinde yer alan Londra Bisiklet Kulübü’nün deposundan kendimize uygun birer bisiklet seçtik. Benim şansıma yine Apollo düştü.

Toplanma yeri olan Manor House İstasyonu’na doğru pedallarken ahmak ıslatan dedikleri yağmur hızını iyiden iyiye artırıyordu. Yaklaşık beş mil olan bu parkuru tamamladığımızda Özgür’le ikimiz de sırılsıklam olmuştuk bile.

Parkta Canan, Barış ve Harun bizi bekliyordu. İlk durağımız Hampstead Parkı’ydı. Manor House’tan 4 mil süren bu yolculuğun bir kısmı yokuş aşağıydı, ama sıra yokuş yukarı olan etaba geldiğinde çoğumuzun takati kesildi. Bu yüzden bisikletlerden inip yokuşu yürüyerek çıkmak zorunda kaldık. Bunun üzerine “aman bunu diğer üyelere söylemeyelim, ‘Bisiklet Kulübü bisikletleriyle yürüdü’ demesinler” esprisi yapıldı. Neyse ki bu sırada yağmur çoktan dinmiş, Londra sonbaharının ölgün güneşi arada bir bulutların arasından kendini gösterme teveccühünde bulunuyordu.



İLK DURAK HAMPSTEAD HEATH

Geniş çayırlardan ve ağaçlık alanlardan oluşan Hampstead Heath adeta küçük bir orman gibi. Birkaç hafta önce geldiğimde yeşillerin, sarıların, turuncuların, kırmızıların dansı vardı parkta. İki haftada yaprakların rengi daha da sararmış kahverengiye dönmüş, ağaçlardan düşen yapraklar çimlerin üzerini halı gibi kaplamıştı. Fotoğraf için de nefis imkânlar sunan bu parkta kulübün bisiklet eğitmenlerinden David’i beklerken, her birimiz telefonuyla en güzel fotoğrafları çekme telaşındaydı.

PARKIN YAZARI

Yüzüklerin Efendisi’nin yazarı Tolkien’in yakın arkadaşı olan İrlandalı yazar, C.S.Lewis Hampstead Parkı’nda yoğun zaman geçirenlerden biriymiş. Aslan, Cadı ve Dolap adlı fantastik kitabının ilhamını karlı bir öğleden sonra Hampstead Heath’te yürürken alan yazarın bu kitabı tiyatroya da uyarlanmış. Filmi ise 2005’te çekilmiş.


                                                

PARKIN RESSAMI

Natüralist akımın önemli temsilcilerinden, manzara resimleriyle tanınan ressam John Constable’ın da uğrak yerlerinden biriymiş bu nefis manzaralı park. Zamanının çoğu profesyonel sanatçısı gibi eserlerini en iyi satabileceği yer olan Londra’ya yerleşen Constable, şehrin merkezini pek sevmeyerek 1827'den itibaren eşiyle birlikte kalıcı olarak o zaman şehir dışında olan Hampstead'e yerleşmiş. İyi ki de öyle yapmış, çünkü ortaya o güzelim tablolar çıkmış.

                                                   John Constable (1776 -1837)

                                                                  Constable - 1829

 Hampstead’ı özgün kılan özelliklerden biri de 17. ve 18. yüzyılda Londra’nın artan su ihtiyacını karşılamak için açılan göletlerin bugün yüzmek için kullanılıyor olması. Kadınlar, erkekler ve karma olmak üzere göletlerde yıllık üyelik esasına göre ya da tek seferde ücret ödeyerek yüzülebiliyor.  





İKİNCİ DURAK REGENT’S PARK

Hampstead’tan sonraki durağımız Regent’s Park’tı. Londra Hayvanat Bahçesi’ne de ev sahipliği yapan bu parkın benim için ayrı bir önemi var. Çünkü iki yıl misafir araştırmacı olarak çalıştığım Regent’s Üniversitesi tam bu parkın ortasında yer alıyor. Her mevsim farklı renklere bürünen bu parkın içinden her gün bisikletle geçmek benim için büyük bir keyifti.

Sekiz kraliyet parkından biri olan, 395 dönümlük bir alanı kaplayan park adını “Playboy Prens” olarak da bilinen IV. George’tan (1762-1830) almış. Bu parkı özgün kılan özelliklerden biri de yüzlerce farklı çiçek türüne ev sahipliği yapması… Özellikle baharda bu çiçekler parkı gezenlere enfes bir manzara sunuyor.

 




TRITON VE DRYADS

Regent’s Park’ta küçük bir kahve ve atıştırmalık molası verdikten sonra parkın etrafındaki daireyi bisikletle turladık. Ardından Triton ve Dryads çeşmesinin yanına gittik. Çeşmenin etrafında on saniyelik video çekmek için bisikletlerimizle tura başladığımız esnada, parkta bir başına oturan ihtiyar huysuzlanarak bastonunu yukarıya kaldırdı ve “burada bisiklete binmek yasak!” diyerek hışımla yanımızdan ayağa kalktı. “Sadece on saniyelik video çekeceğiz” desek de bizi dinlemedi ve YASAK sözcüğünün altını adeta bastonuyla çizerek “yasak!”, “yasak!” diyerek yanımızdan uzaklaştı.



ÖDÜLLÜ HEYKEL

1936'da William Macmillan tarafından tasarlanan, ancak 1950'ye kadar dikilemeyen Triton and Dryads heykeli, iki su perisi ve iç içe geçmiş balıklarla çevrili bir deniz kabuğu ve kabuğu çalan bronz Triton heykelinden oluşur. Triton, Deniz Tanrısı Poseidon ile Amphitrite'nin oğlu aynı zamanda Poseidon'nun habercisidir. Belden yukarısı insan belden aşağısı balık şeklinde ayakları at ayağına benzeyen bir deniz tanrısıdır. Bu heykel zamanında Londra’nın en iyi heykeli seçilerek Macmillan’a altın madalya kazandırmış.

 


TURUN DİĞER DURAKLARI HYDE PARK VE BUCKINGHAM PALACE

Regent’s Park’tan sonra sırada Hyde Park vardı. Burada da başka bir sürpriz karşıladı bizi. “Serbest Kürsü” diye tabir edilen yerde büyük bir hareketlilik yaşanıyordu. Kalabalığın etrafı polis tarafından sarılmıştı. İtiş kakış içindeki kitlenin arasında dolanarak ne olup bittiğini sorduk, meğer aşırı sağcıların gösterisinin ortasına düşmüşüz. Bu protestoda faşist aktivist Tommy Robinson gözaltına alınmış.

Bu hengamenin ardından  rotayı Hyde Park’tan Buckingham Palace’a çevirdik. Burada da fotoğraf çektirdikten sonra ben gruptan ayrıldım. Eve dönerken, tıpkı tura başlarken olduğu gibi yağmur damlaları şiddetlenen rüzgârla birlikte kaskımda trampet çalmaya başlamıştı. Ama dolu dolu geçen bir gezinin ardından bu damlalar keyfimi kaçıramazdı.  



bisikletligazete@gmail.com

 

Kaynakça:

https://www.cityoflondon.gov.uk/things-to-do/green-spaces/hampstead-heath/activities-at-hampstead-heath/swimming-at-hampstead-heath

https://www.hampsteadheath.net/

https://www.heathandhampstead.org.uk/heath/

https://tr.qaz.wiki/wiki/Hampstead_Ponds

https://www.royalparks.org.uk/parks/the-regents-park

 

LONDRA BİSİKLET KULÜBÜ

http://www.londoncyclingclub.org/

07799 735234

 

 

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan