latest

Lo ez bim çi… ? (Ben ne olayım?!)

16 March 2026

/ by Bisikletli Gazete


 Ramazan Yaylalı

"90’lı yıllar... İç Anadolu’nun Kulu ilçesine bağlı bir Kürt köyü olan Acıkuyu’da (namı diğer Biridolk) henüz ortaokul öğrencisiyiz." Okulun son yıllarıydı... Öğretmenimiz o klasik soruyu sordu: “Gelecekte ne olmak istiyorsunuz?”

Herkes sırayla cevap veriyordu; kimi doktor, kimi öğretmen... Sıra önümüzde oturan Celal’e gelince bir heyecan sardı onu. Elleri ayakları birbirine dolandı. Daha sıra ona gelmeden, büyük bir tedirginlikle arkaya dönüp bize Kürtçe, “Ez bim çi?” (Ben ne olayım…?) diye fısıldadı. Bizimkiler de şaka olsun diye kulağına, “Paparazzici, paparazzici...” diye fısıldadılar.

Paparazziliğin ne olduğunu bilmeyen Celal, büyük bir heyecanla ayağa kalkıp, “Hocam, ben ileride paparazzi olmak istiyorum!” diye bağırdı. Sınıf kahkahaya boğulurken öğretmen küplere bindi: “Otur yerine geri zekâlı, terbiyesiz! Benimle dalga mı geçiyorsun?”

"Celal arkadaşımızın bu tatlı anısını anlatma nedenim; günümüzün 'çoklu seçenekler' (multi opportunities) ekosisteminde, modern bireyin önüne serilen fırsatlar arasında kendi geleceğini belirlerken yaşadığı belirsizliğe sosyolojik bir pencere açmaktır. Tıpkı bizim Celal gibi, bazen hepimiz o şaşkınlık ve kararsızlık içinde seçimler yapmaya çalışıyor, bu seçimlerin hayatımızı nasıl şekillendireceğini kestiremiyoruz.

Hepimizin bildiği gibi, modern hayata geçişle birlikte 'birey olmak' bu sürecin en temel taşı haline geldi. Geleneksel ve statik yaşamdan kopuş, bireyi Ulrich Beck'in 'Risk Toplumu' kitabında analiz ettiği o tekinsiz dünyaya sürükledi. Beck’e göre modernite, bireyi geleneğin güvenli bağlarından kopararak onu 'özgür' ama bir o kadar da 'riskli' bir yapıya hapseder. Bu riskler bilimsel olarak tanımlansa da aslında görünmezdir; bu da bireyde sürekli bir güvensizlik ve kaygı yaratır. Modern insan, bu riskleri minimize etmek için sürekli dünyaya uyum sağlamak zorundadır.

Dolayısıyla modernite, bir yandan seçenek bolluğu sunarak bireyi geleneğin dayattığı tek tip modelden kurtarırken; diğer yandan onu her seçimin risk analizini yapmaya mahkûm eder. Amacı, başarısızlık (scheitern) ihtimalini en aza indirmektir. Ancak hayat, matematiğe indirgenemeyecek kadar karmaşıktır. “Nasıl bir hayat yaşamalıyım?” sorusu zihni meşgul ederken; gençliğin tecrübesizliği ve yapısal gerçekler arasında, o anki arzularımıza göre kararlar vermek zorunda kalırız. Hangi meslek, hangi kariyer, ne zaman aile kurmalı, nerede yaşamalı? Modern kapitalist sistemin sunduğu bu 'Subjektsangebot'lar (özne-kimlik arzı) içinde, geleceğimizi belirleyecek keskin virajlarla yüzleşiriz.

Elbette bu ekosistemde ait olduğumuz kültür, coğrafya ve sınıf gerçeklerini göz ardı edemeyiz. Ancak genel tabloya baktığımızda, bu kararları doğru analiz etmek hiç de kolay değildir. Erken yaşta yapılan bir evlilik, yanlış seçilen bir meslek veya başka bir ülkeye göç etmek, beklenen sonuçları vermeyebilir. Oysa 'pre-modern' dünyada seçenekler sınırlıydı; bu durum bireysel gelişimi kısıtlasa da hayatı basit kılıyordu. Yol haritası binlerce yıllık gelenekle zaten çizilmişti; başka seçenek olmadığı için risk de yoktu.

Modern birey için ise durum çok daha karmaşık. Artık herkes kendi hikâyesinin hem senaristi hem de yönetmeni. Bu büyük bir 'özgürlük' gibi sunulsa da, beraberinde ağır bir sorumluluk getirir. Almanların deyimiyle sonuç ne olursa olsun artık 'Selber-Schuld' (kendi ettin, kendi buldun) gerçeğiyle karşı karşıyayızdır. Yanlış bir seçim tüm hayatı başarısızlığa sürükleyebilir ve birey bu yükü tek başına omuzlamak zorunda kalabilir. Riskler iyi analiz edilmezse, kelimenin tam anlamıyla duvara toslamak pekâlâ mümkündür. Tıpkı Ahmet Kaya’nın o içli dizelerindeki gibi: “Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan...”

Özetle; sınıfta Celal’in o büyük tedirginlikle sorduğu varoluşsal soru, aslında modern insanın her döneminde yankılanır: 'Ez bim çi?' (Ben ne olayım?!) Bu soru, sadece bir meslek tercihi değil; modern dünyanın 'özgür seçim' ve 'risk gerçekliği' arasında sıkışmış bireyin çaresizliğini, isyanını ve varoluşsal sancısını dışa vuran bir çığlıktır.

Newer Post SONRAKİ İÇERİK Older Post Home

No comments

Post a Comment

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan