latest

Bu ülkeden gitmek

05 Ekim 2020

/ by Bisikletli Gazete

İngiltere’nin Türkiye’den yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya olduğu hepimizin malumu… Ankara Anlaşması yaparak İngiltere’ye yerleşmek için başvuranların sayısı son üç yıldır katlanarak artıyor. Bu hafta, bu konuda yapılmış bir kitabı “Bu Ülkeden Gitmek”i tanıtmak istiyorum. 







Tuncay Bilecen


2014-2015 yılları arasında Londra’da Ankara Anlaşmasıyla ilgili yaptığımız çalışma için Home Office’ten aldığımız bilgi setinde 2002’den bu yana anlaşmadan kabul alanların sayısı 4.220 kişi olarak yer alıyordu. Türkiyeli toplum olarak abartma huyumuz bu konuda da devam ediyor, sahada “en az 30-40 bin kişilik Ankara Anlaşmalı varmış” cümlelerini sık sık duyuyorduk. Ancak bu rakamlar son üç yıldaki rekor başvurularla gerçeğe dönmüş gibi görünüyor. Anlaşma yapmak için başvuranların sayısı 2016’da 3.560, 2017’de 5.205, 2018’de ise 7.607. Bu da bize özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana Türkiye’den göçlerin arttığını gösteriyor. 



GİDENLERİN HİKÂYESİNİ ANLATAN KİTAP


Gözde Kazaz ve H. İlksen Mavituna’nın kaleme aldığı Bu Ülkeden Gitmek, Metropolis Yayıncılıktan çıktı. “Yeni Türkiye’nin göç iklimini buradakiler ve oradakiler anlatıyor” alt başlığıyla yayımlanan kitap, son yıllarda “bu ülkede artık yaşanmaz” diyerek çekip gidenleri, gitme niyeti taşıyanları ve ne olursa olsun gitmeyi son seçenek olarak görenleri konu alıyor. 


Kitabın odağında iki kavram var: Huzursuzluk ve güvensizlik. Bu iki duyguyu içinde taşıyanların, Türkiye’de artık nefes alamayanların hikâyesi anlatılıyor Bu Ülkeden Gitmek’te. İbrahim Sirkeci, kitaba yazdığı “Sunuş”ta göç olgusuna ilişkin yaptığı genel değerlendirmede öncelikle son yılların popüler konusu olan göçe dair kalıplaşmış yargıları ele alıyor; ilk olarak göçün son yıllarda çok gündemde olmasına karşın dünya nüfusunun sadece yüzde 3.4 kadarının uluslararası göçmen olduğunu hatırlatıyor. Sirkeci, Türkiye’nin OECD üyesi gelişmiş ülkeler arasında, vatandaşları kitleler halinde göç eden / iltica eden tek ülke olduğunu vurguluyor. Bugünkü tablo daha farklı olsa da güvensizlik göç motivasyonunda başat faktör olmaya devam ediyor.


KİMLER GÖÇ EDİYOR?


“Türkiye’yi terk edenler arasında iş insanlarının ve girişimcilerinin yanında sanatçılar, akademisyenler, askerler, diplomatlar, mühendisler, doktorlar, öğrenciler, berberler, müteahhitler, mimarlar ve aklınıza gelebilecek her meslekten insan var. Türkiye’de mutlu olamayanlar tablosunda maalesef toplumun tüm kesimlerinden, hemen her kültür, etnik ve inanç grubundan insana rastlıyoruz” (s. 11). 


Kitabın odağında, sözü edilen huzursuz yurttaşların Türkiye’yi neden terk etmek istedikleri sorusu var. Önsözde bu durum; “Amacımız, Türkiye’de yaşayan, somut yaşamsal bir tehditle yüz yüze kalmamış olsa da, yani gitmek zorunda olmasa da, gerek duygusal gerekse de zihinsel olarak tehdit altında olduğunu, bu nedenle de gitmek zorunda kaldığını hisseden kişilerin hikâyelerine kulak vermek” (s. 17) şeklinde ifade ediliyor. Bu bakımdan çalışmanın sorunsalı göç edenlerin “Türkiye’de sürdürdükleri yaşamdan neden vazgeçtikleri, maddi ve manevi olarak nasıl karar verdikleri, hangi aşamada harekete geçtiklerini öğrenmek” (s. 23) olarak belirlenmiş. 


Yazarlar kitabın akademik bir çalışmanın ürünü olmadığını, herhangi bir sosyolojik araştırma metodunu kullanmadıklarını, daha çok gazetecilik perspektifinden konuya yaklaştıklarını peşinen ifade ediyorlar. Fakat bu durum kitabın niteliğini düşürmüyor, tersine röportaj tekniğinin iyi kullanılması sayesinde gitmek isteyenlerin hangi saiklerle gitmek istediklerini, gidenlerin neler yaşadığını etraflıca öğreniyor, özetle kitapta görüşmecilerin gür sesini duyabiliyoruz. 


KİTABIN ODAĞINDA ENDİŞELİ MODERNLER VAR


Görüşmeciler, 28-40 yaş aralığında; 16’sı kadın, 11’e erkek, toplam 27 kişiden oluşuyor. Kartopu yöntemiyle ulaşılan bu kişilerle derinlemesine mülakat yapılmış ve veri içerik analizi metoduyla işlenmiş. Yazarlar, görüşecekleri “kişileri belirlerken demografik kriterlerden ziyade kişilerin hikâyelerine öncelik” verdiklerini farklı meslek gruplarından kişileri seçmeye özen gösterdiklerini belirtiyorlar (s. 24). Ancak kitabın tamamı okunduğunda, görüşmecilerin yaş, cinsiyet, meslek olarak farklılıklar arz etseler de dünya görüşü olarak birbirlerine çok benzer oldukları görülüyor. Bu benzerlikler görüşmecileri politik değerler bakımından ortak bir kümeye dâhil etmemize yol açıyor. Bu bakımından kitabın özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında göç edenlerin tamamının ruh halini yansıtmadığı bir gerçek. Bu da bir eksiklik olarak göze çarpıyor. Örneğin bu kümenin fertleri için “Gezi” bir milat: “Bu çalışma için yaptığımız görüşmelerde bize ilginç gelen şeyse şu oldu: Demografik ve sosyokültürel özellikleri bakımından büyük çoğunluğu ‘Gezi katılımcısı’ olabilecek görüşmecilerimiz, Gezi’yi genel olarak Türkiye tarihinin negatif bir kırılma ânı olarak anımsıyorlar. Daha doğrusu, Gezi olayı belleklerde bir hayal kırıklığı olarak yer etmişe benziyor. Gezi sürecindeki orantısız polis şiddetinin şok ediciliği, Gezi’den sonra iktidarın gitgide tırmandırdığı ayrıştırıcı dil ve baskı politikaları, Türkiye’de göç etmek isteyen görüşmecilerin ‘ülkeden umudu kesme’ tutumunu besleyen sembolik araçlar olarak karşımıza çıkar”  (s. 50-51). Nitekim görüşmecilerden Yılmaz bunu, “Gezi öncesi gibi değiliz, Gezi sonrasında Gezi öncesi gibi kalamadık”, “Gezi birçok hareketi yardı ve Gezi’den sonraki yapamama-edememe hali, Gezi’den önceki yapamama-edememe halinden daha ağır bir külfet olmaya başladı” şeklinde ifade ediyor. Görüşmecilerden ikisi ise gazetecilik mesleklerini Gezi sonrasında sürdüremediklerinden söz ediyorlar. 


Fotoğraf: Gözde Kazaz ve H.İlksen Mavituna’nın yazdıkları Bu Ülkeden Gitmek adlı kitap 2018’de Metropolis Yayınevi’nden çıktı. 


Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan