latest

Yeni gelen Ankara Anlaşmalılar: “Bu insanlar ilk üç ay bir ütopyayı yaşıyorlar”

17 Mart 2022

/ by Bisikletli Gazete

Ekonomik, politik, eğitim, kariyer gibi çeşitli sebeplerle Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan Ankara Anlaşmalılar, göçün ardından etnik ekonomi içinde sömürüden, tacize kadar birçok sorunla karşılaşabiliyor.



Türkiye’den Birleşik Krallık’a yönelik göçlerde son üç yıldır bir patlama yaşanıyor. 31 Aralık 2020’de sona eren Ankara Anlaşmasıyla binlerce göçmen pandemi koşullarına rağmen yeni bir hayata “merhaba” demek için yollara döküldü.

Ankara Anlaşmalılar genel olarak “beyaz yakalı göçü”, “orta sınıf göçü”, “beyin göçü” olarak tanımlansa da bu grubun homojen bir bütünlük arz ettiğini söylemek oldukça güç. Anlaşma yapanlar arasında gerçekten eğitimli beyaz yakalılar olduğu gibi en uygun göç yolu olduğu için zincir göçün devamı olarak hemşerilerinin veya ailesinin yanına gelmek isteyen göçmenler de bulunmaktadır.

 “BU İNSANLAR İLK ÜÇ AY BİR ÜTOPYAYI YAŞIYORLAR”

 Türkiye’de beyaz yakalı olup da Birleşik Krallık’ta hizmet sektöründe ucuz işgücü olarak çalışmak zorunda kalmak birçok Ankara Anlaşmalının ortak kaderidir. Bir görüşmeci bu durumu şöyle ifade ediyor:  

“Türkiye’de avukat, öğretmen, bankacı gibi beyaz yakalı bir işte çalışırken buraya geldiklerinde ekonomik nedenlerle çok daha düşük nitelikli işler yapmak zorunda kalıyorlar. Bizim toplumun içinde kötü koşullarda çalışmak zorunda kalıyorlar. Bu da büyük hayal kırıklığı yaratıyor” (Erkek, 53).

Sınıf düşmek, potansiyelinin altında işlerde çalışmak eğer dil yeterliliği yoksa etnik ekonomi içinde düşük ücretlerle çalışmak zorunda olmak Ankara Anlaşması yapanların alışık oldukları durumlardır. Geldikleri ilk dönemde iyimser bir ruh halinde olan göçmenler zamanla acı gerçeklerle karşılaşmaktadır.

“Benim gözlemim, bu insanlar ilk üç ay ütopyayı yaşıyorlar. Her şeyin çok güzel olacağını düşünüyorlar. Ondan sonraki üç dört aylık süre boyunca gerçekle yüzleşiyorlar. Bu sefer nereden para kazanabiliriz derdi başlıyor. Bu sefer üniversite mezunu, doktora yapan, çok iyi yerlerde çalışan insanlar restoranlarda, off licencelar’da çalışmaya başlıyor. Para gelirse nereden gelirse gelsin yani… Benim bir tanıdığım vardı, adam Türkiye’deki bir bankada iyi derecede bir yöneticiyken en son patates soyuyordu restoranda. Ne yapsın, gelir gideri karşılamak zorunda” (Erkek, 40). 

 “RESMEN MECBUREN YAŞIYOR GİBİLER”
Birleşik Krallık’ta üç yıl yaşadıktan sonra Türkiye’ye geri dönen Ankara Anlaşmalı bir görüşmeci etrafındaki insanların çoğunun mutsuz olduklarını ifade etmektedir.

“Aslında herkes mutsuz benim gözlemlediğim kadarıyla. Kimse mutlu değil orada. Resmen mecburen yaşıyor gibiler. Sanki başka alternatifleri yok da o yüzden orada yaşıyorlar gibi. Kimse tatmin edici bir hayat yaşamıyor. Herkes buradaki (Türkiye’deki) standartlarını, hayatını özlüyor.” (Kadın, 43). 

TACİZ OLAYLARI

Ankara Anlaşmalılar arasında en fazla zorluk çekenler şüphesiz dil yeterliliği ve mesleki vasfı olmayanlar. Hele bu göçmenler kadın iseler İngiltere’deki hayat onlar için daha da zorluklarla dolu olabiliyor.
Göç, kadın göçmenlere her zaman özgürlükler sunmaz. Hele göçmen kadın, çeşitli zorunluluklardan dolayı (dil yetersizliği, vasıfsızlık, sosyal bağlantı vs.) kendi gettosunun yani etnik ekonominin içinde çalışmaya mahkumsa yine çeşitli baskılara maruz kalabilir. 2014 - 2015 ve 2019 - 2021’de Ankara Anlaşmalılara yönelik yaptığım iki çalışmada da bazı kadın görüşmecilerin etnik ekonomi içerisinde sadece sömürüye maruz kalmadıklarını işyeri sahipleri tarafından tacize de uğradıklarını ifade ettiklerine şahit oldum. 

Örneğin bir kadın görüşmeci, etnik ekonomi içinde kadın göçmenlerin tacizine ilişkin şunları söylemektedir:

“Kesinlikle var… Bir ay önce başıma geldi, yanımda çalışan arkadaşım taciz edildi. Bunun nedeni ise kızın orada çalışmaya çok ihtiyacı var. Adam evli, iki çocuk sahibi, kız nasıl olsa buradan gidemez diye düşünüyor. Kendi başıma gelen birçok şey var. Önlük fırlatmaların çoğu da bundan dolayı oluyor. Daha sonra şu yalanı söylemek zorunda kalıyorsun. Ben burada ailemle yaşıyorum. Benim burada abilerim var. Korkunç bir şey. Şeffaf olmak istiyorsun ama seni yalana sürükleyen ciddi konular var. Birçok kadın arkadaşımız ben dahil bu sorunları yaşıyoruz. Aslında bunu yaşayan tek topluluk da biz değiliz. Bunu birçok insandan, farklı milliyetlerden hep dinliyoruz. Görüyoruz, biliyoruz” (Kadın, 36). 

"EVLENİP BOŞANDIĞINI SÖYLEYEMİYORSUN"
Birleşik Krallık’a 2003’te evlilik yoluyla gelen daha sonra eşinden ayrılan başka bir kadın görüşmeci etnik ekonomi içinde boşanmış bir kadın olmanın zorluklarını şöyle ifade etmektedir:

“Türk yerlerinde çalışıyorsun, evlenip boşandığını söyleyemiyorsun. Acaba diyorsun, bunlar bana ne gözle bakacak. Bunlar bana nasıl yaklaşacak. Kadının değersizliği… Kadının insandan görülmemesi… O işe muhtaç olması… Toplumda aile içinde olsun, arkadaş ortamında olsun, beni bir kadın olarak görmeyin. Beni bir insan olarak görün. Benim de düşüncelerim var, kişiliğim var, kimliğim var. Bir obje olmaktan çıkamıyorsun. Yaşanılan taciz olaylarından hariç bu da var. Sen onlar için bir nesnesin, objesin. Türkiye’de de farklı değil, yolda yürürken, boş kaldırımda adam üstüne üstüne geliyor. Hiçbir şey yapamasa bile omuz atıyor” (Kadın, 37).   


Peki sizin deneyiminiz nasıldı? 

Yorum bölümünde deneyiminizi paylaşabilirsiniz... 







Kaynak: Doç.Dr. Tuncay Bilecen, "Politik Sığınmacılardan Ankara Anlaşmalılara: Türkiye'den Birleşik Krallık'a Göçler"

Kitabı Birleşik Krallık'tan temin etmek için tıklayın 

👇

Türkiye’den Birleşik Krallık’a Göçler – Press Dionysus

 

 

 


 

 

 

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan