latest

“Ayrılık kurşun kadar ağır”

16 Nisan 2022

/ by Bisikletli Gazete

Aşk, büyük yeminlerle başlar. “Sonsuza kadar”, “daima”, “ölene dek”, “mahşere kadar” sözleri o duygu yoğunluğu içinde sağanak gibi yağar sevgililerin üzerine. Oysa bu duyguyu bir ömür boyunca muhafâza edenler pek azdır.

                                                                                                             Tuncay Bilecen


“EV ZAMANI”

Ayrılığın bir kuşku gibi evin içinde dolaşmasını en güzel anlatan şiirlerden biri Abdülkadir Budak’ın “Ev Zamanı” şiiridir. Şiir;  “Büyük istasyonlardaki büyük vedalar için/ Trenler uzun bekler güzel bir gelenektir/ Büyük istasyona benziyor artık bu ev/ Tren bir yolcu daha edinecek demektir” dörtlüğü ile başlar… Devamında ise, böyle anlarda insanın kendisine ve yaşadığı çevreye nasıl yabancılaştığını anlatır: “Bulunduğum ruh halinden şöyle bir bakıyorum/ Şu odanın biçimini alan ben değilim sanki/ Şu mutfağın çeşmesinden akmamışım su yerine/ Sofrayı donatmamış oturmamışım balkonda/ Özellikle çocuklara sarılıp baktığım zaman/ Olduğumdan daha güzel göstermemiş beni ayna. (…) Eşyalar beni tanırdı yer verirdi bir koltuk/ Sandalye benim için yanaşırdı masaya/ Ördüğü dantellere benzerdi karım/ Çocuklar avcı görmüş ceylanın gözlerine/ Bir kez daha ben bu eve benzerdim/ Ölmüş anne resminin çerçevesine.”

Şiirin son dörtlüğü ise şairin an be an evine, eşyalarına, çocuklarına yabancılaşmış olmasına rağmen ayrılığa adım atamadığını anlatıyor. Ayrılık gerçekleşmemiştir ancak hayat bundan sonra eski deviniminde akmayacaktır bu evde… “Köprüsüz ırmaklar aramızdan geçiyor /Ev odayı ısıtmıyor oda yalnızlığımı/ Bir kuyuya düşer gibi düşüyorum şiirlere/ Evim büyük istasyona benziyor sanki/Ama yolcu binemiyor bir kez daha trene.” (Abdülkadir Budak, “Ev Zamanı”) Özellikle son mısra şairin buna defalarca niyet ettiğini ama bir türlü gerçekleştiremediğini göstermiyor mu?

 

“BEKARA KARI BOŞAMAK KOLAY”

Bazen ayrılık fiilen gerçekleşmese bile biten bitmiştir çoktan. Bir bakış, bir susuş ele verir her şeyi…

Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun 
Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın  
Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi 
Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu  
Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor  
Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde  (…)
(Ahmet Telli, “Ayrılık Ayracı”)

 

Ayrılık bir cesaret işi midir? Bazen. Ev Zamanı’nın kahramanı bu gerçekleştirememiş olmaktan mustaripti. Ayrılık kararını vermek alışkanlıklarından vazgeçebilme cesaretini göstermektir bazı durumlarda. Hadi biraz daha samimi olayım; kişinin hayatımı değiştirmek için konforumu kaybetmeye razı mıyım, sorusuna verdiği yanıtta gizlidir ayrılıp ayrılmayacağı…

Alışkanlıklar öyle kolay terk edilemez. Hele bunu terk eden karşı taraf ise işte o zaman dipten gelen bir dalga gibi vurur ayrılık acısı…

seni unutmak istedim bunca kıskançlığımla 
ezogelin çorbanı, arapsaçını 
sigara külünü unutmak istedim 
unuttum mu, unutamadım, allah kahretsin 

ayrılık taş duvar 
ayrılık Çin Seddi aramızda 
Çin Seddi ne kadar uzun, allah kahretsin
(Akgün Akova, “Çince”)

 

BİR KENTİ GERİDE BIRAKMAK

Aşk, büyük yeminlerle başlar. “Sonsuza kadar”, “daima”, “ölene dek”, “mahşere kadar” sözleri o duygu yoğunluğu içinde sağanak gibi yağar sevgililerin üzerine. Oysa bu duyguyu bir ömür boyunca muhafâza edenler pek azdır. Yaşımız ve tecrübemiz müsait değil lakin ustaların dediğine bakılırsa, aşk duygusunun ebedi bir dostluk ve arkadaşlığa dönüşmesiymiş uzun süreli beraberliklerin sırrı.

Ayrılık yitirmek değil bulmak, bitiş değil yeniden başlamaktır bazen. Bir kenti geride bırakıp yeni bir kente uyanmaktır. Necati Cumalı’nın “Sabahları Severim Oldum Bittim” şiirini bir de bu gözle okuyalım:
(…)

- Hep anımsayacaksınız bundan sonra -
Ayrılıklar izleyecek ayrılıkları

Kalktım sabahı dinledim
Dudaklarımda okuldan kalma bir şarkı
Hani yorgundum yeniktim çaresizdim
Dündü - Evet dün
Dün bir kentti geride kaldı
Bu sabah bir başka kente indim
(Necati Cumalı, “Sabahları Severim Oldum Bittim”)

 

“SANKİ BİR BAKIMA AYRILIK BÖYLE”

Nedense en güzel şiirler, en güzel şarkılar hep ayrılık üzerine olanlardır. Buna da çok şaşırmamak gerekir; çünkü insan aşkın verdiği coşkuyla kâğıda kaleme sarılmaya pek fırsat bulamaz ama ayrılık kapısını çaldığında bir bir anlatır yaşadıklarını… Ayrılıkta yaşanan acı çok daha yakıcıdır. Kabul etmek zorunda olmak, katlanmak zorunda olmak veyahut katlanamamak, kabul edememektir ayrılık acısını derinleştiren. Aşk, iki kişinin “kararı” ile başlar, ayrılık ise genellikle tek kişinin kararıyla hayata geçirilir. Genellikle diyorum çünkü “birlikte ayrılmaya karar verdik” cümlesi aslında, taraflardan birinin diğerine kendi düşüncesini kabul ettirdiğinin örtülü ifadesidir.

Zamanın acılar karşısında en büyük ilaç olduğu söylenir. Ne ki, ayrılık acısının yarası derindedir. Kolay kolay geçmez, kolay kolay kabuk bağlamaz.

dağlar sonra oynadı yerinden/ ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca/ sen say ki/ yerin dibine/ geçti/ geçmeyesi sevdam/ ve ben seni sevdiğim zaman/ bu şehre yağmurlar yağdı/ yani ben seni sevdiğim zaman/ ayrılık kurşun kadar ağır/ gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın/ yine de bir adın kalmalı geriye/ bütün kırılmış şeylerin nihayetinde/ aynaların ardında sır/ yalnızlığın peşinde kuvvet/ evet nihayet/ bir adın kalmalı geriye/ bir de o kahreden gurbet/ beni affet/ Kaybetmek için erken,/ sevmek için çok geç (Ahmet Hamdi Tanpınar, “Bir Adın Kalmalı”)

(…)
Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
İkimizdik, iki kişi değildik
Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
Sanki bir bakıma ayrılık böyle.

Karşılıklı otursak da ne zaman
Masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
Bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
Ayak bileklerimizden gerisin geriye
Bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
Gereksiz ama yalnızlık böyle.

Bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu
Çıkarsak toplamak yerine
Her hüzün başka türlü olurdu
Ne yaparsan yap saati kurma
Öyle dağıldık ki hepimiz
Her günün geçmesi bir gerçek oluyor
Seninle her uzaklık gibi böyle..
(Edip Cansever, “Uzak Yakınlık”) 



* Bu yazı 2013'te Özgür Kocaeli gazetesinde yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan