latest

“İthal gelin olmak göçmenlikten de zor"

16 Nisan 2024

/ by Bisikletli Gazete

İthal Gelinler kitabının yazarı Pelin Markirt, kitabın yazım sürüveni yazdı. 





Pelin Markirt

Öğrenci iken tarih kitaplarında öğrendiğimiz ilk konulardan biri göçmen bir toplumdan geldiğimizdi. Türlü türlü nedenlerle insanoğlu göçmüştü farklı diyarlara. İstilalardan korunmak için yüksek yerlere ve dağlara hatta yeraltı kentlerine, daha zengin yiyecek bulabilmek için sulak bölgelere, nehir kenarlarına, sanayi devriminden sonra köylerden kentlere fabrikalarda çalışmak üzere…

İTHAL GELİNLERLE İLK TANIŞMA

Benim ilk göçmenlik yolculuğum ise Erasmus eğitimim nedeniyle Hollanda’ya taşınmakla başlamıştı. İş bulabilmek için yıllar önce göç dalgası ile Türkiye’den göç eden insanları tanıdım önce. Göçmenlerle ilgili gözlemler yapıyordum. Türkiye'den göç edenler çoğunlukla aynı mahallede yaşıyordu, yıllardır orada olup da bir kelime Hollandaca öğrenememiş olmalarına şaşırıyordum. Beni genç kadınlarla tanıştırıyorlardı, birçoğu çok genç, birkaç yıl veya ay önce Türkiye’den gelin olarak gelmişti. Sivas’tan, Antep’ten, Maraş’tan… Buradan anladım ki bu genç kadınlar “ithal gelin”di. Yakın arkadaşım aracılığıyla evini ziyaret ettiğim bir kadının göç hikayesi beni derinden etkilemişti. Daha iyi koşullarda Avrupa’da yaşayabilmek için aynı köyde doğup büyüdüğü uzaktan bir akrabası ile evlenerek yurt dışına taşınmıştı. Bu kadının, eşinden şiddet gördüğünü, ayrıldığını, devletten nasıl destek aldığını kendi ağzından dinledim. Bu konuyu biraz araştırınca, bu kadınların birçoğunun ‘yalnız anne’ olarak hayatlarına devam ettiğini gördüm. Eşlere uzaklaştırma kararları, çocukların velayetleri, mahkemeler gibi çetrefilli konular hayatıma bu noktada girmiş oldu. Kayınvalide baskısından paranoyalar geliştirenler mi dersiniz? İntihara kalkışanlar mı dersiniz? Bu durum, bende bir farkındalık oluşturdu ve aklımın bir köşesinde hep durdu. 



KİTABIN YAZILMA HİKÂYESİ 

Londra’da pandemiyi yalnız geçirirken kadın ve göçmenlik odaklı bir kitap yazmak istiyordum, İthal Gelinler’i kaleme aldım. Avrupa’ya, hatta Amerika’ya ithal gelin olarak giden kadınların göç hikayelerini ve gittikleri ülkede yaşadıklarını kitabımla aktarmaya çalıştım. Göçmenliğin zor olduğunu bilmekle birlikte, ithal gelin olarak göçmenliğin daha da zor olduğunu görüşmecilerimin aktardıklarından öğrenmiş oldum. Kitabımdan bunlara dair bazı çarpıcı noktaları göçmen kadın gözünden sizlere ulaştırayım.

Almanya’ya gelin giden ilk kahramanım Yağmur, eşiyle anlaşamadığı ve eşinden hamileyken bile şiddet gördüğü için iki çocuğunu alıp kadın sığınma evinde yaşamak zorunda kalıyor. Çalışma izni yok, yaşadığı ülkenin dilini hiç öğrenememiş, kursa gitmemiş. Tamamen eşinin ekseninde bir hayat kurduğu için kendi sosyal çevresini kuramamış, yalnızlık ve çaresizlik en temel sorunları arasında. Göçmenlere has birtakım hastalıklardan temizlik hastalığı geliştirmiş zaman içerisinde.

KİTABIN KAHRAMANLARI

Diğer kahramanım Zana, çok mutlu bir evlilik yapmasına rağmen, çok sevdiği mesleği olan tekstil mühendisliğini İspanya’da devam ettirememiş, kariyerinden feragat etmenin üzüntüsünü yaşıyor zaman zaman. Güzel Türk kahvaltılarına ve ailesine hasret…Eşi bir İspanyol ve yemek saatlerine uyum göstermekte epey zorlanıyor.

İthal gelin Burcu, toplumsal baskılar nedeniyle iki kere başarısız nişanlılık yaşadıktan sonra evlenerek İsviçre’ye göç ediyor. İtalyan kantonunda yaşamasına rağmen, dili çok az öğreniyor. İkiz bebeklerinin doğumunda ebeyi tam anlayamadığı için kontrollere zamanında gitmiyor ve kaptığı enfeksiyon nedeniyle ölümden dönüyor. Evi terk etmek istese, gidebileceği bir kapının olmadığını, hatta nereden ve nasıl bilet alınabileceğini bile bilmediğini ifade ediyor. Dil bariyerinden dolayı, komşularıyla sosyalleşememekten mustarip…

Diğer kahramanım Lorin, Belçika’nın sakin kasabasında mutlu ve huzurlu bir hayat sürüyor ancak on yıl önce buraya gelin geldiğinde Türk usulü kuaför dahi bulamamış. Türkiye’ye dair her şeyde hemen duygusallaşıyor, yakınlarının özel günlerini kaçırdığı için ya da sevdiklerinin zorlu dönemlerinde fiziksel olarak yanında olamamaktan dolayı kendisini eksik hissediyor. Ne Belçika’ya ne de Türkiye’ye ait hissediyor kendisini, kısacası arafta.

Başka bir kahramanım Öykü, İngiltere’de, yaşadığı bölgenin halkını soğuk buluyor, gerçek dostluklar kurmakta zorlanıyor çünkü çok az sosyalleşebiliyor. Londra’da kullanılan Cockney İngilizcesini duyunca, kitaplarda öğrenilen dil ile yasayan dilin ne denli farklı olduğunu görüyor. Eşi İtalyan olduğu için, vizesi tamamen eşine bağlı. Bu ülkede ailesinden kimse olmadığı için anne olma konusuna mesafeli çünkü anne olunca desteğe ihtiyaç duyacağını biliyor.

Altıncı kahramanım Alev, Montreal’e taşınınca bir barda çalışıyor, bir süre sonra Fransızca eğitim veren üniversitede doktora yaparak akademisyen oluyor. Alev aynı Alev ancak barda çalışan Alev ile doktoralı Alev’e Quebec halkın bakış açısı bir değil. Gurbette sarma sararken bile hüzünleniyor ve ailesine, sevdiklerine özlemi hiç bitmiyor.

Son kahramanım İpek, toplumsal nedenlerle görücü usulü evleniyor, hiç tanımayarak evlendiği eşinin eşya biriktirme hastalığı olduğunu fark ediyor, eşinden şiddet görmesi nedeniyle Amerika’yı terk ederek ayrılıyor ve Türkiye’de sıfırdan bir yaşam kurmak zorunda kalıyor.



YEDİ KADIN, YEDİ COĞRAFYA

Sonuç olarak, karantina sürecinde göçü farklı bir perspektiften ele almak istedim. Göçmenlik, yeni kültüre, yeni dile adaptasyon derken, kadının eş zamanlı olarak evliliğin sorumluluklarına da hızlıca alışması gerekiyor. Her bireyin alışma süresi de farklı oluyor. Zaman geçtikçe yaşadığı ülkenin dilini öğrenemeyen, çevresini tanıyamayan, kültüre adapte olamayan kadınlarda öğrenme süreci düzgün işlemiyor. Bu noktada, eşlerin ve ailelerinin hatta arkadaş çevresinin yardım ve desteği ön plana çıkıyor. Yeterli desteği göremeyenler ve engellenmiş hissedenler ise travmalar yaşıyor. Hepsinin ortak duygusu ise kaçınılmaz olarak “özlem”.

Yazmış olduğum kitapla yedi kadının, yedi ithal gelinin dünyasına girdim, göç psikolojilerini derinlemesine hissettim. Kim bilir dünyanın dört bir yanında yaşayan ithal gelinler nasıl zorluklar yaşıyor? Göç, insanlığın soyu tükeninceye kadar devam edeceğe benzediği gibi her biri ayrı bir kitap konusu olacak ithal gelin öyküleri de devam edecek.

Keyifli okumalar.

İthal Gelinler kitabını Türkiye'den temin etmek için

👇

https://tinyurl.com/4ufs58x2

İthal Gelinler kitabını İngiltere, ABD, Almanya ve İtalya'dan temin etmek için

👇

İthal Gelinler – Press Dionysus


Kaynak: Talentra Recruitment Agency

Kitap Hakkında

“Evlilik kumar gibidir” derler, öyleyse yurtdışına gelin gitmek “Rus ruleti oynamak” değildir de nedir?

İthal Gelinler’de, 2000’li yılların başlarında Adıyaman’ın Kara Dantel Sokağı’ndan mutlu bir gelecek umuduyla evlenip yurtdışına giden genç kızların başından geçenler kahramanlarının ağzından aktarılıyor.

Yedi kadın, yedi dünya, yedi coğrafya…

Yeni başlangıçlar!

Göçmen yazar Pelin Markirt tarafından, tek başına geçirdiği üç aylık karantina sürecinde kaleme alınan bu kitap, kadınlığın ve göçmenliğin temel sorunlarını iç içe geçmiş akıcı hikâyelerle sunuyor okuyucuya.

Markirt, evlilik nedeniyle başka ülkelere göç eden kadınlarda öne çıkan çaresizlik, öfke, umut, özlem gibi duygu durumlarını sinematografik bir dille anlatıyor İthal Gelinler’de.

Yazar Hakkında

Güneş’in dünyada en güzel doğup en güzel battığı dediği topraklarda, Mezopotamya’nın parçası Adıyaman’da doğan Pelin Markirt, yazı yazmaya küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Ortaokul ve lise yıllarında okumakta olduğu Adıyaman Anadolu Lisesi’nde tiyatro ve müzik çalışmalarında yer aldı. Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde burslu olarak okuduğu sırada Radyo Bilkent’te halkla ilişkiler alanında gönüllü öğrenci olarak çalıştı. Erasmus değişim programı bursu kazanarak bir dönem Hollanda’da Groningen Üniversitesi’nde işletme ve yönetim eğitimi gördü. Bankacılık ve finans alanında uzun yıllar çeşitli rollerde görev aldı ve Boğaziçi Üniversitesi’nde Finans Mühendisliği alanında yüksek lisansını tamamladı.  Bilgi Üniversitesi tarafından düzenlenen Fenomen Romancılarımız Sertifika Programı’na katılarak yaratıcı yazarlık konusunda çalışmalarda bulundu.

Kendisini sanatın her dalına âşık biri olarak tanımlayan yazarın; çizgi film karakterleri çizmek, resim yapmak, dans etmek ve şarkılar söylemek hobileri arasındadır. Bunun yanı sıra seyahat etmekten çok hoşlandığı için seyahat yazıları da yazmaktadır. Türkçe, Kürtçe, İngilizce, İtalyanca ve Almanca bilmektedir.

Araştırma yapmaktan oldukça keyif alan yazar, 2019’dan bu yana Londra’da kurduğu yönetim danışmanlığı şirketi ile yaşamını İngiltere’de bir göçmen kadın olarak sürdürmektedir.



Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan