latest

“Yazı yazmak tuğla örmeye benzer”

17 Kasım 2021

/ by Bisikletli Gazete

Kâzım Altan’ın birbirine bağlı üç uzun öyküden oluşan “Pantelis” adlı kitabı Türkçe ve İngilizce olarak yayımlandı. Kıbrıs göçmeni olan eğitimci Kâzım Altan’la kitabı “Pantelis” hakkında konuştuk. 

Tuncay Bilecen

Kâzım Bey, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Kıbrıs’ın Baf köylerinden biri olan Ayia Varvara’da (Engindere’de) doğdum. İlkokul ve lise eğitimim Baf kasabasında geçti. O yıllarda Baf Kazası, Kıbrıs’ın mahrumiyet bölgesiydi, şimdilerde ise Güney Kıbrıs’ın önemli turistik merkezlerinden biridir. Baf’ta Kurtuluş Lisesi daha yeni kurulmuştu.  Annem hep avukat olmamı isterdi. Babam ise bu konuda pek renk vermiyordu. Buna rağmen daha iyi bir eğitim alabilmemiz için bizi kasabadaki ilkokula kaydetmekte ısrarlıydı. Şimdi geriye baktığımda köyümüzün ilkokulundan mezun olanların çoğunun yüksek eğitim aldığını görüyorum.  

KIBRIS YILLARI

Babamın,  kasabada evi ve o evin etrafında da birkaç arsası vardı. Babamın ben ilkokula başlamadan önce ailesini bir araya toplama hayali başlamıştı bile. Büyük kız kardeşime daha evlenmeden bir ev yaptı. Arkası da geldi. Bu kabile kültürü çerçevesinde ben de diğer kardeşlerim gibi, köyden kasabaya göç etmiş onun acısını yaşamıştım.

Taşımacılığın ilkel olduğu bir zamanda annemin köyle kasaba arasında mekik dokuduğu o zor günlerin, benliğimde derin bir iz bıraktığını düşünüyorum.  

Edebiyatı ilk kez lise yıllarımda sevdim diyemem; çünkü ben kulaktan kulağa geçen ve tarlada, bağda, bahçede, insanımın kendine has bir tarzla anlattığı masallara, gerçek hayat hikâyelerine, atışmalı söyleşilere ve halk müziğimize çocukluğumdan beri âşıktım.  

TİYATROYA OLAN İLGİSİ

Okulun kütüphanesi yoktu. Evimizde de kitap kültürü yok denecek kadar azdı. O yıllarda, çevremde “roman okumak, sinemada film izlemek, edebi bozar” inancı hakimdi. Böyle düşünmeyenler ise benimle kitaplarını paylaştılar. Bu yüzden onlara müteşekkirim.

Bizim dönemimizde okul müsamerelerine sadece beş ve altıncı sınıflar katılabilirdi. Tiyatroya ilgi duyduğumu fark eden edebiyat hocamız o ekibe, erkenden beni de kattı. Öykü yazma hevesim o yıllarda başladı. Bu hevese, ikinci kez göç etmemin sonucunda perde düşse de edebiyat hep içimde bir yerdeydi.

Londra’ya göç edince; geçim derdi, İngilizceye hakim olma çabası, üniversite yılları, eğitim alanında kariyerim, ailevi sorumluluklarım derken okuma ve yazma hevesim devam etti. İki lisana da eşit hakimiyetim olduğu halde, üç öykü içeren Pantelis’i, İngilizce yazdım, sonra da Türkçeye çevirdim.

Birbiriyle bağlantılı üç öyküden oluşan ve Pantelis adını taşıyan öykü kitabınız yakın zamanda yayınlandı. Bu öykülerin ortaya çıkma sürecinden biraz söz eder misiniz?

Daha önce de belirttiğim gibi kitap yazmak her zaman içimde vardı. Bunu yaşam mücadelesinden dolayı erteledim. Göç etmek kendi dilimden, kültürümden kopup başka bir kültüre uyum sağlamak ve onu kendi kültürümle harmanlamak kolay olmasa da bunu yapmak mecburiyetindeydim.

Yazı bir sanattır. Fakat öykülere doğru bilgi katmak için yazarın araştırmacı olması da elzemdir. Bir iki deneyimden sonra Haringey’de buluşan bir yazar gurubuna katıldım. Üyeler çoğunlukla gençti. Sıram gelince onlara Panteli’nin ilk paragrafını okudum. Amacım onlardan, olumlu veya olumsuz, bir tepki almaktı. “Devam et” dediklerinde “dilini sevdik” mesajını aldığıma karar kıldım. Bir de yazılarımın diğerlerinden farklı olduğunu anladım.

Kitaptaki üç öyküde, anlatıdan uzaklaşmaya, olay ve duyguları mümkün olduğunca göstermeye çalıştım. Yazma serüvenimde kitap okuma tarzım değişti. Artık yalnız kurguya kapılıp gitmiyor, yazı tekniğini inceliyordum. Demek ki yazı yazmak biraz da Panteli’nin tuğla örmesine benzer diye düşündüm çoğu zaman.

Öykü çok uzamıştı. Onu iki veya üç öyküye bağlantılı olarak bölmeye karar verdim.




Kitabınızın başında Panteli’nin Kıbrıs’tan Londra’ya uzanan öyküsüne şahit oluyoruz. Siz de Kıbrıslı bir yazarsanız. Panteli gerçek bir karakter mi? Biraz Panteli karakterinden söz edebilir misiniz?

Panteli bir Kıbrıslı Rum kadınla sevgilisi Kıbrıslı Türkün oğludur.  Ama bu karakter bir Kıbrıslı Türk kadınla bir Rum gencinin oğlu da olabilirdi.  Bence, duygular sınır tanımaz. Eminim, hepimiz, farklılıkları göz ardı ederek birlikteliğe karar veren çok insan tanıyoruz. Öyküde bu iki insan sadece bir aşk yaşadı.          

Az önce de belirttiğim gibi, Panteli’de konular ve karakterler hayat tecrübemin hayal gücümle harmanlanması sonucunda ortaya çıktı. Bu öykü aynı zamanda, farklı coğrafyalarda doğmuş, şu veya bu sebepten dolayı ülkelerinden göç etmek mecburiyetinde kalmış insanların da öyküsüdür. İç savaş, belki toplumdan dışlanma veya ekonomik sıkıntılar göçün başlıca sebebidir. Kaderi kırmak için çalışmak didinmek de bu insanların ortak mücadelesidir. O mücadeleyi Panteli’yle birlikte yaşıyoruz. Onun, kalabalık Londra şehirdeki yalnızlığına rağmen, dürüst ve düzenli çalışmaları, sebatı, tutumlu olması, köyüne, insanına olan bağımlılığı, azınlık toplum fertlerinin çabalarını ve duygularını yansıtır.

 

Öykülerinizde hangi konuları işlediniz?

Yazılarımda konuşulması gereken “tehlikeli” konular var. Hayat maalesef bir gül bahçesi değil; ama sanırım, ben konuların en zorunu seçtim. Sinirsel sağlık bu zor konulardan biridir.

Üç öyküde, belki de ilk iki yavrusunu kaybeden annenin öfkesi, çocuksuz yaşama mahkum olan anne adayının feryadına karışır. Babasını hiç bilmeyen Pantelis’nin sessiz isyanı da aynı koro içindedir. Anlayamadıkları sebeplerden dolayı “gerçek” neyse, onu görmekte güçlük çeken, topluma bir türlü ayak uyduramayan sinir hastalarının halleri yine o harmanlanmış hayat tecrübemden çıkmıştır. Bu sınıfımda bir öğrencimin ruhsal değişiminin farkındalığı olabilir. Sokakta kendi kendine konuşan bir hastanın beynimde bıraktığı iz de olabilir. Sinir hastalarını her zaman tehlikeli ya da komik gören toplum bireylerinin tepkileri de bir şekilde kendini bu satırların içinde gösterir.

Kurgu tecrübe, araştırma ve hayal gücünün yarattığı sinerjinin ürünüdür. Yazmak ise öğrenilmesi gereken bir tekniktir.

Yazar bu üçlüyü bağdaştırmak için didinip durur. Bazen başarılı olur, editörün alkışını duyar, bazen de kurguya perde düşer, o ilham denilen şey neyse, onu oturup bekler ya da beklerken başka şeyler yapar. Perde düşünce ben de öyle yaptım.         



Kitabınızın başında Pantelis’nin Kıbrıs’tan Londra’ya uzanan öyküsüne şahit oluyoruz. Siz de Kıbrıslı bir yazarsanız. Pantelis gerçek bir karakter mi? Biraz Pantelis karakterinden söz edebilir misiniz?

Pantelis bir Kıbrıslı Rum kadınla sevgilisi Kıbrıslı Türkün oğludur.  Ama bu karakter bir Kıbrıslı Türk kadınla Rum gencinin oğlu da olabilirdi.  Bence, duygular sınır tanımaz. Eminim, farklılıkları göz ardı ederek birlikteliğe karar veren çok insan tanıyoruz. Öyküde bu iki insan sadece bir aşk yaşadı.           

Az önce de belirttiğim gibi, Pantelis’de konular ve karakterler hayat tecrübemin hayal gücümle harmanlanması sonucunda ortaya çıktı. Bu öykü aynı zamanda, farklı coğrafyalarda doğmuş, şu veya bu sebepten dolayı ülkelerinden göç etmek mecburiyetinde kalmış insanların da öyküsüdür. İç-savaş, belki toplumdan dışlanma veya ekonomik sıkıntılar göçün başlıca sebebidir. Kaderi kırmak için çalışmak didinmek de bu insanların ortak mücadelesidir. O mücadeleyi Pantelis’le birlikte yaşıyoruz. Onun, kalabalık Londra şehirdeki yalnızlığına rağmen, dürüst ve düzenli çalışmaları, sebatı, tutumlu olması, köyüne, insanına olan bağımlılığı, bence, etkileyicidir.     

 

Kitabınızda üç öykünün ortak noktalarından biri, Sinir ve Ruh Sağlığıdır. “Ruh Sağlığı” konusunun öykülerinizin odağında yer alması konusunda ne söylersiniz?

Birçok ülkede olduğu gibi, Kıbrıs’ta da ruh hastalıkları gizli tutulmaya çalışılır.  Halbuki dünya nüfusunun altıda birinin hayatları boyunca en az bir kez bu tür hastalıklara maruz kaldığı kanıtlanmıştır. Bunların arasında lise ve üniversite yıllarımda hastalanan arkadaşlarım, öğrencilerim, savaş mağdurları, şiddet sonucu kendilerini kaybeden anneler ve çocuklar da var.

Üç öyküde, sinir hatalıklarını bağlayıcı konu olarak işlemek zor fakat benim açımdan, ilginçti. Bu konu şık hayatları sergilemiyor. Ama o hayatı kitaptaki kahramanlarla biraz olsun yaşamak, hepimize iyi gelir sanırım. 

Kitabın geliri Kuzey Kıbrıs’ta, varsa eğer, sınır ve ruh hastaları ve ailelerine destek olmaya çalışan bir gönüllü kuruluşa adanmıştır. Arayışım devam ediyor.

 💬 Pantelis Türkçe ve İngilizce iki ayrı kitap olarak Press Dionysus tarafından yayımlandı...


👉  Pantelis'i Türkiye'de Kitap Yurdu'ndan temin etmek için tıklayın...


👉Pantelis'i UK içinde ücretsiz kargoyla edinmek için tıklayın


👉Pantelis'i  Fieldseat Cafe’den (665 High Rd, Tottenham, London N17 8AD) temin edebilirsiniz.




* Bu röportajın bir kısmı 17 Kasım 2020 tarihli Olay Gazetesi'nde yayınlanmıştır. 




 

Hiç yorum yok

Yorum Gönder

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan