latest

Fırtınalı Denizlerden Sakin Bir Limana okuyucuyla buluştu

06 November 2026

/ by Bisikletli Gazete

Genç yaşta kaptan sevgilisiyle evlenip dünyayı liman liman dolaşan Gülay Esinduy, Fırtınalı Denizlerden Sakin Bir Limana’da çocukluğunun ve ilk gençliğinin Kadıköy’ünü, tutkuyla yaşanan ama kalp kırıklıklarının eksik olmadığı fırtınalı aşk hikâyesini, kayıpların ve iflasların ardından mutfak sanatına, dansa, resme ve seramiğe tutunarak küllerinden yeniden doğuşunu anlatıyor.

 

Tuncay Bilecen

 



Sıradan insanların yaşamı anı/ biyografi türünün konusu olabilir mi? Edebiyatın çetrefilli tartışmalarından biri de bu olsa gerek. Bir yaşamın biyografi türüne konu olabilmesi için o kişinin mutlaka tanınmış biri mi olması gerekir? Ya da bu türde eser vermek için “hayatımı yazsam roman olur” mealinde bir klişeye eşlik eden özgüven patlaması mı gerekir? Bunun bir sınırı, ölçüsü var mı?

Gülay Esinduy’un yaşam öyküsü bütün bu tartışmaların odağında birkaç nedenden dolayı okura “ben buradayım!” diye sesleniyor. Bunlardan ilki, kitabın bir öz yaşam öyküsüyle sınırlı kalmayıp dönemin tarihsel olaylarına ilişkin tanıklıklara da yer vermesi. Örneğin, 6-7 Eylül olaylarının Kadıköy’de nasıl yaşandığını o dönem küçücük bir çocuk olan Gülay Hanım’ın belleğinden okuyoruz kitapta.

KİTABIN ORTAYA ÇIKIŞ ÖYKÜSÜ

Üniversiteden hoca arkadaşım Sercay, bir sohbetimiz sırasında halasının başından geçen sıra dışı bir hikâyeden söz etmişti. Duyduklarım beni çok etkilemiş, sorularımın ardı arkası kesilmemişti. Sıra dışı olan yalnızca anlatılanlar değil, halasının hayatının kendisiydi. Aklıma nereden geldi bilmiyorum, o an halasının hayatını kayıt altına almayı ve bunu bir biyografi kitabına dönüştürmeyi çok istedim. Konuyu Sercay’a açtığımda, “halama bir sorayım, bu tür şeylere açıktır, sıcak bakacağına eminim” dedi. Sohbetimiz esnasında halasının hayatıyla ilgili epey bir bilgi sahibi olmuştum; Sefarad Yahudisi olan ailesinin Selanik’ten İzmir’e ardından da İstanbul’a göç etmesi, aile fertlerinden bazılarının Kadıköy’e yerleşmesi ve daha pek çok şey…

Birkaç gün sonra Sercay’dan müjdeli haberi aldım: “halam, kitap fikrini çok tuttu, muhakkak görüşelim, ‘ben hazırım’ diyor!”

İlk görüşmeyi yapacağımız gün gelip çattığında ses kayıt cihazımı, not defterimi çantama koyup evimin iki sokak altında bulunan, Fenerbahçe Stadı’nın hemen yanında Kördere Sokağı’nın yolunu tuttum. Heyecanı yüzünden okunan Gülay Hanım beni kapıda karşıladı. Sarı saçlarını küt kestirmiş, üzerine kedili bir tişört giymiş, boynuna tişörtünün rengine uygun bir fular dolamıştı, hayat dolu yeşil gözleriyle beni süzüyordu. Bense bu sırada her yerinden bir yaşanmışlık fışkıran evin biblolarını, resimlerini, seramik heykellerini incelemeye dalmıştım. Daha sonra bunların hepsini kendisinin yaptığını öğrenecektim.

Çayın yanında servis ettiği mis gibi kurabiyeleri atıştırırken sohbetimize başladık. Kitabın tamamlanmasının bir yılı aşabileceğini söylediğimde, biraz hevesi kaçar gibi oldu. Hayat hikâyesini, çocukluk hatıralarından başlayarak kayıt altına alacaktık. Ardından bu kronolojik akışa; fırtınalı aşk hayatı, gezip gördüğü ülkeler, sevdiği mekânlar, hayata bakışı, yemek zevki, hobileri eklenecekti. Tatsız konular da vardı konuşacaklarımızın arasında; kayıplar, iflaslar, ayrılıklar…

“Anlatılacak çok şey var da hangisinden başlayacağımı bilmiyorum” dedi.

“Ben sizi yönlendireceğim, merak etmeyin; siz yeter ki kendinizi akışa bırakın, sohbet havasında anlatın” dedim.

Öyle de oldu. Bir manimiz olmadığı sürece her hafta düzenli olarak buluşup sohbetimize kaldığımız yerden devam ettik. Bazen aynı hikâyenin üzerinden birkaç kere geçtik, bazen sohbet bizi bambaşka bir yere götürdü. Haftalar geçtikçe birbirine teyellediğimiz hikâyeler birikmeye başladı. Nihayetinde yeterince malzeme biriktiğinde bunları bir araya getirip yoğurmak için kendisinden biraz zaman istedim. Konuştuklarımızı tasnif edip yazma sürecine girdiğimde eksik kaldığını düşündüğüm konularla ilgili olarak yine Gülay Hanım’ın kapısını çaldım. O zaten birkaç hafta ses vermediğimde “kitap nasıl gidiyor? Eksik kısımlar olursa ben görüşmeye hazırım” diye mesajlar atarak kendisini hatırlatıyordu.



BİR KADIKÖY KİTABI

Fırtınalı Denizlerden Sakin Bir Limana işte bütün bu görüşmelerin toplamından oluşuyor. Buna bir biyografi kitabı demek haksızlık olacaktır; çünkü içinde yalnızca bir kişinin hikâyesi değil, yetmiş yılı aşan bir dönemin Kadıköy’ünün sesleri, kokuları, sokakları, insanları ve mekânları da yer alıyor. Kitap bir taraftan okuyucuyu, Kadıköy’ün ara sokaklarından Moda’nın deniz rüzgârlı sokaklarına, Yoğurtçu Parkı’ndaki çocuk kahkahalarından Altıyol’un telaşlı akşamüstlerine götürürken bir taraftan da cemiyet hayatının aktığı birçok mekânda dolaştırıyor. Komşulukların, mahalle kültürünün, çocuk oyunlarının, sokak satıcılarının, pazarın ve denizin bu semtin yaşayan birer parçası olduğunu hatırlatmak da biz okurlara düşüyor.



KADIKÖY’DEN DÜNYA DENİZLERİNE

Gülay Hanım’ın hikâyesi yalnızca Kadıköy’le de sınırlı değil. Yirmili yaşlarının başında, kaptan olan eşiyle yaptıkları uzun gemi yolculuklarında uğradıkları limanlar, gezilen görülen ve bazen aylarca yaşanan şehirler de yer alıyor kitapta. Sayfalarda gezinirken, kimi zaman Sirkeci’den kalkan eski bir gemide, kimi zaman okyanuslar aşan bir geminin lüks kamarasında, kimi zaman da İstanbul’a kavuşma özlemiyle yanıp tutuşan bir yolculuğun içinde bulacaksınız kendinizi.

İlk görüşmemizde Gülay Hanım’ın bana ikram ettiği kurabiyeler için ne yalan söyleyeyim, pastaneden alınmıştır diye düşünmüştüm. Sonraki görüşmelerde anladım ki Gülay Hanım yalnızca iyi bir gurme değil, mutfakta harikalar yaratan usta bir aşçı da aynı zamanda. Sadece Türk mutfağı mı? Hayır! Tıpkı denizlere, okyanuslara açılan gemiler gibi dünya mutfağına da açılmış, uğradığı her limandan yeni tarifler öğrenmiş. Bu nedenle bir dönem İstanbul’unun yemek kültürüne dünyanın çeşitli şehirlerinden eklenen birçok “Gülay Hanım usulü” lezzetli tarifi de içeriyor kitap.

Çocukluğunda uzak denizlerin hayalini kuran bir kadının hikâyesi bu. Hayallerini gerçeğe dönüştüren bir kadının. Gülay Hanım’ın aşkla ve dünyayı keşfettiği, kayıplarla sarsılıp yine hayata tutunduğu ve kendi hayatını yeniden kurduğu uzun bir yolculuğun hikâyesi…



 Kadıköy’de Söyleşi ve İmza Günü

Fırtınalı Denizlerden Sakin Bir Limana kitabının yayımlanmasının ardından Gülay Esinduy ve kitabın editörü Doç. Dr. Tuncay Bilecen, Kadıköy’de düzenlenecek söyleşi ve imza gününde okurlarla bir araya gelecek. Etkinlikte Esinduy’un yaşam öyküsü, Kadıköy’e ilişkin anıları ve kitabın mutfak süreci konuşulacak.

 

Etkinlik Bilgileri

  • Tarih: 14 Kasım 2026, Cumartesi
  • Saat: 15.00
  • Yer: Kediköy Sahaf Kafe
  • Adres: Rasimpaşa Mah., Misak-ı Millî Sok. No: 81/D, Kadıköy / İstanbul

https://www.kitapyurdu.com/kitap/firtinali-denizlerden-sakin-bir-limana/765332.html?publisher_id=10673

 

SONRAKİ İÇERİK Older Post Home

No comments

Post a Comment

© Tüm hakları saklıdır
Tasarım by Orbay Soydan